5 Temmuz 2026 Pazar

Emeklinin Alışamadığı Tek Şey

Nisan 2026'da yaş haddinden emekli olan çiçeği burnundaki bir emekli, emekli olmasının ardından birkaç ay sonra yıllardır çalışıp emekli olduğu kurumundaki meslektaşlarını ziyarete gider.

Hoşbeşten sonra "Emeklilik nasıl gidiyor? Emekliliğe alışabildin mi" sorusu soruluyor. "Çok iyi gidiyor. Her şeyi güzel. Yalnız emekliliğin bir şeyine hiç alışamadım" cevabını verir. "Nedir o" dendiğinde, "maaşına alışamadım" der.

Bu muhabbette ben bulunamadım. Ortamda bulunan biri söyledi. 

Emekliliği eskidikçe emeklimiz, kendisine bağlanan emekli maaşına alışabilecek mi? Mümkün değil. Öyle zannediyorum, vefat edinceye kadar bu maaşa alışamayacak. Çünkü çalışırken 100 binin üzerinde maaş alan biri, emeklilikle birlikte 50 binin altında bir maaş alırsa bu maaşa alışabilmesi mümkün değil.

"45 bin neyine yetmez. Daha ne. Allah bereket versin. Bunu bulamayan da var" denebilir. Mesele yetip yetmemesi, maaşın az olması değil, emeklilikle beraber reva görülen maaş.

Elbette çalışanla, emekli olan arasında maaş farkı olsun. Çünkü çalışanla çalışmayan bir olmaz. Fark olsun olmaya. Ama arada bu kadar da uçurum olmasın. Bu durum şuna benzer: Dün bol kepçe yemek verdiğimiz birine bugün kaşıkla vermeye benzer. 

*

Bir düğün evinde gelin almaya gitmeden önce bir büyüğümle teşehhüt miktarı oturdum. Konu ağabeyinden açıldı. Başladı anlatmaya: "Malumunuz eşi vefat etti. Yalnız yaşayamayınca evlenmek zorunda kaldı. Hanımı kendisinden genç idi. İkinci evliliğinden bir çocuğu oldu. Evlilikleri pek düzgün gitmedi. Evliliği devam ettirmek için atını, arabasını, evini ve barkını sattı. Sonra hanımı çekip gitti. Boşandılar. 90 bin lira tazminat ödedi. Ardından nafaka davası açmış. Şimdi yine tek başına kaldı. Evi olmayınca kirada yaşıyor. 20 bin lira emekli maaşı alıyor. 14 binini kiraya veriyor. Çocuklarından da yardım yok" dedi. 

Görünen o ki bu emeklimizin ikinci baharında yüzü gülmemiş ve her şeyini kaybetmiş. Aile faciası bir yana kiranın ardından arta kalan 6000 lira ile bu emekli nasıl yaşasın? Bu emekli de yaşadığı müddetçe ev sahibi olamayacağı için kiradan kurtulamayacak ve hem emekli maaşına hem de kira sonrası artan parayla geçinmeye alışamayacak. Çünkü geçinemeyecek.

Görünen emekliliğin ardından emeklilere insanca yaşayabileceği bir hayat standardı ikame etmediğimiz müddetçe emeklilik sorunu bu ülkede her geçen gün bir sorun olarak karşımıza çıkacak. Beddualarımız değişecek. Biri diğerine beddua ederken “Emekli olasıca” diyecek.

“Emekli sayımız çok. Eldeki imkan bu. Verilen maaş ile evi olan biri geçinebilir. Emekli olmadan evini almalıydı. Bu ülkede genç yaşta emekli çok. Devlet hangi birine baksın. Üstelik bizde emekli maaşı kişi ölünce sona ermiyor: eşine geçiyor, kızına geçiyor” türünden cevaplar ve gerekçeler çok. Hatta “Ömür uzadı. İnsanlar eskisi gibi erken ölmüyor. 20 sene çalışıp 40 yıl emekli maaşı alınıyor” deniyor. 

Tüm bu gerekçelerde gerçeklik vardır. Ama bu gerçekliği emekli düzeltmeyecek. Şu var ki düzeltilmeyen bu sistemin ceremesini emekli çekmemeli.

Sonra biz düzeltmeye kalktık da emekli engel mi oldu? 

3 Temmuz 2026 Cuma

İşi Bilen Bir Başka

Haziran 2026 enflasyonu, 0,99 çıkmış. Belli ki yeni TÜİK Başkanı, bu oranın çıkması için marketlerdeki fiyatların küsuratını göz önünde bulundurmuş.

Bir diğer husus TÜİK Başkanı belli ki esnaflığı iyi biliyor. TÜİK Başkanı olmasaydı herhalde iyi bir tüccar olurdu. Malumunuz son yılların yükselen değeri marketlerde ürünlerin fiyatı hep küsuratlıdır. 0,90, 0,95, 0,99 gibi.

Bu şekil etiketleme müşteriye ucuz geliyor. Oh be 1 lira bile değil, 0,99 deyip alıyor ya da 1,99 olan bir ürünün 99'unu görmüyor bazı müşteriler. 1 lira imiş. Sudan ucuz diyor ve kapış kapış alıyor. 

Bir diğer husus TÜİK Başkanı bu hesaplama ile ben burada kalıcıyım. Haberiniz olsun. Buraya umut bağlamayın, makamıma göz dikmeyin. Avucunuzu yalarsınız diyor.

Aynı zamanda demek istiyor ki kıymetimi bilirseniz ne âlâ. Yok bilmezseniz, ticaret benim işim. Değme marketçiler elime su dökemez diyor.

Bir diğer husus, 0,99 enflasyon oranının düz hesap denip yuvarlanmaması, bu makamın bu işi çok ciddi yaptığını gösterir. Öyle ya tüyü bitmemiş yetimin hakkı var bu oranda. Öyle ya yuvarlasaydı, devleti 0,01 oranında zarara uğratacaktı ki çalışan ve emekli göz önüne bulundurulduğunda, onlara 0,01 daha fazla zam yapılacaktı ki sonuçta telafisi mümkün olmayan bir kamu zararı ortaya çıkacaktı.

2 Temmuz 2026 Perşembe

Önce Şaşkınlık Sonra Sevinç

İki tane sürekli kullandığım raporlu ilacım var. Eskiden ikisi de aynı zamanda biter, aile hekimine birlikte yazdırırdım. Bir tanesinin ilacını doktor değiştirince iki ilacım da aynı tarihte bitmemeye başladı. Üç aydan üç aya olsa aile hekimine bir defa giderken şimdi iki defa gitmeye başladım.

Raporlu ilacımın bir tanesi için rutin kontrole gittim. İlacın yoksa ilaç yazayım dedi doktor. Olabilir dedim. Üç kutu yazmış.

Üçüncü günün sonunda reçetemi hatırlayarak bir nöbetçi eczaneye uğradım. Eczacı ilacımı poşete koyup uzattı. Borcum dedim. "Borç gözükmüyor" dedi. İyi günler deyip çıktım. 

Borcumun olmamasına şaşırdım. Nasıl olur dedim. Çünkü ne zaman eczaneye gitsem, ilaçlarım raporlu da olsa "katkı payı" adı altında mutlaka borç çıkar, her defasında 100, 300, 300 bayılırdım. 

Şaşkınlığın ardından sıra geldi sevinmeye. Nasıl sevinmem. İlk defa borcun yok dendi ve elimi cebime atmadan eczaneden çıktım.

Üç dört gün önce diğer raporlu ilacımı alırken ödemiştim. Aradan fazla zaman geçmeyince borç çıkmadı diye düşünüyorum. 

Aman neyse ne. Üzümünü yiyip bağını sormayacağım. Bir daha eczaneye yolum düşünceye kadar bu keyfi yaşamalıyım.