9 Mayıs 2026 Cumartesi

Bira Nasibimde Yokmuş

Marketten gelirken elimdekileri koyup biraz soluklanayım diye bir kamelya aradım. Hepsi dolu idi.

İki erkeğin oturduğu kamelyayı gözüme kestirdim. Selam verip gençler, şurada az nefeslensem olur mu dedim. "Tabii amca, buyurun lütfen" dediler. Teşekkür edip oturdum.

Bir tanesi "Size bir de bira ikram etmek isterdim ama" dedi. Göz ucuyla baktım. Önlerinde kutu kolanın yarısı ebatında teneke bira vardı. Açmışlar içiyorlar. Teşekkür ettim.

Bu arada biranın ambalajını çok albenili gördüğümü söylemeliyim. 

Onlar konuşmaya devam ettiler. Bense soluklanıyorum. 

Soluklanırken "...bira ikram etmek isterdim ama" cümlesini tamamlamaya çalıştım. Çünkü cümle yarımdı. Tamamlanması gerekir. Tam bir Türkçe ya da edebiyat sorusu dedim. Şimdiki yeni nesil soru çeşidinde var mı bilmiyorum ama eskiden bir paragraf verilir, bu paragrafı devam ettirmek istersek aşağıdakilerin hangisi daha uygun olur şeklinde sorularla karşılaşmak mümkündü.

Haydi birlikte yarım kalan bu cümleyi tamamlamaya çalışalım:

"Size bir de bira ikram etmek isterim ama";

"gördüğün gibi önümde bir tane var. Onu da ben içiyorum. Bu yüzden sana ikram edemiyorum",

"fazla olsa dükkan senin",

"Bir iki yudum al diyeceğim. Fakat bilirim, artık diye içmezsin",

"piyasa malum. Bunu da güç bela aldım. Zaman ikram zamanı değil",

"bilirim içmezsin. Hatta ağzına sürmemişsindir",

"ben buna alışmak suretiyle yandım. Seni bari yakmayayım"...

Bunlardan hangisini kastetti ya da ne düşündü bilmiyorum. Bildiğim, bugüne kadar bana hiç bira, içki, şarap ikram eden olmadı. Sadece yaşı küçük olduğu için "şuradan iki bira alabilir misin" diyen oldu. 

Hoş, hiç içki içilen masaya oturmak da nasip olmadı. Otursam da ilahiyatçı olduğumu bilen masadakiler "İlahiyatçısın. Sen içmezsin" diye ikram etmezler. Her şeyi göze alıp içmeye kalksam, "Bir de ilahiyatçı olacaksın" derler mi derler. 

Kendim de bu meret nasıl bir şeymiş deyip merak etmedim ve ağzıma sürmedim. Tüm merakımı, cennete gidersem, orada içeceğim şaraplara sakladım.

Nefeslendikten sonra elime eşyalarımı aldım. Gençler, teşekkür ederim, size bol muhabbetler deyip kalktım. "Allah razı olsun amca" dediler. Yolda giderken bir içtikleri bira gözümün önüne geldi. Bir de yaptıkları dua. İster istemez Ömer Hayyam'ın "Bir elde kadeh, bir elde Kur'an; Bir helaldir işimiz, bir haram" beyti aklıma geldi. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder