11 Ocak 2023 Çarşamba

Dişin mi Var, İşin Var (1)

Hazır izinde iken nicedir ihmal ettiğim şu dişlerimi bir göstereyim dedim. MHRS'den randevu almaya çalıştım. Diş hekimliği yoktu randevu sayfasında. Randevusuz olmalı diyerek diş hekimliğine gittim öğleden sonra. Randevulu imiş meğer. Bir görevliye durumu izah ettim. İlk muayene sekteri ile bir görüş dedi. Birkaç sekreter bir arada "yaşın kaç amca" dedi. 59 dedim. Olmaz, İnternetten randevu alacaksın dediler. MHRS'de burası görünmüyor, bu yüzden randevu alamadım deyince, fakültenin kendi sayfasından almam gerektiğini söylediler. Kızlar yardımcı olun dedimse de mümkün değil, tüm kabinler dolu dediler. 

Çıktım. Boş bir koltuk bularak fakültenin sayfasını açarak ertesi gün için randevu aldım. Kolaymış randevu almak. Merak ettim, çok mu zor MHRS'de diş hekimliklerine yer vermek. Bu çift başlılık niye? Sağlık Bakanlığı ayrı bir telden, üniversiteler niçin ayrı telden çalar? Bu ülkede üniversiteler ayrı bir eyalet ya da devlet içerisinde devlet mi?

Neyse olan oldu. Bu vesileyle bu kadar yolu yürüyerek bugünün yürüyüşünü bu şekil fazlasıyla yerine getirmiş oldum desem de daha etabın bir yarısı duruyor. 

Yolcu yolunda gerek deyip geldiğim yolları tekrar tepmeye başladım. Yürürken her şey akla gelir ya. Bu kızlar tüm poliklinikler randevulu hastalarla dolu diyecekleri yerde niçin yaşımı sormuşlardı. Tabii ya. Nasıl da akıl edemedim. Olmayan akıl nasıl akıl etsindi ki. Bazı yerlerde bir ara okumuştum. 60 yaş üstü hastaların önceliği vardır diye. Şimdilerde görmüyorum ama aynı teamül devam ediyor olmalı. Değilse yaşımı niye sorsunlardı. 60 deseymişim, herhalde tamam amca diyeceklerdi. 59 nereden aklıma geldiyse... Halbuki hanım üstüne basa basa 60 yaşına geldin diye kaç defa kafama vura vura söylemişti. Vazifesi sanki. Sanki kaç yaşındayım diye sormuştum? Gören de nüfus müdürü sanır. Aman bu konuyu kapatayım. Yok yere başıma iş açmayayım. Bu konuda beni rahatlatan yazılarımın ilgili kişi tarafından okunmaması... Şu da benim kulağıma küpe olsun, sair yerlerde girdiğin yaş dikkate alınırken hastanelerde bitirdiğin yaş esas alınıyor. Küçük gösterince bu da hoşuma gitmiyor değil. Aman neyse ne? Kaç yıllardır ötelediğim dişi bir gün daha ötelerdim. Sonunda ölüm yoktu ya. 

Ertesi gün tabana kuvvet deyip randevudan bir 45 dakika önce soluğu diş hekimliğinde aldım. İnternette randevu almak yetmiyormuş. Bir de buraya geldikten sonra ben geldim sırası almam gerekiyormuş. Bunu da personel girişindeki güvenlik söyledi. İyi ki sormuştum. Değilse, beni çağıracaklar diye ekrandan kendini takip et dur.

İsmimin ekranda yanmasıyla birlikte beni muayene edecek öğrenci kızımız güler yüzüyle beni ve benden önceki çağırdığı hanımefendiyi ayakta karşıladı. Muayene etmeden önce benden öncekine ve bana bir yığın sorular sordu. Herhangi bir rahatsızlığım olup olmadığını, tansiyon olup  olmadığını, sürekli kullandığım ilaçları, daha önce ameliyat olup olmadığımı sordu da sordu. Şeker olup olmadığını es geçmeyelim. Ne varsa bu şekerde? Benden önceki kadın hastadan ilave olarak bana, herhangi bir psikolojik rahatsızlık geçirip geçirmediğimi sordu. Ne alaka demeyin. Herhalde saldırgan olup olmadığıma göre tedbirini alacak. Öyle ya o da sizin gibi can taşıyor. Daha hekim olmadan bir psikolojik hastanın elinden şiddet görmek istemezdi.

Kadın hastadan sonra muayene koltuğuna oturunca, kızım, az önceki hastaya psikolojik tedavi görüp görmediğini sormadın, bana sordun. Benden öyle bir imaj mı edindin dedim. Estağfurullah amca, unutmuşum ona sormayı. Özür dilerim. Herkese aynı soruları soruyorum dedi. Bileyim de ona göre hareket edeyim dedim. Bu arada ben herkese göre amcayım, onlar da benim kızım. Muayene eden erkekse, nereden oğlun oluyorum derler mi diye oğlum diyemiyorum. Olanlara ne diyeceğim hasılı muamma.

Hazır elim değmişken bu konuya devam edeyim inşallah.

10 Ocak 2023 Salı

Ünlülerden Kulağa Küpe Sözler

2002-2005 yılları arasında Adana’da yaşarken güzel ve hikmetli sözlere merak sarmıştım. Nerede bir güzel görsem, hangi kitapta hikmetli bir söz okumuşsam, boş derslerimde okul bilgisayar laboratuvarına gider. Bir Word sayfasına not ettiklerimi tek tek yazardım. Hala bilgisayarımda bu topladığım sözleri saklarım. Zira her bir söz kulağa küpe sözlerdir. İşte farklı ünlülerden kesitler:

Sadece aptalların ciddiye alındığı bir dünyada yaşıyoruz. O halde beni anlamıyorlar diye üzülmek niye? Oscar Wilde

Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın. Benjamin Franklin

Yalan zekâ işidir. Dürüstlük ise cesaret. Eğer zekân yetmiyorsa yalan söylemeye, cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene. Victor Hugo

İnsan mı paraya bağlı, para mı insana bağlı? Bu, insana bağlı. Özdemir Asaf

Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil, bir başkasında kendini bulmaktır…Dostoyevski

Bir mutluluk kapısı kapandığında diğeri açılır. Ancak biz kapanan kapıya o kadar uzun bakarız ki bizim için açılmış bulunan yeni kapıyı görmeyiz. Helen Keller

İnsanlar, dünyada çabuk yükselen şeylere değer verirler ama hiçbir şey toz ve tüy kadar çabuk yükselmez. Horace Mann

İnsanlar çok değişti; dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra, beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın. Tolstoy

Bir sürü dostunun içinde elbet düşmanların olacak ama unutma ki, onca düşmanın içinde belki seni dostun vuracak. Maksim Gorki

İnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri? Yoksa insan büyüdükçe mi anlıyor gerçekleri? Özdemir Asaf

Çocukluğunu doya doya yaşayamamış bir insanın mutlu olması çok zordur. Bir annenin, bir babanın en önemli görevi, çocuklarının çocukluğunu doya doya yaşamasına olanaklar yaratmaktır. ”Çocuklar Gülsün diye!” yaşayalım. Çünkü insanın anavatanı çocukluğudur. Çocuklar gülerek, oynayarak büyürse, sonunda büyükler güler. Büyükler mutlu olup gülümseyince tüm ülke, tüm insanlık güler. Çocukların gülmesine hizmet veren herkese selam olsun! Doğan Cüceloğlu

Dini ve Resmi Nikah (4)

Dini nikahın sakıncalarını yazmaya devam ediyorum.

5. Dini nikahlarda her iki tarafın da hakkını korumak esas olması gerekirken hep kadın mağdur olmaktadır.

6. Dini nikah sadece resmi nikahın akabinde kılınsa iki nikah kıyılmış da olsa buna kimse bir şey demez. Ama daha resmi nikah kıyılmadan söz ve nişanlılık döneminde aileler birbirinin yanına rahatça girip çıksın, namahrem olmasın ve günah işlemesi diye gençlere dini nikah kıydırıyorlar. Adı üzerinde nişanlılık dönemi. Bu dönemde anlaşamadıkları için o kadar yüzük atan var ki bunları hepimiz biliyoruz. Bu evrede yakın temas durumu da söz konusu olabiliyor. Kız tarafı nişanı bozarken erkek boşamayı vermem diyebiliyor. Burada da yine kız mağdur edilmektedir.

7. Birden fazla evlilik düşünen erkeklerin imdadına dini nikah yetişiyor. Sayısı fazla olmamakla beraber içimizde ikinci, üçüncü evlilik yapanlar var. Bunlar bu cevaz bu nikah türünden alıyor. Alenen ikinci evlilik yapanların yanında ailesinden ve çevresinden habersiz dini nikahla evli olanlar da var. Bu tür evliliklerin resmiyet olmayınca doğacak çocukların nüfusa geçirilmesi sorun olabiliyor. Gizlilik halinde ise bu akrabalık ilişkileri ileride sorun olarak karşımıza çıkabiliyor.

8. İkinci baharını yaşamak isteyen nicelerini önünde resmi nikâhı kıyma yasağı olmamasına rağmen mirastan kaçınmak suretiyle dini nikah kıyma yoluna gidiyor. Resmi Nikah koymam diyor. Bir de önce dini nikahla evlenelim. Birbirimizle anlaşabilirsek, ileride resmi nikah kıyarız. Anlaşamazsak, sen yoluna, ben yoluma diyenler de var. Bu yüzden birden fazla evlilik düşünenler ve ikinci bahar evliliği yapanlara dini nikah daha cazip geliyor. Nasılsa bu tür dini nikahın bir yaptırımı ve sorumluluğu yok.

9. Dini nikahta kayıt ve kürek olmadığı için boşanma da erkeğin boşadım demesiyle sona eriyor. Burada da kadının iradesi yok. Halbuki nikah bir akit, bir mukavele, karşılıklı bir sözleşme ise  boşanırken kadının da iradesi olması gerekmez mi? Kadının söz hakkı yok ise bu kararı birlikte almayacaklarsa, o zaman evlenirken kıza falanı istiyor musun diye niye soruyoruz? Evlenirken görüş ve irade beyanı veriyorsak boşanırken de kadına bu hakkı vermek lazım. Ki bir anlaşma nasıl yapıldıysa, o şekilde bitirilir ve bitirilmelidir. Evlilik gibi ciddi bir müessesenin bitirilmesi, erkeğin iki dudağı arasında olmamalıdır. Burada da resmi nikah daha doğrusunu yapıyor. Birden boşamıyor, zamana yayıyor ve her ikisine de boşamayı isteyip istemediklerini soruyor. Biri istemezse, kolay kolay boşamaya mahkeme yanaşmıyor.

Hasılı, dini ve resmi nikah konusunu bu yazımda sonlandırmak istiyorum. Toplum bir güvencesi ve sorumluluğu olmayan bu dini nikahla yüzleşmelidir. Taraflara sorumluluk yükleyen tek nikahla yetinmelidir. Diyanet ve işin uzmanları; hoca, imam veya dini nikahın örfi olduğunu, buna gerek olmadığını, resmi nikahın yeterli olduğunu halka bir güzel anlatmalı dır. Bu konuda halkı ikna etmelidir. İlmihal kitaplarında dini nikah adı altında bir bölüm varsa, yeni baskısında o bölümü çıkarmalıdır. Türkiye toplumu bu ikilemden kurtulmalıdır. Herhangi bir olumsuz durumda “imam nikahlı imiş” gibi sözleri duymak istemiyorum. Çünkü bu tür sözler ve oluşan mağduriyetler dine ancak leke getirir. Çünkü bir evlilik akdinde taraflardan birini özellikle kadını koruyamayan bir nikâh, nikah olamaz.