15 Mayıs 2024 Çarşamba

Unuttuğumuz Değerlerden

Bu ülke 2,5 yıl kadar Nurettin Nebati’nin Hazine ve Maliye Bakanlığını gördü. Şimdilerde adı sanı duyulmuyor. Halbuki görevi başında iken hiç gündemden düşmüyordu.

Ekranlarda “göz ışıltısından” bahsediyordu bir zamanlar.

“Ortodoks ekonomiden heteradoks ekonomiye geçtik” diyordu.

“TL yeterince değer kaybetti. Düşeceği yere düştü. Daha da belini doğrultamaz. İçiniz rahat olsun” dedi.

“Enflasyon şu ay, bu mevsim düşecek. Göreceksiniz baz etkisini” dedi.

“Başarılı olamazsam çocuklarımın yüzüne bakamam” dedi. Dedi oğlu dedi.

Kimse kendisine inanmasa da o hep kendine inandı.

İnandığı hiçbir şey gerçekleşmedi.

TL daha da değersizleşti.

Enflasyon daha da fırladı.

Daha da gidecekti bu heteradoks yolda.

Yeter bu kadar yaptığın hizmet. Bayrağı başkasına devret. Yaptığın hizmetlere karşın bir ödülü daha hak ettin. Seni vekil yapalım dendi.

O şimdi vekil.

Vekil olarak Bakanlığı dönemindeki gibi pek orta yerde görünmese de Bakanlığı bıraktığının seneyi devriyesinde, hakkında yazdığım bir yazıyı hatırası adına bloğuma kaydetmek istedim. Şöyle yazmışım 15 Mayıs 2022 yılında kendisi hakkında:

''Küresel enflasyon sorunuyla karşı karşıya kalmış olsak da ülkemizde enflasyon ataletini hep birlikte yeneceğiz. Enflasyonla mücadelede önceliğimizdir. Para ve maliye politikalarımızın etkin kullanılmasıyla önümüzdeki dönemde tek haneye indireceğiz''.

Sayın Nebati'nin bu konuşmasındaki "...enflasyon ataletini hep birlikte beraber yeneceğiz" cümlesindeki atalet dikkatimi çekti. Acaba atalet kelimesinin anlamını yanlış mı biliyorum diye sözlüğe bir daha baktım. Bildiğim gibi tembellik demekmiş atalet. Benim bildiğim atalet (tembellik) yerinde saymak ya da gerisin geriye gitmektir. Halihazırda yaşadığımız enflasyon coşuyor maşallah. Her ay bir önceki rekorunu egale ediyor. Daha nerede duracağını Bakan’ın kendisi bile bilmiyor. Yani enflasyon aksine çok çalışkan. O zaman Bakan’ın sözündeki ataleti nasıl anlayacağız?

Bakan,

Ya ataletin anlamını bilmiyor.

Ya sürçülisan bir kullanım.

Ya bizimle özellikle benimle dalga geçiyor.

Ya bu Ramazan, bugünlerde yazacak bir şey bulamıyor. Ona bir malzeme vereyim dedi.

Ya bugünlerde hakkında çıkan skeçler hoşuna gitti. Alın size bir skeçlik daha dedi.

Ya da mevcut bastırılmış enflasyonu hala yeterli görmüyor. Daha da çıksın istiyor. 15 Mayıs 2022

13 Mayıs 2024 Pazartesi

FB'nin Matematiksel İddiasını Yabana Atmayın

Bu spor yorumcularını anlamak zor. Kafaya koymuşlar bir defa GS'i şampiyon yapmaya. Neymiş de efendim, % 99 GS şampiyon. Size kim verdi böyle yorum yapma yetkisini? Bu oranın neresinde mantık var? 

Diyelim ki dediğiniz takım % 99 şampiyon. Geriye % 1 var. Bu oranı niye küçümsersiniz? Az mı yüzde 1 oran? İki maç sonra bu oran tutmazsa mahcup olmayacak mısınız?

Bir defa top yuvarlak. Yuvarlak olan üzerine hesap kitap yapılmaz. Buna bir ayak oyunu olan futbola  ayak oyunu eklerseniz sonucun değişmemesi mümkün değil. Bu top yuvarlanıp yüzde 1'in üzerine konar mı konar. Bal gibi konar. 

Ayrıca matematik olarak iddia devam ederken bu şampiyon ilanı da nereden çıktı? İhtimalleri ortaya koyarken tüm ihtimalleri masaya yatırmak daha objektif olmaz mı? Objektiflikle işi olmayan ne anlar bu kriterden değil mi? 

Gelin bir hesap yapalım. Sakın ola ki evdeki hesap çarşıya uymaz demeyin. Asıl sizin hesabınız ev hesabı. 

Mesela;

GS son iki maçı kaybeder, FB iki maçı da kazanırsa puanlar eşitlenir mi? Eşitlenir.

Geriye kalır averaj. 

Averajlara bakılacak. 

+4 averaj var. 

FB bunu da halledemez mi? Sonra çok mu artı dört averaj?

Daha dünkü Gaziantep, deplasmanda Adana Demirspor gibi bir takıma 6 gol atıyorsa, köklü bir geçmişi olan FB niçin atamasın bir bu kadar gol. Haftaya 4 GS'ye atsa, bir 6 da son hafta ligden düşmesi kesinleşen İstanbulspor'a 6 gol atamaz mı? Daha GS'nin yiyeceği goller bu hesaba dahil değil. 

Burada GS takımı 17 maçtır yenilmiyor. Eli armut toplamayacak son iki hafta. Mutlaka gol atar denebilir. 17 maç kaybetmedi. Bu iki maçı da kaybetmeyeceği anlamına gelmez. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar. Haydi sizin dediğiniz gibi 17 defa zıplasın. Bu çekirge eninde sonunda bitap düşüp zıplayamayacak. 

O yüzden siz siz olun, oturduğunuz yerde hesap yapmaya kalkmayın. Ayrıca matematiksel olarak şampiyonluk iddiamız devam ediyor sözünü yabana atmayın. Lütfen gözünüzü başka şeyler bürümesin. Bir defa matematik bir bilimdir. Her şeye karşı gelin ama bilime karşı gelmeyin. Maazallah, cehaletiniz ortaya çıkar. Unutmayın ki asrımız cehaletle mücadele ve karanlığa karşı aydınlık için mum yakmaktır. Bu millet için ise mum yakmak kolaydır.

11 Mayıs 2024 Cumartesi

Kaybettiğimiz Değerlerimizden Biri Anısına (5)

Bu çoğunluğun, bir tiyatroda sergilenen şu olay olsa bile FETÖ’cü damgası yiyenlerin mağduriyetine inanması mümkün değil. Bilmeyenler için kısaca anlatayım. Ülkenin birinde bir tiyatroda rol gereği kurusıkı tabancayla birinin vurulması gerekiyor. O kişi rol gereği acı çekerek ölecek. Ama arkadaşı gerçek silah kullanır. Adam yaralanır. Vücudundan kanlar boşalır. Yere yığılır. Yandım, bittim, imdat, beni kurtarın der can havliyle. Kimse yardımına koşmaz. Döner seyirciden yardım ister. Seyirci hep birlikte ayağa kalkar. Ne güzel ne samimi rol yapıyor, rolünü oynuyor diye tüm seyirci ayakta bu yaralı adamı alkışlar. İmdat dedikçe alkışın ses tonu artar. Yaralı adam, bakar ki kimseden umut yok. Bir başına sahnede seyircinin gözü önünde yere yığılır ve oracıkta can verir. Bu tiyatro oyunundaki gerçek ölüm gibi ölüm bekliyor bizim seyirci toplum FETÖ ile irtibatlı kişilerin ölümünü. Ancak böyle inanır arşı âlâya yükselmiş mağduriyetleri.

Hasılı biz tuzu kurular 15 Temmuzda 252 şehit verdik desin dursun. Biz nice okumuş insanımızı bu uğurda harcadık. Kiminin memuriyetine son verdik kimini hapse koyduk kimi kaçıp gitti kimi yıllarca açıkta bekledi. Sonra pardon dendi. İçlerinde ne kadarı masum ne kadarı suçluydu, bunun tespiti yapılmadı. Çünkü at izi ile it izi birbirine karıştı. Hatta işi o kadar ileri götürdük ki memuriyetten atıldıktan sonra özelde çalışmak isteyen hekimlere, zorunlu hizmetini tamamlamadın. Daha şu kadar zorunludan süren var. Bu süre bitmeden çalışamazsın engeli konarak görevden atılanlar süresini dolduruncaya kadar özelde çalışamadı. Tam süre bitti. Anayasa Mahkemesi kanuna eklenen bu maddeyi iptal etti. Adaletimiz bu isi aslında.

Ayrıca nice FETÖ’cü olanlar yırttı. Hiç ceza almadı. FETÖ’cü denen niceleri de kapının önüne kondu. Kapı önüne konan lar, arkası olmayan kişiler idi. Hala ihya olan ve imkanlardan yararlananlar ise arkası sağlam olanlar. Hatta iki bylock çıktığı mahkeme kararıyla ispatlanan bir kişinin göz önündeki bir yerde başkan olduğu yazılıp çiziliyor.

Tarih FETÖ’cüleri, mağdurlarını, mağdur edenleri, seyredenleri yazacak ama neye yarar. Basta harap olduktan sonra. Basra’yı bir şekil ihya edersin ama ölmeden mezara koyduklarımı izı fitilmrk mümkün değil.

Demek istediğim FETÖ’ye sadece 252 kişi vermedik. FETÖ üzerinden yüz binlerce insanımızı feda ettik. Ölenler gitti, kurtuldu ama FETÖ üzerinden mağdur edilenler her gün ölmeye devam ediyor ama maddi ama manevi. Sicillerine işlenen örgüt üyeliği de bu işin tuzu ve biberi. Esas hainler ise dışarıda keyif çatıyor. Dün FETÖ’yü övüp bugün küfredenler ise el üstünde tutuluyor. Yesinler sizin adaletinizi. Üstelik FETÖ üzerinden mağdur edilenler FETÖ’ye ne istedilerse verenlerden değildi.

FETÖ üyesi olmakla suçlanıp kapının önüne konan İrfan Bey de FETÖ’cü değildi. Ki FETÖ’cülüğü s.ksan geçmezdi İrfan Bey’e. Ama olan İrfan Bey’e oldu. Sadece İrfan Bey değil, binlerce İrfan ve Ayşeler bu uğurda telef oldu.

Geciken adalet, adalet olmayınca masumluğu anlaşılmasına rağmen devlet ve toplum İrfan Bey ve onun gibi değerleri kaybetti. Başımız sağ olsun. İrfan Bey’in kulakları çınlasın. Kötülere de kalmasın bu dünya. Eden bu dünyada çeksin cezasını hem de kat kat. Yandım Allah dedikçe, anam dedikçe ne güzel rol yapıyor diye tüm insanlık alkış tutsun tıpkı tiyatro oyununda gerçek rol oynayan gibi. Alkışı sevmem. Birilerinin mutluluğu üzerine mutluluk kurmam ama söz, alkışa ben de eşlik edeceğim.

Hatıralar yaşlıların koltuk değneğidir sözü gereği ne benim hatırlatın bitecek ne de FETÖ mağdurlarının hikayesi.