14 Nisan 2025 Pazartesi

Trolün Önde Gideni

Belli ki eli boş ve avare.

Vermiş kendini sosyal medyaya.

Adamış kendini davasına.

Durmadan inandığı davasını savunuyor.

Davasını savunan kişilerin yazılarını paylaşıyor.

Bu kadar hizmet yeter mi?

Yetmez. Daha fazla çalışmalı.

Başka paylaşımları da takip ediyor. Özellikle davasına muhalif gördüğü kişilerin paylaşımlarını, o paylaşımlara yazılan yorumlara varıncaya kadar dikkatli bir şekilde okuyor. Onlara cevap yazıyor. İster tanısın ister tanımasın. Bir kavgaya tutuşuyor. Görülmeye değer.

Yeter mi? Yetmez. Çünkü davası için kelle koltukta mücadele etmeliydi. Ne de olsa sosyal medya mücahidi.

Muhalif gördüğü kişilerin paylaşımlarında, inandığı davasına bir eleştiri olmasa bile niyet okumaya başlıyor. Ha sen şunu kastediyorsun diyor. İşin garibi böyle bir anlam çıkarmak için çok uğraşması gerek. Ama onun için çocuk oyuncağı bu. Çünkü bu adam bu yazıyı yazmışsa bu yazıda mutlaka bir hinlik var diyor. Buna nem kapma mı dersiniz, niyet okuma mı dersiniz bilmem. Çünkü ben adını koyamadım.

Davasına muhalif olanları trol olarak görüyor ama kendisinin trol olduğundan haberi yok.

Gören de dava diye gördüğü zihniyetin sosyal medyadan sorumlu genel başkan yardımcısı sanır.

İnandığı davasına hizmet edenlerin övünülecek bir faaliyeti olsa gözü yine muhalif olanların ve eleştiri getirenlerin sayfasına bakar. Bu konuda niye övücü bir paylaşım yapmıyorsun yazıyor. Bunu da hiç alakası olmayan bir paylaşımının altına yazıyor. İstiyor ki herkes kendisinin gördüğünü görsün, takdir etsin, görmezlikten gelmesin, nankörlük yapmasın.

Böylesini daha önce ne gördüm ne de duydum. Gerçekten garip. Bir insan bu kadar boş bu kadar fanatik bu kadar niyet okuyucusu olur mu? Hiç mi işi gücü yok bu kişinin? Başkasının paylaşımlarındaki yorumlara varıncaya kadar iz takip ediyorsa, varın nasıl bir kafa yapısıyla karşı karşıya olduğunuzu düşünün.

İstiyor ki herkes kendisinin gördüğünü görsün, takdir etsin, hep övsün. Aykırı görüşe ve eleştiriye asla tahammülü yok. Sahi bu tipler böyle bir kafa yapısına sahip olmak için neyle besleniyor, ne yiyor ne içiyor? Merak ettim doğrusu.

Yok yok. Bu kişi olsa olsa sadece benden sorumlu genel başkan yardımcısı olabilir.

Evin Direği Baba

Erkek, kadın evlenerek karı, koca olur. Çekirdek ailenin temelleri atılmış olur.

Ailenin çocukları olur. Kadın anne, erkek de baba olur.

Eşlerin birbirine karşı görevleri vardır. Günümüzde görevler değişse de biri diğerinin görevini yapsa da kadın, çocuğun yetiştirilmesinde ve ev işlerinde, baba ise çoluk ve çocuklarının ibate ve iaşesini karşılamada bir görev taksimi vardı bir zamanlar.

Eskiden kadınların çoğu çalışmaz. Ev kadını olurdu. Evin geçimi ise tamamen erkeğe ait idi.

Günümüzde ise kadınların büyük çoğunluğu çalışıyor. Bir zamanlar çalışmayan ev kadınları da hayat şartlarından dolayı çalışmak zorunda kalıyor.

Kısaca günümüzde eşlerin büyük çoğunluğu çalışıyor. Evin idare ve ekonomisi de ortaklaşa gideriliyor. Eskisi gibi evin tüm yükü erkekte değil.

Günümüzde durum bu ise de kocası öldüğü halde yaşayan yaşlı kadınlar var. Bu kadınların çoğu ev sahibi olduğu için bir sosyal güvencesi yok. Vefat eden kocasının sosyal güvencesi varsa emekli maaşı olarak onu almaya ve kocasından kalma bir evi varsa o evde kalmaya devam ediyor.

Ev hanımı olduğu halde kocasının vefatıyla birlikte emekli maaşı alamayan kadınlar da var. Bunlara da devlet dul ya da yaşlılık maaşı veriyor ama bu maaşla günümüzde geçinebilmeleri mümkün değil.

Çalışan eşle veya çalışmayan eşle evlilik kişilerin tercihi olsa da kişi eğer çalışmayan bir eşi tercih etmişse, kadınların erkeklerden daha uzun yaşadığı göz önüne alınırsa, bu kocaya düşen, vefatının ardından eşini mağdur etmemek olmalıdır. En azından kendisinden sonra kadın ele avuca bakmamalı. Kadın, kocasının emekli maaşını almalı. Aynı zamanda başını sokabileceği bir evi de olmalı. Çalışmayan eşi tercih eden kocanın eşine maaş ve ev bırakması olmazsa olmazdır. Değilse kadın, oğlan ve kızın evinde dolaşır durur.

Erkeğin görevi bundan ibaret değil. Çünkü koca aynı zamanda babadır. Baba ise evin direğidir ve her şeydir. Baba çocuklarına karşı da görevlerini yerine getirmelidir. Onları namerde muhtaç etmemeli. Orta seviyede geçimlerini sağlamalıdır.

Baba, çocuklarına miras olarak illa mal mülk, ev bark bırakmak zorunda değil. Ama onları okutmalı ya da bir meslek sahibi yapmalıdır. Çocuklarını evlendirebilmeli, onların düğünlerini yapabilmeli. Hiç olmazsa katkı sunmalı. Onları bir başkasına muhtaç etmemeli.

Okutma, asgari seviyede geçimlerini sağlayamıyorsa, düğünlerine katkı sunamıyorsa, bu baba babalık görevini yapamamış demektir.

Baba, babalık görevini yapamayacaksa, çocuklarının ibate, iaşe ve düğünlerinde varlık gösteremeyecekse bakabileceği kadar çocuğa sahip olmalıdır. Rızkı veren Allah'tır deyip aman ne halleri varsa görsün dememeli. Evini, barkını geçindirmek için çalışıp çabalamalı. İş yok diye evin bir köşesinde yan gelip yan yatmamalı. Çünkü iş evden camiye, camiden eve ya da kahvehaneye gitmekten ibaret değil. Allah'a karşı görevin yanında asla evini ihmal etmemeli. İkisini birlikte götürmeli. Değilse Allah'a karşı görevini yaparken evine karşı görevini yapmamış olur.

Kısaca aile olmak zordur. Baba olmak daha bir zordur. Babalık görevini hakkıyla yerine getirenlere ne mutlu. Çocukları babalarıyla gurur duyuyordur. Ardından hayır dua ediyordur.

13 Nisan 2025 Pazar

Dönemlik mi, Ömürlük mü? *

ABD'nin tarihine bakıyorum. 1776 yılında kurulmuş. 1789 yılında yapılan ilk başkanlık yarışını George Washington kazanarak ABD'nin ilk başkanı olmuş.

ABD'de başkan seçilenler teamül olarak en fazla iki dönem olarak başkanlık yapmışlar. Teamül olmasına rağmen bu teamülü hiçbir başkan çiğnemez. İki dönem başkanlık yapan köşesine çekilmiş.

Bu teamül çiğnenmemesine rağmen 1951 yılına gelindiğinde, bu iki dönem teamülü, yapılan değişiklikle anayasaya koyar ABD: "Herhangi bir başkan üçüncü kez seçilemez. Başkanlık makamının boşalması sonucunda görevi üstlenen kişi en fazla 10 yıl başkanlık yapabilir. Makam boşaldığında seçimlere iki yıldan fazla süre kaldıysa, başkanlık görevini üstlenen kişi yalnızca bir kez seçilir".

Bu demektir ki ABD kurulduğu andan itibaren başkanlık sistemiyle yönetilmekte. O zamandan bu zamana seçilen başkanların süresine göz atıldığında, kimi başkanlar bir defa seçilerek dört yıl kimi de iki dönem seçilerek 8 yıl başkanlık yapmış. Hem teamül hem de anayasaya girdikten sonra hiçbir başkanın görev süresi ne uzatılmış ne teamül çiğnenmiş ne de anayasa delinmiş.

Görevi başında iken vefat eden başkanlar var. Başkan vefat edince seçime gidilmiyor. Yönetimi başkan yardımcısı devralıyor. Çünkü ABD'de başkan yardımcısı da seçimle yardımcı oluyor.

Seçimi erkene alma durumu da söz konusu değil. Seçimler dört yılın sonunda kasım ayında yapılıyor. Yeni seçilen başkan 20 ocakta başkanlık koltuğunu devralıyor.

Gördüğüm kadarıyla ABD'de başkanlık sistemi tıkırında devam ediyor. Çünkü hiç boşluk bırakılmamış.

Sistemi öyle oturmuşlar ki şu başkan çok başarılı. Bunun için anayasayı değiştirelim de bir dönem daha uzatalım ya da erken seçim kararı alalım da üçüncü kez aday olsun denmiyor.

Başkanın vefatı durumunda ülkede hükümet krizi gibi bir belirsizlik olmuyor. Çünkü yerine başkanlık yapacak bellidir.

Anladığım kadarıyla ABD, başkan seçerken kimse vazgeçilmez ve bulunmaz Hint kumaşı demiyor. Şu başkan gibisi bir daha gelmez, bu giderse halimiz harap diyen yok. Başkan seçilen süresinin ne zaman biteceğini biliyor, halk da başkanın dönemlik seçildiğini biliyor ve koskoca ABD, içinden yeni bir başkan çıkarır diye düşünülüyor. Bundandır ki her seçilen başkan bir veya iki dönemle sınırlı başkanlık yapıyor, ABD ve dünya tarihine adını yazdırıyor.

ABD'den ülkemize gelmek istiyorum. Ülkemize dair çok şey söyleyip çok örnek vermeyeceğim. Bizde yönetim şöyle veya böyleydi demeyeceğim. Diyeceğim şudur ki bizde hem vekil hem başbakan hem Cumhurbaşkanı hem muhtar hem belediye başkanı hem oda başkanı hem şeyh hem dernek ve vakıf başkanı; ister seçimli ister atamalı ister seçimsiz olsun, her nereye seçilirse seçilsin, seçilen dönemlik değil, ömürlük olmak ister. Tıpkı padişahlık sistemi gibi. Ölünceye kadar koltuk, post bırakılmak istenmez. Şu kadarlık diye bir süre olsa bile bir şekilde kişiye özgü değişiklik, yeni yorum getirme, sistem değişikliği i, erken seçim vs. gibi sebeplerle süre uzatımına gidilir. Görev esnasında ölümcül hasta da olunsa, altına bez de bağlansa bu makam ölünceye kadar devam eder. Her birinin ölümü de yeni kaos demektir. Çünkü yerine kimin geleceği belirsizdir.

Kısaca ABD’de başkanlar dönemlik seçilirken bizde istisnalar hariç özellikle siyasetimizde iktidar veya muhalefet fark etmez, hepsi ömürlük seçilir. Genelde mezara kadar devam eder.

*16.05.2025 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.