31 Mayıs 2026 Pazar

Mutlak Butlan Formülü

Dert ve sıkıntı eksik olmaz bu hayatta

Çoğu da çözümsüz kalırdı hep

Nihayet imdada yetişti mutlak butlan

Bundan sonra kim tutar bizi. 


Biriyle dost iken sorun mu yaşadın? 

Bu derdi kafandan atamıyor musun? 

Dersin ki ona, bundan sonra aramızda

Geçmişi yaşanmamış sayacak mutlak butlan olsun. 


Evlisin. Boşanmak mı istiyorsun? 

Boşanınca nafakadan mı korkuyorsun? 

Aç bir mutlak butlan davası

Hakim geçmiş evliliği yok saysın. 


Eski eşin senden nafaka isterse

De ona, ortada evlilik yok ki nafaka olsun 

Aha bu da mahkeme kararı

Sonrasını eski hanımın düşünsün.


Yarışı kaybederek koltuktan mı oldun? 

Üzülme! Gün doğmadan neler doğar. 

Bakarsın çıkar bir mutlak butlan kararı

Mahkeme kararıyla yeniden oturursun koltuğa. 


Unutma ki mutlak butlan kararı

Her derde deva en sihirli formüldür. 

Üstelik yerli malıdır

Herkes onu kullanmalıdır. 


Anormallikler Normalimiz Oldu

Sosyal medyada dolaşırken bir vakfa ait 2026 yurt içi ve yurt dışı kurban bedeli önüme düştü. 

Başka vakıf ve derneklere ait yurt içi ve yurt dışı kurban bedellerinin de görmek mümkün. 

Bazılarında yurt dışında kesilecek ülke ve kıtaya göre fiyatlar değişirken bazıları resimde olduğu gibi yurt içi ve yurt dışını tek fiyatta sabitlemiş. 

Diğer vakıf ve derneklerin yurt içi ve yurt dışı kurban bedelini bir tarafa bırakarak görseldeki yurt içi ve yurt dışı kurban bedelini bir irdeleyelim. 

Gerçi her vakıf ve derneğin kurban bedeli farklı olsa da bir gerçek var ki yurt içi kurban bedeli yurt dışına göre dört katı. Yani bizde bir kurban kesen, çoğu yurt dışında dört kurban keser. 

Yurt içi ve yurt dışı kurban bedelini görür görmez vay be dememek elde değil. Anormallik bizde mi yurt dışındaki ülkelerde mi? Yurt dışı Gazze hariç fiyatlar birbirine yakın olduğuna göre anormallik bizim ülkede. 

Bu fiyat makası sadece bu yıla ait değil, nicedir böyle. Demek ki yüksek fiyata kurban kesmek bu ülkenin makus talihi olmuş. 

Besici kazansa onlar bari kazanıyor dersin. Besiciye sorsan onlar da dertli. Biz tüketiciler zaten her sene dertliyiz. Üretici ve tüketici dertli olduğuna göre bu ülkede etten ve kurbandan kim kazanıyor, merak ediyorum. 

Yurt içi ve yurt dışı bu fiyat uçurumunu gören Türkiyeli bir vatandaş kurban bağışını yurt içine mi yapar yoksa yurt dışına mı? Öyle zannediyorum bağışçıların kahir ekseriyeti yurt dışı seçeneğini tercih eder. Tercihini yurt içinden yana kullanan bağışçı sayısının da bir elin parmaklarını geçtiğini sanmıyorum. Geçen biri, "dört kurban bağışladım" dedi. Sormadım yurt içi mi yurt dışı mı diye. Büyük ihtimalle yurt dışını tercih etmiştir. Öyle ya akıl var, mantık var, hesap var, kitap var. Yurt içinde bir bağış yerine yurt dışına dört bağış yapabiliyorken niye yurt içini tercih etsin. 

Bu fiyat makasını siz nasıl görürsünüz bilmem ama bu uçurum bana anormalin anormali geliyor. Bizde tekelcilik mi var, gıda terörü mü var, rant mı var, fahiş fiyat mı var, girdi maliyetleri mi yüksek, enflasyon belası mı? Bilemedim gitti. Şu var ki bu anormallik bizim için normal olur oldu. 

Bu durum yani fiyat uçurumu sadece kurbana has olsa hiç gam yemeyeceğim. Aynı durum hac için de geçerli. Çünkü hac parası da çok anormal. 

Yazımı bir soru ile bitireyim. Bu ülkede hacca gitmeyi ve kurban kesmeyi caiz görür müsünüz? 


30 Mayıs 2026 Cumartesi

İki Su Fatura Kıyası

Bu su faturasını 29.05.2018 yılında sosyal medyada paylaşmışım. 32 günde 17 ton su kullanmışım. Fatura bedeli de 72 lira imiş.

Bu fatura bedelini çok bulmuş olmalıyım ki kendimce belirlediğim tasarruf tedbirlerini yazarak bu faturanın altına paylaşmışım.

Her ne kadar tasarruf benim işim olsa da yazdığım tasarruf tedbirlerinin bir uygulanabilirliği yok. Gülünsün diye mizah yapmışım. 


Bu yan taraftaki su faturası da 2026 Ocak ayına ait. Bu sefer 36 günde yine 17 ton su kullanmışım. Fatura bedeli de 777,5 TL. 

İlk fatura 2018 Nisan, diğer fatura ise 2026 Ocak ayına ait. İki fatura arasında 7 yıl 9 aylık fark var. 8 yıl diyelim. 

Niyetim suyun pahalılığından dert yanmak değil. Aynı ton yani 17 ton su, 8 yıl önce 72 TL iken 8 yıl sonrası 777,5 liraya tekabül etmesi dikkatimi çekti. Öyle ya 72 nere, 777 nere. Arada 10 kat fark var. Bu demektir ki bu iki faturaya göre paramız on kat değer kaybetmiş. 

Bana birileri, 2018 yılında yaklaşık sekiz yıl sonra şimdi 72 lira verdiğin suya 777 lira vereceksin dese kafayı mı yedin, benimle dalga mı geçiyorsun derdim. Yine birileri, paramız yaklaşık 8 yıl sonra on kat değer kaybedecek dese, şakanın sırası değil derdim. 

Görünen o ki sadece suyu baz alırsak 8 yıl içinde paramız on kat değer kaybetmiş. Nereden bakılırsa acınası bir paramız var ve izahı zor bir durum söz konusu.

Hasılı, evlere şenlik bir paramız var. Taşıması zor, sayması zor. Eskiden sadece bankalarda ve cirosu çok yerlerde bulunan para sayma makinesi şimdi çoğu yerde var. Kurban kestiğim yerde bile vardı. Besici, sayarak iki deste halinde götürdüğüm 35 bin lirayı saymak için makineye attı. Öyle ya saymaya kalksa o hengamede sayması zaman kaybı. Bir de doğru sayması mesele. Akıllılık yapıp para sayma makinesi temin etmiş. 

En büyük banknotu torunlara harçlık verirken utanır olduk. Alışverişte de işe yaramıyor maalesef. 

Doğru dürüst işimizi görmeyen bu para değer kaybetmeyip de ne yapsın. Sekiz yılda su faturası on kat artmayıp da ne yapsın?

Burada tamam öyle de maaşlar seki yılda ne kadar arttı? Bunun hesabını yaptın mı denebilir. Hiç yapmadım böyle bir hesap. Niyetim bile yok. Ne maaşlar artsın ne de su faturası on kat artsın. İsterim ki milli paramız değerli olsun. Maaşlar da yerinde saysın, su faturaları da diğer ürünler de.