18 Ocak 2026 Pazar

Emekli Kesenekleri Nerede?

Emekliler, "Şu kadar yıl çalıştım. Bu kadar prim ödedim. Benden şu kadar kesinti yapıldı. Bu kesintiler nerede? Bizden kesilen bu kesenekler değerlendirilmiş olsaydı, bugün bize bütçede para yok. Size fazla veremiyoruz diyemezlerdi" diyerek veryansın ediyor.  

Emekliler haklı mı? Haklı. Hem de yerden göğe kadar. Gerçekten, zamanında emeklilik için kesilen kesenek, kâr getiren fonlarda değerlendirilmiş olsaydı, her emekli kendi birikmişinden emekli parası almış olsaydı, ne devlet emeklileri yük görürdü ne de emekliler devlete yük olurdu. 

Hepimiz biliyoruz ki bu kesenekler değerlendirilmedi. Bu kesintiler devletin başka bir giderine harcandı. Devlet her emekliye sanki çalışan gibi bütçeden ayrı para ayırıyor. Bu yüzden zam verirken kılı kırk yarıyor. Olan da milyonlarca emekliye oluyor. 

Buraya kadar olup biteni bir tespit olarak yazdım. Her tespit bizi düşündürüyor, üzüyor. Başka da elimizden bir şey gelmiyor. 

Bir başka üzen daha var. Çözümü olmayan düşünme ve çaresizlik de insanı üzüyor. Her üzüntü insanı demarilize eder. Bu kadar üzüntü yeter, battı balık yan gider deyip işi biraz sulandıracağım. Bu sulandırmaya emekliler kızacak ama yapılacak bir şey yok. Zira izahı olmayan şeylerin mizahı olur. 

Sulandırma şöyle. Hani emekli her sene hakkını istiyor. Devlet de eldeki bütçe imkanları çerçevesinde ancak bu kadar verebilirim diyor. Emekli de nerede benden yapılan kesintiler diyor. Bu diyalog bana aşağıdaki çocuk şarkısını aklıma getirdi. Buyurun hatırlayalım. 

"Komşu komşu hu! 

Oğlun geldi mi?/Geldi. 

Ne getirdi?/İncik boncuk

Kime kime?/Sana bana. 

Daha kime?/Kara kediye

Kara kedi nerde?/Ağaca çıktı. 

Ağaç nerde?/Balta kesti. 

Balta nerde?/Suya düştü. 

Su nerde?/İnek içti. 

İnek nerde?/Dağa kaçtı. 

Dağ nerde?/Yandı bitti, kül oldu.

Teşbih ya da kıyas ne derece doğrudur bilmem. Alakası yok da diyebilirsiniz. Burada incik boncuğu, hepimizin ortak malı beytülmal yani hazineye benzetebiliriz. Kara kediyi de bütçedeki kara delik, bütçe açığı, faiz ödemesi vs. diyebiliriz.

Bu kara kedi denen kara delik öyle bir şey ki kapansın diye içine ne atarsan yutuyor. Yani milletin malı bütçedeki kara deliği kapamaya gidiyor. Keşke kapansa. Bu da mümkün değil. Çünkü dişinin kovuğunu bile doldurmuyor. 

Bu deliği kapatma uğruna; ağaç, balta, su, inek, dağ heba oluyor. Kısaca emeklinin emekli keseneklerini bir dağa benzetirsek, dağ yanıp kül oluyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder