20 Haziran 2020 Cumartesi

Bu Ne Yaman Çelişki Böyle! *

Tüm devlet memurları, işçiler, özel sektörde çalışanlar maaşlarını kamu veya özel bankalardan veya finans kurumlarından almak zorunda. Bunun için kurum, kuruluş ve özel sektör, kurum içinden üç kişilik bir komisyon oluşturarak ilgili komisyon banka veya finans kurumlarından en uygun teklif ve ödeme şartlarını alır. Teklifler komisyon marifetiyle masaya yatırılır. Şartları en uygun olan banka veya finans kurumunu üst amire teklif eder. Amir de uygun görürse karşılıklı imzalar atılarak maaş anlaşması yapılır. Banka ya da özel finans kurumlarıyla anlaşma genelde bir, iki, üç yıllık yapılır. Diyanet İşleri Başkanlığı da personelinin maaş anlaşması için bir finans kurumuyla anlaşmış. Buraya kadar bir sorun yok. Zira maaş anlaşmasında olması gereken bu. 

Sorun, bu maaş anlaşmasını 18 Haziran tarihli tweetiyle personeline duyuran Diyanet İşleri Başkanının açıklamasında. Başkanın bu paylaşımını okumadı iseniz ilgili tweeti buraya alıyorum: "İslam’ın haram kıldığı ve haksız kazanca yol açarak büyük bir sömürü aracı olan faizle mücadele noktasında, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak personelimizin maaşlarını faizsiz finans kurumları aracılığıyla ödemeye başladık. Ülkemize, milletimize hayırlı olsun." 

Başkanın bu açıklaması baltayı taşa vurma cinsinden. Zira tartışmalara sebebiyet verecek bir açıklama. Niçin böyle olduğunu fazla detaya gitmeden madde madde açıklamaya çalışayım:

1.Sayın Erbaş, Diyanet personelinin üst yöneticisi olmakla beraber temsil ettiği görev gereği bu ülkede yaşayan tüm Müslümanların başkanıdır.

2.Başkan bu açıklamasıyla kendi personelini faize bulaşmaması için koruduğunu ifade ediyor. Bu ülkede faizle muamele yapan resmi veya özel bankalardan maaş alan milyonlar var. Eğer bir hassasiyet gösterilecek ve bir mücadele başlatılacak ise bu, topyekûn olması gerekmiyor mu? Bu anlayış "Ben personelimi koruyorum, diğerlerinin canı cehenneme" demektir. Buna ben kendine Müslüman olmak derim.

3.Bankalardan maaş almak dinen sorunlu ise Başkan bunu umuma duyurmalı. Aynı zamanda bağlı bulunduğu atamaya yetkili amirine bu endişesini dile getirmeli değil mi?

4.Bankalardan yapılan anlaşma gereği maaşı bankadan almak sorun ise Başkanlığına bağlı Din İşleri Yüksek Kurulunun birkaç ay önce "Toplu konut projesi çerçevesinde kamu bankalarından kredi çekmenin caiz olduğu" yönünde verdiği fetvaya ne demeli? Bankadan bu çerçevede kredi çekmek bankaya/faize destek anlamına gelmiyor mu? Sayın Başkan, bu fetvaya onay veriyor, maaşı devlet bankasından almaya sıcak bakmıyorsa buna bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu denmez mi?

5.Başkanın "Personelimizin maaşlarının ödenmesi için şu özel finans kurumunun sunduğu teklifler daha uygun görülmüş ve ilgili finans kurumuyla anlaşma sağlanmıştır. Personelimize hayırlı olsun" demesi daha şık olmaz mıydı?

6.Özel finans kurumlarının faizsiz olduğu konusunda kesin bir bilgiye sahip mi yoksa onlar da mı bankacılık sistemine göre işlem yapıyor? Zira kamuoyunda özel finans kurumlarının da bu sistem içinde diğer bankalardan çok farkı olmadığı yönünde bir kanaat var.

7.Kendisine bağlı olan DİB personeli ve kendisi bugüne kadar hangi bankalardan maaş almıştır? Kendisi 2017'de başkanlığa atandığına göre o zaman bu hassasiyeti niçin göstermemiştir? Zira açıklamasından, personelin maaşlarının daha önce faizsiz finans kurumundan alınmadığı anlaşılmaktadır. 

Hasılı, Başkanın bu açıklaması nereden tutarsanız elinizde kalır. Çünkü kendi içinde ne yaman çelişkiler barındırıyor. Keşke hassasiyetinden dolayı tercihini özel finans kurumlarından yana kullansaydı da bu açıklamayı yapmasaydı, çok daha iyi olurdu. 

*22/06/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

19 Haziran 2020 Cuma

Benden Size, Hava Atmaya Dayalı, Temsili Bir Namaz


Sanmayın hakikaten namaz kılıyorum. Tamamen özentiye dayalı temsili bir namaz bu. 

İlahiyat Camisinde cuma namazını kılıp çıkarken ceketini omuzlarına atmış ve namaz kılmaya devam eden birini arkasından gördüm. Sağ kolunu göremedim. Dedim ki sağ kolu yok. Az daha divelendim. Sol kolu da yok. Dedim, iki kolu olmadığı halde namaz kılmaya çalışıyor ve kollarının olmadığını göstermemek için ceketini omzuna atmış. 

Tam çıkışa doğru biraz daha yürüyünce el ve kollarının sapa sağlam olduğu gördüm. Yaşı 70'in üzerinde olan amcanın rükuya ve secdeye varmasını bekledim. Bakalım ceketi düşürmeden üzerinde duracak mı diye. Hem rükuyu hem de secdelerini yaptı. Hayret ki ceket omzundan düşmedi.

Daha önce ceket omuzda, ayakkabısının arkasına basmış, eline de 33'lük tesbihini almış dışarılarda gezip dolaşanlar gördüm de namazda uygulayanına ilk defa şahit oldum.

Eve gelir gelmez arşive kaldırılmış ceketlerimden birini arayıp buldum. Ceketin düşüp düşmediğini namaz kılarken üzerimde denemek istedim. 

Omzuma ceketi attım. Seccadeyi serdim. 

Oğlana, oğlum ben namaz kılarken çek ve çektiğini bana at dedim. Kıldım ve gördüğünüz gibi ilk denemede ceketi düşürmedim. 

Hasılı, maharetse maharet...havaysa hava... Sizin de bu maharetimi ve havamı görmenizi istedim. 

Bu arada ceket omuzda namaz kılmanın havası bir başka oluyormuş. Temsili de olsa bunu derinden hissettim. Varın siz, amcanın havasını düşünün.

Aramızdaki farka gelince;
Amca hakiki namaz kılıyor, ben ise temsili.
Amca açık havada herkese havasını atarken bense perdeleri kapalı, içerisi karanlık bir yerde kendi kendime havamı attım. Başka da kimse yoktu zira.

Bir hava da bizden olsun. Zira neyimiz eksik diyorsanız, atın omzunuza ceketinizi, serin önünüze seccadenizi. Durun namaza. İster hakiki ister sahtesini kılın. Bir hava da sizin olsun...

Hiç Ahiret Sorusuyla Karşılaştınız mı? ***

Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler, diğer kurumlar, özel kuruluşlar ya da yüksek lisans veya doktora öğrencileri tarafından zaman zaman önümüze bir konu ile ilgili hazırlanmış bir anket konur. Anketlerin bazısı yapabilir misin şeklinde gönüllülük esasına dayalı iken bazılarının doldurulması dayatmaya dayalı: Şu tarihe kadar yapılacak denir. Cevap vereceğin anket sorularının bazısı matbu iken çoğu dijital ortamda yapılmaktadır.

Herhangi bir konuda araştırma, inceleme, sorun tespiti bakımından birtakım verilere ihtiyaç olabilir. Bunun için de anketlere ihtiyaç vardır.
 
Basit gibi görünen anketin hazırlaması ve okunması zor olsa gerek. Zira hiç anket hazırlamadım. Soruları hazırlayacaksın, anketi kimlerin dolduracağını belirleyip onlara ulaşacaksın. Verilen cevapları bilimsel veriler ışığında oranlayacaksın. Hata payını belirleyeceksin gibi. Bunlar, anket hazırlayan ekibin işi ve profesyonellik gerektirir. Biz, bizi ilgilendiren yani anket doldurma kısmına bir göz atalım. Zira anketleri biz dolduruyoruz. 

1.Hatır veya zorunlu önüne konan anketi "Aman! Anket değil mi? Getir iki dakikada doldurayım, diyorsun. Anketin içine girdikçe kazın ayağının hiç öyle olmadığını anlıyorsun. Soru içinde sorular var soruların içerisinde, hem de sayfalar dolusu. Hele bu anketi elektronik ortamda yapıyorsan cevap verdiğin sorunun altında yeni soru pencereleri açılıyor. Sorular ise daha görmesek de teşbihte hata olmasın, ahiret sorusu gibi sorular. Bazen sorgu melaikesinin yeni sorusuna muhatap olmamak için "fikrim yok" seçeneğini işaretlemek zorunda kalıyorsun. 

2.Soruların içine girdikçe iş inada bindi deyip önce anlamaya çalışıyorsun. Anladık diyelim. Cevap vermeye kalkıyorsun. Karşına o biçim cevaplar çıkıyor ki apışıp kalıyorsun. İşte size bir örnek:
a- Hiç Katılmıyorum
b-Oldukça Katılmıyorum
c-Kısmen Katılıyor- Kısmen Katılmıyorum
d-Oldukça Katılıyorum
e-Tamamen Katılıyorum
Şansınız var. Bu cevaplar en az seçenekten oluşuyor. Bir de en alt tarafa diğer seçeneği konuyor ki yaz yazabilirsen.

3.Anket doldurmak sıkıcı da olsa en sevindirici yanı "Anket bitmiştir. Kaydet’e basınız" cümlesidir. Aslında en sevindirici olanı  hiç ankete katılmamaktır.

4.Yapılan bu anketler ne kadar bilimsel ne kadar doğru cevaplar veriliyor ne derece doğru okunuyor? Bu anket sonuçları nerede kullanılıyor yoksa anket yapmış olmak için mi yapılıyor, bu da ayrı bir konu.

Hasılı, bugüne kadar herhangi bir anket doldurmadı iseniz dünyanın en şanslı insanı ve Allah'ın sevgili kulusunuz demektir.

***23/06/2020 tarihinde Pusula haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.