İmralı’ya gitmek için grup toplantısında dava arkadaşlarından izin isteyen tecrübeli siyasiye, grubundan tam destek çıktı.
Hem öyle bir destek verildi ki tüm salonda olanlar yaşa, var ol, arkandayız, desteğimiz seninle. İznin lafı mı olur dercesine ayağa kalkarak ve alkışlayarak liderlerine destek çıktılar.
Bu desteği gören siyasi de "İşte milletin özü burada, milletin öz kararı da budur” dedi.
Sayın liderin tarihi konuşmasına gıpta ettiğimi söylemeliyim. Nasıl gıpta etmem ki. İşte özlenen Türkiye dedim. Bu ülkenin adam olacağına bir kez daha kani oldum.
Siz inanmazsınız ama koskoca liderin kendisinin vekil olmalarını sağladığı vekillerden, İmralı’ya gitmek için izin istemesi bile tek başına bir tevazu örneği. Kimse gitmezse yanıma üç kişi alırım giderim diyor. Hangi birimiz toplumun gözü önünde ve canlı yayında İmralı’daki kurucu önderin yanına gitmek için izin ister. Gruptan da olur mu öyle şey şeklinde çatlak bir ses çıkmadan ayağa kalkarak ve oh oh ne iyi düşündün diyerek destek çıkması, göz yaşartan türden. İzin çıktıktan sonra işte milletin özü, milletin kararı denerek 86 milyonu bir salona sığdırması da bir deha ürünü. Lider izin ister, tebaa izin verir, millet de öz itibariyle bunu onayladığına göre bu yekvücut olmanın karşısında hangi güç durabilir. Terör bile kaçacak delik arar.
Gayri ihtiyari, bugünleri de mi görecektim ya Rabbi. İşte lider işte tebaa işte komutan işte asker dedim.
Yine dedim ki bu birlik ve beraberliğe yürek mi dayanır.
Ya Rabbi, sana ne kadar şükretsek azdır dedim.
Sen olmayanı olduran, muhali mümkün kılan, düşünülmemesi ve söylenmemesi gereken, akla muhal şeyleri söyleten, insanların diline kemik koymayansın dedim. Dedim oğlu dedim.
Anladığım kadarıyla İmralı’ya gitme hasreti varmış. Bu vesileyle gecikmiş de olsa bu hasret sona ersin artık. Alsın yanına iki kişi. Gitsin İmralı’ya.
Kurucu önderle sarılıp koklaşsın. Dilediği kadar kalsın. Muhabbet etsin. Biz kardeşiz. Bir ve beraberiz. Düşmanlar ve bizi çekemeyenler çatlasın. İşte bu da pozumuz. Bu poz dünyaya kapak olsun deyip kol kola fotoğraf çektirsinler.
Kardeşim, sana geldim. Hasretine dayanamadım. Ya yanında kalacağım ya da benimle buradan çıkıp birlikte Meclise gideceğiz desin.
Eski günleri yad etsinler. Ne günlerdi desinler. Göründüğün kadar kötü değilmişsin desinler birbirlerine. Analar çok ağladı ama olsun. Memleket için değer desinler.
Laf aramızda siz terör yaparak biz de terörü lanetleyerek bugüne kadar iyi ekmek yedik, iyi iş çıkardık.
İş güç derken ne sen evlenebildin ne de ben. Terörsüz Türkiye sloganı gerçeğe dönüşsün de ikimiz de mürüvvetimizi görelim. Bundan sonra da böyle ekmek yemeye devam edelim.
Bir de zamanında seni asmak için meydanlarda çok ip attım. Nasıl böyle yaptım bilmiyorum. Cehaletime ver. Bil ki çok pişmanım desin. İyi ki asmamışım. Değilse pişmanlıktan ben de helak olurdum desin.
Ardından ikimiz bir fidanız. Güller açan dalıyız şarkısını birlikte söylesinler.
Böylece onlar ersin muradına. Biz de çıkalım kerevetine.
Sakın bana, sen ne yazdığının farkında mısın demeyin. Ben ne yaptığımı biliyor muyum sanki derim. Bir de ne yani, terör devam etse miydi derim de küçük dilinizi yutar, ondan sonra o dilinizi çıkarması için doktor doktor dolaşır, başınıza dert alırsınız. Demedi demeyin. Gidin işinize. Allah beni değil, sizi affetsin. Sizi terör sevicileri sizi.