28 Şubat soğuğundan bir gün önce Cuma günü Konya soğuk mu soğuktu. Hava raporuna göre hafif karlı olsa da kar yüzü görmedik. 30 km hızındaki rüzgar, artı beş hava sıcaklığını buz gibi yapmıştı.
Cumaya gidip geldim. Rüzgarın verdiği soğuktan dolayı gözüm çarşıya çıkmayı kesmedi.
Nasılsa yarım saat sonra kameracı gelecek diye üzerimi çıkarmadan evin bir köşesine uzandım. Üçe doğru gelen telefondan, kameracının bu soğukta donarız" endişesi olduğunu öğrendim. Upuzun oturuşuma devam ettim. Siz deyin buna, orucu uykuya tutturuyor.
Uyku da bir yere kadar. Yarı uyur yarı uyanık yarı video dinledikten sonra orucu uykuya tutturmuşsun diyeceklere, o kadar da değil şeklinde bir itirazım olsun diye evden çıktım.
Dümeni ne tarafa kıracağıma karar veremedim. Alışveriş yapsam diye düşündüm. Evden herhangi bir sipariş almadım. Yine de marketlere bakayım diye direksiyonu marketlere doğru kırdım.
Hava ise gündüzün sert rüzgarı biraz düşünce yerini normale bırakmış.
Ne yapayım ne edeyim. Markete girersem, seyirle kalmam. Yok yere alışveriş yaparım. Bugünün yürüyüşünü de yapmadığıma göre bari Meram Sanayideki Doğan Yatağanlı'dan ramazanın ilk pidesini alayım. Oradan Atezbazı Veli Türbesi, NEÜ İlahiyat Fakültesi, Meram Yeniyol, Evliya Çelebi Parkı, Lastik Durağı derken akşamı yaparım. Böylece hem yürüyüşümü yapar hem de vakit geçiririm dedim.
Nicedir gelmediğim fırının önünde uzun kuyruk vardı. Geçtim en arkaya. Bir taraftan da pide kaç paradır diye düşündüm. Çünkü ramazanın 9.günü pide ilk siftahım olacaktı. Basından da pide fiyatlarını takip etmemiştim.
Sıra birden geldi. 300 gram pide 25 lira imiş. Ekmeği elime aldım. Kafamda çizdiğim güzergahı yürümek için karşı caddeye geçerek Meram Eskiyol'u takip ettim.
Ateşbazı Veli Türbesine yakın trafik ışıklarına yaklaşırken yoldan geçen bir dolmuş, önce korna çaldı. Ardından geri geri geldi. Yanımda durdu. Ya adres soracaktı ya da bu soğukta yürüme, gel götüreyim diyecekti. Kapıyı açtım. Beni almak için durduğunu öğrendim. Teşekkür ediyorum. Ben yürüyüş yapıyorum dedim. Hayırlı iftarlar temennisiyle kapıyı kapattım. O yoluna basıp gitti, ben de yoluma revan oldum.
Belli ki işinden evine giden bir esnaftı. Hoşuma gitti insanımızın yaptığı bu davranış. Pek arabaya binmesem de güzergahım üzerinde yürüyüp gidenler için durur, arabama alır, bazen güzergahımı da değiştirerek onları gidecekleri yere bıraktığım olur. Belli ki bu insanımız da benim kafadan. Kendi kendime işte yurdum insanı bu dedim. İnsanımızın yaptığı bu jest o kadar ahlaki yozlaşma yaşadığımız günümüzde gönlüme su serpti. Ne kadar bozulsa da mayamızda iyilik yapma, yolda kalmışa elimizi uzatma var diyorsun. Bu tür örnekleri gördükçe ülkenin geleceğine, insanımızın gidişatına dair kafamızda oluşan endişe birden olumluya dönüveriyor. Bu milletin özü temiz diyorsun ve geleceğe daha ümitle bakıyorsun. Ne diyelim, bu tür güzel örneklerin sayıları artsın.
Basıp giden insanımızın ardından, içimde oluşan olumlu havayla birlikte yürüme aşkım daha bir depreşti. Unutmayın ki yürümek aynı zamanda kafa dağıtır, insanı rahatlatır.
Meram Yeniyol'u takip ederek Havzan ışıklarından evime yöneldim. Eve 50-60 metre kala ezanlar okunmaya başladı. Kapıyı açıp girdiğimde sofra hazır, ev ahalisi beni bekliyordu. "Elinde ekmek vardı. İftarını açaydın" dendiğinde, elimdeki ekmek hiç aklıma gelmedi dedim.
Bir iştahla iftarımı yaptım. Üşümem ısınmaya döndü.
İftar öncesi pideyi ad ederek yaptığım yürüyüş 1.30 saate yakın sürmüş. 9500 adım atmışım. Ben buna kısa günün kârı ve ayakların zekatı derim.
İftar öncesi yürüyüşü herkese öneririm. Aç karna yürümek güzel, vakit geçirmeye de birebir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder