9 Şubat 2026 Pazartesi

Ayakların Zekatı

1979 yılından beri tanışıklığım var. Şen şakrak, arkadaş canlısı biri. Aynı zamanda atletik bir vücuda sahip idi. Okul döneminde izci bile olmuşluğu var.

İyi de sigara içerdi. Herkesin yanında içmezdi. İçmek için zula yerleri seçerdi. Fuarın arka kapısında karayollarına ait panoyu mesken edinmişti sigara içme yeri olarak. Sigara içmeye de yalnız gitmezdi. Sigara içmememe rağmen yanında beni de götürürdü.

Uzun yıllar içti sigarayı. Yemen tiryakisi gibiydi. Sonradan gizli gizli içmeyi de bıraktı. Alenen içmeye başladı. Asansörde bile içtiği söylenir.

Gel zaman git zaman bıraktı sigarayı. Bir attı, bir daha eline almadı. Tiksindi desem yeridir. Sigara içenleri görünce de "Allah kurtarsın. Şükür ben bıraktım" diye dua eder.

Giderekten hareketi de bıraktı. Gittikçe kilo aldı. Kiloyu hiç dert edinmedi. Kaç kilosun dediğim zaman da belli değil mi diyerek kilosunu söylemekten kaçınıyor. 

Fırsat buldukça kestiriyor. Otururken terliyor. 

Birkaç defa şu arabayla gidip gelmeyi bırak, lütfen biraz yürü. Ayakların açılsın. Günde yarım saat yürümekle bu işe başla. Yürüme imkanın varken yürü. Yarın bu ayaklar bu vücudu çekmez. O zaman yürüyeyim desen bile ayaklar işlevini kaybeder dememe rağmen yürümeye hiç zaman ayırmadı. 

Şimdi yürümek istiyor. Fakat ayağı pek izin vermiyor. Çünkü ayağının bir tanesi acıyor. 

Bu derece kilo almasında, hareketsizliğin payı kadar rahatına düşkünlük de var. Bir ara bir cenazede karşılaştık. Buğday pazarında birkaç arkadaşla birlikte çay içtik. Ayrılacağımız zaman beni Alaeddin durağına kadar arabasıyla götürecek var mı diye arabası olan birini aradı. Dediği mesafe de fazla değildi. Ama seçenekleri arasında yürüme hiç olmadığı için o kısa mesafe bile kendisine uzak bir yer görünüyor. 

Bir gün tanıdığım bir terziye uğradım. Az sonra kalkacağım zaman falan gelecek. Az bekle dedi. Hayırdır, o çarşıya pek çıkmazdı dedim. "Daralan pantolonları açtıracakmış" dedi. Pes doğrusu dedim. 

Giydiğim pantolonlar daraldı. Beni sıkmaya başladı. Biraz kilo vereyim diyeceği yerde pantolonları açtırması bile işin vehametini gösteriyor. 

Bende de durum tam tersi. Yürüyüş yapmak suretiyle kilo verdikçe pantolonlarım bolardı. Belden düşmeye başladı. Bereket kemer kullanıyorum. Pantolonlar düştükçe tanıdığım çantacıya giderek kemere bir delik açtırıyorum. 

Hem sağlık hem de vücuttaki fazlalıkları atmak için yürüyüş yapmak gerektiğini kendim nicedir uyguluyorum. Yazı konusu ediniyorum. Tanıdığım eş dosta da yürüyüş öneriyorum. Ayaklar çekerken fazla kilolardan kurtulun. Yarın bu ayaklar çekmez noktaya gelince yürümek isteseniz de yürüyemezsiniz diyorum. 

Öyle zannediyorum, fazla ve aşırı kilolu olanlar da bu vücutlarından şikayetçi. Yürümem lazım diyorlar ama bir türlü yürümeye kalkmıyorlar. 

Kendileri bilir. Ama kendilerine yazık ediyorlar. Çünkü ne kadar kilo alırlarsa o kadar nefes nefese kalırlar. Oturduklarından, kalktıklarından, yediklerinden zevk almazlar. Yarın düşüverseler bakımları da zor. Çünkü o ağır vücudu hareket ettirmek zor. 

Hasılı yürümek ayakların zekatıdır. Zekatın hakkını vermek lazım. Zamanla yarışmayanların zorunlu olmadıkça arabaya binmeyip yürümesinde fayda görüyorum. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder