15 Ocak 2023 Pazar

Tünelin Ucu

Tünelin ucu görünüyor sanki. Zira şubatta enflasyon önce makul seviyeye, sonrasında da tek haneye inecek.

Yakın bir zamanda enflasyon mazide kalmış bir hatıra haline dönüşecek.

Anlamadığım hatıra iyi şeyler için söylenir. Enflasyon iyi bir şey mi ki hatıra olarak kalacak? Gerçi enflasyon sorun değil, hayat pahalılığı sorun olduğuna göre enflasyon iyi olmalı. O halde iyi olan bir şeyi niye hatıra haline dönüştüreceğiz? Sonradan özlem duyacağımıza bırakın yaşayalım. Nasılsa tereklerimiz dolu. Terekleri boş olan AB ve ABD düşünsün.

Tüm bunları bir dostumla değerlendirdim. Terzilik yapan dostum, görünen bu tünelin ucuna sevineceğine, dağıtılan fakirin bu ekmeğini umutla bekleyeceğine, şurada şubata ne kaldı diyeceğine, başından geçeni anlatarak felaket tellallığı yaptı bana.

Durumu iyi olan birine iki takım elbise dikmiş zamanın behrinde. Bugün vereceğim, yarın vereceğim derken yıllar birbirini kovalamış. Terzinin el emeği, göz nuru emeği ve kumaş bedeli gelmemiş bir türlü. Üzerine kaç defa da telefon açmış terzi. Bir umut belki yarın belki yarından da yakın derken ödeme gerçekleşmemiş. Üstelik durumu iyi olan esnaf batmış. Kendi işini kapatarak başka bir yerde ücretli çalışmaya başlamış.

Terzi, böyle telefonla olmayacak deyip alacaklısını çalıştığı yerde ziyaret ederek alacağını tahsile gider. Borçlu, abi paranı mutlaka ödeyeceğim ve seni de mahcup edeceğim demiş.

Mahcup oldun mu dedim kendisine. Kaç yılın üzerine kaç yıl daha geçti. Maalesef ödeme gerçekleşmediği için ben de mahcup olamadım. Hoş mahcup olmaya dünden razıydım dedi.

İyi de konu ekonomiydi, enflasyondu. Bu anekdotu anlatarak konuyu bağlamından kopardın dedim. Sen öyle san. Zira ben konunun tam göbeğindeyim dedi. 25.09.2022

Temsil Görevinde Olan Yöneticiler

Her mesleğin her işin ve her görevin kendine göre bir zorluğu vardır. Zira hiçbir iş kolay değildir. En kolayı yemek yemektir. Onu da çiğnemek gerek. Her görevin ilk başlangıçta acemiliği de olur, öğrenme azminde olanlar belli bir müddet sonra işinde tecrübe kazanır. Burada iş kollarını, meslekleri ve görevleri bir tarafa bırakıp yöneticilik ve amirliği ele almak istiyorum. 

Bana dünyanın en zor işi hangisi dense küçük de olsa yöneticilik ve amirlik derim. Zira hakkını verenler için gerçekten zordur. Bakmayın siz koltuk sahiplerinin oturdukları yerden emir ve talimatlar verdiğine. Dışı sizi, içi de onları yakar.

Yöneticiliği zorlaştıran en büyük etmen ise sorumluluktur. Diğer memur ve işçiler  kendi iş ve birimlerinden sorumlu iken yönetici ve amirler, kurum-kuruluş ve işletmenin tamamından sorumludur. Diğerlerinin sorumluluğu sadece kurum içini kapsarken yönetici ve amirin sorumluluğu kurum dışını da kapsar. Çünkü yönetici ve amirlerin oturduğu koltuk temsil makamıdır. Devleti temsil eder. Kurumu en iyi şekilde dışarıya karşı temsil etmesi gerekir. Çalışkanlığı, muhakeme gücü, istişareye önem vermesi, çalışanlarına ve çevresine değer vermesi, saygı ve sevgi göstermesi, iş bitiriciliği, anlayışlı olması, harcamalarda devlet malını yetim malı bilmesi, konuşması vs. önemlidir. En önemlisi ise üsluptur. Üsluba önem vermeyen bir temsil sahibi istediği kadar iyi niyetli, çalışkan ve iş bitirici olsun, üslubu her şeyin önüne geçer. Zira güzel üslup barış ortamına katkıda bulunduğu gibi kötü, sert ve yakışık almayan üslup kurumlardaki barış ortamını bozar. Hiçbir çalışan çalıştığından zevk almaz. Herkes diken üstünde oturur ve moraller bozulur. Moralin olmadığı yerde iş verimi de olmaz.

Üslup değil mi deyip geçip gitmeyelim. Üslup demek yol, yordam bilmektir. Bir işi, kime, ne zaman ne şekilde yaptıracağının ve davranacağının formülüdür. Üslubu incitici olan istersen allameicihan olsun, ağzıyla kış tutsun, çalışanlar nazarında sıfırdır.

Üslubu sıfır olanlar devleti temsil  edemezler. Devlet böylelerine tahammül ederse, burada devletin itibarı zedelenir. O yüzden devleti birinci derece temsil edecekler, bu görevlere atanmadan önce iyi bir eğitimden geçirilmelidir. Onlara görgü, edep dersi verilmelidir. Ne oldum delisi, koltuk sevdalısı, kendisiyle barışık olmayanlara, etrafına pozitif enerji vermeyenlere, kırıp geçirenlere baştan yol vermelidir.

Kısaca devleti temsil makamında olan yöneticiler problem çözücü olmalı, problem değil. Kendisi problem olanın devlete ve çevreye zarardan başka katkısı olamaz. 27.12.2022

Tarım Kredi Kooperatifleri

—Diyelim ki millet sizi cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi. Seçmen şaşıp yanıldı. Sizi cumhurbaşkanı seçti. Cumhurbaşkanlığında önceliğiniz ne olacaktır?

—Ekonomidir.

—İyi bildiniz. Bu meseleyi nasıl çözeceksiniz.

—Tarım Kredi Kooperatiflerine ağırlık vereceğim.

—Bu yapılıyor zaten ama yine çözümsüzlük hakim. Hayat pahalılığı aynen devam ediyor, enflasyon düşmüyor. Hasılı vatandaş muzdarip.

—Muzdarip de olsa buna ağırlık vereceğim. Zira elimde başka sihirli değnek yok.

—Böyle yapmakla piyasaya söz geçireceğinize inanıyor musunuz?

—Elbette. Zira at sahibine göre kişner.

—Nasıl yapacaksınız bunu?

—Önce Türkiye'nin tüm il, ilçe, belde ve mahallelerinde vatandaşın rahatça ulaşabileceği şekilde üç harfli marketler misali bir ağ oluşturacağım. Vatandaş mahalle bakkalına gider gibi bu marketlere gidecek.

—Tamam, yaptınız diyelim.

—Piyasanın oturması ve fırsatçılara meydan vermemek için fiyatlarda indirime gideceğim.

—Bunu da yaptınız. Yığılmayı nasıl önleyeceksiniz?

—Vatandaşın yoğunluğunu önlemek ve markete giren vatandaş aradığı ürünü bulabilsin diye marketler önce iki vardiya, gerektiğinde üç vardiya çalışacak şekilde açık tutulacaktır.

—Sonra?

—Marketleri ve ürünleri vatandaşın ayağına getirdik. Millet sudan ucuz diye kapış kapış alıyor. Vatandaş gününde gün gördük diyecek ve hizmete doyacak.

—Tamam, bunu da yaptınız.

—Burada bir ayrıntı da satışlarda kasiyerin görev yapması. Cumhurbaşkanlığı makamına en yakın marketin kasasına ben oturacağım.

—Şaka yapıyorsun.

—Hiç bile değil. Para saymak benim işim ve musluğun başında oturmalıyım. 23.08.2022