İnsanoğlu dilinin altında gizlidir,
konuştuğu zaman kendini ele verir. Yeter ki konuşsun, konuşmasına izin
verilsin. Yumurtlar da yumurtlar. Ama yumurta yenir mi/yenmez mi tartışılır.
Kendisini bir şey sananların yumurtladığı bazen kendisini vezir yapsa da
çoğu zaman rezil eder. Bu işi siyaseten yapıyorsa 'Olmaz da neyse' dersin. Ya
bunu söyleyen söylediğine inanarak söylüyorsa işte vahim olan da budur. İşin
garibi bu hastalığın adı da yoktur, tedavisi de. Kişi doktor da olsa kendisini
tedavi edemez. Hani “Terzi kendi söküğünü dikemez” deriz ya, işte öyle bir şey
bu.
Bu girizgâhtan sonra sadede gelmek için tarihe bir yolculuk yapalım. Buhari ve Müslim’de rivayet edilen bir hadisi şerife göre mealen, “Ammar bin Yasir, bıyığı yeni terlemiş bir genç iken Hz Muhammed, "Ammar'ı ileride isyancı bir güruh öldürecektir," der. Gel zaman git zaman Sıffın Savaşında Hz Ali ile Muaviye karşı karşıya gelir. Savaş öncesi iki ordu savaşa başlamadan önce bazı sahabiler, Ammar'ı Hz Ali'nin safında görünce Muaviye tarafının isyancı güruh olduğunu anlayarak savaş alanını terk ederler. Nihayet olması istenmeyen bu savaş oluk oluk Müslüman kanının akmasına sebebiyet verir. Bu savaşta Hz Ali'nin yanında savaşa giren Ammar şehit düşer. Savaş biter. Taraflar büyük zayiatlar vererek geri çekilir.
Muaviye'nin safında savaşa giren Abdullah bin As, savaş bitimi babası Amr bin As’ın yanına gider. Orada Muaviye de vardır. Abdullah babasına, ‘babacığım, Peygamber, Ammar’ı isyancı bir güruh öldürecek’ demişti. ‘Ammar, Ali’nin safında idi ve öldürüldü. Bu durumda biz isyancı bir güruh olmuyor muyuz?’ diye sorunca babası Amr, ‘Oğlum! Onu esas öldürenler, onu savaş meydanına getirenlerdir’ cevabı verir.”
Bu olayın bir kısmı Sahihayn’de, bir kısmı
da siyer kitaplarında anlatılır. Olayın iç yüzünü Allah bilir. Yine biliriz ki,
“Ammar’ı öldürenler, onu savaş meydanına
getirenlerdir” diyen Amr bin As, çok zeki bir komutandır. Amr bu sözü
söylemişse bu söz size hiç tanıdık geliyor mu? Eğer biraz gündemi takip
ettiyseniz bu cevap günümüzde 15 Temmuz’da şehit olan 250 kişiyle ilgili bir
vekilin, "O ölen 250 vatandaşımızın
katili devlettir. Bunu açık açık bir vekil olarak söylüyorum." sözü
arasında çok rahat bir bağ kurabilirsiniz. Tıpatıp aynısı. Tercümesi, “250
kişinin katili, onları meydanlara çağırandır” da anlaşılabilir.
İlmin zirvesine varmış vekilin cevabı bana
Amr bin As’ın sözünü hatırlattı. Demek ki asırlar geçse de, nesiller değişse de
insanın yapısı değişmiyor. İnsan aynı insan. Tiyniyeti de aynı. Ne fazlalığı
vardır, ne de eksikliği. Hele mazeret üretmede, kılıf bulmada, suç isnat etmede
üstüne yoktur. Laf cambazıdır insanoğlu, özellikle böyleleri. İşin garibi
milletin gözünün önünde canlı yayında cereyan eden kanlı darbe teşebbüsünü
inkar edip hainleri temize çıkarırcasına devleti suçlamak nasıl bir psikoloji?
Nasıl bir kişilik? Nasıl bir ruh hali? Gerçekten vahim bir durum bu.
İşin garibi ülkenin üzerinden buldozer gibi geçen bir
darbeye daha içimizdekileri inandıramamışız. Şehitlerimizi darbeye
kalkışanların öldürdüğüne inandıramamışız. Biz nasıl yurt dışındaki insanlara
bu ülkede darbe yapıldı diyeceğiz? Adı, sahasında kariyer yapmış ve zirvesine
ulaşmış bir ilim adamı olsa da, halkın oylarıyla seçilmiş ve Mecliste bizi
temsil eden bir vekil olsa da, Allah kimseye akıl ve izan noksanlığı vermesin,
böylelerine basiret ve feraset versin, gözlerindeki perdeleri kaldırmayı,
hayata diğer normal insanlar gibi bakabilmeyi nasip etsin. Bu insanlar bu
taşıdıkları psikoloji ile gerçekten iyi yaşıyorlar. Ne edersiniz ki lideriyle,
vekiliyle biri “darbe kontrollüydü” diyor, diğeri; “iki yüz elli kişiyi devlet
öldürdü,” diyor. Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş. 09/08/2017
** 06/09/2017 tarihinde Kahta Söz'de yayımlanmıştır.
** 06/09/2017 tarihinde Kahta Söz'de yayımlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder