23 Temmuz 2025 Çarşamba

Market Önündeki Dondurmacılar Niçin Yok?

Büyük marketlerin önünde Kahramanmaraş'ın farklı dondurmalarını satan sezonluk dondurmacılar vardı.

Gecenin geç vaktine kadar kiloyla ya da külahla dondurma satardı bunlar.

Evinde, gecenin sıcağında bunalmış, serinlemek isteyen insanımız evine yakın marketlerin önüne giderek dondurma alırdı.

Marketler önünde satılan bu dondurmalar gördüğüm kadarıyla ağzı kapalı dolaplarda satılıyor. Satış yapanlar da işinin ehli. Temizlik ve hijyene de azami gayret gösteriyordu.

Buralarda satılan dondurmalar merdiven altı üretim de değil. Kahramanmaraş’ın marka ürünleri. Pastanelere göre kilo satış fiyatları da makul seviyedeydi.

Buralarda çalışanlar da büyük ihtimalle sezonluk iş yapan insanımızdan başkası değildi. Sezonu değerlendirip evine üç beş kuruş katkı olsun diyen insanlardı. Belki de ek iş yapıyorlardı.

Marketler 23.00'de kapanmasına rağmen bu dondurmacılar geç vakte kadar insanımızın dondurma ihtiyacını gideriyordu.

Hangi marketin önünde tezgah açıyorlarsa büyük ihtimalle market sahiplerine bir miktar işgaliye veriyor olsalar gerek.

İnsanımızın işini gören bu market önündeki dondurmacıları bu sezon göremedim. Belki bizim marketin önündeki dondurmacı bu sezon açmamıştır diye daha önce başka yerde satış yapan yere baktım. Orada da yoktu aradığım dondurmacılar.

Nereden dondurma alayım derken bir ekmek fırınının önündeki kapalı yerde dondurma satışı yapan dondurmacı aklıma geldi. Oraya doğru giderken bir marketin önünde bekleşen market çalışanlarını gördüm. Belli ki marketi kapatmışlar. Kendilerini gelip götürecek bir akrabalarını bekliyor bu kız çalışanları.

Selam verip, hanım kızlar burada sizin marketin önünde geçen yıl dondurma satan biri vardı. Göremiyorum. Neden dedim. "Yasaklandı amca. Sattırmıyorlar artık. Burada satış yapana geçen sene kaç defa ceza yazdılar" dedi bir tanesi. Kim yasakladı? Valilik mi, belediye mi dedim. "Belediye" dedi. Sebep dedim. "Bilmiyoruz. Bundan sonra marketlerin içinde satış yapılacak. Bizim marketin içinde yer olmadığı için bizde satış yok" dedi.

Belediye dışarıda market önünde dondurma satışını niçin yasakladı?

Kaldırım ve yer işgali gerekçe gösterilmiş olabilir mi?

Dışarıda yapılan dondurma satışı temiz, hijyen ve sağlıklı görülmediğinden olabilir mi?

Belediye kaldırım işgaliye parası istedi de vermediler mi?

Bu dondurma satışından dolayı devlete vergi ödemedikleri için mi?

Marketler bu durumdan rahatsız olduğu için mi?

Gelip geleni rahatsız edecek şekilde kaldırım işgali ise çoğu marketlerin önü geniş. Hiçbiri gelip geçeni rahatsız etmiyor.

Temizlik ve hijyen yönünden sokakta satılan dondurmalar gibi değildi bu dondurmacılar. Temizliğe azami gayret sarf ettiklerini düşünüyorum.

Devletten vergi kaçıran kimseler de değil. Hepsinde nakit satışın yanında post makinesi de vardı.

Önünde satış yaptıkları marketlerin bu dondurmacılardan rahatsız olduklarını düşünmüyorum.

Eğer kaldırım ve yer işgali ise belediye, dükkan dışında kaldırıma sarkmış hiçbir ürünün teşhir edilmesine izin vermemeli. Bunu sadece dondurmacılara değil, her esnafa uygulamalı.

Dışarıdaki dondurma satışları mikrop riskini barındırıyorsa, belediye dışarıda hiçbir ürünün satışına izin vermemeli. Mesela cadde, sokak, park, bahçe ve cami önlerinde aşure ikram edenlere de izin vermemeli. Öyle ya madem halkın sağlığı düşünülüyor. Pekala aşure ikramları da temiz ve hijyen olmayabilir.

Her ne sebeple yasaklandı ise sebep ve gerekçesini bilmiyorum. Yasağı da çok mantıklı görmüyorum. Belediyenin bu yasağı gözden geçirmesinde yarar görüyorum.

22 Temmuz 2025 Salı

Nasıl Poz Vereceğinizi Görün!

Kaplıcasıyla ünlü bir belde belediye başkanı hiç otobüsün geçtiğini görmediğim yol kenarına bir otobüs durağı yaptırmış. Durağın iki tarafına da bu şekil poz vererek "Termal bölgemize hoşgeldiniz" yazısı yazdırmış. En alt tarafa da ismini, altına da ... Belediye Başkanı yazdırmış.

Eller cepte verdiği bu poz dikkatimi çekti.

Bu görüntüsüyle başkan daha dün ben de sizin gibiydim. Başkan olun siz de böyle yapın, böyle poz verin der gibi. 

Bir poz nasıl verilir, görmedi iseniz görün diye sizler için bu fotoğrafı seçtim. Olur ya bir gün belediye başkanı olursunuz, nasıl poz vereceğinizi bilemezseniz, acemilik çekmeyesiniz diye sizler için fotoğrafladım. Unutmayın, ellerin cepte olmasına dikkat edin.

Bir de belde belediye başkanı olduğunuz zaman böyle eller cepte poz vereceksiniz. Bir ilçeye, ile veya büyük şehire belediye başkanı seçilirseniz, inan nasıl poz verilir, bunu şimdiden kestiremiyorum. Sadece sizler için yorum yapabilirim. Bir belde başkanı böyle eller cepte poz veriyorsa, diğer başkanlıklarda yine eller cepte bir iyi gamıdır mısınız, ayakkabıların arkasına mı basarsınız, ceketi omzunuza mı atarsınız, onu siz daha iyi bilirsiniz. Ama nasıl poz verileceğini bence en iyi bu başkan bilir. Bunu bilmek için de bu genç başkanı bir büyük şehire başkan yapmak lazım. 

Bu arada pozu veren vermiş, fotoğrafı çeken çekmiş, otobüs durağına yapıştıran yapıştırmış. Bu muhteşem üçlüyü (çekinen, çeken ve yapıştıran) tebrik etmek lazım.

Belediye başkanı olursak böyle poz güzel ama daha farklı poz vermek isterim derseniz, bir zaman Isparta'ya giderken Eğirdir Gölünün önünde küçüklük özlemim bir poza sembolik olarak yer vermiştim. Size böyle bir poz öneririm. Bu iyiliğimi de unutmayın. Hava kapalı, kameram da iyi olmadığı için fotom net çıkmamış ama yine de size fikir verir düşüncesindeyim.

Bir de belediye başkanı olursanız, pozdan sonra fotoğrafınızı yapıştırdıttığınızda "Hoşgeldiniz" derken bunun " Hoş geldiniz" şeklinde ayrı yazılmasına dikkat edin. Lütfen Türkçemizi katletmeyin.

20 Temmuz 2025 Pazar

Termal ve Oruç

Geldim, gezdim, gördüm hem de hakkalyakin.

Konforumdan ödün vermedim buraya gelmek ve burada kalmak için. Siz buna itibardan tasarruf etmemişsin deyin. Öyle ya varsa harcayacaksın.

Yediğin, içtiğin senin olsun, varsın itibar da senin olsun, kaplıca nasıl derseniz, bilin ki anlatmakla olmaz. Ancak yaşanır. Gelip görmelisiniz gününüzü. Yine de anlatayım:

Valizleri hazırlayıp birkaç günlüğüne taşınıyorsunuz kaplıcaya.

Odaya girer girmez 1.5*2 metre ebadındaki havuzu sıcak suyla dolduruyorsunuz. Suya girilebilecek gibi ise hemen girebilirsiniz. Yakıyorsa az soğumasını bekliyorsunuz.

Suyun içinde iken kaç dakika oldu suya gireli diye durmadan kolundaki saate bakıyorsun. Çünkü faydası için bir 20 dakika içinde durman gerekiyormuş.

Bu zaman zarfında telefon yok, İnternet yok. Yeme, içme zaten yok. Havuzun bir kenarında büzüşüp duruyorsun. Çok zaman oldu diye o değilden saate bakıyorsun. Akrebi de yelkovanı da demir atmış limana. Tık yok. Saniye ise bal yapmaz arı misali fırıl fırıl dönüyor.

Anlayamadım, biraz daha açar mısın demeyin, dalga geçmeyin benimle. Bildiğiniz ramazan ayından bir gün. Hem de en uzun günlerinden bir gün. 20 dakika deyip de geçmeyin. Bu kadar süre sıcak suda hareketsiz durmak oruçtan beter. Bilin ki oruç daha masum.

Suda süreyi tamamlamak için hayal kurmaya kalkıyorsun. Hiçbir şey aklına gelmiyor. Yazı yazmaya kalkıyorsun zihnen. Su onu da yazdırmıyor. Ayrıca zihne yazı yazmak suya yazı yazmak gibidir.

Ömründen ömür alan bu yirmi dakika bitince, arkana bakmadan sudan çıkıyorsun. Adeta kaçıyorsun. Ramazanda akşam ezanı okunur gibi seviniyorsun. Günde üç defa giriyorsan bu havuza, tıpkı ramazanın bitmesine şu kadar kaldı dediğin gibi kaldı iki havuz seansı daha diyorsun.

Havuzdan çıkmakla iş bitmiyor. Ardından duş alıyorsun.

Havluya sarıp sarmalanıp evdeki gibi kurulanıyorsun. Ama kurulanmak ne mümkün. Vücudundan ter fışkırıyor. Buram buram terliyorsun.

Güç bela giyiniyorsun. Balkona çıkayım diyorsun. Çıkmak ne mümkün. Rüzgar esiyor. Ne olursa olsun, bunaldım çıkacağım dersen, sen bilirsin. Yalnız bil ki ıslak ıslak esen rüzgar seni yatağa düşürür. Bu da şifa bulacağım derken şifa kapmak gibi bir şey olur.

Faydası ne diyorsanız, say say bitmez. Neyin vardı da gittin, faydasını gördün mü derseniz, bir şeyim yoktu ki göreyim. Dertlenmeye geldim vesselam.

O zaman ne diye gittin derseniz, Dedim ya dert yokken dertlenmek isteyenlerin adresi buralar. Yeter ki sen dert iste, yeter ki paran olsun. O gelir seni bulur.

Havuzu varmış, hamamı varmış, bilmem tuz odası, buhar odası varmış bana ne? Maksat dertlenmek değil mi? Odadaki termal neyime yetmez.

Maksat sıcak suya girmek değil mi? O kadar yolu tepmektense hiç yola çıkmadan evin banyosunda da bunu yapabilirsin diyebilirsiniz. Doğru dersiniz de yağı, tuzu aynı fiyata gelir. Çünkü yakan doğal gaz ve akan su ocağına incir diker. Zira belediye şebeke suyunun ve doğal gazın hiç şakası yok. Hele bir de bu ikisine olan devletin desteği de bir gün kalkarsa yatacak yerimiz olmaz bilesiniz.

Hasılı kaplıca kaplıca dedikleri, termal termal dedikleri, sıcak su, şifalı su, SPA dedikleri, bildiğin geçmek bilmeyen uzun günlerin orucundan başka bir şey değil. Ramazan çıkınca bayram yapıyorsun. Kaplıcaya daha varmadan masrafı bayılıyorsun. Bayram için bayram hazırlığı yapıyorsun. Bu da masraf demek. Kaplıca da masraf demek hem de kaç bayram hazırlığının masrafını kaplıcaya bayılıp gidiyorsun.

Gördüğünüz gibi kaplıcanın benim için ne anlama geldiğini sizi tenzih ederim ama “geri zekalıya anlatır gibi anlattım”. Buna rağmen yine anlamadık yine anlamadık derseniz, bir kaplıcaya gidin, gününüzü görün. Daha ne diyeyim mübarekler. Yok, biz bu trşbiji beğenmedik derseniz, biliniz ki bildiğiniz çilehane. 

Para yok, kaplıcaya nasıl gideriz diyorsanız, oruç tutun oruç. Aynı kapıya çıkar. Üstelik bayramı hariç masrafsız.