4 Mart 2023 Cumartesi

Kahtı Rical

Bazı insanlar prensip sahibidir. Bu prensipleri uğruna yaşar. Başarılı olur veya olmaz ama prensiplerinden ödün vermez. Çünkü kişiliği oturmuştur. Doğru yaptığından emindir. Gerekirse bu uğurda tek kalır, yolculuğuna değerli yalnızlık olarak bir başına yürür.

Bazıları da vardır, kişiliği oturmamıştır. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen bir daldan diğer dala atlar durur. Her gittiği yerde el üstünde tutulur, kendisine değer verilir. Yerini, yurdunu ve yuvasını buldu sanılır.

Bir müddet işini yapar, çevresine güven verir. Sonra orada işi bitince bir bakmışsın, çeker gider. Tüm bunlar kendi iradesi midir, bilinmez. Ama yaptıklarına bakılırsa, kendi iradesinden ziyade birileri adına çalışan bir misyon mensubu olduğu anlaşılıyor. Demek ki şuraya git deniyor, oraya gidiyor, haydi oradan ayrıl deniyor ayrılıyor.

Belli ki böylelerinin omurgası önce umut vermek, umut olmak sonra oluşan umudu yok edip hayal kırıklığına uğratmak.

Verilen bu görevi de daldan dala atladığı geçmişi gösteriyor aslında. Bu yönüyle büyük bir tecrübe birikimine sahip.

Bu çağda böyleleri nasıl prim yapar? Kaht-ı rical sıkıntısı çekilince prim yapıyor. Çünkü oyun kurucular bu işi hakkıyla yerine getirebilecek birikime sahip insanları bir şekilde saha dışına itiyor. Çıkmaya kalkan olursa, bir yol ile gözden düşürüyor. Sahaya böylelerini kurtarıcı olarak sunuyor.

Bu ülke insanına, birilerinin sahaya sürdüğünü oylamak kalıyor. Yani kimi dayatıyorlarsa o geliyor. Kimi sevdiğinden kimi kurtarıcı gördüğünden kimi başka alternatif olmadığından kimi başkasının korkusundan kerhen kimi de kötülerin içerisinde iyisi demek suretiyle ehven olanı diye seçiyor. Başka da elinden bir şey gelmiyor. Çünkü bu ülkenin insanı oyun kurucu değil. Kurulan oyunu da bozacak ne gücü var ne de çapı. Maalesef bu ülkenin çaresizliği de budur. Devran bu şekilde dönüyor. Olgular değil, algılar hakimdir. Algılar kazandırır veya kaybettirir.

Hangisi gelirse ki hangisi gelirse diye bir şey yok. Kurulan ve oynanan oyun gereği kimin gelmesi isteniyorsa, sonuç o şekilde çıkar. Halk da her daim öpülür. Öpülmeye de alıştı nasılsa. Zira hangisi gelirse gelsin, oyun kuruculara çalışıyor. Her gelen vuruyor, sırada bekleyen gelse o da vuruyor.

Halk her defasında bu oyuna nasıl geliyor? Çünkü oyun kurucular sahaya birden fazla kişiyi haydin yarışın diye sunuyor. Bunlar, arkalarına taktıklarıyla yarışa dursunlar. Rakip görünenler de verilen bu rolü oynarken oyun kurucunun kazanması istediğine çalışıyor. Halkın farkına varamadığı da bu. Bunun adına da demokrasi diyoruz. Yesinler bu demokrasiyi.

Şampiyon Nasıl Belirlenir?

Bu ülkede oyun kurucular başkası. Sahaya çıkıp oyun oynayanlar birer figürandır. Figüranların başı da kaptandır. Kaptanın görevi sahaya sürülen figüranlara sahip çıkması. Yaptığı manevralarla seyirciyi kutuplaştırmasıdır. 

Seyirciler ve ateşli taraftarlar maçın sonucu nasıl olur, kim kazanır üzerine odaklansa da maçın galibi bellidir aslında. Çünkü oyun kurucular maçın sonucunu etkilemek ve istedikleri takımın ve  kaptanının kazanması için ellerinden gelen her şeyi maçtan önce sahaya sürerler.

Takımın oyuncuları, sahaya çıkan oyuncular eşit. İstersek bu maçı kazanabiliriz diyerek var gücüyle maça asılsınlar, ter döksünler. İyi oyunun üzerine goller de atsınlar. Seyircisiyle birlikte maçı aldık havasına girsinler. Ama unutmasınlar ki maç doksan dakikadır. Hoş bu maçı alsalar da daha başka maçlar da var. Çünkü oynanan tüm maçların ardından bir şampiyon çıkacak.

Hangi takımın bu uzun maratonu göğüsleyeceğini ne seyirci bilir ne  ter dökenler ne de takımın kaptanı. Çünkü oyun kurucular şampiyonu önceden belirler. Sadece adını açıklamazlar. Bunu maratonun sonuna saklarlar. Sonucun açıklanmasını da seyirciye yaptırırlar.

Oynanan maçlarda oyun kurucuları bakarlar ki istemedikleri bir takım ipi göğüsleyecek görünüyor. O zaman Bizans oyunlarını devreye sokarlar. Adı üzerinde oyun nasılsa. Bu uğurda her yol mubahtır onlar için. Bunun için ilk önce rakip takım kaptanını ya da oyuncusunu satın almaya çalışırlar. Çünkü herkesin zaafını iyi bilirler ve kaleyi içten fethederler.

Herkes maç sahada kazanılır diye inansa da maçtan önce maç esnasında maçın bitmesine ramak kala oyun kazaları çok olur. Kaptan karşı tarafta bunlara karşı mücadele ediyor görünse de aslında kendilerine çalışır. Bu uğurda gerekirse birkaç takımın kaptanı bir araya gelsin, hiç fark etmez. Çünkü bu takım kaptanlarından biri ben oynamıyorum artık derse, birleştirilen onca enerji, harcanan onca efor boşa gider.

Anlatmak istediğim oyun kurucuları ne yapar ne eder, şampiyon olacak takımı alternatifsiz bırakır. Diğer takımlar birer figüran olarak sahaya çıkar. Döktükleri terin karşılığını da alırlar. Ama en fazla karşılığı da şampiyon takım alır. Sonuçta yüzü gülen ve en fazla ve hep kazanan oyun kurucu olur.

Olan seyirci ve taraftara olur. Kazanan alternatifsizin taraftarı sevinir. Bir gelenek daha bozulmadı. Demek ki başarı tesadüf değil. Çalıştık, çabaladık, meyvesini aldık der. Kazanamayanlar ise üzülür. Bizim hiç yüzümüz gülmeyecek mi, hep başkası mı kazanacak, biz hep yenilecek miyiz diye dert yanar hatta isyanlara oynar. Ama şu aşamada yapılacak bir şey yok. Bir sonraki şampiyonaya daha iyi hazırlanmaları gerektiğine odaklanırlar.

Bir sonraki şampiyonayı göğüsleyebilirler mi? Bunu şimdiden kestirmek zor olsa da bunu en iyi bilen oyun kuruculardır. Oyun kurucuları kendilerinin şampiyon olmasını isterse, onlara tüm yollar açılır, her yol otoban olur. İstemezse, ağızlarıyla kuş tutsunlar, sahanın her bir yerinde adam adama markaj uygulasınlar. Bir el onların şampiyonasını engeller. Bu engel ama içeriden olur ama dışarıdan.

Daldan Dala Atlamak

Kimi zaman solcu bir aileden geldiğini söyledi.

Kimi zaman ailesinde sağcı olanlar var dedi. 

Milliyetçilik zaten kendisine hiç yabancı değildi. 

Merkez sağda vekillik ve koalisyon hükümetinde bakanlık yaptı. Bakanlığı dönemi faili meçhullerle anılır. 

28 Şubat sürecinden sonra yabancısı olduğu Milli Görüşe yaklaştı. Yenilikçi hareket adıyla partileşme süreci esnasında Milli Görüş gömleğini çıkardığını söyleyenlerle bir müddet flört hayatı yaşadı. Sonra ne hikmetse, ben bu harekette yokum deyip çekildi. 

Milliyetçi partiye girerek kaç dönem vekillik yaptı. Parti yönetiminde görev aldı. 

Sonra bu kadar tecrübe yeter deyip genel başkan olmaya heveslendi. Beceremeyince yeni bir parti kurdu.

Bir ara partisine küstü, genel başkanlığı bırakıyorum deyip evine çekildi. Birkaç gün kimseyle konuşup görüşmedi. Sonra ısrar üzerine geri döndü. 

2018 milletvekili seçimlerinde ittifak içinde yer aldı. Belirlenen ortak adayı beğenmeyerek ben de adayım diyerek ortaya çıktı.

2019 mahalli seçimlerinde çoğu yerde aday göstermeyerek ittifakın sol adaylarını destekledi.

2023 seçimlerine ortak aday parolasıyla çıktı. Ben aday değilim dedi. Önceki ittifakın içinde yer aldı. İttifakın içinde yer alan partilerle bir buçuk yıldır toplantı üzerine toplantı yaptılar. Toplantının her birinde ortak karar aldılar, hükümet programını hazırladılar. Masadan kalkan olmayacağını her defasında açıkladı.

Aday belirleme aşamasında seçime ramak kala ben yokum diyerek zehir zemberek açıklama yaptı ve ittifaktan ayrıldı. Böylece önceki söylediklerini yuttu. Kuvvetle muhtemel tıpkı 2018 seçimlerinde olduğu gibi kendisi cumhurbaşkanı adayı olacak veya bir başkasını gösterecek ya da kendisini ağırdan satıp geri ittifaka dönecek. 

Öyle zannediyorum, 2018 seçimlerinde aldığı cumhurbaşkanlığı oyunu da alamayacak.

Seçimlere halihazırda iki aydan fazla bir zaman var. Başka bir ittifakta mı yer alır, kendisi yeni bir ittifak mı kurar, bilinmez ama daldan dala atlamasından dolayı kendisiyle kim ittifak kurar, kim ittifakına alır. Çünkü yaptığı ve yaşattığıyla güvenilmez biri olduğunu göstermiş oldu.

İttifak içinde yer alsa da almasa da bu çelişki yumağıyla partisinin milletvekili seçimlerinde ne yapacağı bilinmese de eski oy oranını alamayacağı görülüyor. Belki de daha partileşme sürecini tamamlayamayan partisi dağılacak.

Partisi dağıldıktan sonra kendisi nereye gider, kimlerle iş tutar, bu da bilinmez. Bilinen bir gerçek var ki bir fikri ve bir zikri olmasından ziyade birilerinin kendisine verdiği rol gereği bir oraya, bir buraya giderek önce umut olma, umut dağıtma, sonra umutları yıkma rolünü iyi oynuyor.

Partisi iyice küçülür veya dağılırsa, yapamadım deyip köşesine çekilir mi? Sanmıyorum. Bir partiye geçme sorunu yok. Geçmiş zikzak ve tecrübesi de bunu gösteriyor. Üst akıl şuraya git derse orada görev üstlenir. Görevi ne de olsa.