26 Eylül 2025 Cuma

Yürüyüşüme Dair Takipçi Yorumları

26 Eylül 2020 günü yürüyüş yapmak için şu güzergahı seçmiştim:

Gidiş: Yaka-Hicaz Cad-Alemdar Cad-Erenköy-Kanal Boyu-Otogar.

Dönüş: Otogar-Tramvay Yolu-Beyşehir Yolu-Fatih Caddesi-Yaka.

Bu yolculuğum, 4 saat 9 dakika sürmüş. 30672 adım atarak 20,86 km yapmışım. 

2020'den beri yaptığım yürüyüşlerde rekor, Yaka-Altınapa Barajına gidiş dönüş idi. Telefonumun şarjı dönüşte Akyokuş'a yaklaşırken bitmişti. Sonrası adımları kayda alamadım. 36000 idi telefon kapanmadan önce attığım adım. Bu da 25 km demektir. Sonrasında bir kırk dakika daha yürüyerek eve gelmiştim. Bu demektir ki gidiş dönüş beş saat süren bu yolculuğumda 30 km rahat yapmışım. 

Yazımın bundan sonraki kısmında, sosyal medyada paylaştığım Yaka-Otogar, Otogar-Yaka yürüyüşüme dair takipçilerin yaptığı yoruma yer vereceğim:

"Hocam bunu bisikletle dene bari, zaman israfı azalır...". 

"Hocam maşallah ya, yani hakkaten maşallah 20 km mi 😳 ben 5 kmden sonra çok yürüdüm diyordum 🤓". 

"Maşallah hocam .Bu tür paylaşımları pek yapma nazara gelirsin. Millet o kadar yolu arabayla giderken yoruluyor".

"Ağa sen beni de geçtin valla

Helal olsun

41 kere maşallah🚶‍♂️🚶‍♂️🚶‍♂️🚶‍♂️". 

"Abi, işi abartıyorsun! Gel beni dinle, günlük en fazla 6000, bilemedin 7000, haydi 1000 de. Yengemden uzak durman için vereyim, toplam 8000 adımdan fazla yürüme. Ben yaptım, sen yapma. Ben de bir günde bu kadar yürüdüm ve ayağıma giren ağrıdan dolayı 3 ay üzerine basmakta zorlandım. Sonunda da yürümeyi bıraktım."

"Hocam, ceryanlı velesbitle mi gezip durun sen?"

"İmrendik bak yine. Maşâallah... "

"Ortada bir abartma var...diz sıvısı tahrip olur...dikkat ediniz. "

"Hocam senle şöyle Nahcevan Azerbaycan tarafına gitsek yürüyerek"

"Çorum'a da sapıver bi zahmet abi" 

"Seyyah olup şu alemi gezerim/ Bir dost bulamadım gün akşam oldu." 

Tarihi Binalarımız Bize Ne Diyor? *

Anıt'tan Zafer'e geçerken Konya Lisesi, Kayalıpark'a doğru giderken bir zamanlar Meram Milli Eğitim Müdürlüğü olarak kullanılan bina, Kayalıpark'a varınca İplikçi Camii, Valilik binası, sol tarafında Şerafettin Camii, bir zamanlar Karatay Lisesi olarak kullanılan bina dikkatimi çeker.

Diğer binalar pek dikkatimi çekmezken yazdığım binaları defalarca görmeme rağmen başımı kaldırır, bir daha bir daha bakarım.

Aynı şekilde Alaeddin Tepesine çıkarak Alaeddin Keykubat Camiinde cuma namazı kılarım zaman zaman.

Yine önünden geçerken daha önce girip gezdiğim İnce Minare ve Karatay Medreselerine de alıcı gözle bakarım.

Verdiğim tarihi bina örnekleri Konya'dan. Diğer şehitlerimizin çoğunda da bu şekil tarihi eserleri görmek mümkün.

Sütunları ve kalın duvarlarıyla dikkat çeken bu binaları gördükçe içim açılır. Hiçbir masraftan kaçınmadan bize bırakanlara minnet duyarım.

Hepsinin özelliği asırlar geçmesine rağmen dimdik ayakta durmaları ve hâlâ kullanıma açık olmaları.

Sağlamlık yönünden bugünkü son teknoloji ile yapılmış beton binalara beş çeker hepsi.

Yazın serin, kışın sıcak tutar.

İçeriden dışarıya sesi gitmez. Dışarıdan da içeriye ses ve gürültü girmez.

Kullanışlı mı kullanışlı.

Başta sağlamlık olmak üzere binanın her bir yerine sanatın her türlüsünü ilmek ilmek işlemişler.

Adeta asırlara meydan okuyan bu tür tarihi binaları Müslümanlar yapsa da aynı, Hristiyanlar yapsa da aynı. Cami yapsalar da aynı, kilise yapsalar da aynı, hamam yapsalar da aynı.

Farklı millet ve inanç sahiplerinin geçmişte bina yapmada ortak özelliği; hile, hurda, alavere, dalavere bilmemeleri. Bunları biliyorlarsa da binada uygulamamaları. Kısaca evladiyelik yapmışlar adeta. Binaların harcı dürüstlük olsa gerek.

Yüzyıllara meydan okuyan her bir yeri tarih kokan, her bir yerinde sanat izi olan bu binaları gördükçe, bu binaları bizlere bırakanlar bize adeta şöyle diyor: “Belki biz ölürüz belki bizim medeniyetimiz söner belki devletimiz yıkılır ama bizim yaptığımız binalar dimdik ayakta olacak ve sizler bu binaları kullanacaksınız. Yanlarına yeni beton binalar yapacaksınız. Ama şunu bilin ki bizim yaptığımız gibi bina yapmazsanız, bu yaptığınız binalar bir depremde eceliniz olur. Sakın ola böyle binalar yapmayın. Yapacaksanız bizim yaptığımız binalar gibi evladiyelik binalar yapın. Yaptığınız binaları sizden sonraki neslinize bırakacak şekilde sapasağlam yapın. Her ne olursanız olun, bina yapımında dürüstlüğü hiç ama hiç elden bırakmayın”.

*21.11.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

VNÇ

Bulunduğum muhitte, formalarından ve yaşlarından öğrenci olduğu belli çocuklar görürüm. Formanın önündeki VNÇ dikkatimi çekti.

VNÇ ne olabilir, neyin kısaltması derken ilk aklıma gelen, vinç oldu. İyi de vinç ne alaka? Acaba mesleğe yönelsinler diye vinç okulu açılmış olabilir mi diye düşünmedim değil. Belli ki bu çocuklar vinç operatörü olacaklar. Ne de olsa ülkede istihdam daralması var ama vinç operatörüne ihtiyaç var. Çünkü herkes vinç operatörü değil.

Ben böyle düşüne durayım. İmdadıma, mahallemdeki okul geldi. Mahallemdeki okulun adı Vali Necati Çetinkaya idi. Okulu telaffuz edince, Vali'nin "V'si, Necati'nin" N"si, Çetinkaya'nın "Ç"si alınıp ortaya VNÇ çıkmış.

Meğer gördüğüm tişörtlü öğrenciler vinç operatörü öğrencisi değil de Vali Necati Çetinkaya Ortaokulu öğrencileri imiş.

Sonraki günlerde okul formasında başka ne var diye daha dikkatli baktım. Tişörtün bazısının sol, bazısının sağ omuzunda 1990 yazılı idi. Belli ki okul 1990 yılında açılmış olmalı.

Bir başka gün tişörtle uyumlu eşofmana benzer pantolon gördüm. Alt giysiye de VNÇ yazdırılmış. Kısaca okul formasının hem üstüne hem de altına VNÇ yazdırılmış.

Her ne kadar okulun baş harfleri verilmiş olsa da VNÇ kısaltması bana garip geldi. Yukarıda bahsettiğim gibi ilk etapta vinci çağrıştırıyor. Belki çocuklar da kendi aralarında vinç geldi, vinç gidiyor diye şakalaşıyordur.

Okul kendi bilir ama ben olsam okulun baş harflerini böyle kısaltma yoluna gitmezdim. Hele okul formasına yazdırmazdım. Üstelik bildiğim kadarıyla okul formalarına bu şekil logo bastırmak yasak. Öyle görünüyor ki yasaktan önce bu kısaltma tercih edilmiş olmalı.

Okulun kısaltması bir anlam ifade etse eh dersin, bir etik ya da ahlaki kuralı hatırlatıyor dersin. Ama bildiğin vinci hatırlatıyor. En azından bende öyle.

Bilmeyenler için söyleyeyim, okul Konya'da başarısını ispat etmiş bir okul. Bu yüzden sadece muhitinden değil, Konya'nın öbür ucundan öğrenci alıyor bu okul. Okul kalitesini ispat edince formaya da okulun logosunu bastıralım diye düşünmüş olmalı.

Okulun bulunduğu muhit insanı, okulda okuyan öğrenciler ve velileri VNÇ'nin ne anlama geldiğini bilse de muhit dışında her gören VNÇ ne demek diye soruyordur.

Yine bilmeyenler için söyleyeyim. Okul Havzan Mahallesinde bir ortaokul. Okul zamanın Konya Valisi Necati Çetinkaya zamanında yapılmış olmalı ki okula Valinin adı uygun görülmüş.

Sayın Vali ne zaman Konya Valiliği yapmış diye diye baktım. 1988-1991 yılları arasında görev yapmış. Bakınca Vali’nin ikinci bir isminin daha olduğunu öğrendim. Esas adı, Mehmet Necati Çetinkaya imiş. İlk defa duyduğum Mehmet' i de görünce iyi ki okula tüm ismi verilmemiş dedim. Çünkü o zaman okulun adı, Mehmet Necati Çetinkaya Ortaokulu olacaktı. Haliyle uzun isim daha da uzayacaktı.

Sayın Vali, isminin verildiği bu okulu kendi cebinden para vererek yaptırmış ya da anlamlı bağış diyebileceğimiz yüklü bir miktar bağış mı yaptı da bu okula ismi verildi? Bu kısmı bilmiyorum ama sanmıyorum Valinin kendi imkanıyla bu okulu yaptırdığını. Çünkü sadece bu Vali değil, çoğu yerde valiler ismine okullar var. Vali dışında devlette görev yapmış üst düzey kişiler adına da okullar var.

Siz nasıl görürsünüz bilmem ama ben okullara ya da kurumlara devlet adına iş yapan kişilerin isimlerinin verilmesini çok doğru bulmuyorum. İhtiyaç olan yere okul yapılmışsa, o mahalle ya da muhit adını vermek en doğrusu. Mesela bu okul Havzan Mahallesinde olduğuna göre bu okula Vali adından ziyade Havzan Ortaokulu adını vermek daha uygun olurdu. Gördüğünüz gibi okul ismi hem kısaldı hem de Havzan ismini duyan, okulun yerini, nerede bu okul demeden bilirdi.

Kısaca:
Okullar muhitinin adıyla anılmalı.

Okullara, zamanında yapıldı, aracılık etti diye vali türünden isimler verilmemeli.

Hayırsever isimleri verilmekten kaçınılmalı. İlla hayırseverin ismi verilecekse sadece soyadı okula verilmeli. Ana, baba, çift isim gibi tüm isimleri ekleyerek okulun ismini gereksiz yere uzatmamalı. İnanın öyle uzun isimler okullara isim olarak veriliyor ki öğrenci okulunu söylerken arada nefes almak zorunda kalıyor.

Okul isimleri, muhitine uygun, anlamlı, sade ve kısa olmalı.

Verilen isim de sık sık değiştirilmemeli.

Okul yaptıracak hayırsever okula illa benim adım verilecek derse, adım değiştirilmeyecek diye protokol imzalamaya kalkarsa, kusura bakmayın, okulun ismi değiştirilemez. Buna razı isen yardımını kabul ederiz denmeli. Okulun giriş kısmında herkesin göreceği yerde okulu kimin yaptırdığı, hayırseverin kısa hayatını anlatan bir bilgiye yer verilebilir. 

Okul formasında okulu çağrıştıran bir yazı bir kısaltma bir logo olmamalı. Çocuk bu formayı yeri geldiği zaman okul dışında da giyebilmeli.