11 Mayıs 2026 Pazartesi

GS ve AK Parti

İkisi de ikrar abidesi. 

Her yarışı bir şekil kazanıyorlar. 

Biri 26.şampiyonluğunu kazandı, öbürü de 24 yıldır iktidarda. 

İkisinde de problem varsa bile dışarıya sızmıyor. 

Sevenleri memnun kalsa da sevmeyenleri yine mi bunlar kazandı? Biraz da başkası kazansa diyor.

Yarışa katılanların yarışı kazanma gibi bir dert ve hedefleri olmadığı için hem futbol hem siyaset arenası bunlara kalıyor.

GS kötünün iyisi olarak şamşiyon oluyor. AK Parti de diğerleri alternatif olamadığı için hep iktidar oluyor.

Her ikisinin de seven kadar sevmeyeni ve nefret edeni çok. 

Farklı yönleri:

GS'de yönetim kültürü var. AK Parti de ise karizma lider ve tek kişiden ibaret yönetim anlayışı var.

GS'de seçimi kaybeden kopup gitmiyor. Kulübün başarısı için kaybeden ve kazanan kenetleniyor. AK Parti'de ise küsen ve gücenen ya da küstürülen ve gücendirilen partiden uzaklaşır.

GS köklü bir kulüp iken AK Parti'nin geçmişi iktidar dönemiyle sınırlı.

GS futbol olduğu müddetçe yaşamaya devam eder. AK Parti'nin Erdoğan sonrası yaşayıp yaşamayacağını zaman gösterecek. 

10 Mayıs 2026 Pazar

FB ve CHP

Biri spor/futbol, diğeri siyaset alanında olsa da FB ile CHP, birbirine çok benziyor. Hatta aynılar desek yanlış olmaz.

Diğer kulüp ve siyasi partiler gibi her ikisi de dernekler kanununa tabi.

Her ikisi de yüz yılı aşkın bu arenadalar.

Her ikisi de geçmişte ipi göğüslemiş. FB belli bir süre şampiyonluk sayısında birinciliği elinde bulundurmuş. CHP de tek parti olması hasebiyle uzun süre ülkeyi yönetmiştir.

Her ikisi de yarışı daima ikinci tamamlıyor. Birinciliğe ulaşamadıkları gibi ikinciliği de kimseye kaptırmıyor.

Her yarışa bu sefer tamam parolasıyla yola çıkar. Yarışa favori olarak katılır. Her yarış sonrası "O sene bu sene değilmiş" denir.

Her yarış sonrası yönetim krizi çıkar. Genellikle seçimi olağanüstü genel kurula gider. Olağanüstü genel kurula gitmeyen başkan için gerekirse imza toplanır. Seçimlerde birden fazla aday yarışır. Adaylar ve seçim atmosferi Türkiye gündemine oturur.

Yarışta çok para harcarlar. Harcadıklarının karşılığını hiç alamazlar.

İstedikleri başarı gelmedikçe başarısızlığı hiç kendilerinde aramazlar.

Bükemedikleri eli öpmedikleri gibi yarışa şaibe karıştırmakta çok mahirler.

Mazeret, gerekçe, bahane üretmede üstlerine yoktur.

Hep kaybetmenin ezikliğini yaşarlar ama mağrur duruşu hiç terk etmezler.

Başarmak için yarışmaktan ziyade başarılı rakiplerine çelme takarak aşağı çekmeye çalışırlar.

Ülke futbolunun ve siyasetinin gelişmesinin önünde en büyük engeldirler. Fakat bunun farkında değiller.

Rakipleriyle uğraşmaktan futbol oynamaya ve siyaset yapmaya zamanları kalmaz.

“Yarışı kazanandan daha fazla gündem olduklarını” gururla söylerler.

Her ikisi de ülkenin değişmez müzmin muhalifi...

10 Çocuğa Teşvik

Dünya nüfusuna paralel olarak Türkiye'de de nüfus oranları azalmaya başlayınca, devletin aldığı bazı tedbirler ve verdiği teşviklere karşın, Ordu'nun Kumru ilçesi belediye başkanı da ilçesindeki nüfus oranını artırma adına kolları sıvamış.

Belediye Meclisinde alınan karara göre;

İki yıl boyunca Kumru'da ikamet ediyor olmak.

04.05.2026 ve sonrası doğmuş olmak gerekiyor.

Çocuk sayısına göre teşviklere gelince;

3 çocuğu olana 50 bin, 4 çocuğa 100 bin, 5 çocuğa 150 bin, 6 çocuğa 200 bin lira.

8 çocuğu olan aileye belediyede iş imkanı.

10 çocuğu olana ise sıfır km bir araba verilecek.

İlk iki çocuğa ve 7. Çocuğa, anladığım kadarıyla, teşvik yok.

Belediye başkanı şov yaparak gündeme gelmek mi istiyor, nüfusu artırma adına verdiği teşvikle ne kadar samimi bilmiyorum. İnşallah dalga geçmiyordur.

Nüfusu artırma işi bir defa belediyenin hele kıt kanaat imkanları olan ilçe belediyesinin boyunu aşar.

Bir aile için üç çocuğu anladım da günümüzde 10 çocuk olması muhal bir istek. Evlilik çağının her geçen yıl ötelenip evlenme yaşının daha geç yaşlara sarktığı günümüzde, bir kadının 10 çocuk doğurabilmesi gerçeklerden uzak. Bugün 25 yaşında evlenen bir kadının 40 yaşına kadar her 1,5 yılda bir çocuk dünyaya getirirse bu sayıya ancak ulaşır. Her doğumda ikiz, üçüz doğum yaparsa bu sayıya daha erken yaşta ulaşabilir. Tabii bu kadar çocuğu doğuran anne sağ kalırsa. Oldu olacak, çocuklar öksüz kalırsa belediye büyütecek teşviki de eklenebilirdi.

Belediye başkanının 10 çocuğu olan aileye sıfır km araç verecek olması da gülünç. Çünkü araç deyince benim aklıma beş kişilik otomobil geliyor. Yedi cücelere pardon 10 çocuğa sahip olacak aile bu araca nasıl sığsın? Çünkü anne, baba ve 10 çocuk, toplam 12 kişilik bir aile olacak. Başkan yarım otobüs vereceğim deseydi bunda bir mantık olurdu.

Başkanın bu absürt talep ve teşviki Türkiye gündemine oturduğuna göre öyle anlaşılıyor ki Başkan şöhretini Türkiye gündemine taşıdı. Belki de amacı bu idi.

Başkan, kusura bakmasın da bir araba için günümüzde kimse 10 çocuk doğurmaz. Hele annelerin çoğunun çalıştığı günümüzde çalışan anneye öl demektir bu teşvik.

Başkan, oldu olacak, gücü yetiyorsa birden fazla evliliğe kapı aralayacak mevzuat değişikliğine öncülük yapsın. Belki o zaman bu rakamlara ulaşan aile çıkar.

Şakanın sırası değil dediğinizi duyar gibiyim. İzahı olmayan şeylerin mizahı olur. Başka ne yapayım.

Şu bir gerçek ki ödülle, teşvikle, söylemekle ve siparişle kimse çocuk doğurmaz. Hele on çocuğa bir araba hiç karın doyurmaz. Bu işin iş bulması, evliliği var. O yüzden teklif ve teşvikiniz sizin olsun.

Belediye başkanı ülke nüfusunun artmasını istiyorsa, her şeyden önce ilçesini istihdam yönünden cazip hale getirebilirse nüfus artar.

Hülasa, fazla çocuğa teşvikten ziyade herkes niçin fazla çocuktan kaçıyor? Zamanın ruhu az çocuğa doğru gidiyor. Bunun üzerine kafa yormak lazım.