—Baba! Bu ne ya böyle?
—Ne oldu, hayırdır?
—Gıdadan giyime her şeyin fiyatı uçmuş. Gün geçmiyor ki bir ürüne zam gelmemiş olsun. 17 yaşındayım. Hiç böylesini görmemiştim.
—Biz eskiden çok gördük, biraz da sen gör evlat.
—Ne görmesi? Ne zaman gördün?
—56 yaşındayım evlat. 80 öncesi koalisyonlu dönemleri hatırlarım. Zam eksik olmadı. Geldi mi iğneden ipliğe gelirdi. Zam önce akaryakıta gelirdi. Sonrası sıralanırdı. Zama razı olurduk, her ürünü bulamazdık. Almak için sıraya girerdik. Ülke o zamanlar 70 sente muhtaçtı.
—Sonra?
—Sonra ihtilal ve ardından Özal hükümetleri geldi. 24 Ocak kararlarıyla birlikte serbest piyasa izlenince cebimiz biraz para gördü ama enflasyonlu hayat vardı. Ürünlere durmadan zam gelirdi. Kemal Sunal'ın zamlarla ilgili filmi bile var.
—Doğru. İzlemiştim.
—91-2001 arası yamalı bohça gibi kurulmadık koalisyon hükümeti kalmadı. Hiçbirinin de ömrü uzun olmadı. Kısa bir dönem koalisyon olan Refah-Yol hükümeti dışında iktidara gelen her parti yüzünü zamlarla gösterdi. Döneminde ürünlere pek zam yapmayan Refah-Yol da memura verdiği yüksek maaş zammıyla ün yaptı. Bu ülke 90 ve 2001 arasında iki tane büyük ekonomik kriz gördü. Sıfırı hatta eksiyi gördü. Bol bol zam gördük bu süreçte.
—Senin ömrün de neredeyse zamla geçmiş.
—Maalesef öyle oldu. Hayat pahalılığını iliklerimize kadar hissettik. Senin doğumunla birlikte uzun süre doğru dürüst zam görmedik. Çoğu ürünün etiket fiyatı değişmedi, hatta bazı ürünlerin fiyatı düştü. Milletin cebi para gördü. Parası bereketlendi. Bu durum son birkaç yıla kadar böyle geldi.
—Şimdi ne olacak?
—Maalesef yeniden eski yıllara yani çift haneli enflasyonlara geri döndük. Bu hayata biz alışkınız. Sen de göreceksin bunu. Gör ki geçmişte ne çektiğimizi anlayasın.
—Ne yapacağız bu durumda?
—Ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Bol keseden harcamayacağız. Kısmasını bileceğiz. İhtiyaç listemizi oluşturup önceliklerimizi belirleyeceğiz. Rahatımızdan ödün vereceğiz. Zevki sefadan vazgeçeceğiz. Her istediğimizi almayacağız. Zorunlu ihtiyaçlara paramızı harcayacağız.