8 Haziran 2024 Cumartesi

İş Görüşmesinde Deprem Etkisi *

Birini ziyarete gittim. Ziyarete gittiğim kişi bir cenaze dolasıyla işyerine gelmede gecikti. Beklemeye koyuldum.

Benden sonra iki kişi daha geldi. Onların da randevusu varmış.

Bir müddet sonra ziyaret edeceğimiz kişi geldi. Hepimizi odasına aldı. 

Beni onlara, onları bana tanıttı mekan sahibi. Selam kelam ve hal hatırdan sonra çaylarımızı yudumlarken mekan sahibi diğer iki kişiye yöneldi. 

Bir tanesi holdingin çalışanı imiş. Yanında getirdiği kişiye referans olmuş, bu holdingin bir sektöründe çalışmak istiyormuş. 

İşyeri sahibi cv'ni görebilir miyim dedi. Ben bugüne kadar hiç cv hazırlamadım. Bu tür görüşmelerde hep kendim anlattım dedi. İyi, anlat kendini dedi. 

Uzun yıllar falan firmada çalıştım. O firmaya emek verdim. Bir akşam patron aradı. Yollarımızı ayırıyoruz dedi. Kısaca işime son verildi dedi. 

Niye sorusuna, ben haksızlığa gelemem. Ondan dedi. Aramızda geçeni anlatayım mı diye yanındakine döndü. O anlatmadan referans sahibi sözü aldı. Bu biraz tutucu. İşyerinde çalışan bir kadın varmış. Kadınla çalışanlardan biri veya patron arasında bir gönül ilişkisi olmuş. (Bu faslı çok dinlemedim.) Sanırım bu ilişki ileri boyuta taşınmış. Bu tutucu arkadaş da "İlişkiyi sürdüreceksen, bundan çocuk yapma" demiş. İşte bu söz, çalıştığı yerden ilişkisinin kesilmesine sebep olmuş. 

Memleketini sordu. Güneydoğu illerinden birini söyledi. O ilin meşhur bir ilçesinin adını vererek orasından mısın dedi. Allah korusun dedi. Niye böyle dedin sorusuna, "O ilçe var ya o ilçe. Bizim şehirde meydana gelen depremin merkez üssü idi. Depremden önce ilçede travestiler alenen gezmeye başlamıştı. Onlar azmıştı. Allah da verdi cezalarını" dedi. 

Çaylarımızı yudumlarken travestiler yüzünden bir ilçe yerle bir olur mu? Bu, bir doğa dolayıdır. O il ve ilçe de deprem fay hattı üzerinde zaten dedim. 

Travestiyi yabana atma. Gölcük depremi öncesinde de Kur'an'a neler yapıldı, üzerine oturuldu, Kur’an çiğnendi. Orada da o yüzden büyük deprem oldu açıklaması yapıldı. 

Bu dedikleriniz şehir efsanesi. Kulaktan kulağa dolaşıyor böyle. Aslı astarı yok bunların dedim. 

İkna edemedim tabi. Olur mu öyle şey dediler. 

Dediğiniz gibiyse asrın felaketi denen son deprem hakkında ne dersiniz? Bildiğiniz gibi bu deprem dini hassasiyeti yüksek illerimizi vurdu. Özellikle Kahramanmaraş ve Adıyaman dindar ve mütedeyyin kimlikleriyle öne çıkan şehirler. Buna ne dersiniz dedim. 

Olsun. Oralarda da bir şeyler yapılmıştır. Allah cezasını böyle verir dendi.

Konuyu uzatmadım. Ama kafamda bu konu takılı kaldı. 

Buraya bir nokta koyup iş görüşmesinin sonucuna gelirsem, birbirlerinden pozitif enerji aldılar ve işe başlaması uygun görüldü. Yeni patron kaça çalışırsın dedi. Onu siz bilirsiniz. Ben bugüne kadar çalıştığım yerlerde hiç para konuşmadım dedi. Vedalaşıp ayrıldılar.

İş görüşmesinin olumlu geçmesinde, depremlerin neden olduğuna dair kanaatin etkili olup olmadığını bilmiyorum. Bana düşen, her iki tarafa da hayırlı olsun demektir. Yeni iş bulan tutucu olsa da gözlemlerime göre ona referans olan ve benim ziyaret ettiğim yeni patronun tutucu yönü yok. Hepsi fakülte mezunu olsa da deprem hakkındaki kanaatleri böyle. 

Görüşme bitse de kafam travestiler ve Kur’an’ı çiğneme yüzünden gerçekleştiğine inanılan depremlerde kaldı. Devam etsem, sayfam el vermeyecek. Kafamda takılı kalan bu konu üzerine ayrı bir yazı kaleme alayım inşallah. 

*13.11.2024 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır. 

Eski Başbakan ve Eski Bakan'dan İnciler

Sosyal medyanın anılar bölümü, daha önce yazıp paylaştığın anılara günlük yer verir ve her yıl dönümünde daha önce bunu paylaşmıştın diye sana bir yıl ve önceki yılları hatırlatır.

Merak edip bakarsın. Aynı zamanda bir ve önceki yılların gündemi ne imiş, bunu da bu vesileyle öğrenmiş oluyorsun.

7 Haziran 2022 günü paylaştığım iki yazı önüme düştü. Bu vesileyle blog arşivinde yerini alsın istedim.

Bakalım ne paylaşmışım:

Çiller, ‘İyi gidiyor işler. Türkiye rahat. Büyümesi iyi. Türkiye'de merkez sağa ihtiyaç var. Kurulmasına yardımcı olabilir, bunun başını çekebilirim’ demiş.

Sevindirici bir haber tabi bu. Öyle ya işlerin iyi gitmesi, hele büyüme hızının büyümesi insanı sevindirmez mi? Hasılı ekonomiye dair söyledikleri gözümü yaşarttı.

Halbuki ben ülkemi ne halde sanıyordum. Meğerse üstadına göre ne halde imiş. Haliyle benim iflah olmaz ön yargım maalesef çöpe gitti.

Çiller'in kendisi bir tecrübe idi ne de olsa.

Kara çarşambanın mimarıydı aynı zamanda.

Yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır. 

İki anahtar vaadi vardı.

Herkesin bir evi, bir arabası olacaktı.

Siyasi ömrü kifayet etmediği için bunu gerçekleştirememişti.

Bakarsınız, bunu bu sefer gerçekleştirir de bizler de ihya oluruz. Çünkü siyasilerin sözü senettir.

Yeter ki söz versinler. Er veya geç yerine getirirler. Bunun için sadece beklemek düşer bize.

Anlamadığım, ekonomik veriler iyi gidiyorsa ve işler iyiyse, Türkiye rahatsa ve büyüyorsa, yeni bir partiye yani Çiller'e ihtiyaç var mı?

Yok, illa siyasete gireceğim diyorsa, Türkiye kendisinin bu tecrübesinden faydalansın.

Mesela iktidara destek verebilir.

Biz de perşembenin gelişini çarşambadan görmüş oluruz”. 7 Haziran 2022

*

"Bütçe sonuçlarının öncü göstergesi olan Hazine nakit dengesi, Mayıs ayında 149,2 milyar TL fazla vermiştir. Özellikle bütçe gelirlerindeki olumlu performansın neticesinde, Ocak-Mayıs dönemi nakit fazlası ise 82,4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

Bu sonuçlar, uyguladığımız mali disiplinin somut bir göstergesidir.

Mali disiplinden taviz vermeden kamu maliyesindeki sağlam duruşumuzu kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."

Siz görmek istemeseniz de Bakan Nebati, bu gerçekleri haykırmaya devam edecek. Sizin görmediğinizi bir tek o görüyorsa, bu Bakanın suçu mu? Lütfen bir sorgulayın kendinizi.

Gözlerindeki ışıltıdan, taviz vermeden uyguladığı mali disiplinden ve verdiği nakit fazlasından dolayı Sayın Bakan bir teşekkürü hak ediyor. Teşekkürler Bakan. İyi ki varsınız.

Birikiminizle bu ülkeye birkaç gömlek fazlasınız. Ama gelin görün ki bu ülke kıymetinizi bilmiyor. Nankörlük işte. Cehaletimize verin. 7 Haziran 2022

6 Haziran 2024 Perşembe

Dünya Yolculuğum Devam Ediyor

Bir yıl boyunca Trabzon'da idim. Bakım iyiydi. Sağ olsun Trabzon. 

Baktım olmayacak. Yolcu yolunda gerek dedim. Bir yolculuğa daha çıkayım istedim.

Yarından itibaren Tunceli'ye geçiyorum. Bir yıl da orada huzurlu ve mutlu bir misafirlik yapmak niyetim. Umarım Tuncelili günlerim de iyi geçer. Tunceli'nin neyi meşhur bilmem. Bildiğim bu ülke insanının hepsi misafirperver. 

Sonrasında niyetim Şanlıurfa'ya geçmek. Halilurrahman sofrası meşhurdur orada.

Sonra 64, 65... 81 plakaya kadar dünyadaki misafirliğimi şehir şehir gezinerek sürdürme niyetim var.

Tabi bu benim evdeki hesap. Ne derece çarşıya uyar bilmem. 

Bu kadar şehir, her şehirde bir yol oyalanmak da neyin nesi demeyin. 

Dünya bir handır. Ben de bu hanlardan geçen bir yolcuyum. 

Daha doğrusu birer yıldan ibaret zorunlu iskan misafirlik benimkisi. Misafirliğin bir, bilemedin üç gün olduğunu da bilirim. 

Böyle zorunlu yolculuğum, doğduğum andan itibaren devam ediyor. Çünkü doğduğumuz andan itibaren ahirete yolculuk yapıyoruz.

Bir nevi her durak bizim için misafirliktir. 

Ömrün sağlıklı, huzurlu ve bereketli geçmesini temenni etsem de öncelikli olarak niyetim, halihazırdaki Türkiye’nin en son plakası olan 81 olan Düzce'ye de misafir olmak.

Sonrasında da zaman zaman gündemde olan il sayısının artmasını beklemek. Artan ve yeni il olacak her şehirde birer yıl misafirlik yapmak. Temennim, bu ülkenin il sayısı 100'e çıksın. Ben de her ilden böyle böyle haz alayım.

Tüm bu hazları da sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir ortamda alayım. Ele, ayağa düşmeyeyim. Kimseye muhtaç olmayayım istiyorum. 

Öyle ya daha da ne isterim bu dünyadan.

61 yıldır kahrımı çeken bu dünya herhalde bir yüzü bana çok görmez. Böyle böyle dört kişinin omzunda dünyadaki ömrümü tamamlayıp ahirete yollanmak isterim. Allah ömrün de ölümün de hayırlısını versin hem bana hem herkese.

Dört kişi zor taşır demeyin. O taşıyacak dört kişi için de bir iyilik düşünüyorum. Kilo almamaya, göbek oluşturmamaya çalışıyorum. Yediğimi eritiyorum. Yürümem de bundan. O yüzden salıma yapışmaktan korkmayın.

Elhasıl kelam, bugün benim doğum günüm. Günü gününe yazdırdığını söyleyen rahmetli babam, eğer yılı yılına yazdırmış ise bugün itibariyle 62’ye bastım. Yaşayacağım bu yılın da önceki yıllar gibi sağlıklı geçmesini isterim.

Bu arada, doğum günüm dolayısıyla doğum günü mesajı gönderen e devlete, Yapı Kredi Bankasına, Google’la, sendikama, sabahın erken saatinde işlerinden vakit ayırıp mesaj gönderen ilk üç oğluma, oğullarının mesajını gördükten sonra evde kuru kuruya doğum günümü kutlayan ve doğum günümde eve misafir çağıran eşime, doğum günümü kutlamadığı halde doğum günüm dolayısıyla benden lokantada yemek bekleyen küçük oğlum tekne kazıntısına, doğum gününde bisikletine bekçilik yaptıran arkadaşıma, son dakikada mesaj gönderen köyü gün dostu Kızılay'a, ayrıca bu günümde ek dersimi yatırarak beni sevindiren okul-MEM-banka üçlüsüne çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Burada Yapı Kredi’ye bir parantez açayım. Yatan ek ders mesajı gelince miktarı öğrenmek için İnternet bankacılığına girdim. Görülmeye değer bir manzara ile karşılaştım. Gözüm yine de ek ders miktarına idi. Ama göremedim. Sağ olsun Yapı Kredi bir sanal pasta yapmış. Üzerine de yaban bir mum. Altına da “Doğum günün kutlu olsun Ramazan” yazmamış mı? Bir de mumu söndürmek için mikrofona üfle yazıyor. O değilden üfledim. Sonra nasıl söndü bilmem. Hasılı sanaldan da olsa doğum günümü pasta ile kutladım. Sağ olsun, var olsun. Bu arada Ramazan derken kırk yıllık arkadaş gibi olduğumuz da gözümden kaçmadı.