12 Ekim 2025 Pazar

Coca Cola ve Pepsi'ye Dair (4)

Coca Cola, Pepsi ve diğer ürünlere yaptığımız boykotlar fayda verse, sonuç alsak, “İsrail'i desteklemek neymiş, görsün gününü. Coca Cola kiminle aşık attığını bilsin ve ayağını denk alsın” diyeceğim. Başta Cola olmak üzere Yahudi menşeli ya da İsrail'e destek veriyor dediğimiz ne kadar ürün varsa hepsi bu ülkede faaliyetine devam ettiği gibi belki de paraya para demediği için devlet bütçesinden daha güçlü bir görünüm veriyor.

Boykotlar fayda verse ve sonuç alınsa inanın hiç gam yemeyeceğim. Fayda vermediği halde ikide bir boykot çağrısını da anlamış değilim. Bazılarımızın "boykot yaparak tarafımızı belli ediyoruz. Karınca misali" dediğini duyar gibiyim. Böyle diyenlere ve elinden geldiği kadar boykot yapanlara saygı duyuyorum. Samimiyetlerinden de şüphem yok. Ama aynı saygıyı, bitmeyen ve sonuca gitmeyen boykotları ve boykot konusunda düştüğümüz çelişkiyi dile getirenlere de göstermek lazım. Fakat bu saygıyı göremiyorum. Gören de Filistin ve Gazze duyarlılığı bir bunlarda var. Sanıyorlar ki boykota eleştiri getirenler İsrail tarafını tutuyor. Böyle düşünen varsa, iftira atmaktan ve zanda bulunmaktan Allah'a sığınması gerekir. Çünkü bu ülkede fikri, zikri, düşüncesi, inancı, siyasi görüşü, yaşantısı farklı farklı olsa da Filistin konusunda bu ülke insanı Filistin'in yanındadır. Bu böyle biline.

Eleştiri getirenler, "tamam, tarafımız belli olsun. Boykot yapılacaksa tüm ABD ve İsrail ürünlerine yapılsın. Bu konuda çelişkiye düşmeyelim. En azından zorunlu olmadıkça alternatifi varsa onları alalım. Cola'ya gösterdiğimiz duyarlılığı cebimizdeki İphone'ye de gösterelim. İsrail'e en büyük desteği veren on beş şirketten biri olan Boeing uçaklarına da gösterelim. Birini görürken diğerini görmezden gelmeyelim. Biz boykot yaparken boykotu tınlamayıp ya da gereksiz görüp veya beyhude çaba deyip boykot edilmesi gereken ürün ve malı alanlara da tepkimizi ortaya koyalım" diyorlar. Yanlış mı diyorlar? Niçin böyle diyenleri, mücadele edilmesi gereken düşman gibi görüyorlar. İnanın, anlamış değilim.

Bir diğer husus, boykot edeceğimize, bu boykot ürünlerinin en iyisini biz yapsak, hangi birimiz yerli ürün varken yabancı ürünün özellikle İsrail'i destekleyen firmanın ürününü alır. İnanın, yıllardır boykotlarla uğraşırken aynı kalite ürüne kafa yorsaydık, şu ana kadar boykot ürünlerinin çoğunun alternatifi yerli ürünlerimiz olurdu. Ama işin kolayına kaçıyoruz. Kusura bakmayın ama bizim bu durumumuz, bataklığı kurutmak yerine bataklığın ürettiği sivrisinekleri öldürmeye veya kovalamaya benzer. Biliyoruz ki bataklık kurutulmadan sivrisinekle mücadele edilmez. Bataklık kurutulunca ortada mücadele edecek sivri kalmaz zaten. Gerçi biz bırakın marka değeri olan bir ürün piyasaya sürmeyi, Pepsi ve Coca Cola gibi dünyanın her bir ülkesinde çok uluslu şirket gibi mal satmayı, kendi öp öz mahsulümüz olan Cola Türka'ya bile sahip çıkamadık.

Yine Yahudi ve ABD'nin ürettiği her ürünü şu ya da bu gerekçeyle kullanmayı mubah görürken iş Cola'ya gelince aslan kesilmemiz, karnını tıka basa doyuran birinin, tabağında bir iki lokma kalınca, perhiz yapıyorum. Yemeyeceğim demeye benzer. Mübarek, o kadar yemeği yemişsin, bir iki lokma kalınca mı perhiz aklımıza geldi. O hesap, ABD sigarası, telefonu vs. her türlü ürünü kullanacağız. İş Cola'ya gelince, dur orada, ben o ürünü boykot ediyorum diyeceğiz. Lütfen boykot konusunda samimi isek ya hep ya hiç olmalı. Ötesi çelişki yumağıdır. Ne de çok seviyoruz çelişkiye düşmeyi. Ne de nefret ediyoruz bu çelişkiyi yüzümüze vuranları tu kaka yapmayı. Dikkat edelim bu savunma psikolojisi sağlıklı değildir. Acizliğimizi gerçeği haykıranlara çemkirerek geçiştirmeyelim.

Bir diğer husus, Cumhurbaşkanı'nın, bu ülkede üretilen tüm firmalar ve ürünler yerlidir" dediğini hatırlıyorum. Bugün başta Cola ve Pepsi olmak üzere yabancı menşeli ürünlerin hemen hemen hepsi bu ülkede üretim yapıyor. Yukarıda da dediğim gibi bu firmaların fabrikalarında işçi ve yönetici olarak çalışan kişilerin kahir ekseriyeti bu ülke insanı. Merak ediyorum, bu ürünleri boykot ederek diyelim ki batırdık ya da "madem istemiyorsunuz. Bu ülkedeki üretim ve satışı sonlandırıyoruz. Fabrikalarımızı falan ülkelere kaydırıyoruz" dense, bu boykot ürünlerinde çalışan insanlarımız işsiz kalınca, özellikle boykot boykot diyenler, bunlara istihdam sağlayabilecek mi? Bunun mümkün olmadığını en iyi boykot boykot diyenler bilir. Sanki bu gibi şeylerin sonunu düşünmeden bu işlere kalkışıyoruz. Burada "bekara avrat boşamak kolay" sözünü hatırlamanın tam zamanı.

Bir zaman daha var ki bölük pörçük olan bu uzun yazıyı sonlandırmanın zamanı.

Son söz, tekrar ediyorum. Boykot yapanlara saygım var. Boykot konusunda eski duyarlılığı kalmasa da evime Kola ve Pepsi almayan biriyim. Diğer ürünlerde de aynı kalite yerli ürün varsa yerli ürünü tercih ediyorum. Adeta boykot yapıyorum. Sonuna kadar Filistin davasının yanındayım. Bu durumda iken boykot konusunda içine düştüğümüz çelişkiye ve açmazı ele alan yazılarımı okuyan olursa -bu yazım da öyledir- lütfen hop oturup hop kalkmayın. Görüşüme katılmasanız da aynı saygıyı sizden de bekliyorum. Unutmayalım ki gerçekler acıdır.

Coca Cola ve Pepsi'ye Dair (3)

Buradan yavaş yavaş sadede geleyim. Coca Cola simge olmuş bir boykot ürünü. Tüm boykotlar bu ürünle başlar. Çünkü Yahudi menşeli ya da İsrail'e destek sağlıyor diye. Hatta Sumud filosuna katıldıktan sonra kendi İnstagram sayfasında canlı yayın yaparak İsrailli askerlerin nasıl davrandıklarını anlatan İkbal Gürpınar Hanım, bir konuşmasında, "İsrail askerleri bizi ellerinde Coca Cola içecekleriyle karşıladı. Gözümüzün önünde Kola içtiler. Zehir zıkkım olsun" dedi.

Aslı var ise bu hengamede İsrailli askerlerin Kola içmesi ve Kola ile karşılamalarının bir anlamı olsa gerek. Niyetlerini bilmem ama herhalde İsrail askerleri şunu demek istedi: Yahu, ambargoyu delmek için bu kadar yolu niye tepip geldiniz. Halbuki sizin yaptığınız tek şey şu içtiğimiz Coca Cola'yı boykot etmekti. Siz gidin, yine bu ürünü boykot etmeye devam edin" ya da "Siz Kola'yı içmezsiniz hatta görmeye bile dayanamazsınız. Sizi çileden çıkarmak için bakın sizi Kola ile karşılıyoruz". Artık niyetleri ne idiyse.

İsrailli askerlerin aktivistler karşısında Kola içmesi aklıma İhsan Doğramacı'yı getirdi. Doğramacı YÖK başkanı iken biliyorsunuz, başörtüsü yasaklarına paralel olarak protestolar da eksik değildi. İşte böyle bir zamanda ellerinde Zaman gazetesi olduğu halde Doğramacı'yı protestoya gelen öğrencilere, Doğramacı'nın, "O elinizdeki gazete ismini tersinden okuyun. Namaz demektir. Siz bu eylemi bırakın, gidin evinizde namazınızı kılın" dediği söylenir.

Yazıyı dağıttığımın, daldan dala atladığımın farkındayım. Ülkemizde hız kesmeyen Kola boykotuna geleyim. Evet, ne zaman İsrail, Filistin ve Gazze'de katliam yapsa bizde hemen Coca Cola boykotu başta gelir. Ardından boy boy İsrail ürünleri yayımlanır. “Alma, aldırma, satma” türünden şeyler söylenir.

Bizim boykotumuz sadece İsrail ürünleriyle sınırlı değil. Bazen ABD'ye kızarız. ABD ürünlerini boykot ederiz. Bazen Fransa'ya kızarız. Fransız ürünlerini boykot ederiz. Şu firmanın otobüsü namaz molası vermiyor. Boykot edelim deriz. Şu halı, çalışanlarını cumaya göndermiyor. Bu halıyı boykot edelim deriz. Hatta hızımızı alamayarak üç harfli marketleri bile boykot listesine dahil ediyoruz.

Bugüne kadar ömrümüz boykot ile geçti, hala da öyle geçiyor diyebiliriz. Kimi boykotlar konjonktür gereği bir kızgınlıkla başlar. Bir bakmışsın bitmiş. Kimi de Pepsi ve Coca Cola'da olduğu gibi aşağı yukarı her daim devam ediyor. İşin garibi, bugüne kadar boykot edip de batırdığımız, sinek avlayan, ürün ve tezgahını satıp ülkeyi terk eden ürün ve firma görmedim. Her biri tereklerde ve sofralarda yerini almaya devam ediyor. Hatta sabah akşam boykot ettiğimiz Coca Cola A Milli Takımının sponsoru olur çoğu zaman. (Devam edeceğim) 

Coca Cola ve Pepsi'ye Dair (2)

Geçen hafta bir sınıfa girdim. Yoklamayı alıp derse geçeceğim. 

Bir öğrenci söz aldı: "Hocam, geçen hafta arkadaşlar benden Cola ikram etmemi istediler. Getirdim. İzin verirsen herkese birer bardak verebilir miyim" dedi. Gencin önünde iki adet 2,5’luk pet şişe vardı. Cola mıydı, Pepsi miydi, dikkat etmedim. Haydi, dökmeden, hızlıca ikram et dedim. Genç, "Sizde içmek şartıyla" dedi. İyi, tamam olsun dedim. İki elden pet bardaklara doldurularak 30 kişilik sınıfa ikram edildi. Benim masaya da koymuşlar. 

Herkes içip bitirdikten sonra delikanlı, kesene bereket. Cömertliğin daim olsun. Yalnız bu içecek yerine alternatif içeceklerimizden ikram etseydin daha iyi olurdu. Bir de bu iki içeceğin içinde ne varsa bağımlılık yapıyor. Kendinizi bu içecekten uzak tutmanızda fayda var. Üstelik anlık içimin dışında vücudunuza olumlu bir katkısı da yok dedim. "Tamam, hocam, teşekkür ederiz" dedi. Ardından derse geçtik.

Konuyu dağıtma niyetim yok. Üstelik daha sadede gelmedim. Konu anılara geçince bir anım daha aklıma geldi. Bunu da paylaşmak isterim. 2002 yılında Adana'ya tayinim çıktığında il emrine verilmiştim. Çünkü o zamanlar nokta tayin yapılmıyordu. Şurası mı olur, burası mı derken Allah vere de Pozantı olsa da Konya'ya yakın olsam diyordum. Bir arkadaş, “Pozantı'yı boş ver. Adana merkez olsun. Ben birini ayarlayayım” dedi.

Ağustos ayı idi sanırım. Bindim otobüse, Adana'ya vardım. Beni gençten biri karşıladı. Pepsi'de üst düzey bir yönetici imiş. Beni arabasına aldı. Daha önce randevuyu ayarlamış. Seyhan İlçe Milli Eğitim Müdürü ile görüştürdü. Durumumu anlattı. Müdür de tayinleri biz yapmıyoruz. İldeki falan müdür yardımcısı yapıyor. Onunla görüşeyim dedi. Yanımızda iken il müdür yardımcısını aradı. İsmimi ve branşımı verdi. "Bu arkadaşı il merkezinde değerlendirebilir miyiz" dedi. Müdür yardımcısı, "mümkün değil. O branşa il merkezi dolu" dedi.

Müdürden müsaade alıp çıktık. Çıkarken "Atamalar ağustosun ikinci haftasından sonra yapılır. O zaman bir daha uğrayın. Tekrar rica edeyim sizin için" dedi. Teşekkür edip ayrıldık. Benim için randevu, görüşme, sağa sola getirip götürme işiyle uğraşan Pepsi yöneticisine teşekkür edip ayrıldım.

Yeri değil ama antrparantez söyleyeyim. Benim tayin Adana merkez oldu. Tabii araya birilerini koyarsan, olur, niye olmasın dediğinizi duyar gibiyim. Öyle olmadı. Zira torpil falan işlemedi. Çünkü ben Ağustos ayında torpil ararken meğerse ildeki güzel bir okula benim tayinim 4 Temmuzda yapılmış. Nasıl olduysa artık. Yani ben haybeye Adana'ya gidip görüştüm. Yerim belli iken Adana merkez olsun diye uğraşmışım. Benim torpil böyle. Torpil isterseniz, ben buradayım.

Araya anılarımı da katmamın sebebi ister Coca Cola ister Pepsi ister Cola Türka olsun söylediğim içeceklerin menşei ABD ve Japonya da olsa bu içecekler ve türevleri bu ülkede üretiliyor. İnsanımıza az veya çok istihdam sağlıyor. Çünkü işçisinden yöneticisine varıncaya kadar bu fabrikalarda bu ülkenin insanı çalışıyor. Her biri de bu fabrikalardan aldığı maaşla geçimlerini sağlıyor.

İş bulmak, bulduğu işte çalışmak bu ülkede zor. Özellikle genç nüfusta işsizlik had safhada. Özellikle Pepsi ve Coca Cola şirketlerinde çalışanların çoğunun elinde imkan olsa bu fabrikalarda çalışmaz. Çünkü bu iki ürün bizde boykot listesinin en başında yer alır. Belki bu şirketlerde çalışan insanlar içerisinde bu içecekleri boykot ettiği için içmeyenler de var. Ama eli mahkum burada çalışmaya. Sadece buralarda değil, bankada, bar, meyhane ve içki fabrikasında bile çalışan insanımız var. İçki içmediği halde Hollanda'da bir içki fabrikasında çalışan asker arkadaşım bir gurbetçimiz var. (Devam edeceğim)