8 Temmuz 2024 Pazartesi

Nasıl Kötü Polis Oldum? (1)

Bir ara teşehhüt miktarı kadar ilçede çalıştım. Müdür değildim ama şubesi olarak görev yaptım.

Devir Covit-19 devriydi. Uzaktan öğretim yapıyordu öğretmenler.

Zamanın MEB Bakanı, 1 Şubatta köy okullarını yüz yüze eğitime açacağım dedi. Şehirdeki öğretmenler uzaktan, evinde yapacaktı bu işi. Köydekiler ise görev mahalline gidip okulu açacaktı. Şehirdeki, belki tatil bölgesinden, oturduğu yerden dersine girip ücretini alacaktı. Köydeki de herkes tatil yaparken okulunu açacak, öğrencilerini toplayacak ve dersini verecekti. Karşılığında da ücretini alacaktı.

Olmaz, olamaz dense de Bakan dediğini yaptı, köy okullarını 1 Şubatta açtı.

Uzaktan öğretimde derse girme zorunluluğu yoktu. Sınıfta kalma da yoktu. Yüz yüze eğitimde ise veli çocuğunu okula göndermek durumunda değildi. İsteğe bağlıydı. Ben çocuğumu göndermek istemiyorum dilekçesi yeterliydi. Ama köy öğretmeninin görev yerinde olması zorunluydu. 

Köy öğretmenleri 1 Şubatta görev yerlerinde oldu. Her şey tamam ve tıkırında derken, okulunda olması gereken bir müdür yetkili öğretmenin üç gün rapor aldığı telefonu geldi. 

Rapor almakla da kalmamış, öğrencilerin hiçbiri okula gelmek istemiyor. Tüm velilerin dilekçeleri var telefonu açmış. İyi de rapor İstanbul'dan alınmış. Öğretmenin görev yeri İç Anadolu'da. Bu öğretmen ne ara hasta hasta İstanbul'dan geldi de velilerden dilekçe aldı dedik. Acaba bu öğretmende bizim bilmediğimiz bir tayyi zaman, tayyi mekan hali mi vardı? 

Tanımıyorum öğretmeni. Çünkü bu göreve geleli daha 15 gün olmuş. Ne köyleri bilirim ne de öğretmenlerini. 

Köy okullarının yüz yüze eğitime açıldığının ilk akşamı, hava muhalefetinden dolayı ilçe hıfzıssıhha kurulu kararıyla ilçede okullarda yüz yüze eğitime iki gün ara verildi. 

İstanbul'dan rapor alan öğretmen diğer şube müdürünü arayarak "Okullar nasılsa tatil oldu. Kendime ek ders yazabilir miyim" demiş. Olmaz demiş. Öğretmen bilgi amaçlı mı sordu yoksa ek ders hesabı mı yaptı bilmiyorum. (Ek ders hesabı yapmadığını söyledi sonra konuştuğumda)

Okulun ilk günü rapor, veli dilekçeleri ve ek ders yazma muhabbeti bir araya gelince, bu öğretmen keyfi rapor almış olmalı. Güya Bakan'a tepki gösteriyor. Bu yaptığıyla bir soruşturmayı hak ediyor. Mebbis kaydına göre 8 yıllık bir öğretmen. Acemi olmaya acemi değil. Yine de rapor dönüşü kendisiyle bir konuşmak lazım dedim. 

Ağzımdan soruşturma nereden çıktıysa, milli eğitim müdürü soruşturma açıyoruz dedi. Hocam, dur, neyin ne olduğunu bir anlayalım. Belki vardır bir derdi. Konuşarak çözeriz bu konuyu dedim ise de tüm ısrarlarıma rağmen Milli Eğitim Müdürünü soruşturma açmaktan vazgeçiremedim. Sen konuşacaksan yine konuş. Ben soruşturma açıp bu öğretmene ceza vereceğim dedi. 

İnceleme ve soruşturma için muhakkik belirlendi, kaymakam onayı ile öğretmene inceleme başlatıldı. (Devam edecek) 

Kibrit Suyu Dökmeli

Daha önce duymamıştık kök maaşı,

Bir uğraş sonucu keşfedildi de

Öğrendik kök maaşı bu yaşta 

Halbuki maaş maaştı bizim için. 


Nicedir geliyor emeklinin köküne zam

Nasıl bir kök ki yüksek verilse de oran

Hep yerinde sayıyor emeklinin maaşı

Bu kök emeklinin köküne kibrit suyu dökecek. 


Kök değil mübarek, yutan eleman

Sen bunu say etkisiz bir eleman 

Çarpsan bile değişmiyor verilen

Bu kökün köküne kibrit suyu dökmeli. 


Halbuki zamlar geliyor koşar adım

Köke gelen zam ise gıdım gıdım

Her zamda emekli hayal kırıklığı yaşıyor

Bu kökün köküne kibrit suyu dökmeli. 


Bu kök oldukça emekli emekleyecek

Bir gün düze çıkarım diyemeyecek 

Gelin hep beraber ve devletcek

Bu kökün köküne kibrit suyu dökmeli. 


Çünkü yaşaması için bu kök

Bol su ister herkes gibi

Yeterince su verilmezse şayet

Bilin ki bu kök kuruyacak. 

7 Temmuz 2024 Pazar

Tatlı Su Çeşmeleri

Bir tatlı su çeşmesi bu görüntü.

Konya'nın her bir yerinde görmeye alışık olduğumuz, sebil görevi gören, belediyenin güzel hizmetlerindendir bu tatlı su çeşmeleri. 

Geçen hafta çekmiştim. 

Görüleceği üzere suyun aktığı yerler kupkuru.

Çünkü su akmıyor.

İki tanesine baktım böyle. Her ikisi de akmıyordu.

Sanırım baktığım çeşmeler bölgesinde bir arıza olmalı diye düşündüm. 

Cuma akşamı bir belediye çalışanına sordum, sular akmıyor mu diye.

Akmıyor abi dedi.

Sebep dedim.

Kaçak var. Kaçağın nerede olduğu tespit edilemedi. Koski uğraşıyor dedi.

Bu teknoloji çağında kaçağın tespit edilememesi garibime gitse de içime su serpti.

Çünkü sanmıştım ki susuzluk kapıda. Belediye de çözümü bazı zamanlarda bu şebekeyi kesmede buluyor diye aklıma gelmişti. Böyle olursa da hiç şaşırmam. Çünkü doğru dürüst yağış yüzü görmedik ve eski kışları yaşamıyoruz. 

Konu tatlı su çeşmelerinden açılınca, belediyeci de dertliymiş:

Abi, bu suları çok hoyratça kullanıyoruz. Araba yıkayanlara alıştık. Büyük otobüsleri yıkıyor bazıları. Uyardığım zaman bazıları mahcubiyet duysa da bazıları kaba davranıyor. Bazı su firmaları bu sudan doldurup satışa sunuyor dedi.

Üzüldüm bu anlattıklarına.

Halbuki sebil görevi gören, çoğu şehirde olmayan bu çeşmeler Konyalı için bir nimet.

Bu çeşmeler bir nevi vakıf medeniyetini temsil ediyor. İçme ve çay dışında kullanmamak lazım. 

Açıkçası yürüyüş yaparken iyice susamışsam, böyle bir çeşme bulursam, eğilir su içerim. İyice terlemişsem belki elimi yüzümü yıkarım. Başka da kullanmıyorum. Çayı iyi çıkar diye çay için su bile doldurmuyorum. İçme suyu olarak da bu çeşmelerden su doldurmuyorum. Suyumu şebeke suyundan içiyorum. 

Belki de Konya'ya özgü bu tatlı su çeşmelerini insanımızın gözü gibi koruması gerekir. Bu çeşmeleri amacı dışında kullanmamalı. Özellikle araba yıkayanlara caydırıcı cezalar verilmeli.