Maduro olayı gösterdi ki ülkelerin bir numaralarının istirahat etmek için girdikleri yatak odaları bile güvenli değil.
Sen koca ülkeyi yönet. Bir sözünle herkesi inlet. Yediğin önünde, yemediğin arkanda olsun.
Halka hizmeti her şeyin üstünde görüp saçını süpürge et. Halkına üç haneli enflasyon, hayat pahalılığı dahil her şeyi ver. O halk senin için kılını kıpırdatmasın. Nankörlükten başka bir şey değil bu. İnsanoğlu çiğ süt emmiş dedikleri böyle bir şey olsa gerek.
Nasıl bir dünya ki sabahtan akşama hizmet için koştur, didin. Gece üç beş saat dinlenmeni sana çok görsünler.
Kişi sandıkla gelir, sandıkla gider dedikleri demokrasi kuralı da hava ve cıvaymış.
Halkın, ülkenin ve ülkeyi yönetenlerin onuru da orman kanunları nezdinde bir hiçmiş.
Devlet başkanı da olsan dünya dedikleri sıkıntı ve dertmiş. Dünyaya gözlerini ağlayarak açmanın anlamı da eyvah ben dünyaya geliyorum, yandım demekmiş.
Makam, mevki, para, pul, şöhret, Karun gibi zengin olmak ve gücü elinde bulundurmak, pekala yatak odasında bir anda bitebiliyormuş. Müflis tüccar dedikleri böyle bir şey olsa gerek.
Kişi, ne oldum dememeli, ne olacağım dedikleri bu olsa gerek.
Her gücün üstünde bir güç vardır, dinsizin hakkından imansız gelir dedikleri herhalde böyle bir şey olsa gerek.
İstirahat için yarım ölüm dedikleri uykuya dalıyorsun. Gözünü açınca uykunun yarım ölüm değil, tam ölüm olduğunu anlıyorsun.
Acı sona dair verdiğim örnekler uzar gider. Böyle acı sonlarla karşılaşmamak, ölmeden ölmemek ve her gün kabus görmemek için geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin devlet başkanları, bir gece sabaha karşı yatak odasından derdest edinmemek için ne yapmalılar? Bunu kendime saklıyordum ama görünen o ki benim devlet başkanı olacağım yok. Bu tedbirimi yazayım da bari mevcut devlet başkanları faydalansın. Böylece benim de çorbada tuzum olsun. Bakarsın bu önerimden sonra devlet başkanları, “Bundaki akıl ne bizde ne de Trump’ta var. En iyisi biz bunun aklından faydalanalım deyip beni başdanışman olarak görevlendirirler.
Nedir tedbirin derseniz? Buyurun:
Devlet başkanlarına ait yatak odası olmayacak. Hayda! Hiç uyumasınlar mı demeyin. Az sabır.
Her devlet başkanı uyumak istediği zaman kendine mezar evler yapacak. Mezar evleri bir tane değil, ülkenin tüm mezarlarının içine bildiğimiz mezar görüntüsünde mezar evler yapılacak. Yani üstü diğer mezarlar görüntüsünde olacak, alt tarafı ise bildiğin yatak odası olacak. Bu yatak odasında her türlü konfor olacak.
Devlet başkanları buralarda istirahat edecekler. Böylece güzel bir uyku geçirerek gündüzün yorgunluğunu üzerlerinden atacaklar. Güne daha dinç uyanacaklar. Çünkü burada onları kimse rahatsız etmez. Trump özel kuvvetlerine emir vererek gidin, şunu alın gelin derse, devlet başkanını bulamayacaklar. Nasıl bulsunlar? Çünkü bir devlet başkanının mezarlıkta bir mezar evde yattığı kimsenin hatta şeytanın bile aklına gelmez.
Diyelim ki mezarlıkta bir mezar evde kalıyor istihbaratını aldı. Koca ülkede tüm mezarlıkları kazmaları gerekecek. Bu da bir devlet başkanına zaman kazandırır.
Bir devlet başkanının mezar evde kalması, güvenliği yönünden elzem olmakla beraber aynı zamanda öldükten sonra başkan yatacağı yere yabancılık çekmeyecek. Çünkü her fani nasılsa ölümü tadacak. Mezar evinde ölünce, öldüğü mezara gömülür. Ayrıca merasime gerek kalmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder