23 Temmuz 2026 Perşembe

Muhtarlıklara Bir de Böyle Bakalım

“Türkiye’de İçişleri Bakanlığı Muhtar Bilgi Sistemi güncel verilerine göre tam olarak 50.428 muhtar görev yapmaktadır. Bu muhtarların yaklaşık olarak 32.000’i mahalle, 18.000’i ise köy muhtarı olarak hizmet vermektedir.

Asgari ücret alan muhtarların devlete maliyeti: 1.414.606.256

Soru şu: Her türlü resmi evrakın E-Devlet üzerinden temin edilebildiği bir zaman da “Muhtara gerek var mı?”

Muhtarlık kaldırılırsa hangi hizmet aksar? ”

Sosyal medyada arkadaş olduğum bir gazeteci profilinde böyle bir paylaşım yapmış. En sonunda da muhtara gerek var mı? Muhtarlık kaldırılırsa hangi hizmet aksar diye sormuş. 

Kendisine üşenmeyip yorum yazdım. Yazdığım yoruma, “Valla epeyce yazmışsın Ramazan bey. Neredeyse ikna olacaktım” yorumunu yazmış. Bakalım sizi ikna edebilecek miyim? 

Muhtar ve muhtarlık olmazsa, 

1.Mahalle veya köy başsız kalır.

2. Kaymakam, belediye başkanı, vali, siyasi bir köye geldiğinde muhatap bulamaz.

3.Ayçiçeği stoku yapanlardan haberdar olamayız.

4.Beştepe'de yapılan rutin muhtarlar buluşması gerçekleşmez.

5.Mahalle ve köydeki ihtiyaç sahiplerini kaymakamlara bildiren olmaz.

6.Kişi adresinde olmadığı zaman tebligatlar muhtara bırakılır. İlgili kişi muhtara gidip alır. Muhtarlık olmasaydı kişi PTT'ye kadar gitmek zorunda kalırdı.

7.Kaymakamların emrinde olan seçilmiş kişi sayısı azalır. Kaymakam muhtarlara toplantı yapamamış olur. Bu da kaymakam emrinde çalışan personel sayısının azalmasına sebebiyet verir. 

8.Mahalle ve köyünde yanmayan sokak lambası, çukurları belediyeye ileten olmazdı.

9.Beş yılda bir yapılan seçimlerde muhtara oy atılamayacağı için seçimde heyecan ve gerilim olmazdı. Sandıkta görevli olanlar muhtar ve ihtiyar heyetini tek tek tutanağa geçirmeyeceği için sandık görevlilerinin seçim iş ve işleyişi erken biterdi. Sandık görevlileri o kadar para alıyor, müsaade edin de geç vakte kadar çalışıp aldıklarını hak etsin.

10. Muhtarlıkların kalkması demek kişilere ikinci bir iş ve maaş vermemek demektir.

11.Muhtarlıklarını kalkması, kişilerin seçimle kazandığı unvanı kullanmaması demektir. Eski ve yeni muhtar diye bir unvan olmayacak. Bu da muhtarım dendiğinde muhtarların sevincini elinden almak demektir.

12. Milli bayramlarda protokol tribününün dolmaması demektir.

13.Muhtarların silah ruhsatı alamaması demektir.

14.Muhtarlığı kaldırmak genel bütçeden daha az para çıkması demektir. Bu da tasarruf demektir. Unutmayalım ki itibardan tasarruf edilmez.

15. Park ve bahçelerde bulunan muhtarlık hizmet bürosunda sabahtan akşama muhabbeti kesmek demektir.

Hasılı kardeş, muhtarlık olmazsa olmazımız, kırmızıçizgimizdir. Olmasalardı halimiz nice olurdu? Bir düşün. Meseleye bir de lütfen bardağın dolu tarafından bakalım. 

Kaplıca Odalarının Kullanımı

Ne işe yaradığını, faydasının ne olduğunu bilmesem de yılda bir kez yaz aylarında üç dört günlüğüne kaplıcaya giderim.

Yakın diye Afyonkarahisar bölgesindeki kaplıcaları tercih ederim. 

Bir gittiğim tesise tekrar gitmemekle birlikte ikinci defa aynı termale gittim.

Gittiğim termal müşteri çekmek için yapılması gereken ve ihtiyaç olan her şeyi odalara ve tesisine yapmış.

Tesis isimleri farklı olsa da hepsi birbirinin kopyası gibi. Bir yatak odası, banyoda bir termal havuzu, mutfak ve oturma odası, bir de balkon.

Oturma odasının büyüklüğüne göre bir ya da iki kanepe konmuş. Duvara monte edilmiş bir televizyon olmazsa olmaz.

Bize tahsis edilen odanın kanepesine baktım. Kanepe yepyeni. Geçen yıl farklı bir odada kalmıştım. Oradaki malzemeler de yeni idi.

O güzelim yepyeni kanepelerin kaç yerinde sigara yanığı gördüm. Üzüldüm de. Nedense bizim insanımız bir adım atarak balkonda içebileceği sigarasını kanepeye oturarak içmiş. İçeriyi kokutmakla kalmamış, içmeyi de becerememiş, kanepeyi yakmış.

Görünen o ki bizim insanımız üç kuruş vererek faydalandığı odayı kendisinin malı sanıyor. Parasını verdim. İstediğim gibi kullanırım diye düşünüyor. Üç kuruş vererek beş kuruşluk masraf çıkarıyor. Hoş, kendi evi ve malı olsa böyle hor kullanmaz. En azından kanepeyi yakmaz. 

Bugüne kadar kaç yıldır kaplıcalara giderim. Kaldığım odayı teslim ettikleri şekilde teslim etmişimdir. 

Dört gecenin sonunda pılıyı pırtıyı toplayarak eşyaları arabanın bagajına koydum. Odanın anahtarını resepsiyon görevlisine verirken odaya bakacak mısınız dedim. "Hayır efendim. Odalara bakmıyoruz" dedi. Hoşça kalın deyip ayrıldım.

Yolda giderken resepsiyondaki görevli kızın "Odalara bakmıyoruz" sözünü düşündüm. Halbuki oda tesliminde odalara o değilden bakılması iyi olurdu. Odalara bakılacağını, zarar verilmişse tazmin ettirileceğini bilen kaplıcanın geçici sakini, kendisi için tahsis edilen odayı yerli yerinde kullanır, eşyaya zarar vermez. Ne şekilde almışsa o şekilde teslim eder. Kendisinden sonra bu odayı tutacak kişiye de sigara yanığı olmayan kanepe teslim etmiş olur.

Kaplıca, otel her neresi olursa olsun tesisler müşteri kaçırırım endişesine kapılmamalı bence. Tesise gelen kimseye odası gösterilmeli. "Size teslim ettiğimiz eşyalar bu şekil. Çıkışta da aynı şekilde istiyoruz. Eğer farklı bir durum oluşursa yani kişinin kullanımından kaynaklanan bir zarar durumu söz konusu olursa bedeli çıkışta tazmin edilir. Bu da odanın içindeki malzemeleri teslim aldığınızda dair tutanak" denmeli.

Çıkışta resepsiyon görevlisi tarafından odadaki eşya ve malzemelerin kontrolü yapılmalı. Odadaki eşyalara zarar verilmemişse teşekkür edilmeli. Şayet sigara yanığı gibi durumlar oluşmuşsa kanepenin yeni fiyatı odayı kiralayandan alınmalı. Böyle bir muameleyi hoş karşılamayan müşteriden varsın kaplıca mahrum kalsın. 

Kaplıca ve otellerde bu şekil bir kontrolün yapılması, odadaki eşyalarının kullanımında azami gayret gösterilmesini beraberinde getirecektir. Böylece eşyalar uzun ömürlü ve tertemiz olur. Odayı devralan da gönül rahatlığı içinde kalır. 

Keramet Elbisede Olmalı

Makam, mevki ve mansıp sahiplerinin kulağına küpe olsun:

1.Resmiyeti sevin, ciddiyete hayran olun.

2.Görev yaparken içinizdeki çocuğu dışa çıkarmayın. İçinizdeki çocuğu gerekirse öldürün. 

3.Olduğunuz gibi görünmeyin. Göründüğünüz gibi olun. Resmiyet ve ciddiyetten asla ödün vermeyin.

4.Farklılığınızı göstermeye çalışmayın. Eski köye yeni âdet getirmeyin. Örf, âdet, gelenek ve teamüller yol haritanız olsun. 

5.Sosyal medyayı çok kullanmayın. Hep yaptığınızı her görüntünüzü paylaşmayın.

6.Halktan biri olmayın. Halkın içine girmeyin. Halkı arkanıza almayın. Halktan biriyim mesajı vermeyin. Arkamda yüz binler var zehabına kapılmayın. Ben de sizden biriyim imajınız, unutmayın ki sizi halkın içine gönderir. Şekil A da görüldüğü gibi onlardan biri olursunuz. 

7.Bu makam ve mevkie geldiğinize göre arkanıza kimi almanız gerektiğini çok iyi bilmeniz gerekir. Çünkü sizi oraya halk getirmiyor. 

8.Temsilden ödün vermeyin. Keramete inanmasanız da giyim kuşam, kılık kıyafet ve elbisenin kerametini yabana atmayın. Zira bu ülkede dış görünüş ve kaporta en iyi temsildir. Elbise sizin itibarınızdır. İnsan itibarı için yaşar, itibarı için ölür. 

9.Elbette halkın içinde yer alacaksınız. Ama bu ortamda bulunurken bağrınıza taş bastıracaksınız. Resmiyet ve ciddiyetten ödün vermeden, gerekirse sahte gülücükler dağıtacaksınız. Çünkü siz temsil makamısınız. 

10.Kısaca işi bileceksiniz. Yol yordam bileceksiniz. Gerekirse yatağa kravat* ve takım elbise ile gireceksiniz. 

Değilse sizi ben bile kurtaramam. 

*Aynı yurtta kaldığım bir arkadaşım vardı. Kaldığımız yurdun yatakhanesi en üst katta, dolaplarımız ise bodrum katta idi. Bodrum kata inip pijama giymek ve üst kata yatmaya gitmek mesele idi. 

Bu meseleye arkadaşım çözüm buldu. Sabahleyin kravat takmak derdi olmasın diye yatağa kravatını çıkarmadan yatardı. Bizler sabahleyin üst kat, alt kata in çık, pijama çıkar, gömlek giy, kravat tak işiyle uğraşırken ve zamanla yarışırken arkadaşım peşin satan gibi yanımızda dururdu. Okula gitmek için herkesten önce hazır olurdu. Bize de “Haydin ya sizi mi bekleyip duracağım” diye kızardı. 

O zamanlar bu arkadaşın kravat, gömlek ve pantolonla yatağa yatmasını garip görürdüm. Şimdi o arkadaşı çok daha iyi anladım. Meğer benim arkadaş ta o zamandan ben her türlü makam, mevki ve mansıba hazırım diyormuş. Kıymetini bilemedik vesselam.