10 Aralık 2017 Pazar

Beş Ay Sonra da Taziye Olmaz ki!

Vatandaşın temmuz ayının ortalarında ağabeyi vefat eder. Cenazeye katılacak eş ve dostun haberi olsun diye sosyal medyadan "Ağabeyim vefat etmiştir, cenazesi yarın ikindi vakti Parsana Camisinde kılınacak cenaze namazının ardından Musalla Mezarlığına defnedilecektir" şeklinde bir paylaşım yapmış.

Ne var bu paylaşımda diyebilirsiniz? Paylaşımın kendisinde bir sorun yok. Çünkü sosyal medya hem haberleşme, hem de sevinç ve üzüntülerin paylaşıldığı yer ne de olsa. Mesajı görenin cenazeye katılması, başsağlığı dilemesi de normal. Sanal da olsa taziye yorumları da normal. Cenaze, haberdar olan eşle, dostla kaldırıldı. Mezarlıkta taziyeler kabul edildi. Buraya kadar her şey normal.

Anormallik, beş ay sonra ortaya çıktı. Nasıl mı? Daha önce cenazeden haberi olmayan biri beş ay sonra cenaze paylaşımının altına "Başınız sağ olsun" diye bir yorum yazar. Geçmiş paylaşımlara yorum yapılınca paylaşım yeni bir haberi gibi öne çıkar bu alemde. Bunu gören sanki paylaşım yeniymiş gibi taziye mesajı yazmaya başlıyor. Ne tarihine bakan var, ne de ağabeyin daha önce ölmemiş miydi diyen. Yorum üstüne yorum yağıyor. Belki de yeni yorum yazanların büyük bir kısmı daha önceden sıcağı sıcağına taziye bildiren yorumlar yapmıştı.

Profilindeki beş ay öncesine ait ağabeyinin vefatını belirten paylaşımına yeni yorumların yapıldığını görünce profil sahibi, öyle zannediyorum; 'Ne oluyor, ağabeyim yoksa öldükten sonra yeniden dirilip tekrar mı öldü' diye düşünmeye başlamıştır. Garibimin beş ay öncesinde defnettiği ağabeyinin acısı yeniden depreşmiş olmalı. 

Beş ay önce vefat eden biri için beş ay sonra taziyede bulunanlar öyle böyle değil, baya da kelli-felli adamlar. Toplum psikolojisi dedikleri veya şartlanmışlık dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Ayrıca "Bu toplum balık hafızalı, çabuk unutur" dediklerine bir örnektir. Ciddiyetten uzak bir taziyedir. Ben söyleyeceğimi söyledim. Takdir sizin... 10.12.2017

İçimiz Kan Ağlarken Bazılarının Uğraşı *

Zaman zaman geri plana düşse de dünya ve Müslümanların gündeminden hiç düşmeyen bir konudur Filistin meselesi. Kanayan yaramız maalesef. ABD'nin yeni kovboyu dünyadaki diğer sıkıntılar yetmezmiş gibi "Kudüs'ün İsrail'in başkenti olduğunu” ilan ederek patlamaya hazır bombanın fitilini ateşlemiş oldu.

Dünya kamuoyu ayakta. Türkiye, tek başına bu haksız uygulamaya karşı çıkmaya çalışıyor. Filistinliler yeniden üçüncü intifadasını başlattı. Üzerlerine bombalar patlamaya başladı. Daha ilk gündem dört kişiyi şehit verdiler. 

Türkiye'deki Müslümanlar kâh cami önlerinde, kâh meydanlarda, kâh sosyal medyada İsrail'i telin etmeye çalışıyor. Bu meseleyi dert edinen herkes gücü nispetinde bu konuyu gündemde tutmaya çalışıyor. Bunları her birimiz biliyoruz. Dikkat çekmek istediğim başka benim.

Filistin gündemdeyken başka ne meselesi olabilir diye düşünebilirsiniz? Sosyal medyayı kullananların dikkatini çekmiştir bu. Farkında olmayanlar için bu konuya işaret etmek isterim. Millet sosyal medyada 'İlk kıblemiz gidiyor, peygamberimizin miraca çıktığı yer işgal altında, Mescid-i Aksa elden gidiyor' türünden paylaşım yaparken hafif mürekkep yalamış bazıları, "Efendim, Mescidi Aksa ilk kıblemiz değil, Mescidi Aksa adı altında paylaşılan resimler, Kubbetüs sahra resmidir; yok peygamberimiz miraca çıkmadı. Millet cahilce bilir-bilmez paylaşım yapıyor. Bu konuda benim falan kitaptaki açıklamama bakabilirler" şeklinde paylaşım yapma yoluna gittiler. Düzeltmelerin içeriğine girmeyeceğim. Doğrudur-yanlıştır demeyeceğim. Bu tiplere -maalesef içlerinde konusunun uzmanı Prof’lar da var- el insaf! İlk önce neyi, nerede, ne zaman söyleyeceğinizi bilin de öyle gelin diyeceğim. İslam'ın mukaddes bildiği Haremi Şerif elden gitmiş, bizimkiler ilmi mütalaa yoluna gidiyor. Utanmıyorsanız bari Allah'tan korkun, diyeceğim bunlara. Bu tiplerin durumu, bir gemi yolculuğunda nahvi(Arapça gramer bilgisi) çok iyi bilen birisi gemidekilere 'Nahvi bilir misiniz' diye bir soru sorar. 'Bilmiyoruz' cevabı alınca 'Gitti ömrünüzün yarısı' der. Az sonra çıkan deniz fırtınasıyla birlikte gemi batmakla yüz yüze kalır. Gemidekilerden biri nahiv ustasına, 'Hocam! Yüzme bilir misin' diye bir soru sorar. Hoca, 'hayır' cevabı verince 'O zaman gitti ömrünün tamamı' der. 

Bizim Kudüs üstatlarının durumu, hikâyedeki nahiv üstadına benzer. Nahivci, en azından daha fırtına çıkmadan, ortada  tehlike yokken nahiv bilgisini konuşturarak havasını atıyor. Şimdikiler, tehlikenin içinde ilimle uğraşıyor. Derin bilgileriyle hava atıyorlar. Aman bilginiz sizin olsun, eksik olun yeter. Ayıp yahu! Vallahi ayıp, billahi ayıp, tallahi ayıp. En azından susun bari!

Bir sevindirici haber, Türkiye’nin başkanlığını yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında Kudüs ile ilgili bir dizi karar alınarak ABD’nin tek taraflı aldığı karara tepki gösterilmiş oldu.  14.12.2017 Ramazan YÜCE 

* 16/12/2017 tarihinde Anadolu'da Bugün gazetesinde yayımlanmıştır.

9 Aralık 2017 Cumartesi

İsme Bakın Hele!

Muhammed Fethullah Kazım
Bu, bir çocuğun ismi. Yazık! Ömür boyu bu yükü taşıyacak.
Adını söylerken bile kaç nefes alacak?
Kağıda yazsa A4 kağıdının yarısını kaplar.
Bu kadar isim üstüne düşse çocuğun balı yarılır.
Aile büyükleri bu ismi koymak isterken:
-"Peygamberin adını koymak için Muhammed,
-Bir zamanlar hoca efendi diye bilinen zata olan sevgiden dolayı Fethullah,
-Dedenin gönlü olsun diye Kazım" diyelim demiş olmalılar.
Keşke aile büyükleri, herkesi memnun etmek yerine verdikleri isimle çocuğu memnun etmeyi deneselerdi.
Çocuğun ismi gözümün önüne gelince gözüm yoruluyor. Hangisiyle hitap edeyim diye bir an düşünüyorum. Sonra en kısasını seçiyorum.
Çocuğun yüzüne bakıyorum. Ciddi ve karamsar bir görüntüsü var. İçinde ne kıyametler kopuyor, kim bilir? Belki de ben bu kadar ismi nasıl taşıyacağım diye düşünüyor olmalı.
Biri kendini uyaracak olsa 'Muhammed Fethullah Kazım' diye sesleninceye kadar zaten iş işten geçmiş olur. Zaten ismin biri de bugün anılacak gibi değil.
Sahi, siz bu çocuğun yerinde olmak ister miydiniz?
Çocuk ileride ismini kaşe olarak bastırmak istese mühürcüler isyan eder.
Allah kimseyi bu çocuğun durumuna düşürmesin.
Dua edin çocuğun soyadını yazmadım... 09/12/2017 Ramazan YÜCE