20 Şubat 2026 Cuma

B Grubu Soruları Hep mi Zor Olurdu?

Lisenin zorunlu olmadığı, sınıfta kalmanın olduğu eski yıllarda öğretmenlerin yaptığı yazılıların bir anlamı vardı. Öğretmen, geçer not almayan öğrencinin gözünün yaşına bakmaz. Öğrenci sınıf tekrarına kalırdı.

O zamanlarda öğretmenler sınavlarda A ve B grubu şeklinde en az iki grup yaparlardı. Bazı öğretmenler işi biraz abartır, dört grup yapardı.

Her sınav sonrası B grubu olan öğrenciler, "B grubu soruları daha zordu" şeklinde serzenişte bulunurdu. Bazı öğrenciler "A grubu olsaydım, 100 alırdım" derdi.

Öğretmenler izah ederken iki grubun soruları da eşit dese de gel bunu B grubu öğrencilerine anlat. 

Öğrencilerin bu serzenişinden bıkan rahmetli Süleyman Uğur, tefsir sınavında bana iki grubu da bırakır, "Ramazan, ikisini de yap. Hangisinden yüksek alırsan, onu vereceğim. Bir de A ve B grubu şeklinde sorduğum soruları test edeceğim. A grubundan yüksek alırsan, demek ki B grubu daha zormuş diyeceğim" derdi.

40-45 dakikalık derste sınıf tek gruptan sınav olurken ben her iki grubu da yapardım.

Sonuçlar okunurken benim yaptığım her iki grubu da okurdu. "Gördüğünüz gibi B grubu zor değilmiş. Ramazan her iki gruptan da 100 puan aldı" derdi. Sınıf da özellikle B grubu olanlar da itirazı bırakırdı.

Buradan Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarına geleceğim. Takımlardan biri Şampiyonlar Liginde, diğeri de Avrupa Liginde oynuyor. 
Maçla aranız nasıl bilmiyorum. Benim de pek ilgim yok. Sadece GS'nin Avrupa maçlarını, bazen FB'nin maçlarını ve milli takımın maçlarını izlerim. Her hafta oynanan lig maçı sonrası sonuç ve puan durumuna bakarım.

GS hangi Avrupa takımıyla oynasa çoğu FB'li yorumcu, "GS'nin yendiği takım eski takım değil. Zayıf anında yendi. FB'nin rakibi öyle mi? Kadro değeri çok yüksek bir takımla oynadı" yorumunu yapar.

Hızlarını alamayıp Ajax eski Ajax değil. Atletico Madrid eski Atletico Madrid değil. Liveerpol eski Liveerpol değil diyorlar. FB'nin oynadığı takımın kadro değerini ön plana çıkarıp yenilginin gerekçesini bulmaya çalışıyorlar.

GS mahalle takımı diyebileceğimiz bazı takımlara yenilince, "Yenildiği ve fark yediği takımın kadro değerine bak. Bir de Avrupa fatihi derler. Bu takıma da yenilir mi" diyorlar.

Avrupa maçlarını bir tarafa bırakalım. Süper Lig maçlarına gelince, yine çoğu FB'lilerin gözü GS maçlarında. Yapı, sistem, hakem gibi mazeretlerden geçtim. Her Avrupa maçı öncesi ve sonrası GS'nin iç sahada oynadığından, FB'nin zorlu deplasmana gittiğinden, fikstürün GS'yi kolladığından dem vurur. 

İşin garibi 2025-2026 fikstürü çekilirken GS fikstür çekmemiş. Her kulüp çekmiş. Geriye kalan ise GS'nin fikstürü olmuş. Durum bu iken çoğu FB'lilerin mazeret üretme, gerekçe bulması bir türlü bitmiyor.

FB'liler GS'i takip edip GS'in başarılarına burun kıvırmayı bıraksa, GS başarısız olduğu zaman alenen sevinmeyi bıraksa, GS'nin fikstüründen ziyade kendi fikstürlerine baksalar, GS'nin oynadığı maçtaki hakem hatalarını bırakıp kendi maçlarına odaklansalar başarılı olacaklarına inanıyorum. 

Burada şu hakkı da teslim edeyim. FB bir Avrupa takımına yenildiği zaman aşırı sevinç gösterisi yapan GS'li sayısı da az değil. Her iki kulüp taraftarı ve yorumcusu da bu konuda yanlış yapıyor. Halbuki her iki kulübün Avrupa galibiyetleri ülke puanının artması demek. Bu mesele milli bir mesele olarak görülmeli.

GS olsun FB olsun Türkiye liginde gösterdikleri rekabet istikrarını Avrupa takımlarında gösteremiyor. Bir bakmışsın bir maçta çok iyi oynuyorlar, diğer maçta ise tel tel dökülüyorlar. Bir bakmışsın kadro değeri yüksek bir Avrupa takımını dize getiriyorlar. Bir bakmışsın adı sanı duyulmamış ve kadro değeri düşük bir takıma yeniliyorlar. Bu da bu iki kulübün de iyi bir istikrar yakalayamadığını gösteriyor.

Burada şunu da söyleyeyim. Her maçı illa favori takım alacak diye bir şey yok. Öyle olsa maç yapmaya gerek yok. Yeri gelir favori olmadığın bir maçı alırsın, yeri gelir favori olduğun bir maçı kaybedersin. Çünkü top yuvarlaktır. Her maç üç seçeneklidir. Önemli olan kaybettiğin maçta da iyi futbol oynamaktır.

İşi fazla uzatmayayım. FB'li çoğu yorumcu ve taraftarlarının GS ile yatıp kalkması, yok GS'nin rakibi güçlü değildi. FB'nin rakibi çok güçlüydü gibi mazeret öne sürmeleri, bana geçmiş A ve B gruplu sınavları aklıma getirdi. Gördüğüm kadarıyla bu yorumcular göre FB daima B grubu, GS ise A grubu oluyor. 

Benim Gözümde Belediyeler

Bana, en kolay para harcama yeri hangi kurumlar dense;

Bana borç batağı içinde olan kurumlar hangileri dense;

Bana, siyasi partilerin arpalığı KİT'ler hangileri dense;

Bana, haddinden fazla işçi ve memurun çalıştığı kurumlar hangileri dense;

Bana, daha yaşını başını almamış, en verimli çağında, çalışmak istediği halde EYT gereği emekliliğini hak eden işçilerin, çalışmasına izin verilmeyen ve onları zorunlu emekliliğe sevk eden kurum ve kuruluş hangisi dense;

Borcu döndürmek için kredi çeken kurum ve kuruluşlar hangileri dense;

Sosyal, kültürel, sanatsal amaçlı etkinlikler düzenleyerek kurumun maddi imkanlarını kılıfına uydurarak harcayan kurum ve kuruluş dense;

Gelir ve gider hesabı yapmadan her ramazan iftar çadırı kuran kurum ve kuruluşlar hangisi dense;

Öğrenciler için İstanbul ve Çanakkale gezisi, yaşlılar için yurt içi gezi, imkanı olmayanlar için umre vb. geziler düzenleyen kurum ve kuruluşlar hangileri dense;

Daha önce üst düzey görevde iken bu görevinden alınarak başka bir görev verilmeyen, kızağa çekilmiş, bu şekilde olup sayısı belli olmayan üst düzey maaşı almaya devam eden kurum ve kuruluş hangisi dense;

Ne kadar vakıf, dernek varsa bu STK'lerin okullarda yaptığı ödüllü sınavların kitaplarını bastıran ve dereceye girenlere verilecek ödülüllerin sponsoru olan kurum ve kuruluş hangisi dense;

Kır, dök, tamir ve yenilemenin ardından, belli bir süre geçmeden tekrar kırıp döken ve yapan kurum ve kuruluş hangisi dense;

Aynı caddenin bir yönüne sekiz kat, diğer yönüne altı kat veren, ön caddenin arkalarına daha düşük kat veren kurum ve kuruluş hangisi dense;

Halktan toplanan vergilerin ve devletten alınan ödeneğin yerli yerinde kullanılmadığı kurum ve kuruluşlar hangisi dense;

Bulunduğu ilin ne kadar mahalli basını varsa onları ilan ve reklamlarıyla destekleyen, desteklemenin karşılığında, aleyhine tek kelime olumsuz haber yapılmayan kurum ve kuruluş hangisi dense;

Milli eğitimin okullarında destekleme ve yetiştirme kursları açıldığı halde kendileri de destekleme kursu açan kurum ve kuruluşlar hangisi dense;

Milli ve dini bayramlarda, merkezi sınavlarda şehrin birçok yerindeki reklam panolarını tebrik ve başarı amaçlı kullanan kurum ve kuruluş hangisi dense;

Esas görev ve sorumluluğunun dışında gerekli ve gereksiz ne kadar hizmet, etkinlik vs. varsa hepsine bir şekilde burnunu sokan kurum ve kuruluş hangisi dense;

Vatandaşa şirin görünmek amacıyla gayrimenkullerin rayiç bedelini düşük göstererek alım ve satımlarda devletle vatandaşı karşı karşıya getiren, karşılığında bedel ödemeyen kurum ve kuruluş hangisi dense;

Daha akla hayale gelmedik ne kadar örnek varsa nedense benim aklıma hep belediyeler geliyor. 





18 Şubat 2026 Çarşamba

İmsak İkilemi

Ramazan gelince, oruca başlama ve namaz vakitlerini bildiren imsakiye bastırma, bu toplumun yıllardır devam eden geleneklerinden bir tanesidir. 

İmsakiye bastıran sadece Diyanet değil, değişik vakıf ve cemaatler de imsakiye bastırmaktadır. Diyanet'in imsakiyesini bastıran çoğunlukta olmakla beraber oruca başlama vakti farklı olan Diyanet dışında iki çeşit daha imsakiye var. Bunlardan biri Abdulaziz Bayındır'ın başında bulunduğu Süleymaniye Vakfının imsakiyesi. Bir diğeri de Süleymancılar diye bilinen grubun çıkardığı Fazilet Takvimi. 
Yan taraftaki imsakiye, Diyanet'in Konya merkez 2026 imsakiyesi. Bu imsakiyeye göre oruca başlama vakti olan imsak, 1 ramazanda 06.08'de başlıyor. Bu takvime göre imsak ile güneşin doğması arasında 1 saat 20 dakikalık bir süre var.

Bu imsakiye ise Süleymaniye Vakfının çıkardığı imsakiye. Bu imsakiyeye göre Konya'da ramazanın 1.günü imsak vakti 06.53'dür. Diyanet ile Süleymaniye Vakfının oruca başlama vakti arasındaki fark, imsakiyede de görüleceği üzere 45 dakika. 

Yan taraftaki imsakiye de Fazilet Takvimi imsakiyesi. Bu imsakiyeye göre de ilk imsak 05.53'dür. Fazilet Takvimi temkin vaktini ekleyerek Diyanet'ten 15 dakika önce imsakı başlatıyor. Yaşlılar bilir. Diyanet imsakiyelerinde de daha önce bu temkin vakti vardı. Tayyar Altıkulaç'ın Diyanet İşleri Başkanı olduğu dönemde 1983 yılında bu temkin kaldırılmıştı.

Bu üç imsakiyeye göre 1 Ramazan imsakı 06.08, 06.53 ve 05.53 şeklinde üç ayrı saatte başlamakta. Diyanet ile Fazilet imsakiyesi arasında 15 dakikalık bir fark olmakla beraber Süleymaniye Vakfı imsakiyesinde ise aradaki fark daha da açılmaktadır.

Oruca başlama günü olan rüyeti hilal her sene İslam dünyasında ayrılığa sebebiyet verdiği gibi imsak vakti de bu ülkede verdiğim örneklerde görüldüğü gibi tartışma konusu. Her üç örneğin de bu ülkede taraftarı var. 

Süleymaniye Vakfı imsakiyesini doğru kabul edenler, "Diyanet fecri kazipte orucu başlatıyor. O vakit zifiri karanlıktır. Bu vakitte oruca başlamak yanlıştır. Bize fazla oruç tutturuyor" eleştirisi getiriyorlar. 

"Diyanet'i takip ediyorum. Varsın imsakı erken başlatsın. Değil, 45 dakika fazla, gerekirse iki saat daha fazla oruç tutacağım" diyenler de eksik değil, hatta çoğunluğu oluşturuyor.

Hem Diyanet'in hem de Süleymaniye Vakfının imsakiyelerinde doğru, yanlış bir hesap yapılıyor. Bu hesaba göre imsak ve namaz vakitleri belirleniyor. Fazilet imsakiyesi ise bir hesaba dayanmaktan ziyade Diyanet'in belirlediği imsak vaktini 15 dakika öncesine çekmekten ibaret. 

Tartışma ve ihtilaf bununla sınırlı değil. Sabah namazı vakti de tartışmadan payını alıyor. Diyanet, "İmsak başlar başlamaz, sabah namazı vakti girer. Namazı kılabilirsiniz" derken Bayındır tarafı, "Diyanet'in belirlediği sabah namazı vaktinde daha vakit girmediği için kılınan sabah namazı olmaz" şeklinde bir görüş ortaya koyuyor. 

Gördüğünüz gibi oruca başlama gününde, imsakın başlama saatinde ve sabah namazı vaktinin girip girmediği konusunda bir ihtilaf söz konusu. Nedense bu mesele her ramazan gündeme gelir, taraflar haklı gerekçelerini ortaya koyar, her taraf kendi görüşünün doğru ve isabetli olduğunu savunur. Bir araya gelip de bu mesele vuzuha kavuşmaz. Öyle görünüyor ki bu tartışma ve ikilem ilanihaye devam edecek görünüyor. Hoş, ibadete başlama günü ve saatinde bile birlik sağlayamayan bu İslam dünyasının diğer alanlarda birlik sağlaması ve beraber hareket etmesi zaten mümkün değil. Zira hayatım roman dendiği gibi bizim hayatımız da ikilik, ihtilaf, tartışma ve kutuplaşma. Belki bir gün Filistin meselesi hallolur ama bizim rüyeti hilal, fecri kazip, fecri sadık ve sabah namazı vakti ihtilaf ve tartışmamız bitmez. Biz biteriz ama bu tartışma bitmez. Bizi bilmeyenler bizi böyle bilsin. Zira var mı bizim gibisi. 

Bu konuda görüşüm, rüyeti hilal konusunda rasathanenin hesap ve kitabını ölçü alan Diyanet'in görüşünü doğru buluyorum. Süleymaniye Vakfının imsak saatini, imsak ayetine daha uygun görüyorum. Çünkü sahici sabah anlamına gelen fecri sadığa daha uygun. Diyanet ise yalancı sabah anlamına gelen fecri kazipte orucu başlatıyor.

İmsak konusunda Diyanet ya da Süleymaniye Vakfının imsakiyesine uyanlara saygı duyuyorum. İsteyen istediğine uyar. Çünkü her ikisi de bir görüştür. Her görüş bir fetvadır. Kişinin kalbine hangisi sinerse ona uyar. 

Birlik ve beraberlik adına orta yolu bulmak gerekirse, Diyanet'in imsakına göre oruca başlayanlar, sabah namazını kılmak için Süleymaniye Vakfı imsakiyesindeki imsak başlangıcına kadar beklerlerse bu sorunu çözmüş olurlar.