13 Mart 2026 Cuma

Çiğ Kabak Çekirdeği Hikayem

Ramazanın bir pazarında adımlayalım diye komşuyla çıktık. Ne tarafa gidelim derken İstasyon, Anıt, Zafer, Alaaddin, Kayalıpark derken Aziziye'ye yürüdük. Oradan Yeni Larende Caddesinden mahalleye doğru yöneldik. 

Muhacir Pazarı civarına gelince pazara girelim dedik. Kabak çekirdeği bulabilir miyiz dedim komşuya. Daha önce birinden aldım. İyiydi dedi. Köylülerin satış yaptığı daracık sokağa girdik. 

Gözümüz kabak çekirdeğindeydi. Birinin sattığı kabak çekirdeğini biraz nemli gördük. Az daha gittikten sonra bir başkasının sattığı çekirdek gözümüze güzel göründü. Görüntüye göre alacağız. Çünkü oruçlu oruçlu tatma imkanımız yok. ikişer kilo aldık. 

Eve giderken, "bu bölgedeki satıcılar bizim bölgenin insanı. Konuşmalarından belli. Ben genelde bunlardan alırım" dedi komşu. Ardından evlere geçtik. 

Kayın biraderin ablası çekirdeği görünce, "Bu çekirdek iyi değil. Fazla almasaydın keşke" dedi ama almış bulundum. 

Evde kabak çekirdeğini eksik etmem. Sezonunda alırım her sene. Bu sene de 8 kilo almıştım birinden. Bir başkası 2 kilosuna göz koydu. Bana kaldı 6 kilo. 

Akşam çay içerken çitlerim. Son aldığımın çitlemesi de tadı da güzeldi. Bitmesin, sezonu geçirsin diye gözüne baktım durdum ama ramazandan bir gün önce bitmişti. 

Bakalım bu yeni aldığım nasıl çıkacaktı. İki, üç gün misafir, davet derken yeni kabak çekirdeğinin tadına bakamamıştım. 

İlk defa çarşamba akşamı kaseye doldurup çayla çitlemeye başladım. Çitlerken tadını alamadım. Çayı bitirip çitlemeyi de bırakınca ağzımın içi zehir gibi oldu. Dişlerimi fırçaladım. Üzerine bol su içtim. Nafile. Gece boyunca ağzım bu nahoş tadı hissettim durdum. 

Belli ki çekirdek eskiydi. Eski değilse de yaşken düzgün kurutulmamış. Acımaya yüz tutmuş. Daha doğrusu acımış. 

Bir de iki kilo almıştım. Kayın validenin kızını dinlesem iyiymiş. 

Ertesi günü komşuyu aradım. Çekirdeği beğendin mi diye. Öyle ya belki de benim ağzımın tadı bozuktu. Çekirdeği de komşu beğenmişti, pazarlığı da kendisi yapmıştı. Birer kilo alalım demişti de madem ki beğendi. Bir kilo dediğin nedir ki birden biterdi. Sonrasında tekrar çekirdek arayışına girmeyeyim düşüncesiyle ikişer kiloya çıkarmıştım. 

Komşu, daha tadına bakmamış. Eşime bir sorayım dedi. Daha dönüş yapmadı. Kendisine, çekirdek acı geldi bana dedim. "Acıysa pazar günü gidip geri verelim" dedi. 

Pazar günü gidince çekirdek aldığımız adamı bulabilecek miyiz? Bulsak adamı tanıyacak mıyız? Sürekli geliyor mu? Geliyorsa da her daim aynı yerinde mi sergi açıyor? Haydi bulduk diyelim. Adam geri alacak mı? Şayet pazar günü gidersek, Satıcı ne yapacak göreceğiz. Şu var ki geri para iadesi almaktansa çekirdek dışında sattığı bir şey varsa ihtiyaç olsa da olmasa da değiştirme, geri almasa ya da değiştirmese kabak çekirdeğini kendisine bırakıp gelme niyetim var. 

Hasılı, bir kez daha pazarcı esnafına kanmış oldum. Bu deliğe kaç defa girip çıkacağım, bilemedim gitti. Belli ki onlar beni kandırmaktan ben de kanmaktan bıkıp usanmadan ömrümü tamamlayacağım. 

Türkiye'nin kronik sorunu pazarcı sorunu. Bu ülkenin her bir sorunu çözülse bu sorun çözülmez. Artık hiç umudum kalmadı. Ne zaman ki bu pazarcı esnafı düzelir, bu ülke de düzelir. Böyle derken tüm pazarcılar sahtekardır demiyorum. İçlerinde temiz satan, helalinden satanlar da var. Her zaman böyle dürüstlere rastlamak mümkün değil. Düzgün esnafın içine karışmış pirincin içindeki beyaz taş bunlar. 

Ben pazarcı olsam, bozuk ürüne para verip evime sokmam. Misafirime de ikram etmem. Yemediğim ya da yiyemeyeceğim bir şeyi de satmam. Pazara bile getirmem. Pazara getirsem bile müşteriye, "Geçen senenin çekirdeği, biraz acıma var. Yaşken düzgün kurutulmamış. Bu şekilde alırsanız siz bilirsiniz" şeklinde doğrusunu söylerim.

Sattığım ürününün bozuk olduğundan haberim olmaz da bir müşteri, ürünümden şikayetçi olsa özür diler, geri iade alırım. Bu ürünü de zarar etsem bile kaldırır, çöpe atarım.

Pazar günü pazara gidip çekirdeği geri verir miyim ya da çöpe atar mıyım, pazarcı nasıl davranacak şimdiden kestirmek mümkün değil. Yalnız değiştirme ve geri iadeyi sevmeyen biriyim. Bu işi yaparken de utana sıkıla yanaşırım. Bakalım pazarcı, sattığı çiğ kabak çekirdeği gibi çiğ mi davranacak yoksamahcup mu olacak ya sa satılan geri alınmaz mı diyecek? Bunu da pazar günü anlayacağım. Son durumu da bu yazının sonuna not yazarım.

Kabak çekirdeğinden zarar etsem de kısa günü kârı olarak o gün 2 saat yürümüşüm. 12.167 adım atmışım. 7 km yapmışım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder