Toplum olarak huzurevlerine pek sıcak bakmayız. Hatta birinin huzurevine kaldığını işittiğimiz zaman ayıplarız. "Çocukları bakmamış, atıvermişler. Olmaz olsun böyle evlat" deriz.
Toplum, "Biz nasıl ki anne babamıza bakmışsak çocuklarımız da bize bakacak. Huzurevinde işim olmaz" diye düşünüyor.
Toplumun çoğu huzurevlerine sıcak bakmasa da mevcut huzurevleri dopdolu. Dolu olduğundan huzurevine kalmak için bazıları sıra bekliyor. Biri ölecek ya da çıkacak da kendisine yer açılacak.
Yine huzurevlerinde kalanların hepsi kimsesiz değil, çoğunun çoluk çocuğu var ama soluğu huzur evinde alıyor.
Bu dediğime bir örnek: Tek başına yaşayan bakıma muhtaç yaşlı bir tanıdığımın huzurevine yerleştirildiğini işittim. Bu teyzenin de çocukları var ama bakan olmamış. Hatta vücudu kurtlanmış. Komşuları huzurevine yerleştirmek için girişimde bulunmuş. Ama dolu olduğu için alınmamış. Sıra gelince alırız diye 21.sırayı vermişler. Kaç yıl geçmiş olmasına rağmen bir türlü sıra gelmemiş. Teyzenin vücudu kurtlanınca komşular muhtara, muhtar kaymakama, kaymakam valiye durumu iletmiş. İşin içine vali girince sıra beklenmemiş. Yaşlı teyze huzurevine yerleştirilmiş.
Huzurevlerinin doluluğu, hatta kalmak için sıra beklenmesi huzurevlerine ihtiyaç olduğu anlamına gelir. Demek ki mevcutlara ilaveten yeni huzurevleri açmak gerek.
Ayıplasak da garip karşılaşsak da huzurevleri sayısını artırmaktan başka çare yok. Zamanın ruhu da budur.
Öyle görünüyor ki önümüzdeki yıllarda huzurevlerine daha fazla ihtiyaç duyulacak. Çünkü nüfusumuz yaşlanıyor. Aynı zamanda tek başına yaşayan yaşlı sayısı da her geçen gün artıyor. Zira devir değişti. Eskiden anne babanın yanında bir evlat kalır, birlikte aynı evde alınırdı. Şimdi anne babanın yanında kalan evladı mumla aramak gerek. Çünkü evlenen ayrı eve taşınıyor.
Yine günümüzde karı koca herkes çalışıyor. Çalışanların çalışırken muhtaç anne babasına bakması da zorlaşıyor. Belirli periyotlarla ziyaret de bakıma muhtaç kişinin derdine derman olmuyor. Haliyle bakıma muhtaç olsun veya olmasın yaşlılar koca evde yalnızlara oynuyor. Kapıyı açan yok.
Huzurevinde kalmak için illaki bakıma muhtaç hale gelmek gerekmiyor. Evinde yalnızlara oynayan kimseler için derdini anlatacak, sohbet edecek bir ortam huzurevleri. Hatta huzurevlerinde kalmaları için yalnız yaşayan kimseleri teşvik etmek lazım. Çünkü topluluk içinde yaşayan insanlar Alzheimer hastalığına daha geç yaşta yakalanırlar. Evde tek yaşayanların ise daha erken yaşta bu hastalığa yakalanma riskleri söz konusu.
Burada huzurevlerini cazip gösterme gibi bir niyetim yok. Sadece ileride bizi bekleyen bir ihtiyaca dikkat çekmeye çalışıyorum.
Bunun için ne yapmak lazım? Devletin her yerleşim yerinde yeterince huzurevi açması bu ekonomik şartlarda zor görünüyor. Bu ihtiyacı gidermek için belediyelere bu konuda imkan ve sorumluluk vermek gerekiyor. Her belediye şehrinde yeterince huzurevi açıp işletebilmeli. Parası olandan uygun ücret alınmalı. Parası olmayan ise ücretsiz kalabilmeli.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder