20 Mart 2026 Cuma

Çoğu Ev Hanımlarının Dünyası

Geleneklerimizde ev hanımı olan kadınların kardeşi, arkadaşı, komşusu, akrabası vb. kişilerle belirli periyotlarla gün oturması yaygındır.

Otursunlar oturmaya. Eş, dost ziyaret etsinler. Çünkü sabahtan akşama evde oturmaları olmaz.

Yeter ki tadında ve kıvamında otursunlar.

Gidecekleri yere vaktinde gidip vaktinde kalksınlar. 

Giderken ve dönerken başkasına yük olmasınlar. Otobüs, dolmuş ya da araba sürebiliyorlarsa kendi imkanlarıyla gitsinler. Gerekirse yürümeyi göze alsınlar. Birilerini şoför olarak kullanmasınlar. 

Otobüs ve dolmuşu tercih edeceklerse; dönüşü, otobüs ve dolmuşların dolu olduğu mesai çıkışına ve öğrenci dağılmasına denk getirmesinler. Otobüs ve dolmuşun dolu olması sorun değil derlerse ayakta yolculuk yapmayı göze almalılar. Ayrıca yer verme beklentisi içerisine girmemeliler. "Büyüklere saygı kalmamış" demesinler. Yer versinler diye gözünü kestirdiğinin yüzüne bakıp durmasınlar. 

Eve dönüş, çocuğundan ve eşinden sonra olmamalı. 

Misafir oldukları evin erkeği eve gelmeden kalkmayı prensip edinmeliler. Evin erkeğini de düşünmeliler. Çünkü evde kadınlar matinesi varsa biliyorsunuz, bu toplumda eve erkek sineğin girmesi bile yasak. Garibimin işi ve mesaisi yoksa evdeki misafirler gitmemiştir diye akşama kadar çarşı pazar dolaştırmasınlar onu. 

İkramlıkta yarışmamalılar ve abartmalılar. Şu da olsun, bu da olsun dememeliler. Bir orduyu doyurmaya hazırlanır gibi günlerce hazırlık yapmamalılar. Çünkü hem masraf hem ev sahibine külfet. 

İkramlığı tadında ve kararında yemeliler. Şu küser, bu küser, şundan alayım, bundan alayım, ev sahibi bu kadar hazırlık yapmış, yemezsem ayıp olur diye midelerine eziyet etmemeliler. Çünkü her yedikleri kilo olarak kendilerine döner. Her ev kadını değil ama hareketsizlikten dolayı çoğu ev kadınları kilo sorunu yaşıyor. Hele spor yapıp yürüyüş yapmayanların yemelerine ve içmelerine dikkat etmesinde fayda var. Özellikle hamur işi yiyeceklerden uzak durmalılar. Çünkü kilo vermek başlı başına bir sorundur. Hoş, ikramlıklara hamur işi girmezse kıyamet kopar. 

Misafir ağırlayan, çocuklarına ve eşine "Ben tokum. Size şunlardan koyayım" diye kalan kırıntılardan koymamalı. Herkes gibi kendisi de oturup birlikte yemek yemeli. Aynı durum misafirliğe giden için de geçerli. "Ben tokum. Size dünden kalan şu yemeği ısıtayım" dememeli. 

Oturan kadınlar hal hatır, sohbet, şuradan, buradan, havadan, sudan konuşsun. Tüm kurtları döksünler. Muhabbetin dibine vursunlar. Ama ev sahibinin aklına karpuz kabuğu getirmesinler: "Eviniz küçük. Size büyük bir ev lazım. Sizin salona sedir/köşem takımı iyi gider. Şuraya masa çok güzel olur. Halı bu koltuklara gitmemiş. Hala robot süpürge almadınız mı? Ben aldım. Çok kolaylık. Hiç durma..." türünden akıl vermesinler. Ne buldularsa, nereye oturdularsa, ev sahibi ne ikram ettiyse onunla yetinmeliler. Şu marka iyi, bu markadan çok memnunum demesinler. Konuşacak konu kalmadıysa gerekirse uzanıp yatsınlar. Hiçbir şey akıllarına gelmiyorsa sussunlar ya da yeter bu kadar, tadında bırakalım deyip yola düşmeliler. Tüketim toplumunun bir ferdi olduklarını cümle aleme göstermek zorunda değiller. 

Böyle yapmayacaklarsa gün yapmayı bırakıp evlerinde otursunlar diyeceğim ama beni kim dinler. İmam bildiğini okur zira. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder