İslam dini mükemmel bir dindir. Bazı emir ve yasakları
eksik gibi görünse de bunlar İslam'ın eksikliğinden ziyade bizim
anlayamadığımızdan ya da anlamak istemediğimizdendir. Mükemmel olduğu için de
zaten son din olmuştur. Bu son dinle beraber Allah'ın dini de tamamlanmıştır.
İslam
dinine giriş yapanlar karşılarında mükemmel bir din ile karşılaşırlar. İslam ne
kadar mükemmelse de ona inanan Müslümanların çoğu mükemmel değil maalesef.
Normal şartlarda kendisi mükemmel olan bir şeye tabi olan da mükemmel olmalı
değil midir? Değiliz maalesef. Bir tezatlık var. İslam'ı gönüllere ve zihinlere
kazıyacak iyi bir rehber ve kılavuz değiliz. İslam'ın kendisini bizi menzile
götürecek iyi ve mükemmel bir araca/ata benzetirsek bu aracı kullanan
sürücülerde iş yok demektir. Zira at sahibine göre kişner. İyi bir şoför, iyi
bir kaptan değiliz maalesef. Kötü kullanıcının elinde kıymetli bir değer
yerlerde sürünüyor denir ya, teşbihte hata olmasın, işte öyle bir şey.
İslam,
tüm umdeleriyle birlikte ele alınarak yaşandığı takdirde bir değer ifade eder.
Bir kısmını önemli görür, yapar ve yaşar, bir kısmını da görmezden gelip kulak
ardı edersek veya biz İslam'a değil de İslam'ı kendimize benzetmeye çalışırsak
sanırım bu yaşadığımız İslam bizi yükseltip yücelteceği yerde yerlerde
süründürür. Ki olan da budur. Müslümanların ve İslam dünyasının hali pürmelali
ortada. Bir araç tüm aksesuarıyla birlikte bir mükemmellik ifade eder. Araçtaki
bir eksiklikle yola çıkmak bizi yarı yolda bırakabilir. Zira araçtaki her şeyin
yeri ve zamanı geldiğinde önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Biz İslam dininin
emir ve yasaklarının bazılarını ön plana çıkarıyor, bazılarını "olmasa da
olur, yapsak iyi olur ama yapamıyoruz" diyerek geri plana itiyoruz. Seçe
seçe İslam'ı sürekli yapıla gelen birkaç ibadete indirgiyoruz. Baştan
söyleyeyim vereceğim örnekler İslam'ın temel umdeleridir. Asla küçümsenmeyi
gerektirmez. Zaten niyetim de bu değil, ki haddim de değil. Mesela bugün sadece
namaz ve oruca indirgedik İslam'ı. Varsa namaz, yoksa namaz. Kişileri
değerlendirirken ve araştırırken bile namazı bir ölçü olarak ele alıyoruz,
"namazında, niyazında" diyerek. O kadar namazdan konuşuyoruz ki
gören, "İslam sadece namazdan ibaret" sanır. Bunu da düzgün bir
şekilde yapamıyoruz maalesef. Zira o kadar camimiz sadece Cuma ve bayram
namazlarında doluyor. Yıllık orucumuzu tutuyor, durumumuz iyi ise hacca gidip
geliyor, ara ara umreye gidiyor, cimrilik sınırı olan zekatımızı da veriyoruz.
Başka ne var yaptığımız? Bir defa kıldığımız namaz ve oruç nefsimizi terbiye
etmek, hayatımıza dinamizm katmak, kötülüklerden uzaklaştırmak gibi
ibadetlerdir. Hac ve zekat sosyal yönünü gösterir. Diğer geriye kalan umdelerin
de konuşarak muhabbetini yapıyoruz.
İslam çalışmayı, üretmeyi, insana ve insanlığa hizmeti
emreder; biz üretme yerine hep tüketiyoruz. İslam, ahlakı olmazsa olmaz kabul
eder; biz meyve vermeyen ağaç gibiyiz. Dedikodu, gıybet, iftiranın alasını
yapıyoruz. İslam, temizlik imanın yarısı, der; biz kendimize temiz olmak
şartıyla doğayı, çevreyi her yeri kirletiyoruz. İslam saygıyı, hoşgörüyü,
zorlamamayı emreder; biz gücü ele geçirdiğimiz zaman yapmadık baskı
bırakmıyoruz. Ne yazık ki bizim için bir nimet olan İslam’ın kıymetini
bilmiyoruz, elimizdeki hazineyi kullanamıyoruz. Elindeki değeri kullanmayı
bilmeyene ne denir? Beceriksiz. Evet ta kendisi…
Hasılı İslam öyle bir din ki her yönüyle yaşandığı takdirde
mükemmeldir. Müslümanlar bugünkü hali pürmelalimizi dert ediniyorsa önce
Müslüman olma konusunda ona ‘teslim’ olarak samimiyetimizi göstermeliyiz. ‘Ya
Rabbi, amenna!” demeliyiz. Kal ehli olmayı bırakıp hal ehli olmalıyız. İslam’ın
umdelerinden işimize geleni seçip diğerlerini arka plana atmamalıyız. Bir
tarafına ağırlık verip diğerlerini es geçersek günümüzde olduğu gibi bizi
yerlerde süründürür.
Nefsimizin Müslüman’ı değil, İslam’ın Müslüman’ı olmamız
lazım vesselam! 10/08/2017