20 Kasım 2023 Pazartesi

Nass Oldu As

"Bu can bu tende durduğu müddetçe..." sözünü nasıl anlamak lazım? 

O can, o tende duracak ama ağza atılan büyük lokma yenecektir. Çünkü bir değil, beş değil. Bugüne kadar bütün büyük lokmalar yenmiştir. 

Bir ürüne zam gelecek söylentisi ortaya çıktığında, ilgili bakanın, "İnanmayın. Zam yoktur" demesini nasıl anlamak lazım? 

Ne zaman biri böyle zam yoktur açıklaması yapmışsa, zam gelmiştir. 

"Nass varsa, bize ne düşer" deyip ardından faizi uzun süre azar azar indirip sonradan faizin hızla yükseltilmesine ne dersin? 

Nassın askıya asılması, kullanılıp atılması demektir. 

Yani? 

Faiz indirilmeye karar verilmiş. İndirirken din emellere alet edilmiş. Yani din kullanılmıştır. Baktı ki pabuç pahalı. Çünkü ülkeye pahalıya patladı. Enflasyon inmediği gibi fırladı. Sonra nassı askıya asarak faizin yükseltilmesine göz yumdu. Yani nass oldu as. Ne zamana kadar askıda kalacak dersen, ne zaman dini argümana ihtiyaç olunca, nass yeniden askıdan indirilir, tedavüle sürülür. 

Ne yapılması lazımdı?

Bir devlet politika değişikliği yapabilir. Faizi indirir veya çıkarır. Likidite bulmak için her yolu dener. Gerekirse tefeciden yüksek faizle borç bile bulur. Ama tüm bunları yaparken dini ve dince kutsal sayılan değerleri emellere alet edemez. Dini bir aksesuar olarak kullanamaz. Bu çok ayıptır, günahtır, vebaldir. Dinin içini boşaltmadır. Dinle ve dinî değerlerle oynamak ve dalga geçmektir. Dinle oynamak kimsenin ne hakkı ne de haddidir.

Sonucun “Faiz sebep enflasyon sonuç” şeklinde çıkmayacağı, ülke ekonomisine büyük zarar vereceği bilinmesine rağmen aylarca faiz indirilmesinin sebebi ne olabilir?

İnat denebilir, kendisine aşırı güven olabilir. Çünkü ekonominin kitabını yazdığına dair defalarca söylediği sözü vardır. İnsanın kafasındaki ezberi bozması zordur. Bu da ülkeye pahalıya patlamıştır. Ama birileri kazanmıştır.

Kimler?

Politika faizini indirmek ancak bankalara yarar. Kaç ay boyunca bankalar devletten bu şekil düşük faizden para aldılar. Karşılığında devlete yüksek faizle borç verdiler. Hasılı bu süreçte en fazla kazananlar bankalar olmuştur. Ayrıca faiz indirimiyle birlikte döviz karşısında TL de pul edilerek cebinde ve hesabında döviz olanlar köşeyi dönmüştür. İhracatçı döviz kuru yüksek olduğu için daha fazla ihracat yaparak kazanmıştır. Parasını kur garantili TL hesabına yatıranlar kazanmıştır.

Kaybedenler kim?

Alavere dalavere Kürt Memet nöbete misali koca bir halk. Enflasyonun artması, hayat pahalılığının azması da kaybedenlere bonus olarak yazılmıştır.

Tersi Çıkma Garantili Sözler

"Bu can bu tende durduğu müddetçe..." denmişse, bilin ki o papaz çıkarılmıştır. 

"Nass var nass. Nass varsa, bize ne düşer", denmişse, bilin ki bu nass bir süre  kullanılıp sonra askıya asılmış ve faizler yükseltilmiştir. 

"Memur, işçi ve emekliyi enflasyona ezdirmedik ve ezdirmeyeceğiz", denmişse, bilin ki bordro mahkumları enflasyona ezdirilmiştir ve ezdirilmeye devam edecektir. 

"Zam yok" denmişse, bilin ki zam gelmiştir. 

"Faiz sebep, enflasyon sonuç" denip faiz peyderpey indirildikten sonra enflasyon uçmuşsa, bilin ki faizler yükseltilmiştir. 

"Dindar nesil yetiştireceğiz" denmişse, bilin ki dine mesafeli, dinle sorunu olan nesil yetişmiş ve yetişiyor demektir. 

"Verin bu kardeşinize yetkiyi. Dövizle ve enflasyonla nasıl mücadele edeceğini göreceksiniz" denmişse, bilin ki döviz fırlamış, enflasyon düşmediği gibi uçmuştur. 

"Bunlar terörist, teröristle iş yapıyor" denerek birileri töhmet altında bırakılmışsa, bilin ki o yollardan bunu diyenler de geçmiştir. 

Rabia işareti yapanlar, bunu bir süre kullananlar tıpkı nasta olduğu gibi rabia işaretini de unutmuşlardır. 

"Şununla görüşmem. Bununla görüşmem" deyip tüm ipleri koparanlar ve bunun sonucunda telafisi mümkün olmayan zarara yol açanlar, durumda hiçbir şey değişmemiş olmasına rağmen hiçbir şey olmamış gibi görüşüp aynı fotoğraf karesinde yer almada hiç beis görmemişlerdir. 

Birbirine kurşun atacak şekilde söz ve eylemde bulunanlar, birbirinin yüzüne bakamayacak sözleri söyleyenler, sonra bir bakmışsın can ciğer kardeş olmuşlar. 

"Seçim kaybetsek dahi EYT'ye geçit vermeyiz" sözünün ardından sözün mürekkebi kurumadan EYT çıkarıldı. 

Bedelli askerlik şehit annelerine saygısızlık türünden açıklamanın ardından bedelli askerlik çıktığı gibi kalıcı hale geldi. 

Hasılı hepimizin gözünün önünde cereyan eden bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ki daha fazlasına da gerek yoktur. Tüm bu örneklerden şu çıkarımlarda bulunmak mümkün:

Önü, arkası ve sonucu düşünülmeyen, günü kurtarmak için söylenen sözlerdir. 

Yüce ve ulvi değerler kullanılmak için vardır. Bir hedefe ulaşmak için bunları kullanıp sonra atmak bu uğurda mubahtır. 

Toplumun gazını almak için yapılmaktadır. 

Bir devlet yönetiminden ziyade üç beş oy uğruna ortada devlet kültürü adına bir şey bırakmamaktır.

Sandığı her şey kabul eden, sandıktan çıktıktan sonra istediğim her şeyi yaparım anlayışıdır.

Tüm bunları yapandan ziyade yapılan her zıt hareketi alkışlayanların bu duruma gelinmesinde, çelişkilerin yaşanmasında payı ve vebali büyüktür.

Göze Perde İnmişse

Ebrehe'nin Kabe'yi yıkma eylemi lanetlenir ama Hafız Haccac'ın hac mevsiminde Kabe'yi yıkması es geçilir. Haccac'ın bu zulmünü gündeme getirsen, bunun zamanı mı? Sonra bunun ne faydası var denir.

Diyanet'in 4-6 yaş öğrencilerine yönelik eğitimini "çağdışı" diye niteleyen laik ve seküler kişi  unutulmazken ve topa tutulurken, bundan sonra temcit pilavı gibi her seçim öncesi önümüze gelme ihtimali yüzde yüz iken "Nass var nass" dedikten sonra nassı askıya alan kişinin bu ikilemi ve nassı askıya alması, nasla kedinin fare ile oynaması hiç akla gelmez. İlki affedilmez iken ikincinin yaptığı çok masum kabul edilir.

Sahabenin bazı tasarrufları, Cemel, Sıffın Savaşlarını masaya yatırsan, geçti gitti. Şimdi ne gerek var buna denir. Nedense 1950 öncesi yönetimin yaptıkları siyaseten malzeme olarak kullanılmaya devam eder. Kimse bunlar ta ne zaman oldu demez.

Dini hassasiyeti ön planda olan veya dini yönü ön plana çıkmış bir gruba ait infiale sebebiyet veren nahoş bir şey olduğunda, "Bunun aslı astarı yoktur. Amaçları iftira ve tarikatları kötülemektir. Esas amaçları İslam'dır. İslam'a direk saldıramadıkları için cemaatleri hedef alıyorlar. Siz bunları bilmezsiniz" denir. Karşıt kesimden birileri yaptığında enine boyuna inceleriz. "Bunlar var ya bunlar. Hep böyledir. Daha bunların geçmişte şu yaptığı sapıklıklar unutulmadı" denir. Aynı şey yatılı bir Kur'an kursunda olduğu zaman da savunmacı refleks ya da görmezden gelme söz konusu. Hiçbir şey yapılmasa, siz de geçmişte şunu yapmıştınız denir.

Anlatmak istediğim, kendimizi ait hissettiğimiz yerlerde olup biteni bir başka tarafa çekmeye çalışarak kapatmaya çalışırız. Sevdiklerimize söz söyletmeyiz. Sevdiklerimizin yanlışlarını görmeyiz ve dile getirmeyiz. Yani aynı kötülüğü aynı çelişkiyi yapana göre farklı tavır takınırız. Bizden olanı hoş görürken ya da olur böyle şeyler deyip sessizce geçiştirirken başkasından ve karşıt kesimden olana taviz vermeyiz. Arslan kesiliriz.

Başkasını görürken kendimizden olanı hatırlamamak, görmemeye çalışmak, eleştirmemek nasıl bir haletiruhiye olabilir? Bunu gözlere perde inmesi şeklinde izah edebiliriz. Gerçekten göze perde inmişse, gözden bu perdeyi kaldırmadıkça bu göz kör demektir. Buna bakar kör diyebiliriz. Zira aşkın gözü kördür. Nasıl ki aşık sevdiğine toz kondurmazsa, biz de perde inmiş bu gözle sevdiklerimizin, tarafını tuttuğumuz kişilerin hata ve yanlışlarını görmeyiz. 

Hoş, göze perde inmiş diyorum ama gözdeki perde kaldırılınca kişi normal görür diyeceğim. Bu tip kimseler için gözüne perde inmiş demek öyle zannediyorum, çok hafif kalır. Aklı, beyni, zihni ve zihin dünyası dumura uğramıştır bu tiplerin. Tarafını sorgulamaktan yoksundurlar. Kalabalıklar içerisinde kendisine kişilik oluşturmuş, kimlik edinmiş kişilerdir. Karşı çıksam, mahalleden dışlanırım, bugünkü statümü kaybederim endişesini hep taşırlar. Bir başına kalmaktan pek korkarlar. O yüzden kafalarını kuma gömerler, birbirlerini körler ve sağırlar misali yaşamaya devam ederler. Sanırlar ki böyle yaparak millete yutturduk. Maalesef milletin gözünden hiçbir şey kaçmaz. Bu tipler sadece kendilerini kandırmış olurlar.