22 Haziran 2020 Pazartesi

Cuma Mesajları Kabak Tadı Verdi *

Cep telefonları ilk çıktığında görüşmek ve mesajlaşmak bir bedel isterdi. Çünkü pahalı idi. Hele farklı bir operatörü aramak ve bir süre sohbet etmek cesaret gerektirirdi. Bundan dolayı bir cep telefonuna sahip olduğu halde çoğunun fazla kontörü olmaz ve çaldırarak anlaşırlardı. Bu şekil çaldırıp kapatanların oranı şimdilerde kaldı mı bilmiyorum ama bir zamanlar toplumun yüzde 6’sını oluşturuyordu.

İlk çıktığında herkeste olmayan cep telefonuna şimdilerde sahip olmayan yok. Konuşma ve mesajlaşmaya ilave olarak İnternet de cep telefonlarının bir parçası oldu ve çoğunluk faturalı ve faturasız hatta sahip; konuşma, mesajlaşma ve whatsapp ile yazışma sudan ucuz diyeceğim ama bugünlerde su faturaları da katmerli gelmeye başladı. Kampanya ve GSM’ler arasındaki rekabetten dolayı aylık 30-40 lira ile istediğin iletişimi istediğin şekilde tepe tepe kullanabiliyorsun.

Cep telefonlarının yaygınlaştığı günümüzde cep telefonlarından kaynaklı yeni bir sektör daha oluştu: Cuma mesajları. Perşembe gündüz saatlerinden cuma akşamı geç vakitlere kadar cep telefonlarımıza çoğu resimli olmak üzere whatsapp mesajları geliyor. Daha doğrusu yağıyor. Dijital ortamda "En güzel cuma mesajları" sayfaları bile bulmak mümkün. Buralardan seç-beğen ya da gönderilen resimli iletiyi tek tuşla telefonunda kayıtlı cümle aleme ilet. Gitti mi gitmedi mi veya gönderdim mi göndermedim mi endişesiyle aynı kişiye aynı mesajı ikinci, üçüncü kez gönder. Ardından varsa işine yoğunlaş. Cumasını tebrik ettiğin kişiler de telefonun hafızası dolmasın diye gelen mesajları silmekle uğraşsın. Zaten işi yoktu. Böylece kendisine bir iş bulmuş olur. 

Resimli cuma mesajını alan kişi mesaja cevap vereceği zaman "Teşekkür ediyorum. Sizin de cumanız mübarek olsun" yazacağı yerde o da bir başka resimli cuma mesajı seçip gönderiyor. Bu şuna benzer: Biri selam verdiğinde diğerleri "aleyküm selam" diyeceği yerde tekrar "selamün aleyküm" demeye benzer. Bu durumda selamı kim alacak bilmiyorum. Anlatabildim mi bilmiyorum ama cuma mesajlarının durumu buna benziyor. Bu tiplerden biri ile karşılaştığın zaman "Cuman mübarek olsun" dese veya telefon açıp "Kardeş günümüz kutlu olsun" dese sağ olsun, beni düşünüyor, benim için dua ediyor deyip hiç gam yemeyeceğim. Nasılsa sanal alemde görevini yaptı. Ötesi gereksiz ona göre. 

Garibime giden, bu cuma mesajları, mutlaka gönderilmesi gereken bir mesaj ise bu göndericiler, mesajların pahalı olduğu zamanlarda bu mesajları niçin göndermezlerdi de mesajların bir maliyetinin kalmadığı günümüzde her hafta mermi gibi göndermeye devam ediyor. Sanırım dinin, cuma günleri mutlaka tebrikleşin diye bir emir ve tavsiyesi yok. Tek bildiğim Cuma süresindeki şu ayetlerdir: "İnananlar! Cuma günü namaz için çağırıldığınız zaman Allah'ı anmak için acele edin ve alışverişi (işinizi, gücünüzü) bırakın. Bilirseniz bu, sizin için en hayırlı olandır. Namaz sona erdikten sonra da yeryüzüne dağılın, Allah'ın fazlından isteyin ve kurtuluşa ermeniz için Allah'ı çokça anın. Ama onlar bir ticaret veya eğlence gördüklerinde ona yönelip seni ayakta bırakıverdiler. De ki: "Allah’ın nezdinde olan, eğlenceden de ticaretten de üstündür. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Cuma, 9-12) Allah bu ayetlerle cumaya hazırlık yapın, namazınızı kılın, beni cumada ve sonrasında daima anın, sonra işinizden kalmayın, işinize yoğunlaşın diyor. 

Gelen mesajın ne zararı var? Ha gelsin! Mesele edindiğine değmez. Üstelik dua ediyor, duaya karşı mısın yoksa diyebilirsiniz. Açıkçası cuma mesajlarının hepsine özellikle el emeği, göz nuru olmayan resim formatında gönderilenlere karşıyım. Bu tür mesajlaşmayı kuru, yavan, dostlar alışverişte görsün türünden görüyorum. Dua olarak da görmüyorum. Bana dua edecek kişi, cuma veya başka bir gün, içinden geldiği gibi adıma iki satır yazar, gönderir veya gıyabımda bana ve tüm Müslümanlara dua eder. Ötesi boş bana göre.

Cuma mesajı göndermekle haftasını geçirenler, bu yaptıklarında samimiler ve bunu Allah rızası için yapıyorlarsa Allah rızası dendi mi alan sular durur. Ne olur, Allah rızası için bu işi yapmasınlar. Çünkü kabak tadı verdi iyice. Yok bu işi yapmaya devam edeceklerse "Mesaj Hayranları veya Duyarlıları" adıyla sanal alemde veya whatsappta gruplar oluşturarak birbirlerine durmadan cuma ve diğer günler için mesaj gönderip dursunlar. Hatta aralarında en güzel -resimli- mesaj yarışması bile düzenleyebilirler. Aynı zamanda en çok mesaj gönderene aralarında ödül bile verebilirler. Bu işi biraz daha ilerletirlerse dernekleşebilirler bile. Alan razı, veren razı. Tüm bunlara kim ne diyebilir…

*26/06/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

21 Haziran 2020 Pazar

Değerli Babalar! **

Kiminiz darı bekaya göçtü, her geçen yıl giden ömründen bir yıl daha deviriyor, kiminiz de köşesinde gideceği günü bekliyor.

Gittiyseniz de gidişi bekliyor idiyseniz de size şunu söylemek isterim:  Ne ölüme terk edildiniz ne de öldükten sonra unutuldunuz. Zira geride sizi çok seven, hep hasretinizi çeken, size özlem duyan, yokluğunuzu her daim özellikle Babalar Gününde ve ölüm yıl dönümlerinizde sizi anan evlatlarınız var. 

Sosyal medya sizi ananlarla dolu… Kimi anmakla da kalmamış, duygularını yazıya dökmüş. Tabir yerindeyse döşenmiş. Sanırsın ki benim çocuk şair ve yazarmış da haberim yokmuş. Öyle yazmışlar ki görüp okusanız "Bu ben miyim" dersiniz. "Evet" cevabı alınca da "Ooo, ben  neymişim de haberim yokmuş" der, duygulanmakla da kalmaz, babalar ağlamaz demeyip hüngür hüngür ağlarsınız. O yüzden içiniz rahat olsun, gözünüz ve gönlünüz arkada kalmasın. Siz görmüyor olsanız da ben buna şahidim. Bu yazdıklarımı "Yok ya, o kadar da değil. Zira ben kendimi de çocuğumu biliyorum, abartıyorsun derseniz, daha bu yazdıklarım buz dağının görünen yüzü. Gelip görmenizi isterdim. Üstelik yazı ile tam anlatamıyorum. Zira anlatma sorunum var. Ayrıca benim size gelmem yakındır. Gelince evlatlarınızın bitmez tükenmez sevgisini bir güzel anlatırım. Çünkü dil ile anlatımım  daha iyi. Zaten orada zamanımız da bol. Üstelik yapacak iş de yok. Durmadan geride bıraktığınız evlatlarınızı konuşuruz.

İçinizden bazılarınız, bana olan bu sevgisini hayatımda ben yaşarken ve ahir ömrümde niçin göstermedi benim evlatlarım? Şimdi neye yarar derseniz, orasını bilemem. Belki size olan sevgisini gizlemiş, size açılamamış olabilir. Belki de siz, Türk erkeği biraz sert olur, yumuşak olursam çocuğum şımarır düşüncesiyle çocuğunuza olan sevginizi göstermediniz. Çocuğunuz da size olan sevgisini korkusundan gösterememiş, sağlığınızda iken açılamamış, gıyabınızda size açılmış olabilir. Belki de sağlığınızda iken varlığının kıymetini bilemediğinin üzüntüsünü yaşıyordur. Zaten varken kıymet bilinmez bizde. Ancak yoklukta bilinir ve takdir edilir. 

Çocuklarınızın, ardınızdan sizi hayırla yad etmesine bu kadar açıklamamdan sonra hala inanmakta zorlanıyor, mümkün değil, benim çocuk böyle yapmaz, beni anmaz, o ne badem gözlüdür diyorsanız, biliniz ki size yalan söyleyecek halim yok. Ben sosyal medyanın yalancısıyım. Ben oradan gördüğümü okuyorum ve okuduğumu böyle anlıyorum.  Ayrıca yazdıklarında çocuklarınızın ne kadar samimi olduklarını bilemem. Zira niyet okuyucusu değilim. Ben ancak zahire göre hüküm veririm. 

Değerli babalar! Size en son şunu söyleyebilirim. Sosyal medya bildiğiniz gibi değil. Bu alem öyle bir alemdir ki herkesin içini döktüğü, şair ve yazar kesildiği bir yer. Sizin zamanınızda sosyal medya olsaydı çocuğunuz, yüzünüze karşı gösteremediği sevgisini siz daha ölmeden bu alemde iken gösterebilirdi. Dahası, taziye üç gün iken evladınız, vefatınızın her yıl dönümünde sizin vefatınızı paylaşarak her yıl sizin  adınıza bu alemde taziyelerinizi sanal olarak kabul etmektedir. Yani durum bu minvalde. Yavrum! Ardımdan benim adıma bu kadar üzülmene dayanamam. Rab Teâlâ izin verdi. Bana bir oda, bir de mükellef bir sofra hazırla, geri geliyorum deseniz, sonuç nasıl olur bilemem. O sizinle çocuğunuz arasında bir şey. Şöyle olur, böyle olur diyerek baba ile evlat arasına giremem. Rab Teâlâ izin verse de ayrıca böyle bir şey yapmaya kalkmazsınız, umarım. Çünkü onlar için yaşadınız. Geri gelip rahatsız etmek olmaz. Siz en iyisi benden duyduğunuz sosyal medya paylaşımları ile yetinin.

Biliyorum, çocuklarınız, ardınızdan sizin için yaptıklarını, size anlattığımdan dolayı keşke anlatmasaydın deyip bana kızacaklar ama duramadım. Zira şom ağızlıyım, vesselam.

Bu arada sizin ardınızdan eşiniz hala yaşıyor, haberiniz olsun. Konu sizin gününüz dolayısıyla çocuklarınızdan açılınca eşlerinizi de kısa da olsa bu şekilde anmış olalım.

Ne diyorsun, şu günde ne yazdığının farkında mısın deyip bana kızarsanız, kızmayın. Zira benim Babalar Günü kutlamam böyledir. Ayrıca istisnalar kaideyi bozmaz.

**21/06/2020 tarihinde Kahta Söz'de yayımlanmıştır.

20 Haziran 2020 Cumartesi

Yeni Nesil Bir Matematik Sorusu

8.sınıflara LGS'de sorulan yeni nesil bir soru. Kolay mı zor mu bilmem. Zira anlamam. 

Benim Matematiğim iyi diyenler! Buyrun, soru sizi bekliyor. Anlamadığım, tuzu , yemeği ne karıştırırsınız? Haydi karıştırdınız. Tuzun gramını ne yapacaksınız? Bunun cevabını çocuklar bulunca göğe mi ereceksiniz? Reel hayatta yediği yemeği bırakın, aşçılar bile pişirdiği yemeğe kaç gram tuz attığını bilmez. Pişirirken tadar. Tuzlu ya da tuzsuz der. Hasılı bu soruların reel hayatta yeri yok, bilesiniz. 

Yeni nesil soruların mucidini ve bu soruları hazırlayanları sizi bilmem ama Rabbim bildiği gibi yapsın. Son sözüm budur. 

Bu arada 20 sorunun her biri, al birini vur ötekine türünden. 

Çocuğunuz bu ve diğer soruları yapamazsa çocuğunuzda kafa yok diye kızmayın. Bilin ki çocuğunuz normal. Anormal olan sorular ve bu soruları hazırlayanlar. Yine de çocuğunuza kızmaya devam edecekseniz buyrun, soruyu bu yaşınızda siz çözün. 

İçinizde ne var bu soruda, beylik bir Matematik sorusu diyeniniz olursa gözüme uzun süre görürmeyin derim.