Yazmak kadar güzel bir şey
yok.
İçinden geçenleri ip gibi
diziyorsun.
Yazarken de kimseyi rahatsız
etmiyorsun. Ne bakışınla ne oturuşunla ne de sesinle.
Bu durumda yapacağın tek şey cep telefon tuşlarını sessize almak kafi.
Yanında kimsecikler yokken
kendini yabancı ve bir başına hissettirmiyor. Daldırıp götürüyor seni başka bir
aleme.
İçini döküyorsun. Dünya,
hayat, dert ve sıkıntılar, çözüm ve çözüm önerileri, sebep ve sonuç önerileri
birbir gözünün önüne geliyor, zihninde okuyorsun, klavye marifetiyle kağıda boşaltıyorsun.
Ne kağıt derdini bana boşaltıyorsun diyor ne de klavyem, basıp durma. Derdinin
kahyası mıyım, yeter artık diyor. Ne acınıyor ne de sızlanıyor. Sessiz sessiz
dinliyor ve tarihe şahitliğime tanıklık ediyorlar. Dost dediğin böyle
olur.
Yazıyor yazıyorsun.
Kafandakileri yazıp bitirince saatine bir bakıyorsun. Geçmez denen vakit ne güzel geçmiş. İki günü eşit tutmadan ne de güzel bir iş çıkarmışım diyorsun ve çıkmış karşına bir eser.
Yazım ve imla hatalarını
görmek için yazıya dönüp bir bakıyor ve okuyorsun. Yazıdaki tek eksiklik T9'un
su koyuvermesinin dışında bir şey yok. Bana yardım edeceğim diye kastettiğim
kelimenin dışında bir kelimeyi görünce bu da nereden çıktı diyorum. Mesela
"bana" yazıyorum. Bir bakmışsın yardımcım "baba" ya
dönüştürmüş oluyor kelimeyi. Bu baba da nereden çıktı diye kısa bir
düşünüyorum. Sonra bizim yardımının işgüzarlığı ve okuması diyorum. Bazen böyle
yapsa da yine de canı sağ olsun. Tam beceremese de karşılıksız yardım ediyor ve
sayemde böyle hızlı yazabiliyorsun, unutma diye başa kakmıyor. Kim yapar bu
devirde almadan vermeyi ve bu hasbiliği. Kağıt ve klavyeden sonra etti mi
dostun sayısı üç. Haydi tuşlara durmadan basan parmak uçlarımı da dostlar
hanesine dahil edelim. Tüm zararlarına rağmen tüm yazdığımı kaydeden, not
defteri görevini yapan cep telefonunu da dostlar sofrasına almak lazım.
Bu kadar hasbi dost yeter şimdilik. Yeniden yazmaya geleyim.
Yazmak;
Bir nevi okumaktır.
İnsanın kendi kendisiyle konuşup dertleşmesidir.
Hafızayı güçlendirir.
Hayata ve olaylara daha farklı perspektiften baktırır.
Kelime hazineni güçlendirir.
Düşündürür her şeyden öte.
Düşündükçe insanın ufkunu açar.
Düşünceyi yazıya geçirmek ise özgürleştirir.
İşte ben buyum diyor alıcısına ve seyredenlere. İçimin dışa yansımış
hali der.
Cesarettir aynı zamanda.
Bedel ister. Mimlenmenin ve kutuplaşmanın kol gezdiği bugünlerde.
Burun kıvıranlara, yazı düşmanlarına, fikir ve düşünceye ve aykırı
fikirlere tahammülü olmayanlara ben buyum dedirtir insana.
Elinle düzeltemediğini,
dilinle beceremediğini kalbinle buğzdur bir nevi.
Söz uçar, yazı kalır misali tarihe şahitlik etmek ve not düşmektir.
Hasılı her şeye rağmen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder