30 Aralık 2021 Perşembe

Mülayim Sert ve Mülayim Ters *

Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı 1979 yapımı “Korkusuz Korkak” isimli bir komedi filmi var. Bu filmi izlemeyenimiz yoktur. Burada bu filmi anlatacak değilim. Defalarca izlemişsinizdir. Zaten film dediğimiz anlatılmaz, izlenir.

Sadede gelmek için filmin bir bölümüne, aklımda kaldığı kadarıyla kısaca değinmek isterim. 79 yılının ekonomik sıkıntılarının da işlendiği filmde, biri başrolde oynayan 32 yaşındaki Mülayim Sert isimli karakter, diğeri de yaşını başını almış yaşlı biri. Bunun adı da Mülayim Ters. Mülayim Sert, daha önce yaptırdığı test sonucunu alıncaya kadar perhiz uyguluyor. Her yemeği yiyemiyor. Bu arada belki köşeyi dönerim diye piyango bileti alıyor, 7. ayda ikramiye almak için gün sayıyor.

Sıra geliyor, tahlil ve tetkiklerinin sonucunu almaya. Bu arada kendini de çok iyi hissediyor. Fakat doktordan, 6 aylık ömrünün kaldığını öğrenince yıkılıyor. Mülayim Sert’in ardından tetkik sonucunu almak için iki kişinin koltuğunda güç bela doktorun karşısına getirilip koltuğa oturtulan, yaşını başını almış ve ölümle pençeleşen Mülayim Ters isimli karakter ise doktordan, “Tetkiklerinin çok iyi olduğunu, bu tetkiklere göre daha 100 yıl yaşayacağını çünkü turp gibi olduğunu” öğrenince olduğu yerde hayata veda eder.

Mülayim Sert isimli karakteri oynayan ve altı aylık ömrü kaldığını öğrenen Kemal Sunal ise sayılı günler çabuk geçer hesabı kendini çılgınlığa verir. Öldürmesi için kiralık katil tutar, patronlarına kafa tutar, herkesin korkup kaçtığı saatli bombayı eline alır… Tüm derdi altı ay ömrü kalan ömrünü daha da kısaltmak. Hayattan umudunu kestiği anda kendisine, çıkmaz dediği piyango da çıkar ama buna sevinemez. Çünkü her geçen gün ölüme yaklaşıyor. Film bu şekilde devam ediyor.

Filmde sorun, Mülayim Sert ile Mülayim Ters’in isim benzerliğinden tetkiklerinin karışmış olması. Dosyalar karışınca haliyle sağlam adama ölüm, ahı gitmiş vahi kalmış adama ise sağlam teşhisi konmasıdır. İnanmayan tetkik sonuçlarına baksın. Çünkü dosyalar isim benzerliğinden karışsa da evrak yalan söylemez.

Buradan nereye gelmek istiyorum. Ekonomiye gelmek istiyorum. Ekonomimiz ne durumda? Mülayim Sert’in durumuna mı benziyor yoksa Mülayim Ters’in durumuna mı? Bu konuda da tıpkı iki Mülayim’in dosyaları karıştığından yanlış teşhis konduğu gibi ekonomimizin gidişatına dair söylenen iki farklı görüş var. Bir kesime göre “Ekonomimizin temelleri sağlam. Kısa zaman içinde 10 güçlü ekonomiden biri olmaya doğru ilerliyoruz. Ekonomik verilere göre ikinci ve üçüncü çeyrekte Çin’den sonra ekonomisi en fazla büyüyen ikinci ülkeyiz…”. Yani korkulacak bir durum yok. Sevinilecek bir durumla karşı karşıyayız.

Diğer bir kesime göre ise “Ekonomimiz iyi değil, can çekişiyor, hayat pahalılığı almış başını gitmiş, fiyatlar her gün insanımızı daha zorluyor ve fakirleştiriyor. Döviz ve altın durdurulamıyor. Merkez Bankamız eksi rezervde ve swap anlaşmalarıyla günü kurtarmaya çalışıyor…”.

Size, ekonomi iyi ve kötü diyenlere ait iki görüşü verdim. Hangisi daha doğru? Bu konuda hangi görüşte olduğumu söylemeyeceğim. Filmle bağlantı kurarsak, ekonomimiz 6 aylık ömür biçilen ama ölmeyip sapasağlam yaşayan Mülayim Sert’e (Kemal Sunal) mi benziyor yoksa sağlam teşhisi konan ama daha doktorun odasından çıkmadan, koltuğunda ölüp kalan Mülayim Ters’e mi benziyor? Karar ve takdir sizin. Ümit ediyorum ki ekonomimiz altı aylık ömür biçilen Kemal Sunal’a benzer. Diğer karaktere hiç benzemesin.

*01/01/2022 tarihinde Barbaros ULU adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

Göz Gözü Görmeyen Sisli Havada Yolculuk

Sabah kalktınız. Hava karanlık ama karanlığın dışında başka bir anormallik daha var. Haydi, hayırlısı deyip arabaya bindiniz ve çalıştırdınız. Önünüz kapalı. İçeriden buharlandı deyip havlu ile sildiniz. Bana mısın demedi. Dışarıdan olmalı dediniz. Sileceği çalıştırdınız. Nafile. Klimayı çalıştırıp ısıyı cama verdiniz. Yine açılmadı. Açılmaz. Gözlük buharlandı dediniz. Gözlüğe baktınız. Yok, öyle bir şey. Gözüm mü görmüyor deyip gözlüğü çıkararak çıplak gözle baktınız. Bir an için acaba gözlerim görmez mi oldu dediniz. Merak etmeyin. Gözünüzde bir sorun yok. Çünkü sorun camda, camın buharlanmasında, göz ve gözlüğünüzde değil, hava sisli. Üstelik öyle böyle sisli değil, göz gözü görmeyen cinsten bir hava var. Bu durumda yapacağınız tek şey, arabayla gitmeye mecbur değilseniz, arabayı yerinden hiç kıpırdatmadan kontağı kapatıp toplu taşımaya çıkacaksınız. Hem böylece belki de ilk defa toplu taşımayı kullanıp insanımızı göreceksiniz ve halktan biri olacaksınız ya da sisin biraz aralanmasını beklemek için işe gitmeyi öteleyeceksiniz.

Yok, ne halktan biri olmak istiyorum ne de işime geç kalırım, arabayı kullanmaya da mecburum diyorsanız, bu havada araba sürmek akıl karı değil ama siz istediniz. Sizden tek istediğim tecrübenize güvenmemeniz. Çünkü bu havada tecrübe kar etmez. Acemi şoförün yaptığı tüm manevraları yapmaya hazır olacaksınız.

Yola çıktınız. Önünüzde birden fazla yol seçeneği varsa yapacağınız tek şey, her zaman gidip geldiğiniz; çukurlarını, dönüşlerini, kavşaklarını, ışıklarını vs. sular seller gibi ezbere bildiğiniz yolu takip etmektir. Çünkü göz kararı ve el yordamıyla gideceksiniz. Arabanın kısa farlarını açacaksınız. Gerekirse dörtlüleri yakacaksınız. Bir ayağınız debriyajda, diğeri her an frene basacak gibi gazda, iki eliniz direksiyonda; gözünüz, görmediğiniz bir öne bir arkaya ve aynalara bakacak. Yavaş yavaş kaplumbağa hızı ile süreceksiniz. Sürerken yoldan çıkıp çıkmadığınızı teyit için şeritlerden gözünüzü ayırmayacaksınız. Öndeki araba ile arkadaki araç için takip mesafesini diğer zamanlardakinden daha fazla açacaksınız. Bu havada araç ile yolculuk yapmada sana moral verecek tek şey, trafiğe çıkmış başka araçların da olması. Onlara bakıp bakıp benden başkaları da varmış demektir.

Kaplumbağa hızıyla giderek her ışıkta durdunuz. Dur kalk yaparak şehir içinin yoğun trafiğini kazasız belasız atlattınız ama menzilinize daha varamadınız. Çünkü sizin için yol daha yeni başlıyor.

Şehir dışına çıktıkça, araç yoğunluğu yok denecek kadar azalıyor. Araçlar tek tük yola devam ediyor ama sis alabildiğine daha da bastırmış, göz gözü görmüyor. Ha gözü kapalı yolculuk yapıyorsunuz ha açık, durum değişmiyor. Bu durumda yapacağınız, seni sollayıp geçen bir aracın arkasına takılmak. Ne çok yaklaşacaksın ne de kendinden uzaklaştıracaksın. Çok yaklaşırsan öndeki ani bir fren yaparsa gider ona vurursun. Çok yavaş gidersen, öndeki çeker gider. Onu bırakmayacaksın ve onun güç bela görünen farlarını takip edeceksin. Bu araç kamyon ya da tır bile olabilir.

Başka yapacağım var mı dersen, bu yolculuk esnasında bildiğin tüm duaları dönüp dönüp okumaktır. Ya Rabbi, hele gideceğim yere bir varayım diyeceksin. Yani bu yolculuk esnasında el, ayak, göz, vücut, dil ve kalp hep birlikte çalışacak. Menziline güç bela vardıktan sonra ya Rabbi, kazasız belasız geldim diyerek ellerini açıp şükredeceksin. Beterinden sakla diyeceksin.

Bu arada geçmiş olsun.

29 Aralık 2021 Çarşamba

Hayat Garantili Projelerim *

Gündeme dair yazılar yazıyorsunuz. Siyaseti de es geçmiyorsunuz. Bu da siyasetle ilgilendiğinizi gösterir. Sanki siyasete göz kırpıyor gibisiniz. Genelde eleştirel yaklaşıyorsunuz. Bu yolu seçtiğinize göre yani eleştirdiğinize göre çözüm yollarını da biliyor olmalısınız. Farz edin ki ülke yönetimini ele aldınız. Ülkeye dair ne gibi öneri, çözüm ve projeleriniz var?

Halihazırda proje üretmeye kalkmam, doğmamış çocuğa don biçmek gibidir. Hele ülke yönetimi bana bir teslim edilsin, ne yapacağıma sonra bakarız.

Olur mu öyle şey. Proje olmadan, çözüm önerileri olmadan siyasete soyunulur mu?

Niye olmasın. Senin ki de laf yani. Dediğinden, gören de bu ülkede oturmuş bir devlet yönetimi var sanır. Bizde kervan yolda düzülür denir. Ben de kervanı yolda düzeceğim. Bu düzme esnasında çoklarının canı yanacak, ülkenin anası ağlayacak ama bu uğurda binlerce can feda.

Ciddi söylüyorum.

Hiç şaka yapar tarafım var mı? Ben de ciddiyim. Ben öyle derinlemesine düşünmem. Anlık, günlük proje ve çözüm üretirim. Ortaya sorun çıktı mı, o an çözüm üretirim. Akşamında da vazgeçerim.

Ama devlet bundan zarar görmez mi?

Bu devlet ve içinde yaşayan halk, siyasilerin her türlü macera ve serüvenine dayanmış, hala ayakta ise demek ki acı ve dertlerle bezenmiş ve sınavı hakkıyla geçmiştir. Üzerlerinden tır geçse fark etmez. Benim çözüm önerilerim de onlara vız gelir. En kötü ihtimalle, bu da öncekiler gibiymiş denir. Başkasını denemeye kalkarlar, tabi beni yerimden edebilirlerse. Yeni gelenden de sıdklarını sıyırırlar, başkalarına yönelirler. Unutma ki bu ülke halkı deneme tahtasıdır. Bunlara gelen vurur, giden vurur ve ceremesini kendileri çeker. Bu da biz siyasilerin suçu değil, olsa olsa kaderleri böyledir.

Neyse demagoglukta üstüne yok. Mevcut siyasileri aratmıyorsun. Şimdi sadede gelelim. Mesela ülke yönetimine geldin. Şu anda müzmin sorunumuz ekonomi ile başımız dertte. Ekonomiye dair önerilerini alabilir miyim?

Seve seve. Ekonomi tam bana göre. Zira çocuk oyuncağı. Hani kitabını yazdım denir ya öyle bir şey. Anlamadığım yok anlayacağın. Her alanın piri olduğum gibi ekonominin de piri benim. Ekonomi dediğin denizden bir katre. Ben hayatın kitabını yazmış adamım.

Tamam, övünmeyi bırak. Seni bir başkası övsün. Ekonomiyi nasıl düzelteceksin?

Elimde bir formül var. Bunu da bu yaşımda yeni öğrendim. Bu öğrendiğimi tatbik edeceğim.

Nedir o formül?

Garantili formül.

Mesela?

Hayata dair her şeye garanti vereceğim. Tebaam benimle gurur duyacak, hatta yaşa, var ol diye hep benden konuşacak.

Mesela dedim.

Kimin ne isteği olursa ona garanti vereceğim. Tüm bunları yaparken de mücadeleyi elden bırakmayacağım. Mesela, biri dese ki ben paramı faize yatıracağım. Al sana garanti. Üstüne de kur garantisi vereceğim. Bu deneme işe yaramazsa enflasyon garanti vereceğim. Adam iş yeri mi açacak. Riskten mi korkuyor. Aç bu dükkanı. Kârın benden diyeceğim. Adam, kaza yaparım diye arabaya mı binmek istemiyor. Ona kaza yapmama garantisi vereceğim. Arabam var ama yakıtım yok diyene; bin, gez, dolaş, yakıtın benden diyeceğim. Demem odur ki idaremde herkese iş, herkese aş, herkese para garantisi vereceğim. Kısaca hayatlarına garanti vereceğim.

Parayı nereden bulacaksın? İşsizliğe çare olabilecek misin?

Para en kolayı. Emrimdeki darphane üç vardiya çalışacaktır. 7/24 para basılacaktır. Öncelikli olarak 500 ve bin liralık banknotlar piyasaya süreceğim. Sonrası Allah kerim. Para basma işine çok adam lazım olacak. Buraya alacağım işsizlerle işsizliği çözeceğim. Hiç işi olmayan, içeride para tomarlarını eline alıp saysın dursun. Sayılanı bir daha saysın.

Para basınca enflasyon azmayacak mı?

Azarsa azsın. Enflasyon bu. Bir bakmışsın çıkmış, bir bakarsın inmiş. Sonra enflasyon bu ülkenin hep sorunu. Kim çözmüş ki ben çözeyim. Görevi devrederken dikili bir ağacım olarak haleflerime bunu devretmek isterim. Biliyorsun, devlette devamlılık esastır.

Senden korkulur.

Korkmakta haklısın. Sadece benden değil, tüm siyasilerden korkmalısın. Ki korkunun ecele faydası yok. Ölürseniz, kurtulursunuz. Ölmemek için direnirseniz, size sürünme garantisi veriyorum.

Bu işten kurtuluş yolu yok mu?

Madem beni seçtiniz. Sandıktan ben çıktım. Önünüze sandık gelinceye kadar dayanacaksınız. Sandığa kadar her istediğimi yaparım. Çünkü sandık demek her şey demektir. Yalnız, benden kurtularak şükretmeyin. Çünkü benden sonra gelecek olan da ananızı ağlatmaya devam edecek. Hasılı biz siyasiler keyif çatacağız, ceremesini hep siz çekeceksiniz. Dünyanın düzeni bu. Ben bu düzeni değiştiremem. Size tavsiyem, beni değiştirmeye kalkmasanız, iyi olur. Zira ben tecrübeliyim. Benden sonra gelecek olan bu işe sıfırdan başlayacak. Bu, acemi kasabın elinde koyunun işkence çekmesi demektir. Siz siz olun, bu dünyanın, olmayan kurulu düzenine çomak sokmaya kalkmayın.

*07/01/2022 tarihinde Barbaros ULU adıyla Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.