18 Ocak 2026 Pazar

Konya Merkeze Kar Niye Yağmıyor? *

Konya'nın civar ilçelerine ve merkeze yakın kırsal yerlere kar yağsa da merkez bu kardan yararlanamıyor. Her kış bir önceki kışı aratır oldu. Eski yağan karlar yağmaz oldu.

Konya merkeze karın yağmamasını Meteoroloji Yüksek Mühendisi Sayın Namık Ceyhan, şu nedenlere bağlıyor:

*"Konya'nın kapalı havza oluşu,

*Kentteki yüksek binaların ısı etkisi,

*Sistemlerin geçiş güzergâhında yeterince soğuma olmaması, yeşil alan azlığı ve nem çekememesi",

Tespitlerinin ardından Sayın Ceyhan karın yağmasını şöyle açıklar: "Normal olarak atmosferdeki bulutlardan düşen yağışlar kar yağışı olarak inmeye başlar, aşağı seviyenin sıcaklığı ve coğrafik koşullarına göre yoğunlaşarak yağmura döner. Konya’nın üzerinden geçen sistem incelendiğinde, normal olarak kar da yağması lazımdı. Ancak yağan kar, şehrin yüksek binalarından çıkan gazların etkisiyle yoğunlaşarak yağmura dönüştü ve su olarak yere indi. Yağmur yağması için bulut, bulut için nem; nem için yeşil örtü gerekir. Konya’nın orman varlığı Türkiye ortalamasının yarısı kadar. Karadeniz neden çok yağış alıyor, açık değil mi?".

Şehrin ve merkezin yağış alması için şu önerilere yer verir:

*Uzun vade de de şehir planlarken yüksek mimari değil yatay mimariye ağırlık vermek.

*İmar planlarında meteorolojik faktörleri ciddiye alıp ona göre davranmak.

*Yeşil alanlarımızı çoğaltmak.

Sayın Ceyhan işinin uzmanı. Uzmanı varken bize iş düşmez. Uzmanın dediklerine de kulak vermek lazım. Şehir planlaması yapılırken iklim ve meteoroloji uzmanlarının görüşlerine başvurmak ve dikkate almak lazım.

Burada efendim, İstanbul'da da yüksek binalar ve doğal gaz var. Oralara yağıyor denebilir. İstanbul ile Konya'yı aynı kefeye koymak yanlış. Konya kapalı havza. İstanbul ise hem Balkanlara daha yakın hem yedi tepe üzerine kurulu hem de denizler vasıtasıyla hava sirkülasyonu sağlanıyor. Konya'nın hava sirkülasyonu Ankara tarafından gelir. Selçuklu tarafından girer. Daha doğrusu girerdi bir zamanlar. Selçuklu tarafına yapılan yüksek katlı binalar bu hava sirkülasyonunu engelliyor. Selçuklu ve Meram'a göre daha çukur olan Karatay'ı da yüksek katlı binalarla donattık. Haliyle Konya'nın sirkülasyonu Dokuzun Beli denilen mevkide kalıyor. Bu mevkii bilenler bilir. Burası Konya ikliminden farklıdır. Bu yönüyle yatay mimari Konya merkezin önceliği olmalı. Başka şehirler için belki yüksek kat olabilir ama bu kadar geniş bir şehri yüksek kata heba etmemek lazım. Yüksek kat yapılacaksa da hava sirkülasyonunu bozmayacak bir planlama sonucu bazı yerlere yapılmalı.

Şu durumda öncelikli olarak yapılması gereken, Konya’yı ağaçla bir uçtan diğer uca yeşillendirmektir. Çünkü Konya çölleşiyor. Yeşil yağışı çeker. Bunun için seferberlik gerek. Balta belediyeler olmak üzere ilgili kurumlar harekete geçmeli. Mevkie, toprağına uygun ağaçlar ekilmeli. Ekilen bu ağaçlar kendi kendini koruyacak seviyeye gelinceye kadar koruma altına alınmalı.

*19.01.2026 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Emekli Kesenekleri Nerede?

Emekliler, "Şu kadar yıl çalıştım. Bu kadar prim ödedim. Benden şu kadar kesinti yapıldı. Bu kesintiler nerede? Bizden kesilen bu kesenekler değerlendirilmiş olsaydı, bugün bize bütçede para yok. Size fazla veremiyoruz diyemezlerdi" diyerek veryansın ediyor.  

Emekliler haklı mı? Haklı. Hem de yerden göğe kadar. Gerçekten, zamanında emeklilik için kesilen kesenek, kâr getiren fonlarda değerlendirilmiş olsaydı, her emekli kendi birikmişinden emekli parası almış olsaydı, ne devlet emeklileri yük görürdü ne de emekliler devlete yük olurdu. 

Hepimiz biliyoruz ki bu kesenekler değerlendirilmedi. Bu kesintiler devletin başka bir giderine harcandı. Devlet her emekliye sanki çalışan gibi bütçeden ayrı para ayırıyor. Bu yüzden zam verirken kılı kırk yarıyor. Olan da milyonlarca emekliye oluyor. 

Buraya kadar olup biteni bir tespit olarak yazdım. Her tespit bizi düşündürüyor, üzüyor. Başka da elimizden bir şey gelmiyor. 

Bir başka üzen daha var. Çözümü olmayan düşünme ve çaresizlik de insanı üzüyor. Her üzüntü insanı demarilize eder. Bu kadar üzüntü yeter, battı balık yan gider deyip işi biraz sulandıracağım. Bu sulandırmaya emekliler kızacak ama yapılacak bir şey yok. Zira izahı olmayan şeylerin mizahı olur. 

Sulandırma şöyle. Hani emekli her sene hakkını istiyor. Devlet de eldeki bütçe imkanları çerçevesinde ancak bu kadar verebilirim diyor. Emekli de nerede benden yapılan kesintiler diyor. Bu diyalog bana aşağıdaki çocuk şarkısını aklıma getirdi. Buyurun hatırlayalım. 

"Komşu komşu hu! 

Oğlun geldi mi?/Geldi. 

Ne getirdi?/İncik boncuk

Kime kime?/Sana bana. 

Daha kime?/Kara kediye

Kara kedi nerde?/Ağaca çıktı. 

Ağaç nerde?/Balta kesti. 

Balta nerde?/Suya düştü. 

Su nerde?/İnek içti. 

İnek nerde?/Dağa kaçtı. 

Dağ nerde?/Yandı bitti, kül oldu.

Teşbih ya da kıyas ne derece doğrudur bilmem. Alakası yok da diyebilirsiniz. Burada incik boncuğu, hepimizin ortak malı beytülmal yani hazineye benzetebiliriz. Kara kediyi de bütçedeki kara delik, bütçe açığı, faiz ödemesi vs. diyebiliriz.

Bu kara kedi denen kara delik öyle bir şey ki kapansın diye içine ne atarsan yutuyor. Yani milletin malı bütçedeki kara deliği kapamaya gidiyor. Keşke kapansa. Bu da mümkün değil. Çünkü dişinin kovuğunu bile doldurmuyor. 

Bu deliği kapatma uğruna; ağaç, balta, su, inek, dağ heba oluyor. Kısaca emeklinin emekli keseneklerini bir dağa benzetirsek, dağ yanıp kül oluyor. 

17 Ocak 2026 Cumartesi

Emekliler Daha Ne İster?

Emekliler, devletten beklediği zammı 2026'da da alamadı. Hem kızgınlar hem de üzüntülüler. "Biz kaderimize terk edildik. Bize el uzatan yok. Ne olacak bizim bu halimiz diye düşünüp duruyorlar.

Emekliler haklı olmaya haklı. Yalnız emeklilerin yoktan anladığı yok. ”Nerede ben çalışırken benden yapılan kesintiler?” deyip duruyorlar. Birinin yok, canımı mı alacaksınız derken emeklinin ben anlamam demesini anlamak mümkün değil.

Hoş, ne kadar kızıp üzülseler de kaderlerine terk edildikleri doğru değil. Hükümet onlar için çırpınıyor dense yeridir.

Hükümet maaş konusunda, "olsa dükkan senin" dercesine fazla zam veremese de onlara bazı haklar verdiği su götürmez bir gerçektir.

Dalga geçme diyenlere*, 2024 yılının emekliler yılı ilan edildiğini ve bazı haklar verildiğini hatırlatırım.

2026'ya gelince, sizin yılınız bitti. Başınızın çaresine bakın. Bende bu kadar demedi. Maaş konusunda bir arpa boyu yol gidilmese de yine bazı hakların verildiğini burada hatırlatmadan geçemeyeceğim:

Devlet tiyatrolarının oyunları ücretsiz. (Gidin tiyatroya. Oyuna kendinizi kaptırarak hem hoşça vakit geçirin hem de daha önce ortaya koymadığınız sanat yönünüzü keşfedin. Seyrede seyrede ahir ömrünüzde belki tiyatrocu olur çıkarsınız. Hem bu vesileyle birlikte hayat damarlarınızdan biri kesilmemiş olacak. Sonrasında tüm ülkeye turneye çıkarsınız. Paraya para demezsiniz. Zaten istediğiniz para değil miydi? Alın size para. Bu durumda devletin verdiği emekli maaşının yüzüne bile bakmazsınız. Zamanında, oturduğum yerden para ayağıma gelsin diye düşünmeyip paranın olduğu yere doğru böyle sebep işleseydiniz, kim tutardı sizi.)

Topkapı'dan, Göbeklitepe'ye, Sümela Manastırı'na varıncaya kadar Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı tüm müzelere giriş ücretsiz. (Böyle geze geze ufkunu açılacak. Çok okuyan değil, çok gezen bilir sözü doğruymuş diyeceksiniz.)

Öğretmenevi, polisevi, DSİ, karayolları vb. tesislerde konaklama, yeme ve içmede yüzde 15 ila yüzde 50 arasında indirim. Belediye tesislerinde yüzde elliye varan indirim. (% 50’ye varan indirimi küçümsemeyin. Kim yapar bu derece yüksek indirimi. Memleketin her bir yerinde bu tür tesisler bolca var. Tek yapacağınız, tatile çıkmak. Para nerede demeyin. Yüz verip astar istemektir bunun adı.)

Maaşını aldığınız bankalardan yapacağınız EFT'ler ücretsiz. (Zaten ücretsiz gönderiyoruz demeyin. Yeter ki EFT yapacak paranız olsun.)

Şehirler arası otobüslerde yüzde 20 indirim. (mesela, yanınızdaki emekli olmayan yüze seyahat ederken siz 80’e gideceksiniz.)

Şehir içi toplu ulaşımlarda yine indirim söz konusu. 65 yaş üstü iseniz otobüsler zaten ücretsiz. (Daha ne istersiniz. Kısaca beleş)

Bu haklar emeklilere tanımlanmış. Bu hakları kullanmak ve bu haklardan yararlanmak için emeklilerin tek yapacağı, e devletten girip başvuru yapıp kartlarını almak ve SGK'den de kimlik kartlarını çıkartmak.

*Şakanın sırası değil diyenler için. İzahı olmayan şeylerin mizahı olurmuş.