21 Haziran 2024 Cuma

Nafile Boykot Turlarımız

Kökeni Beni Nadir, Beni Kaynuka, Beni Kureyza tehcirlerine mi yoksa Hayber Fethine mi ya da sonraki olaylara mı dayanır bilmem. 

Bildiğim, taraflar her ne kadar millet ve milliyetlerin düşmanı değiliz dese de Yahudiler Müslümanlardan, Müslümanlar da Yahudilerden hiç haz almaz. 

Biz bir de üstüne antisemitik değiliz deriz. 

Şu var ki bu iki millet bir kazana atılsa mümkün değil birlikte kaynamaları.

Hangisinin eline fırsat geçse yekdiğerini bir kaşık suda boğar. Nitekim şimdi fırsat, imkan ve güç Yahudilerin elinde. Var gücüyle Filistinlileri yok ediyor.

Yarın devir dönse, Yahudilerdeki bu fırsat, imkan ve güç Müslümanların eline geçse, İsrail devletinin bu yaptığına karşılık Müslümanlar da benzerini yapacak. Yahudi'ye dünyayı dar edecek. Çünkü ezilen ezer, incinen incitir, orantısız güç kullanılan, orantısız güç kullanır.

Yahudiler de daha doğrusu İsrail de bunu biliyor olmalı ki işi sıkı tutuyor. Kökünü kazıyayım diyor. Nasılsa bu aşamaya gelinceye kadar potansiyel tehlike olan Mısır, Irak, Suriye, Libya, Lübnan ve Ürdün etkisiz hale getirildi. İsrail'in önünde Gazze topraklarını temizlemek kaldı. Nitekim adım adım bunu yapıyor. Planından da ödün vermiyor. Onca tepkiye de kulak asmıyor. 

Aslında İsrail'in İslam dünyasından korkmasına hiç gerek yok. Yeter ki düşmanları İslam dünyası olsun. İslam dünyası bir güç olsa bile bu dünyanın İsrail'e göstereceği bir tehlikesi yoktur. Çünkü İslam dünyasının gücü olsa ve eline fırsat geçse birbirlerini boğazlar. Hoş İslam dünyasının güç olmaya zaten ne mecali var ne kapasitesi var ne niyeti var ne de böyle bir iradesi var. İslam dünyasında bu kafa olduğu müddetçe o küçük İsrail daha ne katliamlara imza atar.

Çünkü İslam dünyası sonuç alamayacağı işlerle uğraşıyor, nafile işler peşinde. Ellerinde Yahudi mallarını boykot silahı var. Dönerler dönerler Yahudi ürünlerini boykot ederler. Özellikle Cola boykotu. Bu Cola'ya öyle bir anlam yüklerler ki sanırsın ki Cola boykot edilince İsrail'in burnu sürtülecek, pes edecek. Böyle dediğin zaman boykotu küçümsememek lazım. Boykot önemli derler. Son zamanlarda da Mısır'ı örnek verirler paylaşımlarında. Bozuk cümlesiyle biri, güya "Mısır'da Cola satışları dip yaptığı için bedava dağıtmışlar. Hiçbir Mısırlı bedava olmasına rağmen Cola'nın yüzüne bakmamış". Haber ne kadar sahih bilen yok.

Diyelim ki Cola'yı boykot ederek sonuç alacağız. Peki, bunda ne kadar samimiyiz? Bir defa Cola bu ülkede kendiliğinden bitmiyor, merdiven altı üretilmiyor, bize dışarıdan ithal gelmiyor, birileri kaçak satmıyor. Yahudi de elini kolunu sallayarak gelip bu ülkede zorla Cola satışı yapmıyor. Bu ürün bu ülkedeki fabrikalarda, bizim işçiler eliyle üretiliyor. Bunun üretimine bizim ülkemizin etkili ve yetkili makamları izin veriyor. Hatta ülkemizde fabrika açın diye teşvik veriliyor. Biz her şeyden önce bu ürünün satışına onay verenleri protesto edeceğimize, izinli ve onaylı ürüne boykot yapmaya kalkıyoruz. Hiç kusura bakmayalım. Bizim bu yaptığımız sivrisinekten kurtulmak için bataklığı kurutmak gerekirken, biz bataklık yerine sivrisinek avına çıkıyoruz.

Sivrisinek avımız bitmiyor. Marketinde bu ürünleri satana kızıyoruz. Alana kızıyoruz. İçene kızıyoruz. Kızıyoruz oğlu kızıyoruz. Bilmeyiz ki kızan kızdığıyla kalır. Kızmayan ve işini yapan yol alır. Örnek verdiğim Cola boykotunu diğer Yahudi ürünlerine uyarlayalım. Sonuç, sıfır elde var sıfır.

Bir diğer yaptığımız, yaptıklarından dolayı Yahudi’ye lanet okumak.

Tüm bu sonuç alıcı olmayan yaptıklarımız, acziyetimizin bir tezahürüdür. Daha sonuç almak istemiyorsak, elimizdeki bu iki sermayeye sahip çıkalım.

Biz boykotu bırakalım da Yahudilerle nasıl rekabet ederiz, bunun yolunu bulalım. Yahudi’yi taşlamaktan ibadete zamanımız kalmıyor. Halbuki ilk yapacağımız, bu Yahudi ürünlerinin yüzüne bakılmayacak emsal kalitede ürün üretip seri üretim yapmaktır. Bunun için kafa yormak, plan yapmak ve çalışmak gerek. Bu da bizde yok. Çünkü durmadan kızanın, nefretini izhar edenin, beddua edenin, boykot yapanın ise marka üretmede gözü olmaz.

Bizim her şeyden önce Yahudi düşmanlığımızı bir tarafa bırakmamız lazım.

Lütfen, boykota kalkarak yenilmişliğimizi ve acziyetimizi marifetmiş gibi göstermeyelim. En azından gülünç duruma düşmemiş oluruz.

İndi-Bindi, Ekmek ve Çay *

Kaç aydır ürünlerin etiketinin değişmediği, aynı ürünü her gidişimizde aynı fiyattan aldığımız hepimizin malumu. Fiyatlar yüksek olsa da sevindiriciydi bu. Çünkü fiyatlara bir istikrar gelmişti. 

Mayıs enflasyonu ile yıllık bazda enflasyonun zirvesini gördüğümüzü, haziran ayından itibaren enflasyonda gözle görülür bir düşüşün olacağını Hazine ve Maliye Bakanı tarafından açıklandı.

Bu demektir ki bundan sonra fiyatlar düşmese de yerinde sayacak, ürünlere yeni zam gelmeyecekti. En azından ben böyle düşünmüştüm. Fakat benim evdeki hesap tutmadı. Çünkü,

Enflasyonun düşüşe geçeceği günler eli kulağında iken Konya'da;

Bayram öncesi dolmuş indi-bindi ücretlerinin mesafesine göre 15, 18, 20, 23 lira şeklinde güncellenmesi, 

200 gramı 7 lira olan ekmeğin 9 lira yapılması, 

Bayram sonrası esnaf çay ocaklarındaki çayların 10 lira olması, 

Bana manidar geldi. Çünkü o kadar yüksek enflasyonda dolmuş, ekmek ve çay kurtardı ise enflasyon inince hayli hayli kurtarırdı. 

Bildiğim kadarıyla döviz-TL paritesi nicedir yerinde saydığı gibi zaman zaman TL lehine düşüş görüldü.

Akaryakıt ürünlerine de öyle kallavi zamlar gelmedi. Hatta zaman zaman düşüşler oldu. 

Buğdayın zaten hasat zamanı. 

Marketlerde bir kilo çayın fiyatı 140-150 lira civarında. 

Anlatmak istediğim dövizden kaynaklı girdi maliyetlerinde bir artış yok. Üretimde sıkıntı yok. Anormal zamlar yok iken bu üç temel ihtiyaç maddelerinde tüketici aleyhine yeni bir güncelleme yapılması anlaşılır gibi değil. Çünkü toplu taşıma, ekmek ve çay günlük zaruri tüketimlerimiz. 

Pek gündem takip etmiyorum. Öyle zannediyorum, bilmediğim bir artış var ki bu ürünlerde zamma ihtiyaç duyuldu. 

Haydi dolmuş ve ekmek zammını bir tarafa bırakalım. Belki bunlarda başka girdi maliyetleri olmuş olabilir. 

Peki çaya ne diyeceğiz? Daha yakın zamanda esnaf çay ocaklarında çay 5 liradan 8 lira olmuştu. Yeni tarife 10 liranın bir izahı olabilir mi? 

Yine çayın bir kilosu aşağı yukarı bir yıldır 150 lira idi. Geldi ise su fiyatlarına bir artış gelebilir. Asgari ücretin fiyatı ocaktan bu yana aynı. Temmuzda da yeni bir güncelleme yok dendiğine göre. 

O zaman on lira çayı nereye koyacağız? Bu zammı nasıl izah edeceğiz? Çünkü çay dediğimiz çay ve sudan ibaret. Başka katkı maddesine de ihtiyaç yok. 

Bir çay esnafı günlük sattığı 15 çaya, bir kilo çay alabilir. Ki toptan alırsa 150'den de aşağıya alabilir. Ayrıca bir kilo çaydan 300-450 bardak çay çıkıyor ortalama. Yani bir esnaf bir kilo çaydan üç bin-dört bin lira ciro elde ediyor. 

Hasılı sebebi hikmetini bilmediğim için bu üç ürüne gelen zammın izahını yapamıyorum vesselam.

*26.06.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

20 Haziran 2024 Perşembe

Küçük İşletmelerdeki Nakit Sevgisi *

Alışverişlerde kredi kartı kullanmak hayatın bir parçası oldu. Çoğu kimse birden fazla kredi kartı kullanıyor. Kart olunca çoğunluk cebinde nakit de bulundurmaz oldu.

Bir zamanlar bir ay daha ötelemek, borcu döndürmek ve asgarisini ödeyerek günü ve ayı kurtarmak için kullanılan kredi kartı, şimdilerde nakit yerine kullanılıyor.

Her alışverişe cepte para olmaksızın giden çoğu kimse, alışveriş yaptığı yerden İban isteyerek aynı anda nakit EFT yapıyor. Yani hesabında nakit olmasına rağmen adeta nakitsiz yaşıyor insanımız. (Esnaf İbana yönelince, Maliye Bakanlığı İbanları incelemeye alacağını açıklayınca, ödemeyi İban ile yapmada daha dikkat edilir oldu.)

Kartlı hayat yaygınlaştıkça küçük bakkal dükkanlarında ve bazı pazarcı esnafında bile post makinesi var.

Bir zamanlar kartı uzatınca bozuk çalan esnaf, açık hesaba yazmaktansa kredi kartına çekmeyi daha ehven bulur oldu. Bir ara post makinesini göstermemek için bazı esnaf, cihazı havlunun altına gizlerdi. Bazısı da nakde ayrı, kredi kartına farklı fiyat çekerdi.

Şimdilerde başta büyük mağaza ve işletmeler olmak üzere hemen hemen her alışveriş yapılan yerde kredi kartı özümsendi. Hatta temassız özelliğiyle birlikte karttan ödeme daha hızlı ve pratik oldu. Kartlı ödemelerde kasa sırası hızla ilerlerken zaman zaman nakit ödemeye kalkan, kasada herkesi bekletir duruma geldi. Hele verilen nakitler küçük banknot olursa say say bitmiyor. Kasiyer için nakitte açık verme durumu da var.

Kredi karı ile alışverişlerde kayıt dışı alışverişin de önüne bir nebze geçilir oldu.

Kredi kartı ile yapılan alışverişlerde ihtiyaçtan öte harcama yapılsa da kredi kartları bugün hayatın bir parçası.

Buna rağmen bu çağa ayak uyduramayan ve küçük kalmaya devam eden esnaf da aramızda az değil. Bu tip yerlerden alışveriş yapınca, ardından kredi kartını uzatınca kart mı diye bozuk çalmaya devam ediyor.

Böyle bir yerden 150 liralık alışveriş yaptım. Kartı uzattım. Yüz hattı değişti hemen. Benim alavereyi çekmeye çalışırken, başka biri aynı yerden alışveriş yaptı. Nakit uzattı. Nakdi aldı. Allah bereket versin dedi. Benimkini de karttan alındı. Ama bana bereket versin demedi.

Anladım ki bereket versin duası nakit uzatınca oluyor. Kartı uzatınca ise herhalde içinden beddua ediyordur. Sattığımın hayrını görme diyordur.

Hasılı böyle hesap yapan küçük esnafın morali bozuluyor diye kredi kartı ile alışverişten vazgeçecek değilim. Ekmek, çay parası gibi küçük harcamalar ve pazar alışverişi dışında kartı uzatmaya devam edeceğim. Bu tür esnaf isterse bereket versin duası yapsın isterse bozuk çalsın. Hoş, onun bereket versin duasıyla bereket bulacak değilim. Gönülsüz karta çekince de bereketten mahrum kalacak değilim. Çağın gittiği yere doğru kendini geliştirmeyen esnaf da bu sektörlerden kaybolup gitsin. Onun keyfi için cebimi kabartacak şekilde çuvalla para taşıyacak değilim.

Çuvalla veya cebim kabarık para taşıma sözümü de abartı görmeyin. Geçen gün bir on bin çektim. Hepsi yüzlük idi. Yazlık pantolonumun cebine koymaya çalıştım. Olmadı. Elimde bir poşet olsaydı bari derken yanımdaki arkadaş, yarısını bana ver, evin orada veririm dedi de cebim para dolu dolaşmaktan kurtuldum.

Bir diğer husus, kurban parasını İbana göndermeyeyim. Kurban günü elden vereyim dedim. Üç gün boyunca para çektim ATM’den. Bayram öncesi çoğu ATM’de para yoktu. Buna karşın sıra bekleyen çoktu. Millet o ATM’den diğerine mekik dokudu. Biri gelip yüklü miktarda para yatırmasa arife günü para çekemeyecektim. Sonunda tamamladım deyip kurban hissemi nakit verdim. O kadar saymama rağmen 600 eksik vermişim.

Hasılı devir nakit devri değil, kart ve İban devri. Küçük hesap yapan esnafımız bu çağa ayak uydurma iyi olur.

*17.07.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.