26 Kasım 2023 Pazar

Hasan Peker

Kahta'nın ve Kahta insanının nazarımda unutamayacağım ayrı bir yeri oldu. Hem öğrenci hem öğretmen hem de esnafıyla hemhal oldum. Sıcak ve doğal insanlardı vesselam. Memleketim gibi bildim. Geçirdiğim acı ve tatlı yılları unutamam. 

Unutamayacağım insanların başında Hasan Peker gelir. 

Aynı fakültede üç yıl beraber okumama rağmen kendisini Kahta İmam Hatip Lisesinde tanıdım.

Aynı okulda yedi yıl birlikte çalıştım. Ayrıldıktan sonra da irtibatı koparmadık. Hukukumuz devam etti.

Farklı bir insandı. Farklı bir kişilikti. 

Prensip sahibi idi. Kriterleri vardı. Hiç kriter ve prensiplerinden ödün vermezdi. 

Değer veren değer gören idi. 

Dinler, söz gelince konuşur, sohbetine doyum olmazdı.

Ömrü okumakla geçti.

Araştırmacı idi. 

Öğretmenken bile ilim derya idi.

Öğretmenlik yaparken din felsefesi alanında yüksek lisans ve doktorasını yapmıştı. 

Öğretim üyeliğine Kilis üniversitesinde başladı. Halen Adıyaman Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Din Felsefesi ABD’nda doktor öğretim üyesi idi. Bilgi, donanım bakımından birçok kariyer sahibi akademisyene beş çekerdi.

Efendiliğini, tevazuunu, beyefendi kişiliğini hiç kaybetmedi. Görgü, nezaket ve beyefendi duruşu bir İstanbul beyefendisini andırırdı.

Vefalı bir dosttu. Arar sorardı. Konya'ya geldiğinde mutlaka arar, oturur muhabbet ederdik.

Öğretmenevinde yer ayırtmış. Aramıştı beni. Haydi eve gidelim, olmaz burada dedim ise de kabul ettiremedim. Böyle daha rahat ederim derdi. Kimseye yük sürmez, yük  olmazdı.

Kalp kırdığına şahit olmadım. Gördüğü haksızlığı dile geçirmekten kaçınmazdı. Bunu kırmadan, dökmeden yapardı.

En son aradığında beni rüyasında gördüğünü anlatmıştı. 

Anlayışına derman yetmezdi. Kahta’da düğün, cenaze ve taziye gibi kalabalık ortamlarda hal hatırdan sonra Kahtalı dostlar kendi aralarında Kürtçe konuşmaya başladıklarında, bizin Hasan, “Arkadaşlar, ikinci kanala geçtiniz. Burada bu kanaldan anlamayan arkadaşlar var. Lütfen birinci kanala geçelim” derdi. Sözünü de dinlettirirdi. Çünkü büyük küçük herkesin yanında ağırlığı vardı.

Yılını unuttum. Beyinden büyük bir ameliyat olmuştu, sağlığına kavuşmuştu. Ama ömrü buraya kadarmış.

Acı haberi sosyal medyadan öğrencilerinin paylaşımıyla öğrendim. Vefatı, ayrı bir yeri olan bende derin bir iz bıraktı.

Bu dünyaya garip geldi, garip gitti. 

Geride kalanlara hoş bir seda bıraktı Hasan Hocam. Biz ondan razıydık. Allah da ondan razı olsun.

Bu vesileyle, yakınlarına, sevenlerine, Adıyaman ve Kahtalılara, Kahta İmam Hatip Lisesi öğretmen ve öğrencilerine başsağlığı diliyorum. Hasan Hocama Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.

Güle güle Hasan Hocam. Yüreğimizde ve gönlümüzde hep ayrı bir yerin olacaktır. 

25 Kasım 2023 Cumartesi

Bu Pasaport Başıma İş Açmasa Bari

Pek istemesem de ayaklarım öbür dünyaya doğru giderken 60'ına merdiven dayadığımda, ilk pasaportum oldu. Hem de yeşilinden. Namı diğer hususi.
Bu dünyadan giderken öbür aleme dair hazırlık yapmam, o dünyaya dair pasaport almam gerekirken, daha kefenimi bile almamışken pasaport aldım. 
Güya yurtdışına çıkarsam diye tüm bu hazırlık. 
Ufukta yurtdışı var mı? Halihazırda ufukta öyle bir şey görünmüyor. 
Türkiye'nin çoğu illerini görmemiş, daha uçağa binmemiş biri olarak, yabancı dile dair tüm bildiğim, what is your name iken, yol yolak bilmeyen biri olarak yurtdışına çıkabilir miyim, çıkarsam geri dönebilir miyim, bunu hiç bilmiyorum. Hepsinden geçtim. Yurtdışına gitmek para demektir. Bu ise semtime pek uğramaz. Uğrasa da yurtdışı, önceliklerim arasında değildir.
Neyse, gidemesem de dursun şimdilik bir tarafta. Zaten bu pasaport işine de oğlan dolayısıyla kalkıştık. Bize yaramasa da belki oğlana yarar. 
Pasaport için üç kişi adına yatırdığım pasaport defter bedeli toplamı 1503,00 TL, fotoğraf bedeli olarak da 330,00 TL harcamış oldum. Temenni ederim ki yaptığım masraf bu kadarla sınırlı kalır. Yarın pasaportumuz var, herkes gidiyor, bir umreye de biz gidelim denirse, bilin ki yandım. Sonrasında 13 yıldır çıkmayan hac da çıkarsa, yanmam da kurtarmaz beni. Ölmüşüm demektir. Herhalde ihramda giyeceğim izar ve tida benim kefenim olur. Çünkü bu devirde hacca gitmek tam zengin işi oldu. Bordro mahkumunun harcı değil. Çıktı bir kere, borç bulup gidelim, bir şekilde ödenir denirse, bilirim ki bu borcu ödemeye ömrüm kifayet etmez. Öyle zannediyorum, bu borç çocuklara miras kalır. 
Hasılı, bu yeşil pasaportun, içkinin şişede durduğu gibi durmasına bakmayın. Daha ortada fol yok, yumurta yokken beni şimdiden yakmaya başladı. 
Not: Perşembe günü istenen evrakları götürerek il nüfus müdürlüğünde beklemeden işlemlerimizi yaptırdık. İşlemin üçüncü günü cumartesi tatilinde kahvaltı yaparken evimize pasaportlarımız PTT kargo ile teslim edildi. Bu hızı için devletin bu iki kurumuna şapka çıkarıyorum. Benim acelem olmasa da tebrikler. 

Yeter ki Ayran İçmeye Gör!

Oğlan acıkmış. Nereden ne yiyeyim derken ekmek arası dürümde karar kıldı. Bir dönerci ararken bir etli ekmek lokantası gözümüze ilişti. Dürüm yerine etli ekmek yer misin teklifime, olur dedi.

Biz dışarıda beklerken o siparişini verdi. Biz dışarıda o içeride beklemeye koyulduk. Epey bir bekledikten sonra kapıdan paketle belirdi.

Niye içeride yemedin dedim. Okulda yerim dedi. 

Bindik arabaya gidiyoruz. Oğlanı okuluna bırakıp eve geçeceğiz. 

Etli ekmeğin parası babasından çıkmasına rağmen oğlan dertli idi. Etli ekmekten değildi derdi. Bir ayran 15 lira olur mu dedi.

Madem fiyatını beğenmedin. Almasaydın dedim. İstemiş bulundum. Geriye de kalsın diyemedim dedi. 

Oğlanı okuluna bıraktıktan sonra eve geçtim. Arabayı bırakıp önce yürüyüşümü yaptım. Ardından bir çay ocağına oturup iki yazı eşliğinde çay ihtiyacımı giderdim.

Oradan kalktım bir markete girdim. Alacaklarımı aldıktan sonra bir de ayran fiyatlarına bakayım dedim. 4,75 lira idi ayranın beheri. Diğer marketlerde markasına göre bilemedin 5-6 lira olsun. 

Geçen hafta, perakende mandıracılık yapan bir yerden peynir alırken bir müşteri geldi mandıraya. Ayranın kolisini sordu. Tanesi 4,5 lira olur dedi. Şurada lokantacıyım. 4 olmaz mı dedi. Elemanına 4 kurtarır mı diye sordu. Kurtarır dedi. Adam bir koli ayranı alıp giderken, siz kaçtan alıyorsunuz, 3'e mi dedi. Mandıra sahibi cevap vermedi. Hasılı mandıracının ketumluğundan ayranı toptancıdan kaça aldığını öğrenemedim. 

Nicedir ürünlere gelen zamdan, hayat pahalılığından geçtim. Fakat aynı ürünün market ve diğer firmalardaki fiyat uçurumu başlı başına bir sorun. 4,00 lira nere, 15 lira nere. Ayranı 4'e satan mandıra da kazanıyor, 4,75'e satan market de kazanıyor, 15'e satan lokanta da. Bu kadar fark, olacak şey değil. Lokantacının sattığı fiyat fahişin de ötesi kazık mı kazık. Millet etli ekmek fiyatına yoğunlaşırken lokantacı ayrandan vuruyor. Tek kelimeyle ayıptır, günahtır, vebaldir. 

Bundan sonra bu lokantanın semtinden geçer miyim. Kazara geçersem de ayran içer miyim. Ne de olsa ayran içip ayrı düştük. Bu da benim ve oğlumun kulağına küpe olsun. 

İnanın, orta yerde mesele 15 lira değil. Bu pahalılıkta, paranın pul olduğu bir devirde 15 liranın lafı bile olmaz, yazı konusu bile edilmez. Diğer lokantalarda durum nasıldır bilmiyorum ama bu esnafın yaptığı tek kelimeyle fırsatçılıktır. Dört liraya satıp kar edenlerin yanında bu esnafın yaptığı düpedüz fuhşiyattır.

Üzüntüm, bir ayranın on beş lira olması değil. Ona kalırsa aynı gün üç pasaport çıkarttım. Pasaport defterine 1503 lira para verdim. 330 liraya fotoğraf çektirdim. Daha önce 370 liraya aldığım 25 kiloluk tam buğday ununa geçen hafta zam gelmiş. 385 lira da una verdim. Ettiğim masraf ve gelen zam, bir lokantacının bir ayranı on beş liraya satması kadar koymadı.

Siz siz olun, her lokantadan ayran içmeye kalkmayın.