6 Ocak 2026 Salı

Temizlik Timi *

Çoğu okul ve cami WC'lerinin temizlik sorunu olduğu bilinen bir gerçek. İhtiyacı gidermek için ne okul ne de cami tuvaletlerine girilebilir. Mecburiyetten girildiğinde görüntü ve koku mideyi bulandırıyor.

Bazı okul ve cami tuvaletleri tertemiz. Ama bunların sayısı az.

Şu bir gerçek ki okulların ve camilerin temizliği problem.

Camilerin temizlik görevlisi yok. Okulların çoğunda hizmetli eksikliği var. Okulların bu eksikliği her yıl İŞKUR elemanlarıyla giderilmeye çalışılıyor. İŞKUR elemanları da haydi dediğin zaman gelivermiyor. Ya geç göreve başlıyor ya da erken ayrılıyor. Başlayıp işi beğenmediği için ayrılanın yerine yenisi gelinceye kadar beklemek de işin cabası.

Bir de İŞKUR aracılığıyla görevlendirilenler her yıl değişiyor. Haliyle okul ve kurumların hizmetlisi de her yıl sil baştan yenileniyor. Bu demektir ki bir yıl boyunca tecrübe kazanan bir temizlik görevlisi öbür yıl olmuyor. Yerine yeni bir acemi geliyor. Bu durum yıllardır böyle.

Okul ve camilerin temizlik işini kökten çözmek lazım. Bunun için başka kalıcı seçenekler devreye sokulabilir.

Benim ilk aklıma gelen seçenek, belediye imkanlarından yararlanma. Belediyelerin personel sorunu da yok. Ayrıca çarşı merkezindeki belediyeye ait WC'lerin temizliği göz önüne alınırsa belediyelerin bu işi çok iyi yaptığı bir gerçek. Bu nasıl olacak?

Belediyelerle müftülükler, belediyelerle il milli eğitim müdürlükleri kendi aralarında bir protokol hazırlar.

Bu protokole göre cami ve okulların temizlik sorumluluğu belediyelere verilir.

İŞKUR aracılığıyla okullara temizlik görevlisi görevlendirilmez.

Cami ve okulların temizliği için ne kadar temizlik görevlisine ihtiyaç varsa belediyeler personel ihtiyacını İŞKUR'a bildirir. Yeterince eleman belediye emrine verilir.

Belediyeler tüm cami ve okulların temizliği için bu elemanlardan bölge bölge temizlik timi oluşturur.

Oluşturulan bu timler bölgesine göre bir planlama yaparak okul okul, cami cami dolaşır. Kirlenen yerleri belli gün, saat, hafta temizler. Cami ve okulların kirlenme yeri ve durumuna göre değişiklik gösterebilir. Mesela camiler haftada bir temizlenirken tuvaletleri günde en az iki defa temizlenebilir. Okulların WC’leri günde en az üç defa temizlenirken ders bitimi sınıfların temizliği yapılabilir.

Bu temizlik timiyle her okula personel görevlendirilmediği için daha az eleman çalışacak. Aynı kişilerle daha fazla okul ve cami temizlenecektir.

Çok uzak olduğundan dolayı belediyenin elinin ulaşamadığı yerlere hem cami hem de okulu temizlemek için bir eleman görevlendirilir.

Temizlikte kullanılacak temizlik malzemesi giderleri için müftülükleri ve milli eğitim müdürlükleri ya da Maliye ve Hazine Bakanlığı belediyelere ödeme yapmalıdır.

Temizlik timinin kullanacağı araçların yakıt giderleri ve görevlendirilen elemanların maaşları devlet tarafından karşılanmalıdır.

Cami ve okulların temizliği için yaptığım önerinin aksayan yönleri olabilir. İlave ve çıkarımlar yapılabilir. Bazı özel durumlara farklı seçenekler sunulabilir.

Belediyeler gözetiminde oluşturulacak bu temizlik timinin çok profesyonel olacağını, temizlikte mesafe alınacağını, verimin elde edileceğini, devletin daha az hislerimin olacağını düşünüyorum.

Bu protokol ile okul ve camilerimiz tertemiz olacaktır.

*08.01.2026 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

5 Ocak 2026 Pazartesi

Kendine Müslüman

Teneffüs zili çalınca WC’ye geçtim. WC çok temiz değil ama idare eder. En azından çoğu cami tuvaletlerinden daha iyi.

Üç dört kabini var tuvaletin. Kabinin biri normal büyüklükte, diğerleri ise dar mı dar. Normal kabin boş ise kimse diğer kabinleri tercih etmez.

Personel ve dışarıdan; kayıt, ziyaret ve iş gereği gelenler de kullanıyor aynı WC’yi.

Yeterli olmaya yeterli değil.

Bu girişimde WC daha bir kirli idi. Daha doğrusu çamur izi. Biri dışarıda adeta çamurun içine belenmiş, ayakkabısını sağa sola silmeye ihtiyaç duymadan doğru WC’ye gelmiş ve normal büyüklükteki kabine girmiş. Tüm çamuru kabine sıvayıp gitmiş. Arta kalanları da tuvaletin her bir yerini adımlayarak lavaboların olduğu yere bırakmış. Kısaca WC bir baştan öbür başa çamur olmuş.

Tüm bunları ayak izinden anlıyorum. Belli ki görgü nedir bilmeyen bu kişi imzasını böyle atıyor. Ne diyeyim böylesine. Yarma mı diyeyim. Bedevi mi bilemedim.

Haydi temizlik nedir bilmiyorsun. Dışarıda o kadar asfaltın arasında kenar köşedeki toprağa girdin. Mübarek ayağını silip öyle gir okula. Haydi sıkışıp soluğu WC’de aldın. İhtiyacını giderdikten sonra maşrapaya su doldurup pekala çamurladığın yerlere su dökerek temizleyebilirdin. Ama yarma birinden bunu beklemek safdillik olur. Zira böyleleri temiz yer arar. Temiz yere girer. Orayı kirletir. Sonra çeker gider.

Az sonra WC’ye geri gelse, batırdığı kabine, burayı ben batırdım, gireyim demez. Diğer temiz kabinlere yönelir. Hiç temiz yer bulamasa, buralar niye böyle pis. Temizleyen yok mu diye yaygarayı basar. Çünkü o kirletecek, ardından biri temizleyecek. Böylesine ancak kendine Müslüman denir.

Hasılı yarma ve bedevi kişinin çamura belediği kabini temizlemek bana düştü. Girince temizleyeceksin. Efendim, ben böyle buldum, böyle bırakıyorum demek bana uymaz. 

Öğretmenle Yan Yana Sigara Tüttürmek

Teneffüse çıktım. Kapının yan tarafına geçtim. Zehir ihtiyacımı giderip derse gireceğim. Baktım bankta bir öğretmen de ihtiyacını gideriyor. Gençten biri de yanındaki banka oturmuş. O da aynı işi görüyor.

Öğretmen arkadaşın yanına vardım. Delikanlı! Öğrenci misin dedim. Evet ama bugün benim okula geldiğim gün değil dedi. O zaman buradan öğrencilerin tarafına geçer misin dedim. Tamam deyip bisikletine bindi. Bisikletin üzerinde biraz durdu. Herhalde gideyim mi gitmeyeyim mi diye düşündü. Sonra elinde sigarayla birlikte yanımızdan ayrıldı.

Burada sen içersen, öğrencin de içer denebilir. Elhak doğrudur. Sigara içmek doğru mu? Doğru değil. En iyisi bunu atmak. Şu var ki atmak o kadar kolay değil. Bunu bir tarafa bırakıyorum.

Öğrencinin, öğretmenimin yanında hiç istifini bozmadan sigara içmesi doğru mu? Doğru değil. Yanında içmese başka yerde yine içecek denebilir. Keyfi bilir. İçer.

Öğrencinin, "Öğrenciyim ama bugün benim günüm değil" demesi, öyle zannediyorum, öğrenci, “okula geldiğim gün öğretmenin yanında sigara içmem ama okul günü değilse, öğretmenle pekala yan yana sigara içebilirim” kafasını taşıyor. Zannedersem kafa yapısı bu. Nasıl bir kafa yapısıysa artık.

Burada öğrencinin okul günü mü olur sorusu sorulabilir. Bu okul MESEM yani mesleki eğitim merkezi. Burada kayıtlı öğrenciler haftada bir gün okula gelirler. Diğer günler işyerlerinde çalışırlar.

Büyüklerin ve öğretmenlerin yanında sigara içmeyi saygısızlık olarak görmem. Saygı olarak da görmem. Yalnız bizim toplumda anne, baba başta olmak üzere büyüklerin ve öğretmenlerin yanında sigara içmek ayıp ve saygısızlık olarak görülür. Buna da saygı duymak ve özen göstermek gerekir.

Öğretmenler, öğrencisinin yanlarında sigara içmesine bir şey demese bile gelip geçen, "Şu öğrencilere bak, öğretmenlerinin yanında sigara içiyor. Öğretmenleri de bir şey demiyor. Halbuki bizim zamanımızda böyle miydi" demek suretiyle hem öğrencileri hem de öğretmenleri eleştiriye tabi tutuyor.

Kimin, nerede, kimin yanında sigara içmesine bir şey demem. Herkes kendine yakışanı yapsın. Yalnız çıraklık öğrencisi bile olsa öğrencilerin saygıyı eksik etmemesinde fayda var.

Kendime gelince, 62 yaşındayım. Büyüklerin yanında hala sigara içmem. Sigara ihtiyacım olduğunda yanlarından uzaklaşır, sote bir yerde içer gelirim. Geçmişte dersime girmiş ya da girmemiş ne kadar öğretmenimle karşılaşsam, mezun olmamın üzerinden yıllar yıllar geçmiş olmasına rağmen yanlarında sigara içmem. Yolda karşılaşır isem de elimdeki sigarayı atarım. 1979 yılında dersime giren bir öğretmenimle bile karşılaşsam, ben de öğretmen oldum. Benim de emekliliğim geldi. Yıl olmuş 2026 demem, asla yanlarında sigara içmedim. İçmem de. Benim saygı anlayışım aynen devam ediyor.

Hasılı, yeni nesil pek bu saygı anlayışlarına özen göstermiyor. Yine de bekliyor insan. Fazla değil, az ötede içecekler bu zıkkımı. Böyle yaparlarsa ölmezler.