5 Mayıs 2025 Pazartesi

Zararını Herkesin Çektiği Doğrularımız

Bazı insanların kendi doğruları vardır. İstediğin delili getirsen bile bu doğrularından vazgeçiremezsin.

Bu tiplerde, inat var, dediğim dedikçidir. Görüşünü kabul etmeyince kızma ve küçümseme var. Düşman da beller.

Tanıyorum böyle birini.

Marketlerden alışveriş yapmazdı. Marketlere gidenleri de ayıplardı. Kendisi bakkallardan alışveriş yapardı. Bakkallar desteklemek için değil. Ona göre hesaplı gibi görünen marketler pahalı idi. Çünkü marketlerdeki etiketlere KDV eklenmemiş fiyat idi. Bizim insanımız bunu bilmez. Uygun aldım sanır. Halbuki kasada KDV ekleniyor derdi. Kasada fiyat değişimi yok. Sadece devlete gidecek KDV oranı ve ederi ekleniyor. Ayrıca ekleme yok dedik ise de ikna edemedik.

Yine bir defasında tüpçülük yapan, tüpün her türlü hilesini bilen biri ile tartıştı. Arabaya gaz alınırken gaz yerine nasıl hava basıldığını anlattı. İşin içindeki durumu izah etmesine rağmen benim dediğim doğru. Sen bilmiyorsun bu işi dedi durdu. Sonunda işi bilen pes etti.

Bu tanıdığım öldü gitti. Hiç düşüncesini değiştirmedi. Öbür dünyada melek, bu düşüncen yanlış dese, meleği de karşısına alır. Yanlış biliyorsun der. Bundan eminim.

Kendi doğrusunu savunan sadece kendinden sorumlu ise ne hali varsa görsün dersin. Çünkü başkasına zararı dokunmaz. Sadece kafanı ağrıtmış ve canını sıkmış olur.

Bir de kendi doğrusunu savunan ve bu doğrusunda ısrar eden amme adına iş yapan kişiler var ki bu kişilerin verdiği zararı tüm toplum çeker. Kendisi bedel ödemez. Bu tipler sorumluluğu olmayanlara rahmet okutur.

Etrafınıza bakarsanız, böylelerini görürsünüz. Bunları da yanlışından döndüremezsiniz. Yanlışıyla öbür dünyaya gider. Öbür dünyada melek dese ki savunduğun doğru yanlış idi dese, meleği de karşısına alır. Sen de yanlış yoldasın der.

En iyisi kendi doğrusundan başka doğru kabul etmeyen, burnunun dikine giden, burnundan kıl aldırmayan, tasarruflarından dolayı zararını toplum çeken bu tiplerden uzak durmak. Sağlığımız, huzurumuz ve zarar görmemiz için gerekli. Allah’a yakın, bizden ırak olsun demeli.

Fenerbahçe

Her sene şampiyonluk parolasıyla yola çıkan, yaptığı futbolcu transferi ile adından söz ettiren, başarı ve şampiyonluk için dünyaca ünlü hoca getiren FB, 2024-2025 sezonunda da şampiyon olamadığı gibi sezon bitmeden lige havlu attı.

On yıldır şampiyonluğa susamış Fenerbahçe taraftarına yazık.

Para sorunu olmayan, teknik direktörün istediği futbolcuları alan FB, niçin başarıyı göğüsleyemediği ile yüzleşmelidir.

Fenerbahçe taraftarı niçin başarılı olamadıklarının muhasebesini yapa dursun. Ben kısaca gözlemlerimi aktarayım.

FB her şeyden önce tek adam yönetiminden kurtulmalıdır. Takım, ekip ruhuyla yönetilmelidir. Bilinmeli ki her alanda tek adam yönetimi daima problemdir.

Kulübün başına zengin işadamı getirmekten vazgeçmelidir. Unutulmamalı ki para tek başına mutluluk getirmez.

Futbolcu transferinde yaşı geçmiş ve doyuma ulaşmış yaşlı yıldız transferinden uzak durmalıdır.

Aynı şekilde aldığı kupalarla kendisini ispatlamış, zamanın ruhunu yakalayamayan, kendisini yenilemekten uzak, hedefi kalmamış, tok satıcı teknik direktörlerle çalışmamalıdır. Görünen o ki mevcut teknik direktörleri dişleri dökülmüş bir aslanı andırıyor.

Teknik direktör dediğin maçı ve rekabeti saha içinde yapacak. Saha dışı oyunlara girmeyecek. Takımını her maça hazırlayacak. Kibir budalası, laf cambazı olmayacak, başarısızlığa kılıf hazırlamayacak. Ligin sonu baştan belliydi demeyecek. Sorumluluğunu üstlenecek. Seyir zevki olan bir takımı sahaya sürecek. Buranın kültürü bu demeyecek. Hele benim kalitem belli demeyecek. Rakip teknik direktöre ve ezeli rakibine saygı duyacak. Beni kovsalar da bir tazminat daha alsam diye gün saymayacak. Biraz burnundan kıl aldıracak.

Yönetim, her şeyi yaptım. Suçum yok demeyecek. Başarısızlıkta teknik direktöre hesap soracak. Kendisi de hesap verecek. Başarı gelmiyorsa gerekirse genel kongreye giderek bayrağı devredecek. Başarısız olmasına rağmen görevine devam etmeyecek. Yapı var, sistem var. Ben olduğum müddetçe bizi şampiyon yapmazlar demeyecek. Başarısızlığa kılıf bulmayacak. Ligi kirletmeyecek.

Takımını her halükarda destekleyen FB taraftarı da yönetici ve teknik direktörünü hocası kabul etmeyecek. Yapı var, sistem var. Başka takım kollanıyor demeyecek. Takımlarının oyun oynayıp oynamadığına bakacak.

Kısaca FB yönetimi, teknik direktörü ve taraftarı saha içine odaklanacak. Mazeret, bahane ve gerekçe üretmeyecek. Çünkü ne kadar mazeret ve bahane o kadar başarısızlık demektir. FB gibi bir takıma da kimsenin bu zararı vermeye hakkı yoktur. Unutmasınlar ki maç sahada oynanır.

2 Mayıs 2025 Cuma

Esra Erol Hutbesi *

Diyanet kişiye özel hutbe irat etmeyi sevdi galiba.

Dezenformasyon bilgi yaydığı için Hucurat süresinin ilgili ayetlerini okuyup açıklayarak önce Rasim Ozan Kütahyalı ile ilgili bir hutbe verdi.

Şimdi de çarpık ilişkileri gündüz kuşağına çıkartarak zinayı özendiriyor diyerek Esra Erol’u hedef alan bir hutbe okuttu.

İkilinin hutbelerini hatip okurken aha bu Rasim’in, aha bu da Esra Erol’un hutbesi dedim. İkisini de kıskandım doğrusu. Ekranlardan inmeyen bu ikili nihayet camiye de girdi.

Bu günler geçer de yıllar sonra bu ikili, adımıza hutbe bile okundu diye çoluk ve çocuklarına anlatacaklar.

İşin garibi çoluk çocuğuma ve torunlarıma anlatacağım böyle şanlı bir geçmişim maalesef yok.

Malumunuz bu haftanın (2.5.2025) hutbesi zina üzerine idi.

Çok fazla uzatmadan Esra Erol’un kastedildiği hutbenin ilgili bölümüne burada yer vermek isterim:

“Dijital mecralarda yaygınlaşan, evlilik müessesesini istismar eden sohbet ve evlilik siteleri, gençleri evlilikten uzaklaştırmakta, zinaya sürüklemektedir. Dostluk ve dertleşme gibi düşüncelerle başlayan kadın erkek arkadaşlıkları kişileri, zina batağına çekmektedir. Hâsılı, göz, harama baka baka; kulak, günahı dinleye dinleye; dil, kötülüğü konuşa konuşa zinaya alışmakta, sonrasında bu çirkin fiili işlemek sıradan hale gelmektedir.
Değerli Müminler!
Kötülüğün işlenmesi kadar onun yaygınlaşmasına zemin hazırlamak da büyük bir günah, ağır bir vebaldir. Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de, “Müminler arasında ahlâksızlığın yaygınlaşmasını isteyenlere dünyada ve ahirette can yakıcı bir azap vardır...” buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir. Bu sebepledir ki insan onurunu ayaklar altına alan zinanın ve ona götüren yolların magazin programlarına malzeme olması asla kabul edilemez. Çok nadir görülen çirkin bir hadisenin, çarpık bir ilişkinin, bazı gündüz kuşağı programlarında, sinema ve dizilerde reyting uğruna haftalarca gündemde tutulması, toplumun dini ve ahlaki değerlerini hiçe sayan büyük bir sorumsuzluktur. Aile birliğine zarar veren zinayı işleyenlerle, bunların yaptığı kötülükleri ekranlara taşıyan ya da sosyal medyada paylaşanlar aynı günahın ortaklarıdır”.

Görünen o ki Diyanet kabuğunu kırdı. Sansasyonel haberlere ve toplumsal infiale sebebiyet veren programları hutbe konusu edinmeye başladı. Bu geleneği devam ettirirse, bundan sonra bu tür kişiye özel hutbeleri çok dinleyeceğiz. Çünkü bizde bu tür gündem eksik olmaz.

Bu arada Diyanet’e de bir önerim olacak. Namazlardan sonra illa yardım toplanmaya devam edilecekse, kişiye özel hutbelere yer verdiği zaman namaz sonrası açılan yardım sergisi de hutbe konusuyla orantılı olursa daha iyi olur. Mesela Rasim’in hutbesinde, dezenformasyon bilgi yaymasından dolayı mağdur olanlara toplansa yardım.

Yine Esra Erol hutbesinde de evliliği sıkıntıya giren veya parasızlıktan dolayı evlenemeyen gençlere toplanabilir yardım.

*05.05.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.