16 Eylül 2025 Salı

Konya Tıp Fakülteleri *

Konya, tıp fakültesi ve hastanesi yönünden çoğu büyükşehirlere göre daha şanslı. Çünkü iki tane devlete ait tıp fakültesi ve hastanesi var. Biri Meram Tıp Fakültesi. Necmettin Erbakan Üniversitesi bünyesinde. Diğeri, Selçuk Üniversitesine bağlı Selçuklu Tıp Fakültesi. Diğer özel ve vakıf tıp hastanelerini saymıyorum.

Konya'daki bu hastanelerden Konya dışında Karaman ve Aksaray gibi yakın iller de faydalanıyor.

Konya'daki bu imkan Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki çoğu büyükşehirlerde yok.

Birçok il ve büyükşehre nasip olmayan bu imkan niçin Konya'da var? Devlet buraya bu iki fakülteyi ve hastanesini açarak neyi hedefledi? Bir hedef varsa bu hedefe ulaşılmış mıdır?

Burada, Selçuk Üniversitesi ikiye bölündü. Bu üniversiteden Necmettin Erbakan Üniversitesi doğdu. İki üniversite olunca, iki tıp fakültesi de bundan dolayı denebilir.

Yalnız bildiğim kadarıyla Selçuk Üniversitesi (SÜ), bölünmeden önce Meram ve Selçuklu adıyla iki fakülte ve iki hastaneyi zaten bünyesinde barındırıyordu.

Birçok ile nasip olmayan bu iki tıp fakültesi ve hastanesini diğerinden ayıran belirgin bir özelliği var mı? Bildiğim kadarıyla yok.

Fazla eveleyip gevelemeden ağzımdaki baklayı çıkarayım.

Konya'daki bu iki hastaneden biri niçin Antalya'daki Akdeniz Üniversitesi gibi adından söz ettirmiyor? Bu hastane, yaptığı nakillerle meşhur. Kalp, böbrek vb. nakil olacak ne kadar Konyalı varsa soluğu Antalya'da alıyor. Belki Türkiye'nin her yerinden nakil için hastalar Antalya’ya gidiyor.

Antalya Tıp Fakültesinin yaptığı bu nakilleri niçin Konya'daki iki hastaneden biri de yapmasın? Üstelik Antalya'daki tek tıp fakültesi. Bu hastane hem diğer hastalara hizmet veriyor hem de nakil yapıyor.

Merak ettiğim, Antalya'daki doktorlardan Konya'daki doktorların neyi eksik?

Acaba devlet nakiller için sadece Antalya'yı mı seçti?

Konya tıp fakülteleri nakli yapabiliyor da devlet mi izin vermiyor?

Antalya Tıp Fakültesindeki donatım ve imkanlar Konya'da yok mu?

Eğer nakiller konusunda tıp fakülteleri serbest ise Konya'daki tıp fakülteleri hastanelerinden biri niçin nakillerle anılmasın?

Devlet bu imkanı her tıp fakültesine veriyor da Konya'daki doktorlar buna yanaşmıyor mu?

Sebep her ne ise isterdim ki birçok ile nasip olmayan bu iki tıp fakültesinden bir tanesi hem Konya'ya tüm Türkiye'ye hitap edebilsin. Uzak illerden hasta çekebilsin.

*26.10.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Cadde Meram *

Bir arkadaş bir ara Cadde Meram'ı niye yazı konusu edinmiyorsun? Bir de burayı yaz dedi. Nasip, belki bir gün yazarım dedim.

Yazayım yazmasına da Cadde Meram hakkında ne yazacaktım. Hakkında olumlu mu yazmalıydım, olumsuz mu? Arkadaşa, bura hakkında ne düşünüyorsun da demedim.

Bu isteğin üzerinden epey geçti. Bugüne kadar kalem oynatmadım. Bugün nasip oldu.

Cadde Meram'ın yerini bilmeyenler için kısaca bilgi vereyim:

Meram Yeniyol yolundan Meram bağlarına doğru giderken, Konya'nın Battıçıktı diye nam salmış ilk yapılan alt geçidi geçtikten sonra ilk ışıkları geçince cadde üzerinde yapılmış AVM'ye Cadde Meram deniyor.

Bu mevki sadece bu alışveriş merkezinden ibaret değil. Cadde önlü, arkalı, yan yana ağırlıklı olarak kafelerden oluşuyor.

Bir iki defa öğün savmak bahanesiyle bu çarşıya girmişliğim var. Karnımı doyurup çıktım. Çarşıda ne var, hangi sektörler var diye alıcı gözle bakmadım. Evimin yakınlığı dolayısıyla karın doyurmak bahanesiyle gittiğim lokanta da kapandığı için başka da gitmedim.

Çarşının içine girmesem de yürüyüş yapmak için akşamları önünden, Çarşamba pazarı dönüşü zaman zaman Cadde Meram'ın arka sokağından geçerim. Elimde pazar arabasıyla geçebilirsem tabi. Çünkü cadde ya da sokak sağlı sollu park edilmiş araçlarla dolu. Yolun geniş kaldırımı da yok. Mecburen tek taraflı bir aracın geçtiği yoldan yürümek zorundasın. Arkadan araç geldikçe sağa sola çekilmek ya da beklemek gerekiyor.

Bir zamanların tenha ve sessiz bilinen bu mevkii, Cadde Meram'la birlikte hem araç hem de insan yönünden çok hareketli. Bu bölgede sabahtan akşama ve geç vakte kadar ne insan ne de araç yoğunluğu eksiliyor. Haliyle gürültü de eksik olmuyor.

Bir zamanlar ailelerin oturduğu bu bölgede ikamet etmek bir hayli zor olsa gerek. Çünkü cadde önlü, arkalı genelde hizmet sektörüne dönük işletmelerle dolu. Bu muhitte oturan birinin, aracına park yeri bulması kolay değil. Çünkü buralar başka yerden gelen müşterilerin park edilmiş araçlarıyla dolu. Bir müşteri aracını çekse, oraya hemen bir başkası park ediyor. Park ederken trafik duruyor, parktan çıkarken trafik duruyor.

Cadde Meram’a gelmek için Meram Yeniyol'u kullananlar ise ışıktan kalkar kalkmaz sağa dönmek için yolun trafiğini zaman zaman kilitliyor. İki şeritli akan trafik tek şeride düşüyor. Sadece sağa dönenler değil, arka taraftan ana caddeye çıkanlar da trafiği aksatıyor.

Cadde Meram'daki insan yoğunluğunu görünce, görünen o ki bu bölgedeki işletmeler bir ihtiyacı gideriyor.

Yalnız bir ihtiyacı gidermek için sessiz sakin ve havası temiz bir muhiti çarşı merkezine döndürmek de doğru değil. Pekala bu ihtiyacın giderilmesi için meskûn mahallin dışında başka bir yer düşünülebilirdi. Mesela bunun için eski Meram son durak bölgesi daha uygun olurdu. Çünkü burada bol miktarda kafe var. Üstelik meskûn mahal yok.

Hasılı Cadde Meram, 41 Evler diye bilinen mevkiinin dokusunu bozdu. Öyle zannediyorum, bu bölgede oturanların ağzının tadını kaçırdı. İşinden evine dinlenmek için gelen, ev yerine çarşıya gelir oldu. Bol miktarda girip çıkan her araç bol miktarda egzoz dumanı bırakıyor. Mahalleli de oksijen ve temiz hava yerine egzoz soluyor. Hizmet sektöründe pişen yemeklerin kokusu da mahalleye yayılıyor.

Cadde Meram çevresinde oturanlara, sabırlar temenni etmekten başka elimden bir şey gelmiyor.

*19.10.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

15 Eylül 2025 Pazartesi

Teşekkürler 12 Dev Adam *

EuroBasket 2025'te A grubunda 5'te 5 yaparak grubunu lider tamamlayan, son 16 turunda İsveç'i, çeyrek finalde Polonya'yı, yarı finalde de Yunanistan'ı yenerek Almanya ile final oynayan Basketbol Milli Takımımız, Alman Milli Takımına 87-83 yenilerek şampiyonayı ikinci tamamladı ve ülkemize gümüş madalyayı kazandırmış oldu.

İkidir böyle. 2001 yılında da yine Avrupa ikincisi olmuştu gururumuz 12 Dev Adam.

İkincilik de bir başarı. Ama gönlümüz şampiyon olmada idi. O yüzden buruk bir sevinç yaşıyoruz.

Halbuki millet olarak ekranların karşısına oturmuştuk. Onca ayrışmaya rağmen yek vücut olmuştuk. Bu sefer olsun istedik ama olmayınca olmadı.

İçimiz buruk olsa da 12 Dev Adam gururumuz oldu.

Aldıkları helali hoş olsun. Zira fazlasıyla verdiler.

Tebrikler onlara. Zira hak ettiler.

Teşekkürler onlara. Çünkü bizim için ter döktüler.

Aynı teşekkür ve tebriki Dünya Kadınlar Voleybol Şampiyonası finalinde İtalya’ya yenilerek ikinci olan A Milli Kadın Voleybol Takımımız hak etti. Filenin Sultanları olduklarını bir kez daha göstermiş oldular.

Basketbol ve Voleybol Milli Takımımızın bu küçümsenemez başarısı ve sarf ettikleri eforu diğer spor dallarında da görmek istiyoruz. Özellikle futbol alanında ne kulüplerimiz ne de milli takımda bir başarı durumu söz konusu. Şampiyonlar Liginde yokuz, Avrupa Liginde yokuz. Milli Takım da tel tel dökülüyor.

Futbolda gözle görülür bir başarı gösteremediğimiz gibi makul bile yenilmiyoruz. Rezil oluyoruz. Bunun en son örneği de Futbol Milli Takımımızın sahasında İspanya’dan 6 gol yemesi. İspanya biraz daha yüklense maçın 10-0 bitmemesi hiçten değildi.

Futbol Milli Takımın İspanya karşısında tel tel dökülmesi ve bu kadar gol yemesi, 80’li yıllarda İngiltere’den yediğimiz 8-0’lı maçları hatırlattı.

Görünen o ki voleybol ve basketbol dallarında üzerine koyarak bugüne gelinirken futbolda gerisin geri gidiyoruz.

Başımızı öne eğdiren 6-0’lık bu skor ümit ediyorum ki yol kazası olsun. Değilse, bu milli takım bizi utandırmaya devam eder.

*15.09.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.