19 Ekim 2025 Pazar

Meram Yeniyol Caddesi *

Meram Yeniyol Caddesi, uzun ince, dar ve düz bir cadde. Yeniyol dendiğine bakmayın. Yolun caddeliği çok eski.

90'lı yıllarda öğrenci iken 1989-1995 yılları arasında Meram Belediyesi Başkanlığı yapan Sayın Veysel Candan döneminde bu caddede uzun süren bir çalışma yapılmıştı.

Çalışmayı yerinde görmek için bu yola gelen Veysel Candan'a bir hanımefendinin, "Sayın başkan bu yol çalışması ne zaman bitecek? Bir tarih verebilir misin" diye soru sorduğu, başkanın da "Şu tarihte" dediği, kadının bu tarihte biteceğine dair senet istediği, başkanın da "Senede gerek yok. Benim sözüm senet" dediği öğrenciler arasında konuşulmuştu.

Uzun süren genişletme çalışması sonrasında cadde, gidiş ve geliş olacak şekilde ikişer şeritli bir yol olmuştu. Dökülen asfalt ile birlikte caddenin görünümü daha da güzel olmuştu.

O zamandan bu zamana bu caddede defalarca asfalt çalışması yapılmıştır. Orta refüjdeki ağaçlar zamanla sökülüp dikilse de caddenin bugünkü görünümü 90'lı yıllardan kalma.

Bu caddeden her geçişte hem Veysel Candan'ı hem de başkanın kadına, "Sözüm senet" sözünü hatırlarım.

Sonrasında, bu caddede Veysel Candan'ı unutturacak gözle görülür bir farklılık ve genişletme olmadı. Daha sonra açılan Meram Yaka Caddesi alternatif bir yol olarak açılmasına rağmen Meram Yeniyol Caddesinin araç yoğunluğu hiç azalmadı. Sabahın erken saatinden geç vakte kadar bu yol daima işlek.

Yaya yönünden Cadde Meram'ın açılmasıyla birlikte gözle görülür bir artış olmakla birlikte Meram Devlet Hastanesinden sonra kaldırımda yürüyen pek yaya görmek mümkün değil. Çünkü benim gibi tek tük yürüyen olsa da yayanın yürüyeceği doğru dürüst kaldırım yok. Ortalama bir metre genişliğinde olan kaldırım her yerde bir metre de değil. Bazı yerlerde bir yaya zor yürür. Ya önüne ağaç ya elektrik ve telefon direği ya çöp kovası ya elektrik panosu çıkar. Bazı yerlerde ağacın kök salmasıyla birlikte kaldırım inişli çıkışlı olmuş. Üzerindeki taşlar ise bildiğimiz kaldırım taşları gibi değil. Kimi çukur kimi yüksek kimi yerinden çıkmış kimi kırılmış şekilde. Buraların kaldırımından gitmek için bir yerlere çarpmadan gitmek ya da ayağın takılıp düşmemek için yayanın epey bir ecel terleri dökmesi gerekiyor. Bu kaldırımda gidilmez deyip yolun kenarından yürümeye kalkan yayanın ise yola inmesiyle kaldırıma çıkması bir olur. Çünkü jet hızıyla kaldırıma sıfır gelen araçtan kendini koruması gerekiyor. Hele kaldırımın öyle bölümleri var ki yaya, yola inmek zorunda kalıyor.

İkişer şeritli işlek bu caddeden bisikletli birinin gidip gelmesi de çok zor ve cesaret ister. Çünkü her bir bisikletli iki şerit işleyen yolun birini tıkaması anlamına gelir.

Ne demek istiyorum? Bu dar ve işlek cadde genişletilsin demiyorum. Çünkü bu yolu genişletmek mümkün değil. Keşke mümkün olsaydı. Zaten mümkün olsaydı, şu ana kadar Büyükşehir bu yolu çoktan genişletirdi. Bu caddenin sağlı sollu meskûn mahal sakinlerinden bir karış almak, abartmayalım ama Avrupa'yı hatta Viyana'yı fethetmekten daha zor. Çünkü eski yerleşim yerlerinde yolu düzenlemek çok zor.

Peki, bu işlek cadde belli bir noktadan sonra yaya kaldırımından mahrum olmaya devam mı edecek? Yok mu bunun bir yolu?

Kaç defa gelip geçtiğim bu yolun iki tarafına yapılmış müstakil villaların önünde, nereden bakılsa 8-10 metrelik bir mesafe var. Yani ev yok. Belediye, bu yolun iki taraftaki sakinleriyle görüşse, sizlerin arsasından 1-2 metre alıp bu muhite yakışır, güzel ve evladiyelik bir kaldırım yapacağım. Gelip geçen rahatça yürüsün. Hatta yer müsait olursa bisiklet yolu da yapacağım. Size bir masraf çıkmayacak. İhata duvarlarınızı Belediyemiz yapacak dese, herhalde mahalle sakinleri bir şey demez diye düşünüyorum. Çünkü alınan her bir metre amme için kullanılacak.

Burada gözlemlerimi anlatarak yolun nasıl daha iyi olacağına dair öneri sundum. Belki Belediye bu önerimi mahalle sakinlerine teklif edip sakinlerden kabul görmemiş olabilir. Eğer daha önce bu öneri götürülmedi ise denemeye değer diye düşünüyorum. En azından mahalle sakinlerine böyle bir teklifi götürdük ama kabul görmedi denir.

*20.10.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Duran Aydıner

İlahiyat okumaya 1986 yılında Kayseri'de başladım. Hazırlık ve birinci sınıfı Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okuduktan sonra 1988 yılında, sıla ağır basmış olmalı ki SÜ İlahiyat Fakültesine geçiş yaptım.

Konya'ya geçiş yaptım ama ayaklarım geri geri gitti. Çünkü gönlüm Kayseri'de kalmıştı. İlk gurbete çıkışımdı Kayseri. Kaldığım Talas Erkek Öğrenci yurdundan ve sınıfımdan yeni arkadaşlar edindim.

Okurken aynı zamanda inşaatlarda çalıştım.

1988'in Eylül ayında Konya'ya giderken aynı zamanda ufukta evlilik de vardı.

Düğünüm Ekim ayında Konya'ya 70 km uzaklıktaki beldemde idi.

Düğünüme Konya'dan dolmuş tutup davetime icabet eden arkadaşlarım oldu. Onların her biri de benim gibi öğrenci idi.

Gelen misafirlerin her biri hanemizi şenlendirdi. Hele bir tanesi vardı ki düğünümde görmekten ziyadesiyle memnun oldum. Çünkü hiç beklemiyordum. Düğünüme gelen ise Kayseri'den sınıf arkadaşım Duran Aydıner idi. Elinde de bir çanta dolusu kitap vardı. Arkadaşların hediyesi deyip çantayı takdim etmişti.

Her biri benim gibi öğrenci olan, yurt ve öğrenci evinde kalan arkadaşlar, harçlıklarından kısarak aralarında para toplamışlar. En güzel hediye kitaptır demişler. Arkadaşımız Duran da sizin adınıza bu hediyeleri ben götürür, düğününe iştirak ederim demiş. Kalkıp Kayseri'den Konya'ya, Konya'dan 70 km mesafedeki beldeme gelerek arkadaşlar adına düğünüme iştirak etmiş, hatırımı almıştı.

Duran'ın yaptığı bu özverili davranışı hep takdir etmişimdir. Çünkü ta Kayseri'den Konya'nın beldesine iki otobüsle yolculuk yapmak başlı başına meşakkattir.

Duran'la düğünümden sonra bir daha görüşmek nasip olmadı. Ama sosyal medyada arkadaşlığımız devam etti. Bildiğim kadarıyla pek kendini ifade etmeyen, sessizce başkasını dinleyen, içine kapanık bir arkadaştı.

Emekli olduktan sonra uzun süre hastalıkla mücadele eden, ardından depreme yakalanan Hataylı Duran arkadaşımızın vefat ettiğini EÜ İlahiyat Fakültesi 1991 mezunlar grubundan öğrenince üzüldüm. Gözümün önüne düğünümdeki Duran belirdi.

Hatır bilen arkadaşımızın Allah da hatırını bilsin. Sevenlerinin, ailesinin ve 91 Erciyes İlahiyat mezunlarının başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.

17 Ekim 2025 Cuma

Geride Kalan Tek Şey

“Eğer bir şey olmak istiyorsanız,

Doğru ve güzel insan olun.

(Çünkü) o kulvarda pek yarış yok.

Daha fazla “sevgiliye” sahip olmak sizi daha erkeksi yapmaz.

Daha fazla “erkek arkadaş” edinmek sizi daha güzel kılmaz.

Pahalı şeyler sadece ‘ucuz’ insanları çeker.

 Ve bu arada gençlik geçer.

Güzellik de öyle.

 Geride kalan tek şey karakterdir.

Kadınlar, topuklu ayakkabı ve kısa etek giyen herkes olabilir; erkekler, pahalı takım elbiseler ve ayakkabılar giyen herkes olabilir.

Ama aslında gerçek kadınlar ve gerçek erkekler, zihinlerini, ruhlarını ve karakterlerini ‘giyinenlerdir.’

Ne istediklerini bilirler ve asıl zarafetleri tavırlarında gizlidir.

Hayatınızı “ucuz” duygularla harcamayın.

Çocuklarımıza, bir arabanın başarı göstergesi olmadığını ve yürüyerek gitmenin yoksulluk anlamına gelmediğini öğretmeliyiz.” (Robert de Niro*)

*Robert de Niro, birçok filmde rol almış ABD’li bir oyuncu. En iyi erkek ve yardımcı erkek Oscar ödülü aldığı ödüllerden.