4 Ağustos 2023 Cuma

Abartıda Biz *

Kocaeli'nde hafızlık ve icazet programına katılan Ali Erbaş yaptığı konuşmada, "Neredeyse yıl boyu hafızlık icazetnameleri yaptıklarını, 2022 yılında 12 bin kadar hafızın icazetnamelerini alarak başarılı olduğunu, şu an itibariyle belgesi olan hafız sayısının 200 bin ve halihazırda hafızlığını yapmış fakat belgesini almamış 400 binden fazla öğrenci olduğunu, nüfusumuza göre bu sayının daha fazla olması gerektiğini, din görevlilerinin öncelikle hafız olması zira hafızlığın mihrap ve kürsüye çok yakıştığı" açıklamasında bulunmuş. 

Sayın DİB başkanının din görevlilerine hafızlığın çok yakıştığı açıklamasına katılıyorum. Zira Diyanet bünyesinde görev yapacak imam, müezzin, vaiz ve müftünün hafız olması gerekir. Çünkü icra ettikleri görev itibariyle sürekli Kur'an'la haşır neşir olmak zorunda olacakları için hafız olmaları tercih sebebi hatta zorunlu şart olmalıdır. 

Başkanın nüfusumuza göre hafız sayısının az olduğu açıklamasına gelince, 600 bin hafızı nüfusa oranlarsak sayı az görülebilir. Yalnız 2022 rakamlarına göre Diyanette görev yapan personel sayısının yaklaşık 138 bin olduğu göz önüne alındığında, telaffuz edilen 600 bin rakamı, personel sayısının dört katından fazla. Bu demektir ki Diyanet teşkilatında çalışmakta olan tüm personel bugün itibariyle emekli olsa, yerine bu hafızlar istihdam edilse, hafızlığını bitirmiş gençlerin ancak dörtte birine görev verilebilir. Çünkü hepsinin Diyanet teşkilatında istihdam edilmesi söz konusu olamaz. O zaman hafız olan 600 bin çocuk veya gencin Diyanet dışında diğer meslek alanlarını tercih etmeleri gerekecek. Hafız doktor, hafız mühendis gibi. Ne zararı var, daha iyi değil mi denebilir. Elbette diğer meslek alanlarında hafız olmanın bir sakıncası yok. Yalnız Diyanet, MEB'de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve İHL'lerde meslek dersleri öğretmeni olanların dışında, hafız olanların emek sarf ederek yaptıkları hafızlığı, diğer işkollarında koruyabilmeleri çok zor görünüyor. Nitekim zamanında hafız olmuş ama daha sonradan belirli periyotlarla hafızlığını sağlayamadığı için unutan hafızın sayısı az değil. Böyle unutan hafızlar için “hafız ama “ha”sı gitmiş” derler. Ki Diyanette görev yapmasına rağmen hafızlığını unutanlar da var.

Başkanın, “Neredeyse yıl boyu hafızlık icazetnameleri yaptıkları” sözü üzerinde de durmak lazım. Yıl boyunca icazet programı yapıldığına göre demek ki her ilde toplu programlar yapılmakta. Hem programın bolluğundan bahsetmek hem de nüfusa göre hafız sayısını azımsamak, içinde çelişki barındırıyor.

DİB Başkanı hafız sayısını yeterli görmese de hafızlık müessesini normal işleyişine bırakmakta fayda var. Bu işi çok da abartmamak lazım. Önemli olan hafız bolluğundan ziyade okuduğunu anlamak ve anladığını hayatına tatbik edecek insan sayısını temenni etmek ve hedeflemek lazım. Çünkü asıl olan budur.

Hafız sayısını daha da arttırmayı düşünenler için şunu da söylemek isterim. Kur’an’ın ilk muhatapları olan sahabe arasında kaç hafız olduğunu bir düşünsünler. Bildiğim kadarıyla 5-6 kişiyi geçmezdi.

Anlatmak istediğim, hafızlığı abartıyoruz. Sadece hafızlık mı? Neleri abartmıyoruz ki. Abartmada üstümüze yok. Hiçbir şeyi normal normal seyrine bırakmıyoruz. Örnek vermek istersek, kalitenin düşeceği biline biline fazlaca İHO ve İHL açıyoruz. Cemaati olsun veya olmasın cami inşa ediyoruz. Öğrencisi olsun veya olmasın Kur’an kursu açıyoruz. Cami ve Kur’an kursu inşaatları için aşağı yukarı her cuma sonrası camilerde sergi açıyoruz. O kadar çok ki artık yardım toplanacak yerlerin adını “Muhtelif cami ve Kur’an kursu” koyduk. Abarttığımız sadece bunlardan ibaret değil. Çalışır veya çalışmaz demeyiz, aynı yerde hatta yan yana çi köfte, tavuk-et döner dükkanları açıyoruz. Hasılı abartıyor da abartıyoruz. Hiçbir şeyi tadında ve kıvamında bırakmıyoruz.

*09/08/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.

3 Ağustos 2023 Perşembe

Tövbelerin Geçersizliği *

Tövbe nedir? “İşlediği bir suç veya günahtan pişmanlık duyarak bir daha yapmamaya karar vermektir”

Tövbe kime yapılır? Allah'a.

Tövbeleri kim kabul eder veya etmez? Allah. 

Tövbenin iptal edilme durumu söz konusu mudur? İnsanda böyle bir yetki var mıdır? Yapılan tövbenin iptali söz konusu değildir. Tövbeler Allah'a yapıldığına göre özelliği ne olursa olsun, kim olursa olsun, peygamber dahil hiçbir insanın böyle bir yetkisi yoktur. Yapılan tövbeyi iptal edecek biri varsa, bunu tövbe edilen Allah iptal eder. Ki Allah kabul ettiği tövbeyi iptal etmez. Kim daha önce yapılan tövbeyi iptal etmeye kalkarsa, bu kişi, insan üstü özelliklerin kendisinde bulunduğunu iddia etmiş demektir.

Tövbenin kabulü için gerekli şartlar nelerdir?

1-İşlemiş olduğu suçu bir daha yapmayacağına dair söz vermek.

2-O suçu veya günahı terk etmek.

3-Günah veya suçundan dolayı pişmanlık duymak.

4- İşlenen günah veya suçta bir kişinin mağduriyeti varsa, o kişiden helallik almaktır. Bu şartları yerine getiren nasuh tövbesiyle tövbe etmiş demektir.

Tövbede aracı olmak, birini aracı kılmak İslami midir? İslami değildir. Tövbe, kuluna şah damarından yakın Allah’a yapılır. Ayrıca aracıyla ihtiyaç yoktur. Tövbede birilerini aracı kılmak İslam dinine ruhbanlığı girdirmek demektir. Aracı kılmak, teşbihte hata olmasın, “Biz putlara bizi Allah’a yaklaşırsın diye tapıyoruz” diyen Mekke müşriklerinin Allah’a yaklaşmak için putları aracı kılmasına benzer. Kula tövbe vermek Hristiyan din adamlarının günah çıkarmasına benzer.

Müslümanlar tövbenin kime yapılacağını, tövbenin aracı kabul etmeyeceğini bilmiyor mu? Bilirler, hem de âlâsından. Hatta hadis diye rivayet edilen 99 kişiyi öldüren birinin tövbe etmek için papaza gittiğini, tövbe edersem, Allah beni affeder mi dediğini, affetmez cevabını alınca, o papazı da öldürerek ölü sayısını 100’e çıkardığını, ardından alim bir zata durumunu anlatınca, “Ne münasebet! Sen tövbe etmek istersen, seninle Allah’ın arasına kim girebilir” dediğini bilmeyen Müslüman yoktur.

Sadece tövbe mi Allah’a yapılır? Tövbenin dışında dua da Allah’a yapılır, istiğfar da. Aynı zamanda yardım da ancak Allah’tan istenir, tıpkı ibadetin Allah’a yapıldığı gibi. Aynı şekilde zikir de Allah’a yapılır. Zikirden kasıt sadece belli ifadeleri söylemekten ve saymaktan ibaret değildir. Allah’ı sürekli hatırda tutmak, işini yaparken Allah’ın kendisini gördüğünü, ne yaptığını bilmesi ve işini bu yüzden düzgün yapması da bir zikirdir. Hatta en güzel zikirdir. İbadetlere başlarken sadece Allah’ı düşünmek de bir zikirdir. Zikir Allah dışında birini veya birilerini hatırda tutmamaktır.

Hasılı, burada değinmeye çalıştığım tövbenin dışında başka türlü tövbeye, Konya tabiriyle, töbe töbe derim ve neûzü billah derim.

Yazımı bir ayet mealiyle bitirelim: Ey inananlar, Allah’a nasuh tövbesiyle (yürekten tövbe edin... (Tahrim 8)

*07/08/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.

2 Ağustos 2023 Çarşamba

Müftüler de İntihar Edermiş! *

Manisa Kırkağaç müftüsü iken geçirdiği soruşturma neticesinde, Balıkesir'de vaiz olarak görevlendirilen müftünün intihar ederek hayatına son verdiği yazılıp çiziliyor. 

İntihar eden müftü olunca basında daha fazla bir yer kapladı. Bu arada Türkiye'de müftü olup da intihar eden ilk kişi olduğu da belirtiliyor.

Müftünün niçin soruşturma geçirdiği gizli olduğu için bilme imkanımız yok. Gazetelerin yazdığına ve Adil Sen Başkanının yaptığı basın açıklamasına göre soruşturmanın, "Müftünün giyim kuşamına dikkat etmediği, motosiklet ve bisiklet sürdüğü, cübbe giymediği" gibi iddialarla soruşturma geçirdiği, soruşturma sonucunda müftülükten alındığı ve kınama cezası verildiği iddia ediliyor.

Mahkemenin kınama cezasını kaldırdığı ve görevine iade kararı vermesine rağmen Diyanet'in mahkeme kararını uygulamadığı, bunun sonucunda müftünün canına kıydığı iddialar arasında.

Konuyla ilgili konuşan müftünün eşinin, Diyanet İşleri Başkanı'nın "Mağdur olduğunuz açık. Mahkemeye gidin" dediği yine basında yer alan haberler arasında.

İnfiale sebep olan bu haber ve olay sıcaklığını korurken Diyanet'in konuyla ilgili bir açıklama yapıp yapmadığını sanal alemde araştırdım. Bu yazıyı kaleme aldığım an itibariyle herhangi bir açıklamaya rastlamadım. Bir personelinin intihar iddialarıyla ilgili Diyanet, bir açıklama yapmayacak da başka hangi konuda açıklama yapacak? En azından basında yer alan iddiaların aslı astarı yoktur veya iddialarla ilgili Bakanlığımızca soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonuçlanınca kamuoyuna bilgi verilecektir açıklamasına yer verebilirdi. Hasılı Diyanet'in suskunluğu ayrı bir garabet.

Paylaşılan resimlere bakınca müftünün tişört giydiği, kilitli taş döşediği, matkap kullandığı kısaca bir inşaat işçisi veya ustası gibi çalıştığı görülüyor. Bu da müftünün sıra dışı bir müftü olduğunu, diğer meslektaşlarına benzemediğini gösteriyor. Öyle zannediyorum, soruşturma işçi gibi çalışan müftünün, müftülüğün itibarını ayaklar altına almasından, temsil makamını yeterince temsil edemediğinden dolayı açılmış olsa gerek. Çünkü bizde itibar her şeyden önce gelir.

Sonuç olarak iddialar nedir, ne değildir, Aslı astarı nedir bilmesek de orta yerde iddialar var ve bir insanın intihar yoluyla canına kıyması söz konusu. Aksi bir açıklama olmadığına göre bu konuda şunları söylemek isterim:

İddialar her ne ise bir insanın bu şekil bile bile canına kıymasının savunulacak bir tarafı yoktur. Zira insan canı bu kadar ucuz değildir. Hele bir müftüye böyle bir ölüm yakışmamıştır. Öyle zannediyorum, müftünün başka sorunları da olabilir ya da müftü birilerinin kuyruğuna basmış veya suyunu bulandırmış olmalı.

Demesi kolay. Zira uzaktan gazel okuyorum. Belki müftü, soruşturma geçirmeyi, müftülükten tenzili rütbe edilmeyi, mahkeme kararlarının uygulanmamasını izzeti nefis meselesi yapmış ve yapılanları haksızlık olarak görmüş. Kaldıramadığı için intiharı çözüm olarak görmüştür.

Normal şartlarda bu sıra dışı müftü, ceza almadığı gibi ödül almalıydı bence. Çünkü emsallerine göre olağanüstü icraatlara imza atmış.

Diyanetin aksi bir açıklama yapmaması, susması, iddiaların doğru olduğu anlamına gelir.

DİB başkanının “Mağdursunuz, hakkınızı mahkemede arayın” dediğine göre mahkemenin görevine iade kararını uygulamamasından dolayı Başkan kendisinde bir sorumluluk görmüyor. Halbuki bu intiharda Diyanet’in sorumluluğu var görünüyor.

Şu aşamadan sonra olan oldu. Bir müftü canına kıydı. Geri getirilmesi mümkün değil. Yapılması gereken, Diyanet’in bu konuyu enine boyuna soruşturması, sorumlu veya sorumlular hakkında gereğini yapması.

*04/08/2023 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde Aşır Karye ismiyle yayımlanmıştır.