23 Mayıs 2020 Cumartesi

Şimdi “Nerede O Eski Bayramlar” Demenin Tam Zamanı! **

Önceki ramazanlar gibi bir ramazan iklimini yaşayamasak da, cemaatle namazı camilerde eda edemesek de, teravihe gidemesek de, cumaları kılamasak da, camilerde mukabele okuyup dinleyemesek de, her bölgede az sayıda insanımız, ramazanın son on gününü camide geçirip itikafa giremese de, iftar daveti veremeyip iftara gidemesek de çoğunluk evinde, bir kısmımız ise işinde iken üzerimize farz olan ramazan orucumuzu tuttuk, aynı zamanda anlamak ve hayatımıza tatbik etmek için Yüce Kitabımız Kur’an’ı Kerim’imizi okuduk ve ödül olarak bir bayramı hak ettik.

Hak ettiğimiz bu bayram maalesef önceki bayramlar gibi olmayacak. Çünkü eski bayramlarda olduğu gibi birbirimize ziyaretleşme yapamayacağız, büyüklerin ellerini öpüp gönüllerini alamayacağız. Evlerimiz şenlenmeyecek, başkasının evlerini de şenlendiremeyeceğiz. El yapımı ikramlarımızı eşimize, dostumuza ikram edemeyeceğiz. Tıpkı oruç gibi bayramımız da sessiz, sedasız ve buruk geçecek eğer buna bayram denirse. Çünkü salgın riskini en aza indirmek amacıyla bayramı evlerimizde bir başımıza geçireceğiz. İşte bu bayramı görünce “Nerede o eski bayramlar” demenin tam zamanı.

Bayramı evlerimizde bir başına geçirirken ne yapacağız? Böyle bayram olur mu diye karalar bağlayıp sızlanacak değiliz. “Bana bir şey olmaz” deyip gizli kaçak yollarla sokağa çıkma yasağını delerek konu komşuyu bayramlaşmaya gidecek halimiz de yok. Bu yaşadığımız/yaşayacağımız bayram, ayrıca dünyanın sonu değil. Zira beterin beteri var. Nasıl ki mart ayından beri birçok alanda B planını devreye koyup hayatımızı idame ettirmeye ve dünyayı eve sığdırmaya çalışmışsak bu bayramı da evlere sığdıracağız ve bayram B planını hayata geçireceğiz. Böyle bir ortamda en iyi bayram, bir türlü elimizden düşürmediğimiz el, pardon cep telefonlarını bol bol kullanmak olacaktır. Yakınlık ve uzaklığa göre tanıdıklarımızın kimini görüntülü, kimini telefonla arayıp bayramlarını kutlayacağız. Kimine kısa mesaj göndereceğiz, kimine whatsapptan mesaj yazacağız. Başkasından gelen mesajlara cevap vereceğiz. Sosyal medyayı kullanıyorsak yazdığımız bayram mesajını profilimizde paylaşacağız ya da başkasının paylaşmış olduğu mesajları kah beğenerek kah yorum yazarak kutlayacağız.  

Göndereceğimiz bayram mesajlarının eş, dost ve tanıdıklar nezdinde bir anlam ifade etmesini istiyorsak, yazdığımız mesajların kendi el emeği, göz nuru mesajlarımız olmasına dikkat etmemizde fayda var. Başkasının hazırlayıp servis ettiği resim formatındaki mesajlar veya başkasından gelen bu şekil mesajları başkasına iletmek bana kuru ve yavan gelmektedir. Bu tür mesajlar yasak savma babından mesajlardır. Bana göre kişiye özgü yazılan yazı formatındaki mesajlar daha bir anlam ifade eder. Yine de tercih tebrikleşenlere ait.

Bu vesileyle bir ay boyunca tuttuğumuz oruçlarımızın kabul edilmesini, okuduğumuz Kur’an’ın ufkumuzu açıp hayatımıza yön vermesini, oruç ve Kur’an ile hemhal olmak suretiyle yaşadığımız ramazan ikliminin diğer aylarda da devam etmesini, yerine getirdiğimiz ibadetlerin ahlakımıza yansımasını; idrak ettiğimiz bu olağanüstü bayramın size, ailenize, ülkemize, İslam dünyasına ve tüm insanlığa huzur getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum. Bayramınız mübarek olsun…

**23/05/2020 tarihinde Kahta Söz'de yayımlanmıştır.

22 Mayıs 2020 Cuma

Tatsız Tuzsuz Bir Bayram ***

Arife gün ile birlikte bayramı da kapsayacak şekilde bayramda dört gün sokağa çıkma yasağı uygulanacağı için bu bayramı evde kendi kendimize geçirmeye başladık. Birlikte yaşamadığımız eş-dostun, hısım-akrabanın, konu-komşunun ve diğer tanıdıkların bayramını gerek görüntülü görüşerek gerek telefonla arayarak gerek kısa mesaj veya whatsapptan yazarak ya da sosyal medya aracılığı ile sanal olarak kutlamış olacağız. Yani sanal bayram yapacağız.

Her şeyin bir ilki olduğu gibi kutlayacağımız/kutladığımız bu sanal bayram, bugüne kadar kutlaya geldiğimiz bayramların ilki olacak. Belki de ilk defa “her günün bayram tadında geçsin” diye temennide bulunmayacağız. Çünkü tatsız-tuzsuz bir bayram olacak bu bayram. Maalesef elimiz mahkum böyle bir bayrama. Ne diyelim, Allah’tan hayırlısı. Bunda da vardır bir hayır deyip yolumuza devam edeceğiz. Allah beterinden saklasın.

Tatsız tuzsuz bayram dedim. Çünkü bizde bayram demek şeker, lokum gibi tatlıları ikram etmek ve tatmak demektir, sılayı rahim demektir, hatır bilmektir, sayıp sevmek demektir. Bu bayramda karşılıklı gelip gitme olmayacağı için çoğumuz, bayram hazırlığı yapmadı. Ne şekerini aldı ne lokumunu ne de baklavasını yaptı. Hâsılı, bu bayram kendimiz bayram yapmayacağı gibi midemiz de bayram yapmayacak.

Diğer bayramlarda olduğu gibi eş-dostu ziyaret edeceğim, hepsiyle bayramlaşacağım telaşı ve yorgunluğu olmayacak. Evlerimizin zilleri çalmayacak. İzzet, ikram olmayacak. Evde edi ile büdü varsa çocuk, bir başına bayram geçireceğiz. Yani kendimiz çalıp kendimiz oynayacağız. Salgın dolayısıyla dünyayı eve sığdırdığımız gibi bayramı da eve sığdıracağız. Gelen mesaja, çalan telefonumuza sevinmekle yetineceğiz ve belki de ilk defa, gelen her mesajı okuyup mukabilinde cevap yazacağız.

Tatsız ve tuzsuz bu bayramın iyi yönü yok mu? Var elbet. Nereden baktığına bağlı. Ziyaretleşmelerde ikram geri çevrilmez diye tadımlık aldığımız şeker ve tatlı türü yiyeceklerden dolayı midemiz bozulmayacak. Bu haliyle midemiz bayram yapacak denebilir. Bu bayramda bayram yapacaklardan bir tanesi de evin kadınlarıdır. Çünkü misafir gelmeyeceği için Konya’nın vazgeçilmezi dolma, sarma, bamya gibi yemekleri yapmak için evin kadınları, oruç oruç emek sarf etmediler. Yemek yaptılarsa da kendilerine yetecek kadar yaptılar. Aile reisi için de bu bayram iyi bir bayram sayılır. Çünkü doğru dürüst bayram alışverişi yapmadı. Çocukları bayramlık istemedi. Evin hanımı baklava yapacağım, ceviz lazım demedi. Çünkü isteseydi, içi cız edecekti. Zira birçok üründe olduğu gibi cevizin de fiyatının yanına varılamıyor.

Çocuklar için de bu bayram çok tatsız tuzsuz olacak. Çünkü bayram demek, çocuklar için harçlık demektir. Amca, dayı gibi akrabalar evlerine gelmeyeceği gibi kendileri de onlara gidemeyecekler. Haliyle bayram harçlığından mahrum kalacaklar, sevinemeyecekler ve harçlık biriktiremeyecekler.

Salgın kaynaklı yaşadığımız bu olağanüstü durumun, bir B planı olarak kutladığımız/kutlayacağımız bu tatsız tuzsuz sanal bayram, kutladığımız ilk ve son bayram olur inşallah. Hepinizin bayramını tebrik ediyorum. Nice bayramlara…

***23/05/2020 tarihinde Pusula Haber gazetesinde Barbaros ULU adıyla yayımlanmıştır.

Sanal Bayram *



Salgın dolayısıyla gündelik yaşantımızdan ödünler vererek B planlarımızı uygulamaya koyduk. İleriye dönük ne kadar planımız varsa öteledik. Çoğumuz işine gidemedi veya işini yapamadı. Normalleşme adımlarına rağmen hala aynı durum devam ediyor.

Camiyi, cemaati ve cumayı unuttuk. Ramazan orucuna buruk bir şekilde girdik ve nihayet bugün yine buruk bir şekilde uğurluyoruz.

Virüsün etkisini kırmak amacıyla sokağa çıkma yasaklarıyla tanıştık. Bayramda uygulanacak olan sokağa çıkma yasağı ile birlikte evlerimizde geçireceğimiz yasak toplamı 21 gün olmuş olacak. Bu demektir ki virüs dolayısıyla birçok alanda nice ilkleri gerçekleştirdiğimiz gibi bu bayramda da bir ilki gerçekleştireceğiz ve bayramı da sanal kutlayacağız. Eşimizi-dostumuzu, hısım-akrabamızı ve tanıdıklarımızı telefonla arayarak veya mesaj göndererek bayramlaşacağız.

Sanal bayrama yabancı değiliz aslında. Kaç bayramdır sosyal medya, whatsapp, kısa mesaj yoluyla gidilebilecek mesafede olanlara bile bayram tebrikleri göndererek bir nebze de olsa tanıdıkların gönlünü alıyorduk. Daha doğrusu işin kolayına kaçıyorduk. Bu bayramda yapacağımız sanal tebrikleşme zorunluluktan olacak. Belki de bu zorunluluktan dolayı bu bayramda göndereceğimiz mesajlar veya telefon açarak yapacağımız bayramlaşmalar, ilk defa bir anlam ifade edecek ve daha fazla tanıdığımıza mesaj göndermiş olacağız. Kimse “Evi şurada, gelmeye tenezzül etmedi, işi mesajla geçiştirdi” deyip gönül koymayacak. Hiçbirimiz “Efendim, o kadar ziyaret edeceğim yer vardı ki üç günde bitiremedim, çoğuna gidemedim” diyemeyecek.

Kutlayacağımız bu sanal bayram elbette diğer bayram kutlamaları gibi olmayacak ve eski bayramların yerini tutmayacak. Göndereceğimiz mesajlara ne kadar dikkat edersek edelim, karşılaştığımız bu durumu garipseyeceğiz. Ama bu durumda yapılabilecek başka da bir şey yok. Zira zorunlu bir durumla karşı karşıyayız.

Herkesin kendine göre bir mesaj gönderme veya tebrikleşme yöntemi olmakla beraber kutlayacağımız bu sanal bayramın kuru ve yavan olmaması, dilek ve temennilerimizin daha içten olması için tebrikleşmelerde şu hususlara dikkat edebiliriz:

Resim formatında tebrikleşmenin gönderilmemesi. Çünkü bu yol ile gelen veya gönderilen mesajlar, cep telefonlarının hafızalarını doldurmaktan öte bir anlam taşımıyor ve kişiye hitap etmiyor. Kişi, yeni mesajlara yer açmak için gelen mesajı silmek durumunda kalabiliyor. Bunun yerine göndereceğimiz mesajların yazı formatında olması, kendi mahsulümüz olması ve mesajlarda kişinin ismine yer verilmesi, gönül alma ve hatır bilme yönünden daha uygun olur kanaatindeyim. Yani kişi, aldığı mesajla bu mesaj bana hitaben yazıldı mesajını almalı.

Kutlama grubu oluşturmak suretiyle tek basmada toplu mesajın gönderilmemesi. Bu yöntem işimizi bir defada halletmekle beraber gruptakilerin çoğu, birbirini tanımadığı için bir gruba eklendiğini gören hemen gruptan çıkmaya davranıyor. Kutlama da başlamadan bitiyor.

Hepimizin dahil olduğu ortak whatsapp gruplarımız olabilir. Bu gruplara da tek mesaj göndererek bayramlaşma yerine gruptakilerin hepsine özelden tebrik yazmak aramızdaki samimiyeti artırabilir.
Büyük-küçük kimden gelirse gelsin gelen her bayram mesajına usulünce cevap vermek uygun olanıdır. Yani gönderilen mesaj havada kalmamalı, iadeyi ziyaret sadedinde olmalı.

Burada herkese mesaj yazmak veya cevap vermek zamanımızı alabilir diye bir eleştiri gelebilir. Mesaj yazmak ne kadar vaktimizi alırsa alsın, oturduğumuz yerden yazmak herhalde fiili bayram ziyaretinden daha kolay olur.

Bu vesileyle tuttuğumuz oruçlar kabul etmesini, okuduğumuz Kur’an’dan anladığımızı hayatımıza tatbik etmeyi Allah bizlere nasip etsin. Ramazandan aldığımız manevi hazzın, kendimize ve nefsimize çekidüzen vermemizin ramazandan sonra da devam etmesini temenni ediyorum. Salgın dolayısıyla yaşamakta olduğumuz bu olağanüstü halin bir an evvel sona ermesini, bu şekilde kutladığımız sanal bayramı bir daha bizlere göstermemesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Hepinizin Ramazan bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Nice bayramlara inşallah…

*23/05/2020 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.