29 Nisan 2025 Salı

Sığındığımız Mazeretlerin Kökeni *

Başta siyaset ve spor olmak üzere hayatın her alanında bir başarısızlık söz konusu olduğu zaman çoğumuzun ilk başvurduğu şey, başarısızlığa kılıf bulmak, mazeretin arkasına sığınmak ve gerekçe uydurmaktır.

Ekonomik sıkıntılar için dış güçlere işaret edilmesi, futboldaki başarısızlık için yapı ve sisteme dikkat çekilmesi, sınavdan düşük not alan öğrencinin öğretmeni suçlaması, aklıma gelen örneklerdir.

Başvurduğumuz bu yöntem, topu taca atmak ve sorumluluğu almamaktır. Başarısızlığı halının altına süpürmektir. Suçu başkasının üzerine yıkmaktır. Parmağı kendimize yöneltmemiz gerekirken parmağımızla başkasını göstermektir. Benim bu konuda bir hata ve yanlışım yok demektir.

Bu yaptığımız günü kurtarmak ve kendimizi temize çıkarmak ve ego tatmininden başka bir şey değildir.

Başarısızlıkta türlü türlü gerekçe bulmak yerine "Biz şunları şunları eksik yaptık. Hata bizde" deyip sorumluluğu alarak özür dilemek bir erdemdir halbuki. Toplum da hata ve yanlışıyla yüzleşeni, özeleştirisini yapanı affettiği gibi takdir eder.

Durum bu iken kendimize toz kondurmama adına bin bir türlü mazeret ve gerekçe üretmek neyin nesi? Bu kadar bahaneyi biz nereden öğrendik? Neden öğrendiğimize dair aklıma çocukluğumuz geliyor. Sanki kökeni çocukluğa kadar uzanıyor.

Şimdilerde kaldı mı bilmiyorum. Eskiden çocuğumuz düştüğünde veya kafasını bir yere vurduğunda basardı ağlamayı. Anne ya da baba koşarak çocuğunu düştüğü yerden kaldırır. Ağlama sesi biraz kesilse de yine de devam eder. Çocuğumuz ağlamayı kessin diye "Ah seni ah seni" diye ayağıyla yeri tepeler. Bir bakmışsın, çocuğumuz ağlamayı kestiği gibi gülmeye başlar.

Niye gülmesin? Düşmenin ya da masaya vurma eyleminin suçlusu tespit edilip cezalandırılmıştır. Çocukta hiç suç bulunmamıştır. Bu yönüyle gülmek çocuğun hakkıdır.

Sadece çocuk değil, bizim de keyfimize diyecek yok. Çünkü bu yol ile çocuğumuzu ikna ettik. Hepimiz şu ya da bu şekilde ağlayan çocuğumuzu bu şekilde susturmuşuzdur.

Hepimiz biliyoruz ki çocuğumuzun düştüğü yerin bir suçu yok. Ama biz böyle yaparak suçu yere atıyoruz.

Bu yaptığımız, çocuğun belleğine işleyerek büyüdüğünde ortaya çıkar diye düşünmedik. Sadece günü ve o ânı kurtarmak istedik.

Daha bir şey anlamaz dediğimiz bu yöntem çok masum gibi görünse de çocuğumuzu bir kandırmacadır. Kısaca çocuğumuzu kandırıyoruz.

Çocuk bu yaşta anlamaz mı? Belki anlamasa da çocuklar fotokopi makinesi gibidir. O anda hafızaya alır. Yeri geldiği zaman kullanır.

Nasıl kullanır? Büyüyüp zorda kaldığında, herhangi bir alanda başarısız olduğunda mazeret üreterek, gerekçe bularak.

Siz ne dersiniz bilmiyorum. Ama mazeret ve gerekçelerin arkasına sığınmanın kökeni sanki çocukluğumuzda günü kurtarma ve bizi ikna etme adına yapılan ve masum bildiğimiz pansuman tedbirlerde gizli gibi.

*07.05.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

28 Nisan 2025 Pazartesi

Tavafa Vakit Bulamayan Kulüp

Büyük takımları çalıştırmış. Kulüplere kazandırdığı birçok kupa ile nam salmış. 

İstenen başarı gelmeyince de kulüpler yol vermiş. Kaç kulüpten yüklü tazminat almış. Kazandığı kupaların yanında aynı zamanda aldığı tazminatlardan dolayı tazminatör diye anılıyor. 

Ünü dünyayı sarmış bu teknik direktörü, yıllardır şampiyonluğa hasret FB transfer etti. Transferi büyük ses getirdi. 

FB'nin istediği şampiyonluktu.

İstediği tüm futbolcular transfer edildi. 

Türkiye kamuoyu ve FB camiası bu yılı açık ara şampiyon kapatacakları umudunu taşıdı.

Para ve transfer sorunu olmayan bu kulübün başarılı geçmişi olan bir teknik direktörle şampiyon olmaması için hiçbir sebep yok. 

Gel gör ki evdeki hesap çarşıya uymadı. FB, ligin bitmesine beş hafta kala GS'nin beş puan gerisinde. 

Aksi bir durum olmadığı müddetçe FB bu sene de hedefine ulaşamayacak görünüyor.

FB niçin şampiyon olamadı? 

Bence FB'nin başarısızlığının en büyük müsebbibi teknik direktör. Çünkü bu teknik direktöre helva yapacak her malzeme verildi. Bu teknik direktöre düşen, bu iyi malzemeden güzel bir helva yapmasıydı. 

Ama yapmadı ya da yapamadı. Çünkü kulübünden ziyade kulüp dışıyla uğraştı. Rakibini gündemde tuttu. Ülke futbolunu küçümsedi. İyi futbol ve başarılı sonuç alamamasına rağmen kendisiyle ilgili hiç özeleştiri yapmadı. Burnundan kıl aldırmadı. Bakışıyla, duruşuyla, konuşmasıyla herkesi küçümsedi. 

Kulüp yöneticileri de başarısızlığın nedenlerini teknik direktöre soracağı yerde onlar da oyun dışıyla uğraştı. Yapı var. Biz bu yapıyı kıracağız deyip durdular. İyi oyun oynayamıyoruz diyecekleri yerde yapıyla uğraştılar. Rakibimiz korunuyor dediler. Yabancı VAR dediler oldu. Yabancı orta hakem istediler. Bu istekleri de oldu. 

Görünen o ki kulübün yönetim ve teknik heyeti maçtan ziyade yapıya kafa yordular. Maça bir türlü gelmediler. Hep yenilgiye ve başarısızlığa gerekçe buldular. Seyircilerinin çoğunu da buna inandırdılar. 

Elbette bir haksızlık varsa dile getirilip mücadele edilecek. Ama oyun maçta oynanır deyip maçlara iyi odaklanmalıydılar. Ama görünen o ki tabir yerinde ise şeytan taşlamaktan tavafa vakit bulamadılar. Olan da Fenerbahçe taraftarına oldu. 

27 Nisan 2025 Pazar

Ne Günlere Kaldık! *

Bazen rastgele kısa YouTube videolarını açarım. Önüme, sevgilin var mı diye kızlara mikrofon uzatıldığı videolar düşer.

Eğer sevgilim var derse, "Gel seninle bir bahse girelim. Sevgiline, ekibimizden bir kız arkadaş gönderelim. Sevgilinin seni aldatıp aldatmadığını test edelim. Sevgilin seni aldatmazsa, bizden on bin lira nakit kazanacaksınız" diyorlar.

10 bin hediyeyi duyan ve sevgilisinin kendini aldatmayacağından emin olan kızlar da "Tamam. Bir deneyelim. Ama beni aldatmaz. Çünkü biz birbirimizi çok seviyoruz. Bu vesileyle alacağımız on bin lira hediye ile de birlikte bir şeyler yaparız" deyip teste razı oluyorlar.

Sonra kız, sevgilisini bir yere buluşmaya çağırıyor. Erkek tamam deyip belirtilen yere geliyor. Kız telefonla arayarak gelemeyeceğini söylüyor.

Erkeğin olduğu yere ekipten bakımlı ve güzel bir kız gönderiliyor. Kız bir şekilde erkeğe yaklaşıp tanışıyor. "Sevgilin var mı" diye soruyor. Erkek, "Yok" diye cevap veriyor. "Kalacak yerim yok" diyor ekipten kız. Erkek, "Bizim evde kalırız" diyor.

Tüm bu olup bitenleri, erkek sevgilisini on bin lira karşılığında test eden kız da ekiple birlikte kameradan izliyor.

Sonuç, erkek kız arkadaşını kandırıyor, ihanet etmiş oluyor. Bu durumu gören kız da "Nasıl yapar? Hiç beklemezdim" gibi tepkiler veriyor.

Hasılı, sevgilisini on bin lira karşılığında test eden kızımız on binden de oluyor, sevgilisinden de.

8-10 kadar bu şekil video izledim. Bir kişi dışında hanımını ya da sevgilisini aldatmayan görmedim. Aldatmayan da ekipten kızı görmeden telefonla reddetti. Öyle zannediyorum, bu şekilde hazırlanmış videoların kahir ekseriyeti aldatma ile son buluyor.

Aynı kanal mı bilmiyorum. Bir başkası da eşini ya da sevgilisini ortak arkadaşla test ediyor. Ortak arkadaşları erkeği arıyor. "Senden çok hoşlanıyorum. Ama bunu bugüne kadar itiraf etmedim. Bundan X'in haberi olmasın. Buluşalım mı" diyor. Erkek de ben de sana karşı boş değilim" deyip buluşmaya karar veriyorlar.

YouTube'da yer verilen bu tür testlerin gerçekliği var mı yoksa bir kurgu mu bilmiyorum. İster gerçek ister kurgu olsun, bu tür videoları hiç doğru karşılamadığımı söylemeliyim. Çünkü burada erkeğe bir kumpas kuruluyor. Erkek milleti değil mi? Hepsi aynı, imajı verilmek suretiyle erkeklerin sevgililerine sadık olmadığı algısı oluşturuluyor. Bir diğer husus, bir, iki yıl sevgili olan ve evlenmeye hazırlanan kişilerin evlilikleri başlamadan bitiyor. Burada, "Bu tür testler iyidir. Evlendikten sonra aldatacağına, kızlar evlenmeden önce sevgililerinin gerçek yüzünü görüyor denebilir. Buna bir başkası ile sevgili olduktan veya evlendikten sonra o erkeğin aldatmayacağının bir garantisini kim verebilir diyebilirim.

Her şeyden önce erkeğin sadakatini test üzerine yapılan bu tür çekimler teşbihte hata olmasın, eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmeye benzer. Çünkü eşek tok da olsa çok sevdiği karpuz kabuğunu tokum diyerek reddetmez ise erkeğin de hiç aklında yok iken güzel ve bakımlı kızı kumpas olarak erkeğe göndermek hiç doğru değil.

*09.05.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.