10 Mart 2023 Cuma

Ben ve Başkası

Ben helallik dilerim, başkası dileyemez.

Ben teröristlerle görüşürüm, başkası görüşemez. 

Ben terörle bağını koparmayanlardan bir beklenti içine girerim, başkası giremez. 

Ben doğruluktan dürüstlükten bahsederim. Başkası bahsedemez. 

Ben kızar, bağırır, köpürür, hakaret ederim ve ağzıma geleni söylerim. Bir başkası yapamaz bunu. 

Ben dinden, diyanetten, milli ve manevi değerlerden bahsederim. Çünkü din benim tekelindedir. Bir başkası bunu yapamaz. Zaten yapsa da ağzına yakışmaz. 

Ben istediğimi yaparım, bir başkası yapamaz.

Herkes haddini bilecek. Ben ise muafım bunlardan. 

Her şeyin en iyisini ben bilirim ve ben yaparım. Başkası iki kaz bile güdemez. 

Benim yaptığım her bir şey yakışanıdır. Başkasına haramdır. 

Ben hep kazanmaya alışmışım. Başkası ise kaybetmeye. Herkes kendi rolünü üstlenecek. Haddi aşmayacak. 

Her şey ve herkes bana hizmet edecek. Diğerleri ise kendi liginde sınırlı hizmet alacak.

Ben herkesi başkasıyla korkuturum. Başkası ise korkunç rolünü oynayacak. 

Bilgim dışında kuş uçmayacak. Her şey benim himayemde olacak. Başkası ise topal ördek olacak.

Ben bitti deyinceye kadar hiçbir şey bitmeyecek. Başkası ise hep bitecek. 

Ben U dönüşü yaparım. Başkası yapamaz. 

Bana her şey mubahtır. Başkasına haramdır. 

Bir ben varım. Bir de başkaları. 

Ben gücüm. Başkası kendi liginde güçlü. Benim gücüm tüm güçler toplamını yener. Arkamdaki güç de bunun göstergesidir.

Ben paralarım, başkası paralanır. 

Ben hep samimiyim. Başkası rol yapıyor.

Bir ben çalışıyorum. Başkası yatıyor.

Ben gerekirse, kırar dökerim. Bir başkasının böyle bir lüksü yoktur.

Ben başkasının yaptıklarını, izinden gittiğinin yaptıklarını temcit pilavı gibi söyler söyler dururum. Başkası da boynunu büker, beni dinler.

Ben yaptığım yanlışlar varsa, Allah’tan affetmesi isterim. Bir başkası ceremesini hep çeker.

Öylesi de Var Esnafın, Böylesi de

Bizimkinin ilk ve son evliliğinden evlilik yıl dönümü imiş. Hiç bitmedi bu yıl dönümümün önemi. Cuma ve bayram namazı gibi birden geliyor.

Önemli gün ise elimiz mahkum. Aile saadeti için kendimizi dışarı atmamız gerekiyor. Çünkü lokantacılar da Allah Allah diyor. Cebimize sıkışmış olan parayı onlara vermemiz lazım

Dışarı gideceksek, cebinde metelik olmayan son tekne kazıntısını da götürmek gerek. Ucuzundan bir etli ekmekle ödeyelim şu boynumuzun borcu dedim. 

Çıktık yola. Ucuz da olsa kaç öderim hesabı yapıyorum içimden. Kilo yapmasın gerekçesiyle biz tek yersek, son numara doymaz bununla. Ona da bir buçuk söyleriz hesabıyla yol alırken, elden uçup gitmiş ortancadan biri de takıldı peşimize. Ettik mi dört. Siz bunu dokuz sayın. Çünkü dokuz doğurtur insana böylesi durumlar. Bereket, bu sonradan takılan da tek yer. Tam, üzülmeye doğru giderken bu tek beni teselli etti derken içim sürurla doldu. Nasılsa yemekten sonra sen vereceksin, ben vereceğim hesabı yaparız. Bu hengamede hesap oğlanın üzerinde kalır düşüncesi belirdi içimde.

Yemeği yedik. Üzerine tatlı beklentisi binmeden hesap için kasaya yöneldim. Beklediğim gibi oğlan da peşim sıra geldi. Ben önden, o arkadan bir yarışa girdik. Bizim tekne kazıntısından tık yok tabi. Hem parası yok hem de bir buçuğun üzerine nasıl kalkacak.

İkimiz birden kartı uzattık buradan çekin diye. Oğlan baskın çıktı. Bir ısrar bir ısrar. Kasiyer hanginizden alayım demeye kalmadan, şu çocuğun ısrarını kırmayayım. Zira samimiyeti yüzünden okunuyor düşüncesiyle oğlanın kartını aldı. Tam çekeceği zaman içim içime sığmayan ben, bunun zevkini ve hazzını yaşarken çeneme mağlup oldum ve boşboğazlığımın ceremesini çektim. Adama, hesabı baba mı öder yoksa evlat mı dedim öylesine. Vazifem sanki. Adam da baba öder deyip çocuğun kartını uzatıp benimkini almaz mı? Oğlan kartı alıp kenara çekildi. Kasiyer hiç acımadan ve bir merhamet göstermeden benim kartı aldı. Ne olacak, vicdansız. Çekerken, alacağın olsun, bunu senden hiç beklemezdim dedim ama şu aşamada yapılacak bir şey yoktu. Çünkü tıkırında giden bir hesap sayemde bozuldu.

*

Yine bir gün, elden gidenlerle birlikte ailecek pikniğe gideceğiz. Bu demektir ki alışverişe gitmem gerekecek. Ev halkı hazırlanırken market ve kasaba diye çıktım. Malum olduğu üzere tekne kazıntısı evde. O sadece yeme işlerine bakıyor. Peşime ben de geleyim diye oğlanın biri takıldı. Gelme, ben alırım desem de ok yaydan çıktı. Baktım oğlan alışveriş için pek hevesli. Kendi düşen ağlamaz, gel de gör gününü dedim içimden.

Market alışverişini yaptık. Ben sen derken ihale yine bende kaldı. 

Kasaba yöneldik. Alacağımızı aldık. Yine bir yarış sonucu iki kartı birden önünde gördü kasap. Can çıkmayınca huy çıkmazmış misali boşboğazlığımı bir kez daha gösterdim. Baba mı öder, evlat mı dedim. Bilin bakalım adam ne cevap verdi: "Normalde baba öder ama ben bu sefer evlattan alacağım" demez mi? Hasılı ihale oğlana kaldı. Bana da memnuniyetimi ifade etmek düştü. Hah şöyle ya helal olsun sana. Sevdim seni. Tekrar geleceğim. Hep böyle yap dedim. 

Gördüğünüz gibi boşboğazlığım bu sefer ters tepti. Birinde işe yaramadı ise birinde yaradı ve öyle esnaf da var, böylesi de. 

Bundan mıdır?

Hepimiz gerçeğin ortaya çıkması için uğraştığımızı, doğrunun peşinden koştuğumuzu ifade ederiz. Gönüller bu yönde atıyorsa o zaman aklın yolu birdir. Hakikat de tek olduğuna göre buna ulaşmak kolay olması lazım.

Teori böyle iken hakikate ulaşabiliyor muyuz? Ne mümkün.

Öyle zannediyorum, ulaşmak istediğimiz hakikate kavuşmak ahirette mümkün olacak. Çünkü bu kafa yapısı ile bu dünyada hakikat mümkün değil. Aslında bize bırakılırsa, ahirette de hakikat ortaya çıkmaz. Bereket orada hakem var.

Hakikat bu dünyada niçin ortaya çıkmaz?

Çünkü doğrularımız farklılaştı. Kendi doğrularımız var, başkalarının yanlışları var. Başkasını ikna edemediğimiz kendi doğrumuzu dayatıyoruz insanlara. Yersen bu diyoruz. Dini anlayışımız da böyle.

Yine doğru dediğimiz güç elde etmek. Gücün arkasına saklanarak dünyanın imkanlarından faydalanmaktır kafamızdaki hakikat. Güç olduğu müddetçe bu nimetlerden faydalanmaya devam edeceğiz. Gücün el değiştirmesi demek, imkanların el değiştirmesi ve bunlardan mahrum kalmak demektir. Bu yüzden çok sevdik bu hakikati. Bugün tüm çaba ve eforumuzun temelinde bu hakikati ayakta tutmak yatıyor. En ufak bir sendeleme maazallah nimetleri götürür. 

Tarafgirliğimiz, fanatikliğimiz, kutuplaşmamız bundandır.

Akşam sabah güç trollüğümüz bundandır.

En ufak bir eleştiriye gelmeyişimiz bundandır.

Ağzımızı bozmamızın sebebi budur.

Sesimizin yüksek çıkması bundandır. 

Güce övgü dizmemiz bundandır. 

Yapılanları sayıp dökmemiz, kabul etmeyenleri nankör, hain ve satılmış görmemiz bundandır. 

Gücü başkasıyla korkutmamız bundandır.

Ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışmamız bundandır. (Hoş, sıtmayı kabul ettiğimiz de yok.)

Elde ettiğimiz imkanları güç karşısında edindiğimizden dolayı gücü nimet görmemiz bundandır. 

Hasılı pek sevdik bu gücü. Bu güçtür bizi hayata bağlayan. Aksi yaşanmaz kılar bu hayatı. Buna cehennem dense yeridir, tufan demektir. O yüzden var gücümüzle bu gücü ayakta tutmamız gerek.