28 Şubat 2026 Cumartesi

Salih Amel

Salih amel; iyi, hoş, güzel davranış anlamına gelir. Eşittir ibadet demektir. 

Allah'ın rızasına uygun, insanların yararına olan her türlü davranış salih amel kapsamına girer.

Adına ister salih amel ister ibadet diyelim. İki çeşit ibadet vardır. Dar anlamda ibadet, genel ya da geniş anlamda ibadet.

Dar anlamda ibadet dendiği zaman namaz, oruç, hac, zekât, kurban gibi ibadetler akla gelirken, geniş ya da genel anlamda ibadet dendiği zaman insanın toplum içinde yaptığı her türlü olumlu hareket akla gelir: Güler yüz göstermek, hal hatır sormak, yardım etmek, insanlar hakkında güzel şeyler düşünmek, empati yapmak, işimizi düzgün yapmak, dürüst olmak vb... Kısaca toplum içinde toplumun faydasına olan her türlü amel diyebiliriz buna. 

İbadeti ya da salih ameli kapsam yönünden dar olan ve geniş olan şeklinde ayırmak ne derece doğru olur bilmiyorum. Zira ibadet ibadettir. Birini, diğerinden ayırt etmemek gerektiğini düşünüyorum.

Yalnız dar anlamda ibadetin din görevlileri ve de toplum tarafından daha çok öne çıkarıldığını düşünüyorum. Bana kalırsa geniş anlamda ibadetin daha öne çıkarılması en güzeli. Çünkü dar anlamda ibadet olan namaz, oruç, hac gibi ibadetler kişinin Allah'a olan borcunu yerine getirmesinden ibarettir. Kişinin, kıldığı namazı, tuttuğu orucu övünç meselesi yapması, hayatının merkezine koyması bana çok doğru gelmiyor. Çünkü namaz ve oruç, kişinin birine olan borcunu ödemesi gibidir. Bu borç ilişkisi, alacaklıyı ve borçluyu ilgilendirir. Borcun zamanında verilmesi bir övünç meselesi değildir. Aynı zamanda bu borcun yerine getirilmesinin ya da yerine getirilmemesinin topluma bir faydası ve zararı olmaz.

Topluma esas faydası ve zararı olan ibadet ise geniş anlamdaki ibadettir. Tüm eylemlerimiz Allah'ın rızasına uygun ve toplumun yararına olursa bu ibadet toplum için bir anlam ifade eder. Çünkü insan toplumsal bir varlıktır. Salih amel ise topluma dokunmak demektir. Herkes salih ameli ön plana çıkaracak şekilde bir davranış içerisine girerse, bundan toplum yararlanır, toplum kendiliğinden düzelir. Çünkü geniş anlamda ibadet, eşittir güzel ahlak demektir. 

Tamam, ibadeti dar ve geniş şeklinde bir tasnif tabi tutmayalım. Birini diğerinin önüne geçirmeyelim. Ama dar anlamda ibadeti çok öne çıkarıp geniş anlamda ibadeti geri planda bırakmayalım. 

27 Şubat 2026 Cuma

Bir İftarın Ardından

Perşembe günü ABK Holding'in iftarı vardı. Bir grup liseden sınıf arkadaşıyla bu iftara eşlik ettik. Yedik, içtik. Görmediğimiz arkadaşlarla ayaküstü de olsa muhabbet giderdik.

Bu vesileyle arkadaşlarla bir arada toplanmışken fırsatı değerlendirdik. Holding binasına evi yakın bir arkadaş evini açarak hem çaya doyduk hem de muhabbete.

ABK Holding'in, Holding binasında verdiği bu iftar ilk değildi. Nicedir gelenek haline getirdi Baydar. Davetlilerin sayısını tam bilmiyorum ama 150-200 kişiden az değildi iftara eşlik eden.

Basından izlediğim kadarıyla bir ramazanda ABK Holding'in verdiği tek iftar değil. Belki de ramazanın yarısını burada farklı farklı kişileri ağırlayarak iftar veriyor.

Her iftarın eksiksiz geçmesi için ABK Holding çalışanlarının çoğunun, bu ziyafetlerde kol kanat gerdiğine şahit olurum.

Davetliler iftarını yaparken Baydar ailesinin her masayı dolaşarak davetlilerine hal hatır sorması, hoş geldin demesi ve afiyet olsun dileğinde bulunması ve güne hatıra bırakacak pozlar vermesi görülmeye değer.

O kadar davetliyi kapıda karşılamaları, girişte hatıra fotoğrafı çekilmesi, misafirleri yönlendirmek için çalışanların gayretleri, tüm bu atmosferde yüzlerinden gülücüklerini eksik etmemeleri, günün buz gibi havasını ısıtan enstantanelerden.

İftar sonrası, iftara ailesiyle katılan çocuklar da düşünülmüş. Bir görevli bahçede çocuklara ikram verdi durdu. Yanına yaklaşıp bu nedir diye baktım. Bir arkadaş, gel gel, çocuklar için dedi. Ben de çocuk sayılırım dedim ama görevli, çocuklarla ilgilenmekten benim bu dediğimi işitmedi bile. Belli ki adını bilmediğim bu çocuk ikramından benim nasibim yok. Çünkü büyüğüm. İşin garibi çocukluğumda görmedim. Büyüdüğümde de sana göre değil muamelesine maruz kalıyorum. Vah ki bana vah.

İftarını yapıp vedalaşıp gidenlere diş kirası da eksik edilmiyor. Görevliler, daha önce herkes için hazırlanmış, içinde çam sakızı çoban armağanı hediyelerin bulunduğu geleneksel hediye çantasını vermeyi de ihmal etmiyorlar.

Kısaca, her sene olduğu gibi bu iftar ziyafetinin de tadı damağımızda kaldı. Açısından, misafirlere mihmandarlık yapan ABK Holding çalışanlarına, her yıl ziyafetini eksik etmeyerek eşini, dostunu Holding bünyesinde ağırlayan Baydar ailesine teşekkürü bir borç bilirim. Keselerine bereket.

Yazımı nihayete erdirirken şunu da ifade etmek isterim. Günümüzde o kadar insanı ağırlamak, onlara iftar vermek, bunu geleneksel hale getirmek, çıkışta herkesi hediyeyle uğurlamak, sayısız iftar düzenlemek, iftar maliyetinin altından kalkmak kolay değil. ABK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Baydar tüm bu iftarları kendi öz sermayesi ile yapıyor. Kazancında ne baba parası var ne miras ne de kamu kaynağı. Tüm yaptığı, çocukluğundan beri çalışıp çabalayarak dişinden tırnağından artırdığını; eşine, dostuna ikram etmek. Belediye ve kamu kaynağı olmadan, kısaca başkasının sırtından olmayan böyle ağalıklara can kurban. Davet dediğin böyle olmalı.

Sayın Baydar ailesine, helalinden bol kazançlar, huzur ve mutluluklar diliyorum. Verdiği iftarların ve yaptığı hayır hasenatın yakın zamanda kaybettiği annesinin ruhuna değmesini temenni ediyorum.

İlahili Ramazan

Bir Roman vatandaşın başlattığı ilahi okuma tüm ramazanı kapladı. Sosyal medyanın her bir yerinde ilahi okuyan okuyana. Siyasetçinin ağzında ilahi. Çocukların ağzında ilahi. Okullarda ilahi. Açığında ilahi, kapalısında ilahi. 

İlahi söyleyenlerin ne kadarı samimi ne kadarı rol yapıyor bilinmez ama bu ramazan ilahiye doyduk dense yeridir.

İleride bu ramazan ilahili ramazan diye anılırsa hiç şaşırmam. 

Bu vesileyle insanımızın çoğunda bir cehver olduğu ortaya çıktı. Çoğunun sesi güzel, makamı da iyi yapıyor. 

Beni üzen de bu ses bu yetenek bu aşk varken insanımız şimdiye kadar neredeydi? Bizi niçin ilahiden mahrum bıraktılar? Tüm yeteneklerin ortaya çıkması için illa bir Roman vatandaşın fitili ateşlemesi mi beklenmeliydi? Zamanında ortaya çıksalardı da kulaklarımızın pası bir güzel silinse olmaz mıydı?

Zamanında ortaya çıksalardı hem ortalık birkaç ilahi okuyana kalmazdı hem biz ilahi ziyafetine doyardık hem onlar zamanında meşhur olurdu hem de bu meşhurluktan mütevellit paraya para demezlerdi. 

Şu gösterdi ki bu milletin genlerinde din geni var, sanat geni de var. Bu millet sanattan anlamaz diyenler bu yetenekleri görünce sanat bu milletin geninde varmış, biz tanıyamamışız diye öyle zannediyorum, mahcup olmuştur. 

Hazır iş bu raddeye gelmişken içinde sanat ruhunu barındıranların, amatörce ilahi söylemeyi bırakıp üçü beşi bir araya gelerek ilahi korosu oluşturmasında ve ekip ekip tüm Türkiye'yi dolaşarak sanatlarını icra etmesinde fayda görüyorum. Gecikmiş de olsa bir yerden başlamaları gerekir.