Daha önce birkaç yazımda kullandığım bir hikaye var. Yeri geldi, tekrar buraya almak istiyorum:
“Bir padişahın sefer esnasında atının üzengisi bozulur.
Eratın içerisinde tamirci aranır.
Bir asker tamir eder. Padişahın hoşuna gider askerin ustalığı. Bir kese altınla ödüllendirir askeri. Ardından askerin işine son verir.
Adamları: ‘Oldu mu ya padişahım yaptığınız. Aynı anda hem ödül hem de ceza verdiniz" diyerek şaşkınlıklarını ifade ederler.
Padişah: ‘Oldu. Hem de çok iyi oldu. Çünkü asker, üzenginin tamirini çok güzel yaptı. Demek ki bu konuda maharetli. Bu yönüyle takdiri ve ödülü hak etti. Fakat bu bizim askerimiz. Asıl görevi de askerlik. Eğer bir insan bir başka işi kendi işinden daha iyi yaparsa esas işini ihmal eder. Bu yüzden askerlik görevine son verdim’ der”.
Hikayeden ne kastedildiği anlaşılıp hisse alınmış ise de üzerine kelam etmek isterim.
Hikayeye göre bir insan bir başka işi de çok iyi anlıyor ve yapıyorsa asıl işini ihmal ettiği anlatılmak isteniyor.
İnsan yaptığı işin dışında başka bir işten anlayamaz mı? Anlar elbet. Çünkü bazı insanlar çok yeteneklidir. Bu durumda başka işten anlayan asıl işini ihmal eder sözünü nasıl anlayacağız?
Yaptığı işin dışında başka işten de anlayan herkes asıl işini ihmal eder mi? Buna evet ihmal eder diye cevap veremeyiz. Çünkü asıl işine odaklanan, işi dışında esas işini ihmal etmeden bir başka işi de pekala yapabilir. Hikayede anlatılmak istenen, esas işinin dışında ek iş yapan kimseler kastediliyor olsa gerek. Bu demek değildir ki her ek iş yapan asıl işini ihmal eder. Böyle düşünmek toptancı anlayıştır. Çünkü öyle kimseler vardır ki asıl işi ile ek işini karıştırmaz. İkisinden birini tercih durumunda kaldığı zaman ek işini ihmal eder. Sayıları çok az olsa da böyleleri var. En azından böyle olmasını ümit ediyorum.
Şu var ki resmi işi varken ek işle uğraşan nicelerini bilirim ki maalesef asıl işini ihmal ediyor. Çünkü ek işine yoğunlaşıyor. İki işinden birini tercih etmek zorunda kalırlarsa asıl işi ihmal edip ek işine yoğunlaşırlar. Mesela ek işinde yoğunluk varsa, bu iş para getiriyorsa, devlet işi ihmal ediliyor. Rapor, izin vs. yoluna gitmek suretiyle resmi işine gitmiyor. Çünkü asıl işi olan resmi işe gitse de gitmese de maaşından bir eksilme olmuyor. Halbuki ek işine gitmezse veya ek işini yapmazsa müşteri kaçırır. Kısaca bu kimse bir koltukta iki karpuz taşımaya çalışıyor. Zorda kaldığı zaman yere bıraktığı devletin karpuzu oluyor.
Bu durum Türkiye’nin maalesef kanayan yarası. Bu tiplere kimse bir şey demiyor. Demeye kalkan olursa da dediğine pişman olacak şekilde epey bir laf işitiyor. En azından sana ne derler. Hoş kimse bir şey demiyor artık. Hatta helal olsun, işini çıkartıyorsun deniyor. Nasılsa devletin sahibi yok.
Alın size bir örnek. Nöbetçi olduğum katta derse giren bir öğretmenin mazeret izinli olduğu şeklinde bir mesaj aldım. Baktım kimmiş diye. Sene başından beri bu şekil çok defa gelmedi. Kah izinli kah raporlu.
Hasta mı? Hayır. Önemli bir mazereti mi var? Sanmıyorum. Bildiğim, geçen yıl gıda üzerine bir yer açtığı. Çalışanları olsa da sipariş fazlaca geldiği zaman okula gitmeyip işyerine gidiyor. Kolları sıvayıp çalışıyor.
Baktım kaç saat dersi var diye. Haftada iki gün geliyor. Toplam 12 saat derse giriyor. Yani maaş karşılığını bile dolduramıyor. Diğer günler ise koordinatörlükleri var.
İzin ya da raporu koordinatörlük görevinin olduğu zamanlar aldığını sanmıyorum. Çünkü koordinatörlüğe hiç gitmese de kimse bilmez. Çünkü takip etme imkanı yok.
Daha önce böyle birine değindim. Bu kişinin yaptığıyla aynı.
Yapılan doğru mu? Yani özel işinde çalışmak için devlet işini ihmal etmenin savunulacak bir tarafı yok. Sayıları da maalesef az değil.
Not: Öğretmen olup da ek işinden dolayı asıl işini ihmal eden ya da dersi olduğu zaman rapor veya izin alan kimseleri yazı konusu edindiğim çok yazım var. Bugüne kadar görevini ihmal eden öğretmenleri eleştirdiğimden dolayı hiçbir öğretmenden tepki almadım. Yalnız ne zaman bir imamı konu edinen bir yazı ele alıp paylaşsam, bazı imamlardan tepki alırım. Hem savunma hem saldırı. Halbuki imam da olsa öğretmen de olsa bunlar bizim insanımız. Hiçbirinin ismine, camisine ve okuluna yer vermiyorum. Yazılarımda tüm öğretmenler tüm din görevlileri böyledir diye toptancı bir anlayışa da girmediğime göre bu bazı imamların eleştiriye tahammülsüzlüğünü anlamak zor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder