26 Nisan 2025 Cumartesi

En Büyük Özlemim

Rekabetin olduğu yerlerde rakiplerimizle korkutma gibi bir hastalığımız var: Onlar geçmişte şöyle yaptı. Onlar tekrar gelirse daha beterini yapacaklar türünden şeyler söylemek suretiyle taraftar kazanmaya ve kazandığımız taraftarı tutmaya çalışırız. Yani rakibimizi öcü gösteririz.

Rakipten korkan bizim şemsiyemize sığınır. Biz de işimizi, aşımızı ve statümüzü kaybetmeden ayakta dururuz.

Kısaca bu topraklarda ayakta kalmanın, söz sahibi olmanın yolu, rekabette bir düşman bulmaktır. Korkutacak düşman bulamazsak başarılı olamayız.

Bir yerde korku varsa kutuplaşma da olur. Korku ve kutuplaşmanın olduğu toplumda huzur ve barış olmaz. İnsanların birbirine güveni kalmaz. 

Halbuki her türlü rekabet fazilet ve erdem yarışı olacak şekilde yapılmalı. Rakiplere belden aşağı vurmamalı. Rakibe karşı algı oyunlarına girilmemeli. İyi olan kazanmalı.

Bunun için rakibi kötülemek, rakibi düşman görmek ve göstermek hakkaniyete sığmaz.

Yarışa giren kendini, yaptıklarını, yapamadıklarını anlatmalı. Vizyon ve misyonunu ortaya koymalı. Şunları yapamadım. Bunları da yapacağım demeli. Her türlü kötülüğün anası olarak rakibini hedef göstermemeli. Akşam sabah rakibiyle yatıp rakibiyle kalkmamalı. Kısaca insanları rakibiyle korkutmamalı.

Rekabetin sonunda insanımız rakibini tercih ettiği zaman sonuca saygı duymalı. Tebrik edip başarılar dilemeli.

Köşesine çekilip niçin kaybettiğinin sorgulamasını yapmalı. Hata ve yanlışlarını tespit etmeli. Yeni bir rekabete hatalarından arınmış bir şekilde çıkmalı.

Rakibine çalışma süresi ve imkanı vermeli. Rakibi hata ve yanlış yaptığı zaman eleştirip yol göstermeli.

Kısaca bu ülkede her alanda rekabet olmalı. Her rekabette alternatif olmalı. Rakibi alt etmek birinci önceliğimiz olmamalı. Ülkenin kazanacağı bir erdem mücadelesi yapılmalı. Kazanan hep ülke olmalı.

Kendimizi bulunmaz Hint kumaşı göstermekten vazgeçilmeli. Her alanda yeterince görev yapmalı. Yapacak şeyi kalmadığı, kendini tekrarlamaya başladığı ve hep rakibiyle korkutmaya başladığı zaman tadında ve kıvamında koltuğu bırakabilmeli.

Rakip de baktı ki alternatif olamıyor. Hep mağlup oluyor. Benle olmuyor deyip koltuğu boşaltabilmeli.

Hülasa, bu ülkenin her alanda gelişmesi ve ilerleme kat edebilmesi her türlü rekabetin, kişilerin sadece kendini anlatması, kendi süfli emellerimizi ülkenin ulvi meselesinin önüne geçirilmemesi ile mümkündür.

Rakibini aziz bildiği her türlü rekabet en büyük özlemimdir.

25 Nisan 2025 Cuma

Tanıdık Sima

ABD Başkanı Trump'ın;

Külhanbeyi konuşması,

Diplomatik dil kullanmaması,

Ülke devlet başkanlarını küçümsemesi,

Sosyal medya aracılığıyla faizi indir talimatı vermesi,

Akşam sabah hep gündemde olması,

Ülkelere meydan okuması ve ayar vermesi, gerilimi, kavga ve atışmayı sevmesi, mangalda kül bırakmaması,

Sözünü dinlemeyen kurum ve kuruluşları alenen eleştirmesi,

Başkan seçilmesi iki dönemle sınırlı olmasına rağmen üçüncü döneme hazırlık yapması,

Akla gelebilecek her şeye çomak sokması,

Kurulu düzene aykırı konuşmaları,

Teamülleri hiçe sayması,

Serbest ticaretten ve piyasadan gelmesi,

Her gün ekranlarda dünyayı etkileyen kararlara imza atması,

Aldığı kararlardan bir müddet sonra U dönüşü yapması, akşam aldığı kararı sabahında değiştirmesi,

Kendisini dünya lideri görmesi,

Kendisine aşırı özgüveni,

Ölümüne destekleyicilerinin olması,

Anayasayı pek dinlememesi,

Egosunun tavan yapması,

O bunu, bu da onu çok sevmesi, birbirlerine dostum diye hitap etmeleri,

Uzun boylu oluşu vs.

Bana hiç yabancı gelmiyor. Hem de tanıdık bir simayı hatırlatıyor. İnsanlar bu kadar mı benzer olur. Boşuna dememişler. İnsanın ikizi var diye. 

Tek farkları, Trump hem ülkesini hem dünyayı, öbürü ise ülkesini etkiliyor. Bir de biri sarışın, diğeri esmer. Bu kadar fark da olsun değil mi?

Yan Gel Yat Osman Dönemi

Resmi İnternethaber sitesinden aldım. 

Sitenin verdiği habere göre mevduat faizi, 25.04.2025 tarihi itibariyle adı sanı duyulmamış bankalarda % 49-52 aralığında.

250 bin, 500 bin ve 1 milyonu olduğu halde parasını mevduat faizinde değerlendirmek isteyenler için İnternet sitesi; vade, oran ve net getirisine yer vermiş. Buna göre; 

Kenarda, köşede 250 bin lirası olan biri, bu parasını mevduata yatırdığı takdirde 32 gün vade sonunda net 9.688 TL gelir elde ediyor. 


500 bin lirası olan ise 19.375 lira gelir elde ediyor. 


1 milyon lirası olan ise 32 gün vade sonrasında 38.750 lira gelir elde edebiliyor. 

Bugüne kadar mevduatla hiç işim olmadı. Zaman ne gösterir bilinmez ana bundan sonra da işim olsun istemem. Yalnız paranın aylık net geliri yabana atılır cinsten değil. 

Bu haberi yazı konusu ederken de insanımıza teşvik olur mu diye tereddüt etmedim değil. Çünkü hem bu haber hem de benim bu yazım maalesef teşvik içermektedir. Yalnız cazip gelse de teşvik gibi bir niyetim yok. Faiz konusunda geldiğimiz noktayı işaret etmek için kaleme aldım. 

Kenarda, köşede parası olup da yakın vadede bu parasını kullanmayacak insanımız için risksiz, temizinden bir getirisi var bu yüksek faiz oranlarının. Bu oranları, kısa vade zamanını ve net getirisini görünce, "Yan gel yat Osman" dönemi dedim içimden. Bu dediğimi de yazıma başlık olarak koydum. 

Eskiden bu tabir, geçmişte Aydın tarımının zenginliğini ifade etmek için "On dönüm bostan/yan gel yat Osman" şeklinde tekerleme olarak kullanılırmış. O devirde, ön dönüm sulak arazin varsa artık sana karada ölüm yok anlamında söylenirmiş bu tekerleme. Yalnız sulak arazi zenginliği 1975'lerde bitmiş. Bugün sulak tarlası olanlar için bu tabir pek kullanılmıyor. Bu tabir kullanılsa kullanılsa bugün için 250/500 bin ve 1 milyonu olup da faiz duyarlılığı olmadığından, parasını mevduatta değerlendirmek isteyenler için kullanılabilir ve "Varsa 1 milyon/yan gel yat Osman" denebilir ve cuk oturur. Üstelik sulak da olsa bostandan daha net getirisi var. Bostandan gelir elde etmek için sulayacaksın, bakacaksın, ekip dikeceksin. Bu ekini kaldırıncaya kadar soğuk, don vurmayacak, sel baskını olmayacak. Çünkü bir doğal afette harcadığını alamama riski de var. Üstelik işçi de çalıştırmak zorundasın. Yani bir emek var, risk var. Halbuki parayı mevduata yatırmanın hiçbir riski olmadığı gibi bir emek de sarf edilmiyor. Nasılsa bankanın batması durumunda devlet garantisi de var. Bu durumda parasını mevduata yatıran için yan gelip yatmanın dışında bir seçenek kalmıyor. Çünkü yattığı yerden bir emekli maaşı gibi temizinden para gelecek. Ne eli ağrıyacak ne de başı. 

Yazık gerçekten yazık. Maalesef bu yüksek faiz oranları üretimi teşvik etmiyor, ticaret yap riske gir demiyor. Hatta yok ediyor: Sen paranı bize getir. Gerisini merak etme sen. Yan gelip yat. Biz sana aylık net kâr verelim. Paradan para kazan, diyor.