10 Ocak 2023 Salı

Dini ve Resmi Nikah (3)

Niçin illa resmi nikah diyorum ya da resmi nikah olmadan kıyılan dini nikaha niçin sıcak bakmıyorum? Çünkü, 

1. Dini nikah diye kıyılan nikahlarda bu iki kimsenin evlendiğine dair bir kayıt ve kürek yok. Araba ve ev alım satım işlemlerinde, borçlanmalarda dahi hayatın her alanında noterden veya tapudan alım ve satış yapılırken evlilik gibi insanların ömürlerini birleştireceği bir akitte belgenin olmaması kabul edilemez. Bu, evliliğin temellerini çürük atmak demektir. Dini nikâhı önemseyen insanların, Kur'an'ın en uzun süresinin en uzun ayetinde Allah'ın borçlanmalar konusunda ne yapmaları gerektiğini uzun uzadıya anlatırken karşılıklı akit olan evlilikte bir belgenin olmamasının bir izahı olamaz. Borç kadar mı değeri yok evlilik akdinin? (Resmi nikahın yanında kıyılan adına dini denen nikaha sözüm olmaz. Bu da nikah değil, kişilerin kafasındaki tereddüdü gidermek ve içleri rahat olsun diye.)

2. Dini nikahlarda nikâhı kıyılan kişilerin evlenmelerinin önünde bir engel olup olmadığı araştırılmıyor. Hocayı çağırıp nikahımızı kıy demekten ibaret. Hoca, bunların beyanlarını esas alıyor, evli olup olmadıklarını bilmiyor. Belki de bu evlenenler dinen evlenmelerinde sakınca olan kişiler olabilir. Yaşları tutmuyor olabilir. (Burada hoca derken illa cami hocalarını kastetmiyorum. Ki hocalar resmi nikâhı görmeden kolay kolay dini nikah kıymazlar. Bugün az buçuk mürekkep yalamış, resmi görevi olmayan kişiler de bu nikâhı kıyıyorlar.)

3. Dini nikahlarda bazen nikah yerine evlenecek kız getirilmiyor. Vekaleti babası alıp geliyor. Evlilik gibi önemli bir hususta vekalet olmaması lazım. Zaten bu tür vekaletin resmiliği de yok. Baba gelip kızın vekaleti bende diyebiliyor. Ne belli kızın vekaleti gönül rızasıyla verip vermediği. Nikah akdinin iki şahit dışında umuma açık, başka insanların arasında olması tercih edilmeli. Evliliği cümle alem duymalı ve evlenecek kız da orada hazır olmalı ve kabul ediyorum beyanını herkes duymalı.

4. Resmi nikahta birinci derece yakın yani anne ve baba şahit olarak kabul edilmezken dini nikahta yanlış bilmiyorsam, anne ve baba da şahit olabiliyor. Bu yönüyle de resmi nikah daha sağlıklıdır.

Bu konuya devam edeceğim. 

Dini ve Resmi Nikah (2)

Bir önceki yazımda kıyılan tüm nikahların resmi nikah hüviyetinde olduğunu, bugün adına imam, hoca ya da dini dediğimiz nikah türünün 1926 yılında çıkarılan Medeni Kanunla birlikte nikah kıyma görevinin belediyelere verilmesi üzerine acaba nikahımız oldu mu tereddüdü üzerine çıktığını başkasından alıntı yapmak suretiyle izah etmeye çalışmıştım. 

Bu yazımda da 1926 yılından beri nikah konusunda devam eden çift başlılığa işaret ederek kıyılan dini nikahın sakıncalarına ve gereksizliğine işaret etmek istiyorum. 

Öncelikle nikahın hocalısı, imamlısı ve dinisi olmaz. Nikah nikahtır. İki şahit huzurunda evlilik çağına gelmiş reşitlerin kendi gönül rızası ile evlenmek istediklerine dair icap ve kabulde ibaret beyanlarının kayda geçirilmesinden ibarettir nikah. Evlendiklerine dair imza ve hazırlanan belge her iki tarafa da sorumluluk yükleyen ve geçerliliği olan bir belgedir. Evliliği sağlama alan bir mukaveledir. Medeni hukukun nikah kıyma yetkisini belediyeye ve muhtara vermesi dolayısıyla dini nikah kıyma ihtiyacı doğuyorsa, müftülere de nikâh kıyma yetkisi verildi. İsteyen gider, nikâhını müftülere kıydırır. Ki müftünün kıydığı nikah da resmidir. Resmi nikahlarda dua yok, biz bu yüzden dini nikah kıydırıyoruz denirse, kişilerin resmi nikahın akabinde evlendiklerine dair belgeyi gösterdikten sonra dini nikah kıymalarının önünde bir engel yok. İçi rahat etmek isteyen bu yola başvurabilir. Anlatmak istediğim, tek ve vazgeçilmez olan resmi nikahtır. İster belediye başkanı ister görevlendirdiği memur ister müftü ister imam nikahı kıysın ama kıyılan bu nikahın tarafları bağlayan bir hüviyeti olsun. O yüzden dini nikahla bu toplumun yüzleşmesi gerekir. Böyle bir nikahın olmadığını başta Diyanet olmak üzere bu alanda söz sahibi olanlar ikna edici bir dil ile topluma açıklamalıdır. 

Dini ve Resmi Nikah (1)

Adına hoca, imam ya da dini denen nikah ile resmi nikah türü ile ilgili Prof. Dr. Abdurrahman Küçük'ün geçmişten günümüze nikahı anlatan makalesinden madde madde özet yapmak istiyorum:

1. Hz Muhammed'den beri uygulanan nikâh hukuki bir akit olmuştur. 

2. Osmanlı Devleti de evlenme akdini medeni bir muamele saymış, nikahın resmiyet kazanmasını sağlamıştır. İmamlara da kıydıkları nikâhı bir belge ile 8 gün içinde nüfus idaresine bildirilmesi sorumluluğu yüklenmiştir. (1881 yılında çıkarılan kanun.) 

3. 1889 tarihli Şûrayı devlet kararıyla, nikâh kıyma, hâkimin iznine bağlanmıştır. 

4. 1914’te yürürlüğe giren kanun, hâkim iznini devam ettirmiş ve evlenme evrakının düzenlenmesini kocaya bırakmıştır. Koca da düzenlediği evrakı, nikâhı kıyan imama tasdik ettirip mühürlettikten sonra, nüfus idaresine vermekle yükümlü tutulmuştur.

5. 1917 tarihli Hukuk Aile Kararnamesi (HAK), nikâhın önceden ilanı ve hâkimin veya onun görevlendirdiği bir görevli tarafından yapılması şartını getirmiştir.

6. 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun, evliliği, reşit iki şahit huzurunda, belediye dairesinde veya köy muhtarlığına bırakmıştır. Bu Kanun; tarafların hazır bulunmasını, reşit olmalarını, aleniyeti, memurun beyanını ve evlenme belgesi düzenlemeyi kural olarak koymuştur.

7. Nikâhın aslı; şahitler huzurunda icap ve kabulden, tarafların rızasından ibaret bir akittir.

8. Nikâhın sağlamlığı ve devamlılığı esastır. Bunun da bir belgeye veya günün şartlarına göre kurallara bağlanması gerekmektedir. Aksi takdirde nikâhın sıhhatine şüphe girmektedir. Bu bakımdan, yürürlükteki kurallara uygun ve bağlayıcı olmayan nikâh; nikâh değildir. Bu ölçüler içerisinde bir “dinî nikâh”, “dinî olmayan nikâh” yoktur. Önemli olan nikâhın, evlenmeyi belgelemesi ve tarafları garanti altına almasıdır. Bu bakımdan günümüz Türkiye’sinde kıyılan nikâhın yeterli olduğu görüşü hâkim kanaattir.

9. Bütün bunlara rağmen, Türk toplumunda,  “imam nikâhı” denilen bir nikâhın yapıldığı da bir gerçektir.

10. Kanun, medeni nikâh yapılmadan kıyılan dinî nikâhı yasaklamıştır. 

11. Bu durumda, iki nikâh ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan bazıları, medeni nikâh dışında, “imam nikâhı” ile evlendikleri görülmekte ve günümüzde de yaygınlaştırılmak istenmektedir.

12. İmam nikâhının ortaya çıkması, Medeni Kanun ile nikâhın belediyelere ve muhtarlara bırakılmasından sonra halk arasında, bu nikâhın sıhhati, “dinî nokta”dan tartışılmaya açılmış, bu şüpheyi gidermek için imam nikâhı kıydırılma esası benimsenmiştir. Bu nikâh, nikâhın tamam olmasının şartı sayılmıştır. Bu anlayış büyük çoğunluk tarafından kabul görmektedir. Çok fazla dinle ilgisi olmayan ailelerin bile “dinî nikâh” kıydırmak için görevli aradığı şahit olduğumuz konulardandır. Çünkü bu bir inanç konusu gibi insanların zihninde yer etmiş ve örfümüzün bir parçası hâline gelmiştir. Hâlbuki “imam nikâhı” diye bir nikâh yoktur.

13. Ben, “medeni nikâhın” günümüzde en geçerli ve bağlayıcı olması bakımından da İslam’a uygun olduğu kanaatini taşıyanlara katılıyorum. 

Sayın Küçük’ün verdiği bu bilgilerden benim anladığım, Hz Muhammed’den bu yana Osmanlı dahil, nikâhı kim koyarsa koysun, kıyılan nikahlar resmi nikah hüviyetindedir. Osmanlı döneminde imamların kıydıkları nikah da böyledir. İmam, hoca ve dini nikah adı altında resmi nikâhın yanında kıyılan nikah ise 1926 tarihinde nikah kıyma yetkisinin belediye ve muhtarlara bırakan Medeni Kanunla birlikte ortaya çıkmış ikinci bir nikâh türüdür.

Diğer yazımda hoca, imam ve dini nikah üzerinde durmaya devam edeceğim.