12 Temmuz 2026 Pazar

İlişkilerde Seviye

"Büyük devletlerle dost olmak kolay bir şey değildir. Rahmetli İnönü'den aktarma yapacağım. 'Büyük devletlerle dost olmak, ayıyla yatağa girmeye benzer' dedi. 'Ayıyla yatağa giren ne yapacak' dedi. Biz de dedik ki herhalde Paşa bunun ilmini biliyor, söyleyecek dedik. 'Dikkatli olmalı' dedi. Başka da söyleyeceği lafı yoktu. Çok büyük espri. Paşaya yakışan bir espri. Büyük devletlerle düşmanlığın bir yararı yoktur. Büyük devletlere teslim olmanın da bir yararı yoktur. Ama menfaatlerini koruyarak dostluk yapmanın faydası vardır".

Yukarıdaki sözler 1965 ila 1991 yılları arasında 6 defa gidip 7 defa başbakan olan, Turgut Özal'ın vefatının ardından 1993-2000 yılları arasında da Cumhurbaşkanlığı yapan Süleyman Demirel'e ait. 

İsmet İnönü ise 1938'den 1950'ye kadar iki dönem Cumhurbaşkanlığı yapan, 1972 yılına kadar CHP genel başkanlığı koltuğunda oturan, asker ve siyasetçi. Namı diğer Milli Şef. 34 yıl aktif siyasetin içinde yer almıştır. 

Geçmiş icraatlarını beğeniriz veya beğenmeyiz. Şu var ki Demirel 35, İnönü ise 34 yıl aktif siyasetin içinde yer almıştır. Her ikisi de tıpkı diğer siyasetçi ve devlet adamları gibi tecrübe edinmişlerdir. Tecrübelerinden faydalanmak, aktardıkları anekdotları dikkate almak gerekir diye düşünüyorum. 

Çift kutuplu dünyada, tüm dünya devletlerinin iki gücü temsil eden ABD ve Rusya ile ilişkilerinde dikkatli olmasında fayda görüyorum. İnönü'nün büyük devletlerle dostluğun ve düşmanlığın yararının olmayacağı tespitini de yabana atmamak lazım. Hele "Büyük devletlerle dostluğu, ayıyla aynı yatağa girmek gibidir" teşbihi de kulaklarımıza küpe olması lazım. 

Devletler arası ilişkilerden ve diplomasiden pek anlamasam da sade bir vatandaş olarak büyük ve diğer devletlerle ilişkinin kesilmemesi, gerilimin yükseltilmemesi, ilişkinin düşmanlık ve dostluk boyutuna taşınmaması gerektiğini düşünüyorum. Kısaca ilişkilerde ölçüyü kaçırmamak, işi aşırı ve sevgi diyebileceğimiz dostluk ve aşırı nefret noktasına getirmemek gerekir. Çünkü her ikisi de aşırılıktır ve ülkeye zarardır. Kıstas ne dostluk ne de düşmanlık, ülkenin menfaatlerini korumak temel felsefe olmalıdır. 

Devlet başkanlarına hitabın da aynı şekilde ölçülü olmasına dikkat etmek gerekir. Devlet başkanları arasında ülke menfaatlerinin yanında kişisel hukuk da oluşabilir. Kapalı kapılar arasında ve özel görüşmelerde samimiyet olabilir. Birbirleriyle senli, benli konuşabilirler ama ekran karşısında “Sayın” şeklinde resmi bir hitap daha uygun düşer diye düşünüyorum. Pekala ekran arkasında “Dostum”, ekran önünde ise “Sayın” şeklinde hitap edilebilir. 

Buna bir örnek vermek istiyorum. Kendisiyle Adana’da birlikte çalışmıştım. Okulun emektar memuru idi. Okul müdürüyle arasındaki ilişkilerinden bahsetmişti: “Müdür, benim arkadaşım. Evlerimize gider geliriz, ailecek tanışırız. Birlikte kahvehaneye gidip oyun oynarız. Kısaca dışarıda da hep beraberiz. Konuşurken senli, benli konuşuruz. İsmiyle hitap ederim. Ama okula gelince saygıda kusur etmem. Gerekli saygıyı gösteririm. Ceketimin düğmesini ilikler, ‘Müdür Bey’ diye hitap ederim” Arkadaşız diye işimi aksatmam ve savsaklamam” demişti. 

Bu memur ve müdür arasındaki çizginin ve seviyenin devletler arası ilişkilerde de olmasını istiyorum.

Bir hususa daha değineyim. Sayın Demirel ile İnönü birbirine zıt iki siyasi kutbun temsilcisi olmasına rağmen Demirel’in İnönü’den alıntı yapmasını da önemli bulduğumu ifade etmeliyim. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder