14 Ağustos 2025 Perşembe

Tarihi Buğday Pazarı'nda Tarih Kokmuyor

Bir yazımda, Avusturya'ya gitmek için başvuru yapan çifte, Avusturya hükümetinin; "Niçin gelmek istediklerini, geçimlerini nasıl sağlayacaklarını, düşündükleri iş yeri için o bölgede aynı işi yapan şu kadar firma olduğunu, bu bölgede o iş yerini açmaya izin veremeyeceklerini, bu iş yerini ancak falan bölgede açabileceklerini, iş yerini açtıktan şu kadar zaman sonra bu kadar kazanç elde ettiklerini belgelemelerini, aksi takdirde oturum izni vermeyeceği" türünden sorup soruşturduğunu, şartlar yerine getirildikten sonra Avusturya hükümetinin çifti ülkelerine kabul ettiğini yazı konusu edinmiş, bizde niçin böyle oturmuş bir devlet düzeninin olmadığına dikkat çekmeye çalışmıştım.

O yazımda açılacak iş yerinin yerine bile Avusturya hükümetinin müdahale ettiği, bunun o bölgedeki aynı işi yapan firmaları korumaya yönelik olduğu da dikkat çeken husustu. Bizde ise iş yeri planlaması yapılmamakta. İsteyen herkes istediği her yerde ve aynı bölgede aynı işi yapabildiği ise hepimizin malumu.

Avusturya ve ülkemizi bırakıp Konya'ya geleyim. Sizi Tarihi Buğday Pazarı çarşısına götüreyim. Burasını Konya'da yaşayanlar bilir. Nicedir atıl durumda olan bu yer bir zamanlar Eski Buğday Pazarı diye bilinirdi.

Bu tarihi çarşı restore edildi. Daha doğrusu aslına uygun yeniden yapıldı. Halkın ve esnafın hizmetine sunuldu. Atıl durumda iken in cin top oynayan bu çarşı, şimdilerde insan yoğunluğu bakımından hareketli. Çarşının hareketliliği, esnafın müşteri çekmesinden kaynaklanmıyor. Çarşı içinde bulunan 7-8 tane çay ocağına geliyor insanımız.

Çay ocakları küçük olmasına rağmen çarşının avlusuna konan masa ve sandalyeler, sabahtan akşama eşiyle, dostuyla muhabbet edip vakit geçirecek ve çay içecek kişilere ev sahipliği yapıyor.

Bu kadar çay ocağını görünce, bu çarşıya Tarihi Buğday Pazarı demekten ziyade "Çay Ocakları Çarşısı" ismini vermek daha uygun düşer.

Hepsinin az veya çok müşterisi olsa da bir çarşı içinde yan yana ve karşılıklı bu kadar çay ocağı plansızlığımızın bir göstergesi. Avlusunda bu kadar oturmuş erkeği gören kadın müşterinin de bu çarşıya gelip küçük esnaftan alışveriş yapması pek mümkün görünmüyor. Zaten çay ocakları dışında burada dükkan açan esnaf adeta sinek avlıyor. Çünkü diğer esnaf da pek farklı bir şey satmıyor. Haliyle çarşı müşteri çekmiyor. Sadece çay satıyor.

Aslına uygun yapılan, zaman zaman oturup çay içtiğim ve vakit geçirdiğim bu çarşının, adına uygun tarihi bir çarşı olmasını isterdim. En azından tarihi hatırlatan, tarih kokan bir çarşı planlanabilirdi. Bu çarşıda ne olabilir ya da neler satılabilirdi? Pekala çarşıdaki kaç dükkanın hangi işi yapabileceği planlaması yapılabilirdi.

Mesela, bu tarihi çarşıda, yok olmaya yüz tutmuş ve can çekişen mesleklere yer verilebilirdi. Kalaycılık, bakıcılık gibi. Sanat değeri olan el sanatları gibi. Antika halı gibi. Yine bu çarşıda, adına uygun olarak ata tohumu satan esnaflara yer açılabilirdi. Aynı şekilde antika eşya satan esnaf da düşünülebilirdi.

Bir çarşıda elbette çay ocağı, wc, küçük bir mescit olsun. Ama bu çarşıyı çarşı yapacak, müşteriyi buraya çekecek satış çeşitliliği olmalı. Adına Tarihi Buğday Pazarı denmişse, bu çarşı buram buram tarih kokmalıydı. Bu çarşı da diğerlerinden farklı olmayacaksa, isteyen istediği şeyi satacaksa, o zaman bu çarşının başındaki Tarihi ibaresini kaldırmak gerek.

Devletin Boşuna Günahını Almışım!

21.07.2025 tarihinde Afyonkarahisar, Sultandağı mevkiinden geçmiştim. 

Bölünmüş yolun hakkı 110 km imiş. Bu hakkı kullanarak yol alıyorken hız limitinin 70 km yazılı levhayı görmüştüm. Frene basıp yavaşlayarak geçtim.

22.07.2025 günü e posta adresime e-Devlet Kapısı'ndan bir bildirim geldi. "Aracınıza ceza düzenlenmiştir" şeklinde.

Hız ihlalini kaçla ihlal ettiğime dair başka da kayıt kürek yoktu. Sadece asgari hız limitinden ceza düzenlendiğine dair 51/2-a ceza maddesi yazıyordu. Oldu olacak, 15 gün önce erken yatırma indiriminden yararlanayım deyip beyan ile cezamı ödedim. 

2167 lira olan cezamı erken ödeyerek 1625,25 TL ödemiş oldum. 

Ödedim ama ödemenin acısıyla mıdır, çenem durmadı. "Olmaz böyle. 110 ile giderken hız sınırını 70'e indirerek EDES uygulaması yapmakta neymiş. Bu yoldan gelip geçen herkes ceza yer. Belli ki devlet bütçeyi düzeltmek için bu yola bel bağlamış. Böyle devlet olur mu?" türünden homurdandım durdum. 

Cezanın acısı geçmiş ve homurdanmayı bırakmıştım ki çarşıdan eve girerken posta kutusunda resmi bir evrak gördüm. Evrak ceza evrakı idi. Görevli memur da zile basmadan imza ve tebliğ tarihini attıktan sonra apartmana koyup gitmiş. 

Ödemesi yapıldığı için evrakı açma gereksinimi duymadım. Alıp eve koydum. Sonra acaba kaçla geçmişim diye merak edip evrakı açtım. 

Evrakı açınca birbiri içine girdirilmiş üç evrak çıktı. Evraklara göz gezdirdim. Gördükçe hayranlığım arttı devlete. O kadar özene bezene ve şeffaf hazırlanmış ki itiraza ve homurdanmaya mahal bırakmamış.

Üç evrak:

Trafik kural ihlali tespit formu,

Trafik idari para cezası karar tutanağı, 

Trafik idari para cezası karar tutanağı tebliğatı.

A4 kağıdından ibaret trafik kural ihlal tespit formunda yok yoktu: 

İhlalin tarihi: 21.07.2025

Saat, dakika ve saniyesi: 12.25.01

Kontrol hız limiti: 80

Kontrol mesafesi: 1261

Araç hızı: 92

Ölçüm aleti: EDS

İhlal yeri:

Ceza maddesi: 52/2-a

Araç bilgileri: 2000 model beyaz Nissan otomobil

Tespit eden, döküm zamanı ve döküm yerine de yer vermiş. 

Tüm bunlar yetmemiş. Aracımın iki tane fotoğrafına yer vermiş. Üç adet plakanın fotoğrafına. Yanımda önde oturan eşimin camı da karartılmış. 

Kısaca bir adet A4 kağıdına neler sığdırmış neler. Homurdanma. Dertlenme. Şikayette bulunma. İşte yaptığının belgesi. Halep orada ise arşın burada diyor. Bu hizmetimizi de unutma diyor. 

Diğer iki kağıtta da (karar ve tebliğ) tutanağında da yok yoktu. 

Tüm bu hizmetleri görünce devlet benim için seferber olmuş deyip mahcup oldum. Radarı görmüyorsun, al bari bunları gör, hepsi saati saatine belgeli demeye getiriyor. 

İnanın, devletin bir ceza için bu kadar efor sarf etmesini, hepsini kaydetmesini, e Devlet aracılığıyla duyurmasını, üzerine her şeyin tutanağını tutup adresime göndermesini düşününce, aldığı bu ceza az bile dedim. Çünkü aldığım cezanın verilen hizmetin yanında esemesi okunmaz.

Kısaca devlet beni mahcup etti. Boşu boşuna devletin günahını almışım.

Not: Bu ceza yazısı yediğim trafik cezasına dair kaçıncı yazı. Yani belki de 20 yılda yediğim ilk ceza. Aynı cezaya işaret eden yazılarıma bakarak bu adam durmadan trafik cezası yiyor diye düşünmeyin. Hiç olmadığı kadar trafik kurallarına uyuyorum. Zaten elim mahkum. 

12 Ağustos 2025 Salı

e-Devlet Kapısı Beni Korkutuyor

Bugünlerde e-Devlet Kapısı'dan e posta adresime bir bildirim gelse, mesajı açarken korkuyorum. Çünkü ne zaman açtım ise aracıma düzenlenen trafik cezası ile karşılaştım.

Bu arada e-Devlet Kapısı'nın hızına da hayran kaldım. Ne zaman radara yakalansam ya da EDES hız sınırını aşsam, daha aracımı park etmeden e postama ceza düşüyor.

Bugünlerde iki defa ceza yedim. Biri hemen, diğeri ise bir gün gecikmeli geldi. Bu bir gün gecikme de gecikme sayılmaz.

Bir de bana yıllar yılı hantal bir devletimiz var diye devleti kötülediler durdular. Devlet kendini o kadar geliştirmiş ki gördüğüm kadarıyla hantallığından eser kalmamış. Çünkü e-Devlet’in hızı demek, devletin hızı demektir.

Devletin işleyiş hızı her alanda mı böyle bilmiyorum ama ceza hızı müthiş. Mesaj hemen geldiğine göre acı haber tez yayılır sözü e-devlet için söylenmiş olmalı.

Maşallah ne hız limitinden ödün veriyor ne radar koymaktan vazgeçiyor ne insafa geliyor ne de cezayı geciktiriyor.

Durum bu iken arabaya binmekten, mesaj kutuma gelen e-Devlet bildiriminden endişelenmeyeyim de ne yapayım?

Aha e-Devlet Kapısı'dan bir mesaj daha. Arabaya da binmedim, yine ne cezası diyerek korka korka mesaj kutuma gittim. Endişem yersizmiş. Çünkü gelen mesaj, e-Devlet Kapısı'ndaki yenilikleri yani hizmetleri haber veriyordu. Şükür be! Bu sefer ucuz atlattım dedim. Kafamdaki e-Devlet Kapısı ön yargısı da gitmiş oldu. Çünkü bana göre e-Devlet Kapısı demek yeni ceza yedin demekti. Artık yeni bir trafik cezasına kadar e-Devlet Kapısı'ndan gelen mesajın yeni bir hizmet duyurusu olabileceğini iyi niyetle düşüneceğim. Bu iyi niyetim yeni bir trafik cezası daha yiyinceye kadar devam edecek.

Devletin trafik cezalarını tebliğdeki hızının sahte diplomalarda da kendini göstermesini bekliyorum. Kim sahte bir diplomaya ya da belgeye yeltenirse, o kişinin e posta adresine, “Yaptığın iş ve aldığın belge sahtedir. Herhangi bir yerde kullanamazsın. Adli soruşturma saklı olmak kaydıyla yaptığınız bu sahtecilikten dolayı adınıza şu kadar para cezası düzenlenmiştir. İki hafta içinde bu cezayı ödediğiniz takdirde % 25 indiriminden yararlanabilirsin” türünden bir mesaj göndermelidir. Bu ceza tebliğini de e-Devlet Kapısı aracılığıyla yapmalıdır. Yani alavere ve dalavereye yelteneni suçüstü yakalamalıdır. Sadece şikayet üzere hareket etmemelidir. Hiçbir şey yapanın yanına kâr kalmamalı.

Devlet, araçlara ceza yazma ve bunu tebliğ etmedeki hızını diğer alanlarda göstermezse, ben buna yine hantal devlet demeye devam ederim.
Bir diğer husus, ekonomiyi düzeltme konusunda trafik cezalarına bel bağlayan devlet, eğer basında yazılıp çizildiği gibi ise sahte diploma alanlara ve düzenleyenlere de zamanında ceza yazsaydı, inanın devlet şu ana kadar hem temizlenir hem de ekonomik yönden belini doğrulturdu. Çünkü görünen o ki bu sektörde çok para dönüyor. Hepsi de kayıt dışı. Devlet bunu da vergilendirmeli ki her şey kayıt içi olsun. Çünkü vergilendirilmemiş kazanç kutsal değildir.

e-Devlet, iyilerin güvenilir kapısı, kötülerin korkulu rüyası olsun.